16. bölüm / 19
Kırmızı bereliGEÇMİŞİN GÖLGESİ
Bölümler 19Şu an: GEÇMİŞİN GÖLGESİ
- 1 Karakter kartı98 kelime
- 2 KIRMIZI BERELİ1.405 kelime
- 3 YENİ ĞÖREV1.053 kelime
- 4 İLK KARŞILAŞMA1.307 kelime
- 5 AYNI TİM1.253 kelime
- 6 SESSİZ BAKIŞLAR1.632 kelime
- 7 İLK OPERASYON bölüm 61.264 kelime
- 8 GERİ DÖNÜŞ YOK609 kelime
- 9 PUSU1.401 kelime
- 10 ATEŞ HATTI1.456 kelime
- 11 YARALI635 kelime
- 12 BENİ BIRAKMA720 kelime
- 13 KAYIP782 kelime
- 14 GÖLGEDEKİ İZ757 kelime
- 15 SİPER1.817 kelime
- 16 GEÇMİŞİN GÖLGESİ1.819 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 KURTARMA EMRİ1.807 kelime
- 18 SESSİZCE YAKLAŞAN FIRTINA2.655 kelime
- 19 OYUNUN İÇİNDE1.137 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
15. BÖLÜM —
Alara koridorun ortasında öylece kalmıştı.
Kaan hâlâ elindeki telefona bakıyordu.
Ekrandaki son mesaj silinmişti.
Ama cümle Alara'nın zihnine kazınmıştı.
“Kaan'ın sana söylemediği şeyi biz söyleyeceğiz.”
Alara sonunda konuştu.
— Bana ne saklıyorsun?
Kaan başını kaldırdı.
— Hiçbir şey.
Alara'nın yüzündeki ifade değişti.
— Bunu söyleme.
Kaan sustu.
— Bana daha önce de "hiçbir şey" dedin.
— Alara...
— Sonra geçmişinden birinin hayatta olduğunu öğrendik.
Kaan ona doğru bir adım attı.
— Seni korumaya çalışıyordum.
Alara'nın sesi kırıldı.
— Ben korunmak istemiyorum, Kaan. Gerçeği bilmek istiyorum.
Odadaki herkes sessizdi.
Kaan birkaç saniye gözlerini kapattı.
Sonra Doruk'a baktı.
— Herkesi dışarı çıkar.
Mert itiraz edecek gibi oldu ama Bora koluna dokundu.
— Gel.
Herkes çıktı.
Kapı kapandı.
Odada yalnızca Kaan ve Alara kaldı.
Kaan derin bir nefes aldı.
— Sana anlatacağım.
Alara dikkatle ona baktı.
— Ama önce bir şeyi bilmen gerekiyor.
— Ne?
— Bu insanların söyledikleri her şey doğru değil.
Alara sessiz kaldı.
Kaan devam etti.
— Seni şüpheye düşürmek istiyorlar.
— Neden?
— Çünkü sen benim için önemlisin.
Alara'nın kalbi hızlandı.
Kaan bunu fark etmiş gibi bakışlarını kaçırdı.
— Ve bunu biliyorlar.
Alara yavaşça sordu:
— Peki geçmişindeki adam kim?
Kaan cevap vermeden önce kapı açıldı.
Doruk içeri girdi.
— Kaan.
Kaan döndü.
— Ne oldu?
Doruk'un yüzü ciddiydi.
— Bir kayıt buldum.
Bilgisayarı masaya koydu.
— Eski operasyon dosyasında eksik olan bir bölüm var.
Kaan ekrana baktı.
— Aç.
Doruk dosyayı açtı.
Yıllar önceki operasyonun görüntüleri ekrana geldi.
Kaan birkaç saniye izledi.
Sonra görüntüde bir asker belirdi.
Alara da ekrana baktı.
Adamın yüzünü görünce kaşları çatıldı.
— Bu...
Kaan ona baktı.
— Tanıyor musun?
Alara başını yavaşça iki yana salladı.
— Hayır.
Doruk görüntüyü büyüttü.
Adamın yanında küçük bir çocuk vardı.
Alara'nın nefesi kesildi.
— Çocuk...
Kaan ekrana yaklaştı.
— Ne oldu?
Alara gözlerini görüntüden ayıramıyordu.
— Bu çocuk...
Bir süre konuşamadı.
— Bana tanıdık geliyor.
Kaan şaşkınlıkla ona baktı.
— Emin misin?
Alara başını tuttu.
Bir an için eski, bulanık görüntüler zihninde belirdi.
Karanlık bir oda.
Çocukça bir ses.
Bir el.
Ve yıllar önce unutmaya çalıştığı bir anı...
Alara geri çekildi.
— Ben bunu daha önce gördüm.
Kaan hemen yanına geldi.
— Alara?
Alara gözlerini kapattı.
