Kırmızı bereli kitap kapağı

7. bölüm / 19

Kırmızı bereli

İLK OPERASYON bölüm 6

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: İLK OPERASYON bölüm 6

Efe diz çöküp Alara'nın karşısına geçtiAraç hazırlanmıştı.
Efe, Alara'nın omzunun sabit olduğundan emin olduktan sonra ayağa kalktı.
— Hastaneye gidiyoruz.
Alara hemen itiraz etti.
— Ben tek başıma gidebilirim.
Kaan kaşlarını kaldırdı.
— Hayır.
— Kaan—
— Hayır.
Alara dudaklarını büzdü.
— Sürekli emir veriyorsunuz.
Mert arka taraftan başını uzattı.
— Komutanın görev tanımında bu var. Özellikle size karşı.
Kaan dönüp ona baktı.
— Mert.
— Tamam, sustum.
Alara istemeden gülümsedi.
Ama ayağa kalktığı anda yüzündeki ifade değişti.
Omzundaki ağrı yeniden kendini hissettirmişti.
Bir an gözlerini kapattı.
Kaan bunu fark etti.
— Yavaş.
Alara başını salladı.
Kaan kolundan destek oldu.
Bu kez Alara itiraz etmedi.
Araca bindiklerinde Efe hemen yanına oturdu. Kaan ise karşı koltuğa geçti.
Motor çalıştı.
Araç hareket etti.
İlk birkaç dakika kimse konuşmadı.
Alara camdan dışarı bakıyordu.
Kaan ise sürekli ona bakıyordu.
Sonunda Alara dayanamadı.
— Bana bakmayı bırakacak mısınız?
Kaan sakin bir şekilde cevap verdi.
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü gözlerini kapatıp duruyorsun.
— Yoruldum.
— Biliyorum.
Alara ona baktı.
— Siz de yoruldunuz mu?
Kaan kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
— Evet.
— Ama belli etmiyorsunuz.
Kaan hafifçe gülümsedi.
— Komutan olmak böyle bir şey.
Mert önden seslendi:
— Komutan olmak değil, inatçı olmak böyle bir şey.
Baran güldü.
— Mert, senin konuşmaman gereken zamanlar var.
— Ben sadece gözlem yapıyorum.
Doruk arka koltuktan konuştu:
— Sen gözlem yapmıyorsun. Hayatta kalmak için konuşuyorsun.
Araçta kısa bir kahkaha yayıldı.
Alara da güldü.
Fakat gülüşünün sonunda omzundaki ağrı yüzünden yüzü yeniden gerildi.
Kaan'ın gülümsemesi anında kayboldu.
— Ağrıdı mı?
Alara başını salladı.
— Biraz.
Efe hemen kontrol etti.
— Birazdan hastaneye varacağız.
Kaan gözlerini Alara'dan ayırmadı.
Hastaneye ulaştıklarında Efe sağlık ekibine durumu anlattı.
Alara sedyeye geçmek istemedi.
— Yürüyebilirim.
Efe ona baktı.
— Alara.
— Tamam, tamam.
Mert arkasından fısıldadı:
— Efe'nin "Alara" deme şekli bile insanı hizaya sokuyor.
Baran başını salladı.
— Doğru.
Alara birkaç adım attı.
Kaan hemen yanında yürüyordu.
Kapının önünde durdu.
Alara bir an ona baktı.
— Siz gelmeyecek misiniz?
Kaan şaşırdı.
— Nereye?
— İçeri.
Kaan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Gelirim.
Alara başını salladı.
Doktorlar onu içeri götürürken Kaan kapının önünde kaldı.
Kapı kapandı.
Bir anda koridor sessizleşti.
Mert, Kaan'ın yanına geldi.
— Komutan…
— Ne?
— Sen fena korktun.
Kaan cevap vermedi.
Mert bu kez şaka yapmadı.
— Hepimiz korktuk.
Kaan gözlerini kapıya dikti.
— Ben farklı korktum.
Mert birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Biliyorum.
Kaan ona baktı.
— Ne biliyorsun?
Mert omuz silkti.
— Bir şey yok.
Ve uzaklaştı.
Kaan tekrar kapıya baktı.
İlk defa kendine itiraf etmekten kaçtığı şeyi düşünüyordu.
Alara'nın vurulduğunu gördüğü an hissettiği korku…
Sadece bir tim arkadaşını kaybetme korkusu değildi.
Çünkü Alara artık onun için…
Hayalet Timi'nin bir üyesinden çok daha fazlası olmaya başlamıştı..

