Kırmızı bereli kitap kapağı

4. bölüm / 19

Kırmızı bereli

İLK KARŞILAŞMA

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: İLK KARŞILAŞMA

BÖLÜM 3

Mert'in yüzündeki sırıtış hâlâ geçmemişti.

Kaan bunu fark ettiğinde gözlerini kıstı.

— Bir şey mi söyleyeceksin?

Mert başını iki yana salladı.

— Hayır komutanım.

— O zaman neden öyle bakıyorsun?

— Öyle bakmıyorum.

Bora araya girdi.

— Bakıyorsun.

Mert ona döndü.

— Sen benim tarafımda olacaktın.

— Ben kimsenin tarafında değilim.

Doruk sakin bir şekilde telsizini kontrol ederken konuştu:

— Mert'in tarafında olmak mantıklı değil.

Efe güldü.

— Çünkü Mert'in tarafı sürekli değişiyor.

Mert ellerini iki yana açtı.

— Ben burada yalnız bırakıldım.

Kaan başını iki yana salladı.

— Hepiniz ciddiyetinizi koruyun.

Mert hemen doğruldu.

— Emredersiniz.

Bir saniye sonra:

— Ama komutanım—

— Mert.

— Sustummm.

Kaan başını çevirip Alara'nın bulunduğu yöne baktı.

Alara hâlâ görev yerindeydi.

Çevreyi dikkatle izliyordu.

Kaan telsizini eline aldı.

— Alara, durum?

Alara hemen cevap verdi.

— Şimdilik temiz.

— Bir hareket görürsen haber ver.

— Anlaşıldı.

Kaan telsizi kapattı.

Mert yine ona baktı.

Kaan bu kez hiçbir şey söylemedi.

Mert de susmayı tercih etti.

En azından birkaç dakika.

---

Yaklaşık yirmi dakika geçmişti.

Alara'nın bulunduğu noktada hava giderek serinliyordu.

Rüzgâr hafifçe esiyor, çevredeki ağaçların yapraklarını hareket ettiriyordu.

Alara gözlerini çevreden ayırmıyordu.

İlk görevi olduğu için hata yapmak istemiyordu.

Ama Kaan'ın söyledikleri aklında dönüp duruyordu.

“Kimse kendi kahramanlığını kanıtlamaya çalışmaz.”

“Timden kopma.”

“Ne olursa olsun.”

Alara derin bir nefes aldı.

Tam o sırada telsizden Doruk'un sesi geldi.

— Hareket var.

Alara hemen dikkat kesildi.

Kaan'ın sesi duyuldu.

— Nerede?

— Kuzey tarafında. Kesin değil ama bir şey gördüm.

Bora:

— Ben de gördüm.

Kaan:

— Herkes bulunduğu yerde kalsın.

Alara'nın kalbi hızlandı.

Kaan'ın sesi yeniden geldi.

— Alara?

— Buradayım.

— Gözün o tarafta olsun.

— Anlaşıldı.

Alara bütün dikkatini önündeki bölgeye verdi.

Birkaç saniye hiçbir şey olmadı.

Sonra…

Ağaçların arasında kısa bir hareket gördü.

Alara hemen telsize uzandı.

— Kaan.

— Söyle.

— Saat yönünde, ağaçların arasında bir hareket gördüm.

Kaan'ın sesi bu kez daha sertti.

— Emin misin?

— Evet.

Kısa bir sessizlik.

Sonra Bora'nın sesi duyuldu.

— Doğru söylüyor. Ben de gördüm.

Kaan:

— Herkes dikkatli olsun.

Alara nefesini tuttu.

İlk kez gerçekten görevin ağırlığını hissediyordu.

Artık bu bir eğitim değildi.

Bir oyun hiç değildi.

Gerçek bir görevdi.

Ve karşılarında kim olduğunu bilmedikleri insanlar vardı.

---

Kaan eliyle işaret verdi.

Tim yavaşça pozisyon değiştirdi.

Alara uzaktan onları takip ediyordu.

Mert bu kez tek kelime etmiyordu.

Efe'nin yüzündeki rahat ifade gitmişti.

Baran çevreyi kontrol ediyordu.