— Bilmiyorum...
Nefesi hızlandı.
— Hatırlayamıyorum.
Kaan sakin bir sesle konuştu.
— Tamam. Zorlama.
Alara başını kaldırdı.
— Ama neden benim çocukluğumla ilgili bir görüntü senin eski operasyon dosyanda?
Kaan'ın yüzü dondu.
Çünkü o da aynı soruyu düşünüyordu.
Doruk sessizce ekranın altındaki belgeyi açtı.
Belgelerin arasında tek bir isim vardı.
ALARA DEMİR
Kaan birkaç saniye hareket edemedi.
— Bu mümkün değil...
Doruk ona baktı.
— Daha kötüsü var.
Kaan başını kaldırdı.
Doruk ekranı aşağı kaydırdı.
Dosyanın en altında tek bir not bulunuyordu:
“Kız çocuğu operasyon sırasında kayboldu.”
Alara'nın gözleri büyüdü.
— Kız çocuğu...
Kaan ona baktı.
Alara'nın sesi titredi.
— O çocuk ben miydim?
Odada ağır bir sessizlik oluştu.
Kaan cevap veremedi.
Çünkü ilk kez...
Alara'nın geçmişinin, kendi geçmişiyle kesişmiş olabileceğini fark etmişti.
Ve tam o anda bilgisayara yeni bir mesaj düştü.
“Sonunda hatırlamaya başladı.”
Kaan'ın bakışları sertleşti.
Bir mesaj daha geldi.
“Şimdi ona gerçeğin tamamını anlatın.”
Ve son mesaj:
“Çünkü Alara'nın geçmişi, sizin düşündüğünüzden çok daha karanlık.”
Odada kimse konuşmuyordu.
Bilgisayar ekranındaki cümle hâlâ oradaydı.
“Sonunda hatırlamaya başladı.”
Alara gözlerini ekrandan ayıramıyordu.
— Ben... o çocuk muydum?
Kaan cevap veremedi.
Alara ona döndü.
— Kaan.
Kaan'ın yüzünde alışık olmadığı bir ifade vardı.
Şaşkınlık.
Ve korku.
— Bilmiyorum, Alara.
Alara'nın gözleri doldu.
— Ama dosyada benim adım var.
— Evet.
— O zaman neden bilmiyorsun?
Kaan bir adım yaklaştı.
— Çünkü dosya eksik.
Doruk hemen araya girdi.
— Ve bazı sayfalar özellikle silinmiş.
Alara şaşkınlıkla ona baktı.
— Kim sildi?
Doruk başını iki yana salladı.
— Bilmiyorum.
Kaan bilgisayarın başına geçti.
— Silinen kayıtları geri getirebilir misin?
— Deneyeceğim.
Doruk çalışmaya başlarken Alara odanın içinde birkaç adım attı.
Başını tutuyordu.
Bir görüntü daha aklına gelmişti.
Küçük bir ev.
Ahşap bir kapı.
Ve kendisinden biraz büyük bir çocuk.
Çocuk ona bir şey söylüyordu.
Ama kelimeleri hatırlayamıyordu.
Alara gözlerini kapattı.
— Bir çocuk vardı.
Kaan hemen ona döndü.
— Nerede?
— Bilmiyorum.
— Rüyanda mı?
— Hayır.
Alara başını salladı.
— Daha önce gördüğüm bir şey gibi.
Kaan sessizce bekledi.
Alara gözlerini açtı.
— Bana bir şey vermişti.
— Ne?
— Kırmızı bir ip.
Doruk klavyede yazmayı bıraktı.
Kaan ona baktı.
— Ne oldu?
Doruk yavaşça döndü.
— Eski dosyalarda bir not var.
— Oku.
Doruk ekrandaki belgeyi açtı.
— "Çocuğun elinde kırmızı ip bulundu."
Alara'nın yüzü bembeyaz oldu.
— Bu...
Kaan hemen onun yanına geldi.
— Alara.
Alara bir adım geri çekildi.
— Ben bunu nasıl hatırlıyorum?
Kaan sakin kalmaya çalışıyordu.
— Çünkü bazı anılar tamamen kaybolmaz.
Alara ona baktı.
— Peki sen neden bunları bilmiyorsun?
Kaan cevap vermeden önce uzun bir süre düşündü.
— Çünkü o operasyon sırasında ben daha gençtim.
— Orada mıydın?
Kaan başını salladı.
— Evet.
Alara'nın nefesi kesildi.
— Yani beni...
Cümlesini tamamlayamadı.
Kaan yavaşça konuştu.
— Seni orada görmüş olabilirim.
Alara'nın gözleri doldu.
— Ama hatırlamıyorsun.
— Hayır.
— Ben seni hatırlamıyorum.
Kaan başını eğdi.
— Belki de hatırlamaman gerekiyordu.