— Alara, beni dinle. Omzunu mümkün olduğunca sabit tut.

Alara başını salladı.

— Tamam.

Ama sesi eskisi kadar kendinden emin değildi.

Omzundaki ağrı artık tek bir noktada kalmıyor, koluna doğru yayılan ağır bir sızıya dönüşüyordu. Her nefeste omzunu istemsizce hareket ettiriyor, hareket ettirdikçe yüzü geriliyordu.

Efe bunu fark etti.

— Derin nefes al. Panik yapma.

Alara nefes almaya çalıştı.

İlk nefeste yüzünü buruşturdu.

İkinci nefeste gözlerini kapattı.

— Acıyor…

— Biliyorum. Ama sakin kalman önemli.

Kaan hemen yanında duruyordu.

— Efe?

Efe kısa bir bakış attı.

— Kurşun içeride. Şu an en önemli şey Alara'yı sabit tutmak ve durumunu kontrol etmek.

Kaan'ın yüzü gerildi.

— Çıkacak mı?

— Hastanede çıkarılacak. Burada acele etmeyeceğiz.

Alara gözlerini açtı.

— Hastaneye mi?

Efe başını salladı.

— Evet.

Alara derin bir nefes verdi.

— Ben iyiyim.

Mert uzaktan mırıldandı:

— Bu cümleyi hâlâ kullanıyor.

Bora ona baktı.

— Mert.

— Tamam, sustum.

Efe, Alara'nın elini kontrol etti.

— Parmaklarını hareket ettirebiliyor musun?

Alara elini yavaşça oynattı.

— Evet.

— Uyuşma?

— Biraz karıncalanma var.

Efe'nin yüzü ciddileşti.

— Tamam. Bunu takip edeceğiz.

Kaan'ın bakışları Efe'den Alara'ya döndü.

— Daha kötüye giderse?

— Söylerim.

Alara Kaan'a baktı.

Onun yüzündeki endişeyi artık saklayamadığını görüyordu.

— Kaan…

— Buradayım.

— Gerçekten iyiyim.

Kaan başını hafifçe eğdi.

— Bana bunu söylemeyi bırak.

Alara şaşırdı.

— Neden?

Kaan birkaç saniye sustu.

— Çünkü iyi olmadığını gördüğüm halde senden bunu duymak istemiyorum.

Alara'nın gözleri dolacak gibi oldu ama kendini toparladı.

Efe müdahalesini tamamlayıp omzunu güvenli şekilde sabitledi.

— Şimdi hareket etmeyeceksin.

Alara başını salladı.

— Tamam.

Kaan ceketini çıkarıp Alara'nın sağlam tarafına bıraktı.

— Üşüyor musun?

Alara cevap vermeden önce fark etti.

Gerçekten titriyordu.

— Biraz.

Kaan ceketini omuzlarına yerleştirdi.

— Şimdi daha iyi?

Alara başını salladı.

— Evet.

Kaan birkaç saniye ona baktı.

Sonra çok sessiz bir sesle konuştu:

— Bir daha gözümün önünde böyle sendeleme.

Alara hafifçe gülümsedi.

— Emir mi?

Kaan'ın dudaklarının kenarı kıpırdadı.

— Emir.

Mert arkadan seslendi:

— Komutanım, romantik konuşmalarınızı biraz sonra yapsanız? Aracı hazırladık.

Kaan gözlerini kapattı.

— Mert…

— Tamam, tamam. Gidiyorum.

Alara ilk kez o geceden beri gerçekten güldü.