Doruk gözlerini bir an bile ayırmıyordu.

Bora ise tamamen odaklanmıştı.

Kaan elini kaldırdı.

Herkes durdu.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra uzaktan bir ses duyuldu.

Herkes aynı anda o yöne döndü.

Ama sesin kaynağı belli değildi.

Mert fısıldadı:

— Hiç sevmedim bunu.

Efe:

— İlk defa doğru bir şey söyledin.

Mert:

— Ben hep doğru şeyler söylerim.

Bora:

— Bu da doğru değildi.

Mert ona baktı.

— Bora abi, lütfen.

Kaan eliyle sessiz olmalarını işaret etti.

Herkes sustu.

Bir süre sonra Doruk işaret verdi.

— Temiz.

Kaan:

— Emin misin?

— Şimdilik.

Kaan başını salladı.

— Geri dönüyoruz.

Alara şaşırdı.

Telsizden sordu:

— Geri mi dönüyoruz?

Kaan cevap verdi.

— Evet.

— Ama hareket vardı.

— Biliyorum.

— O zaman neden—

Kaan'ın sesi sakin ama kesin çıktı.

— Çünkü neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz.

Alara sustu.

Kaan devam etti:

— İlk görevinde gereksiz risk almanı istemiyorum.

Alara'nın kaşları çatıldı.

— Ama ben risk almadım.

— Biliyorum.

— O zaman?

— Seni korumak görevimin bir parçası.

Alara'nın eli telsizin üzerinde kaldı.

Bir an cevap veremedi.

Mert uzaktan Kaan'a baktı.

Sonra Bora'ya doğru eğilip fısıldadı:

— Duydun mu?

Bora:

— Duydum.

Mert:

— Ben bir şey demiyorum.

Bora:

— İlk defa.

Mert başını salladı.

— Gerçekten korkutucu bir durum.

---

Tim geri döndüğünde hava kararmaya başlamıştı.

Araçların yanına geldiklerinde herkes biraz rahatladı.

Mert çantasını yere bıraktı.

— Ben açlıktan ölüyorum.

Efe:

— Daha beş dakika önce “ölüm kalım meselesi” diyordun.

— O farklı.

Baran:

— Nesi farklı?

— Açlık daha ciddi.

Alara gülerek çantasını bıraktı.

Mert hemen ona döndü.

— Sen de acıktın mı?

— Biraz.

— İşte! Görüyor musunuz? Yeni arkadaşımız beni anlıyor.

Alara:

— Sadece acıktığımı söyledim.

— Olsun. Aynı taraftayız.

Kaan yanlarından geçerken:

— On dakika mola.

Mert'in yüzü aydınlandı.

— Yemek mi?

— Dinlenme.

Mert'in yüzü yeniden düştü.

— Bu timde neden yemek kelimesini kullanmak yasak?

Kaan yürümeye devam etti.

— Çünkü sen duyunca görev yapmayı bırakıyorsun.

Herkes güldü.

Alara da güldü.

Kaan birkaç adım ilerledikten sonra arkasına dönüp ona baktı.

Alara yine onunla göz göze geldi.

Bu kez bakışını kaçırmadı.

Kaan da kaçırmadı.

Aralarında birkaç saniyelik sessiz bir bakışma oldu.

Sonra Mert'in sesi:

— Alara!

Alara hemen döndü.

— Efendim?

— Gel, sana bizim meşhur sandviçlerden vereyim.

Alara:

— Meşhur mu?

Mert gururla:

— Evet.

Efe:

— Onları Mert yapmadı.

— Ama ben taşıdım.

Bora:

— Büyük başarı.

Mert:

— Teşekkür ederim.

Alara güldü.

---

Gece çöktüğünde herkes biraz olsun dinlenmek için araçların yanında oturdu.

Küçük bir ışık etrafında toplanmışlardı.

Baran yine hikâye anlatmaya başladı.

— Ben sizin yaşınızdayken…

Mert başını geriye attı.

— Başladık.

Baran güldü.

— Dinlemeden nasıl bileceksin?

— Çünkü her hikâyen böyle başlıyor.

Efe:

— Haklı.