Alara kaşlarını çattı.
— Ne demek bu?
Kaan cevap veremeden Doruk'un bilgisayarından bir ses geldi.
Bip.
Herkes ekrana döndü.
Silinen dosyalardan biri geri gelmişti.
Doruk şaşkınlıkla ekrana baktı.
— Bir kayıt açıldı.
Kaan yaklaştı.
Ekranda eski bir tarih vardı.
Altında:
“KAYIP ÇOCUK — ALARA DEMİR”
Ve hemen altında başka bir isim.
Kaan'ın gözleri büyüdü.
Alara ekrana baktı.
— Kim o?
Kaan birkaç saniye konuşamadı.
Sonra ismi söyledi.
— Cem Karahan.
Alara ona baktı.
— Karahan?
Kaan başını kaldırdı.
— Benim soyadım.
Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
---
Saatler sonra herkes odasına çekilmişti.
Alara yatağında oturuyordu.
Uyumak istemiyordu.
Çünkü gözlerini kapattığında görüntüler geliyordu.
Kırmızı ip.
Eski ev.
Çocuk.
Ve Kaan'ın soyadı.
Telefonunu eline aldı.
Yeni mesaj yoktu.
Bir süre sonra telefon titredi.
Alara irkildi.
Bilinmeyen numara.
Tek bir mesaj:
“Artık sana gerçeğin ilk parçasını gösterdik.”
Alara cevap yazmadı.
İkinci mesaj geldi.
“Ama Kaan'ın ailesinin o gece ne yaptığını henüz bilmiyorsun.”
Alara'nın parmakları dondu.
Üçüncü mesaj:
“Sor ona.”
Alara telefonu kapattı.
Tam o sırada kapısı çalındı.
— Alara?
Kaan.
Alara birkaç saniye bekledi.
— Gir.
Kaan içeri girdi.
Elinde eski bir dosya vardı.
Alara dosyayı görünce doğruldu.
— O ne?
Kaan dosyayı masaya bıraktı.
— Geçmişim.
Alara'nın kalbi hızlandı.
— Bana anlatacak mısın?
Kaan başını salladı.
— Evet.
Dosyayı açtı.
— Cem Karahan benim ağabeyimdi.
Alara'nın gözleri büyüdü.
Kaan devam etti.
— Yıllar önce kayboldu. Herkes onun öldüğünü düşündü.
— Ama sen...
— Ben hiçbir zaman tamamen inanmadım.
Alara sessizce sordu:
— Neden?
Kaan dosyadaki eski fotoğrafa baktı.
— Çünkü cesedi bulunmadı.
Alara'nın aklına köydeki adam geldi.
— Peki şimdi?
— Şimdi yaşıyor olabileceğini biliyoruz.
Alara'nın sesi kısıldı.
— Ve benim geçmişimle bağlantılı.
Kaan başını salladı.
— Evet.
Bir süre sessizlik oldu.
Alara gözlerini fotoğrafa dikti.
— Bana zarar vermek istiyor mu?
Kaan hemen cevap verdi.
— Bilmiyorum.
Sonra Alara'nın gözlerinin içine baktı.
— Ama sana ulaşmak için beni kullanıyor.
Alara başını eğdi.
— Ya söyledikleri doğruysa?
Kaan'ın yüzü değişti.
— Neyi kastediyorsun?
— Ya senin ailenden biri benim başıma gelenlerle ilgiliyse?
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra sakin ama kesin bir sesle konuştu.
— O zaman gerçeği buluruz.
— Ya gerçek seni üzerse?
— O zaman da buluruz.
— Ya beni senden uzaklaştırırsa?
Kaan gözlerini ondan ayırmadı.
— Gerçek ne olursa olsun, seni suçlu yapmaz.
Alara'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Kaan bunu görünce sessizce mendil uzattı.
— Ağlama.
Alara hafifçe güldü.
— Sen de hep bunu söylüyorsun.
— Çünkü üzülmeni istemiyorum.
Alara mendili aldı.
— Teşekkür ederim.
Kaan kapıya yöneldi.
— Bu gece yalnız kalmak istemezsen...
Alara ona baktı.
Kaan cümlesini tamamladı.
— Koridorda olacağım.
Alara başını salladı.
— Tamam.
Kaan çıktı.
---
Gece ilerledi.
Alara sonunda uykuya daldı.
Bu kez rüya farklıydı.
Küçük bir kız çocuğu vardı.
Kız ağlamıyordu.
Elinde kırmızı bir ip vardı.
Karşısında küçük bir erkek çocuk duruyordu.
Çocuk ona doğru eğilip bir şey söyledi.
Alara rüyasında kelimeleri ilk kez duyabildi.
— Beni unutma.
Alara'nın gözleri uykusunda doldu.
Çocuk elindeki kırmızı ipi ona uzattı.