Ve Kaan, onun gülüşünü görünce içinden tek bir şey geçirdi:

İyi ki hâlâ gülüyor.Araç hazırlanmıştı.
Efe, Alara'nın omzunun sabit olduğundan emin olduktan sonra ayağa kalktı.
— Hastaneye gidiyoruz.
Alara hemen itiraz etti.
— Ben tek başıma gidebilirim.
Kaan kaşlarını kaldırdı.
— Hayır.
— Kaan—
— Hayır.
Alara dudaklarını büzdü.
— Sürekli emir veriyorsunuz.
Mert arka taraftan başını uzattı.
— Komutanın görev tanımında bu var. Özellikle size karşı.
Kaan dönüp ona baktı.
— Mert.
— Tamam, sustum.
Alara istemeden gülümsedi.
Ama ayağa kalktığı anda yüzündeki ifade değişti.
Omzundaki ağrı yeniden kendini hissettirmişti.
Bir an gözlerini kapattı.
Kaan bunu fark etti.
— Yavaş.
Alara başını salladı.
Kaan kolundan destek oldu.
Bu kez Alara itiraz etmedi.
Araca bindiklerinde Efe hemen yanına oturdu. Kaan ise karşı koltuğa geçti.
Motor çalıştı.
Araç hareket etti.
İlk birkaç dakika kimse konuşmadı.
Alara camdan dışarı bakıyordu.
Kaan ise sürekli ona bakıyordu.
Sonunda Alara dayanamadı.
— Bana bakmayı bırakacak mısınız?
Kaan sakin bir şekilde cevap verdi.
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü gözlerini kapatıp duruyorsun.
— Yoruldum.
— Biliyorum.
Alara ona baktı.
— Siz de yoruldunuz mu?
Kaan kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
— Evet.
— Ama belli etmiyorsunuz.
Kaan hafifçe gülümsedi.
— Komutan olmak böyle bir şey.
Mert önden seslendi:
— Komutan olmak değil, inatçı olmak böyle bir şey.
Baran güldü.
— Mert, senin konuşmaman gereken zamanlar var.
— Ben sadece gözlem yapıyorum.
Doruk arka koltuktan konuştu:
— Sen gözlem yapmıyorsun. Hayatta kalmak için konuşuyorsun.
Araçta kısa bir kahkaha yayıldı.
Alara da güldü.
Fakat gülüşünün sonunda omzundaki ağrı yüzünden yüzü yeniden gerildi.
Kaan'ın gülümsemesi anında kayboldu.
— Ağrıdı mı?
Alara başını salladı.
— Biraz.
Efe hemen kontrol etti.
— Birazdan hastaneye varacağız.
Kaan gözlerini Alara'dan ayırmadı.
Hastaneye ulaştıklarında Efe sağlık ekibine durumu anlattı.
Alara sedyeye geçmek istemedi.
— Yürüyebilirim.
Efe ona baktı.
— Alara.
— Tamam, tamam.
Mert arkasından fısıldadı:
— Efe'nin "Alara" deme şekli bile insanı hizaya sokuyor.
Baran başını salladı.
— Doğru.
Alara birkaç adım attı.
Kaan hemen yanında yürüyordu.
Kapının önünde durdu.
Alara bir an ona baktı.
— Siz gelmeyecek misiniz?
Kaan şaşırdı.
— Nereye?
— İçeri.
Kaan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Gelirim.
Alara başını salladı.
Doktorlar onu içeri götürürken Kaan kapının önünde kaldı.
Kapı kapandı.
Bir anda koridor sessizleşti.
Mert, Kaan'ın yanına geldi.
— Komutan…
— Ne?
— Sen fena korktun.
Kaan cevap vermedi.
Mert bu kez şaka yapmadı.
— Hepimiz korktuk.
Kaan gözlerini kapıya dikti.
— Ben farklı korktum.
Mert birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Biliyorum.
Kaan ona baktı.
— Ne biliyorsun?
Mert omuz silkti.
— Bir şey yok.
Ve uzaklaştı.
Kaan tekrar kapıya baktı.
İlk defa kendine itiraf etmekten kaçtığı şeyi düşünüyordu.
Alara'nın vurulduğunu gördüğü an hissettiği korku…
Sadece bir tim arkadaşını kaybetme korkusu değildi.
Çünkü Alara artık onun için…
Hayalet Timi'nin bir üyesinden çok daha fazlası olmaya başlamıştı.