Sonra kapının arkasından başka bir ses geldi.
— Cem!
Çocuk arkasına döndü.
Küçük Alara korkuyla geri çekildi.
Ve tam o anda rüya kesildi.
Alara gözlerini açtı.
Nefes nefeseydi.
Odanın karanlığında birkaç saniye etrafına baktı.
Sonra bir şey fark etti.
Yastığının yanında kırmızı bir ip vardı.
Alara dondu.
Elini yavaşça uzattı.
İpi aldı.
Ama bu mümkün değildi.
Çünkü o ip...
Yıllardır görmediği çocukluk eşyalarının arasında bile yoktu.
Alara kapıya baktı.
Kapı kapalıydı.
Sonra telefonuna bir bildirim geldi.
Ekranda tek bir mesaj vardı:
“Hatırladın mı, Alara?”
Alara'nın kalbi hızlandı.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Cem'i.”
Alara'nın elindeki kırmızı ip yere düştü.
Çünkü artık emindi.
Onu izleyen insanlar sadece geçmişini bilmiyordu.
Çocukluğundan kalan anıları da biliyorlardı.Alara yerdeki kırmızı ipe bakıyordu.
Parmakları titriyordu.
— Bu buraya nasıl geldi?
Kapıya doğru baktı.
Sonra pencereye.
Her şey kapalıydı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kaan içeri girdi.
— Alara?
Alara hemen ayağa kalktı.
— Kaan!
Kaan onun yüzündeki korkuyu görünce durdu.
— Ne oldu?
Alara yerdeki ipi gösterdi.
— Bu odada değildi.
Kaan eğilip ipi aldı.
— Emin misin?
— Eminim.
Kaan ipin ucunu inceledi.
— Buna daha önce dokundun mu?
Alara başını salladı.
— Çocukken.
Kaan'ın bakışları sertleşti.
— Demek bunu buraya biri bıraktı.
Alara yutkundu.
— Ama kim?
Kaan hemen telsizini çıkardı.
— Doruk, odama gel. Şimdi.
Birkaç dakika sonra Doruk geldi.
Kaan ipi ona uzattı.
— Kameraları kontrol et.
Doruk başını sallayıp odadaki güvenlik kayıtlarına bağlandı.
Bir süre sonra ekranı durdurdu.
— Burada bir şey var.
Görüntüyü geri sardı.
Koridorda bir görevli görünüyordu.
Elinde çamaşır ve temizlik malzemeleri vardı.
Doruk görüntüyü büyüttü.
— Bu kişi odaya girmiş.
Alara şaşkınlıkla baktı.
— Ne zaman?
— Yaklaşık iki saat önce.
Kaan hemen sordu:
— Kimlik?
Doruk görüntüyü yakınlaştırdı.
— Üniforması gerçek gibi görünüyor ama yüzünü kamera tam almamış.
Kaan'ın yüzü sertleşti.
— Yani üsse kadar girmişler.
Doruk başını salladı.
— Büyük ihtimalle.
Mert kapıdan seslendi:
— Kaan!
Herkes ona döndü.
Mert'in elinde bir dosya vardı.
— Temizlik ekibinin bugünkü listesine baktım.
Dosyayı açtı.
— Bu isim listede yok.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Alara kırmızı ipe baktı.
Artık korkusunun sebebi yalnızca ipin kendisi değildi.
Bir yabancı, kimsenin fark etmediği bir anda odasına kadar girmişti.
Kaan Alara'ya döndü.
— Bundan sonra odanda tek başına kalmayacaksın.
Alara itiraz etmek üzereydi.
Ama Kaan devam etti:
— Bu emir değil.
Bir an durdu.
— Rica.
Alara onun yüzüne baktı.
Sonra başını salladı.
— Tamam.
Doruk yeniden bilgisayara döndü.
— Kaan...
— Ne?
Doruk ekranı çevirdi.
Güvenlik kaydında sahte görevlinin odaya girdiği görülüyordu.
Fakat daha ilginç olan başka bir şey vardı.
Adam odadan çıkarken cebinden telefonunu çıkarmıştı.
Ekrana tek bir mesaj düşmüştü.
“İp yerine ulaştı.”
Doruk'un yüzü değişti.
Kaan mesajı okudu.
Ardından yeni bir mesaj geldi.
“Şimdi ikinci hatırayı gönderin.”
Kaan'ın bakışları Alara'ya kaydı.
Alara ise yalnızca tek bir şeyi düşünüyordu:
Çocukken ona kırmızı ipi veren Cem...
Ve yıllar sonra aynı ipin yeniden karşısına çıkması.
Bu artık tesadüf değildi.
Birileri Alara'nın geçmişini biliyor ve onu adım adım geçmişine geri götürüyordu.
Ama asıl soru hâlâ cevapsızdı:
Cem neden Alara'nın hatırlamasını istiyordu?