Doruk:

— İstatistiksel olarak da haklı.

Baran başını salladı.

— Neyse. Ben sizin yaşınızdayken ilk görevime çıktığımda—

Mert Alara'ya dönüp fısıldadı:

— On dakika sonra aynı yere geleceğiz.

Alara gülerek:

— Belki güzel bir hikâyedir.

Baran:

— Güzeldi.

Mert:

— Bak, daha başlamadan söyledi.

Herkes güldü.

Kaan biraz uzakta oturuyor, onları izliyordu.

Alara bir süre sonra onun yanına baktı.

Kaan yalnızdı.

Alara birkaç saniye düşündü.

Sonra ayağa kalkıp yanına gitti.

— Yanınıza oturabilir miyim?

Kaan başını kaldırdı.

— Tabii.

Alara yanına oturdu.

Aralarında kısa bir sessizlik oldu.

— Bugün iyi iş çıkardın, dedi Kaan.

Alara ona baktı.

— Gerçekten mi?

— Evet.

— İlk görevim için fena değil mi?

Kaan hafifçe gülümsedi.

— Fena değil.

Alara kaşlarını kaldırdı.

— Sadece “fena değil” mi?

Kaan ona döndü.

— Övgü bekliyorsun.

— Belki.

Kaan birkaç saniye onu inceledi.

— İyi iş çıkardın.

Alara gülümsedi.

— Teşekkür ederim.

Kaan:

— Ama fazla özgüvenlenme.

Alara'nın gülümsemesi kayboldu.

— Tamam.

Kaan gülümsememek için başını çevirdi.

Alara onu fark etti.

— Gülüyorsunuz.

— Hayır.

— Gülüyorsunuz.

— Hayır.

— Kesinlikle gülüyorsunuz.

Kaan sonunda dayanamadı.

Kısa bir kahkaha çıktı.

Alara şaşkınlıkla ona baktı.

Çünkü Kaan'ın ilk kez bu kadar rahat güldüğünü görüyordu.

Kaan da ona baktı.

Bir an ikisi de sustu.

Sonra Kaan'ın sesi alçaldı.

— Böyle daha güzelsin.

Alara ne diyeceğini bilemedi.

— Nasıl?

Kaan gözlerini ondan ayırmadan:

— Gülünce.

Alara'nın yanakları hafifçe ısındı.

Tam cevap verecekken Mert uzaktan bağırdı:

— KOMUTANIM!

Kaan gözlerini kapattı.

— Ne var Mert?

— Çay bitti!

Kaan derin bir nefes aldı.

Alara gülmeye başladı.

Kaan başını iki yana salladı.

— Ben bu timi neden kurdum?

Mert:

— Bizi sevdiğiniz için!

Kaan:

— Kesinlikle pişmanım.

Alara kahkahayı bastı.

Kaan ona baktı.

Bu kez yüzündeki gülümsemeyi saklamadı.

---

Gece ilerledikçe herkes dinlenmeye çekildi.

Alara ise bir süre uyuyamadı.

Gökyüzüne bakarak sessizce oturdu.

İlk gün.

İlk görev.

Hayalet Timi.

Kaan.

Her şey fazlasıyla yeniydi.

Bir süre sonra arkasından ayak sesleri duydu.

Kaan.

— Uyuyamadın mı?

Alara başını çevirdi.

— Hayır.

Kaan yanına geldi.

— Yarın erken kalkacağız.

— Biliyorum.

— O zaman dinlen.

Alara hafifçe gülümsedi.

— Siz de uyumuyorsunuz.

Kaan:

— Ben alışığım.

Alara:

— Ben de alışırım.

Kaan birkaç saniye ona baktı.

— Umarım.

Alara:

— Neye?

Kaan cevap vermeden önce gökyüzüne baktı.

— Buraya.

Sonra Alara'ya döndü.

— Çünkü bundan sonra burası senin de ailen olacak.

Alara'nın gözleri hafifçe yumuşadı.

Uzun zamandır bir yere ait olma hissini bu kadar güçlü yaşamamıştı.

Kaan ayağa kalktı.

— İyi geceler, Alara.

— İyi geceler, komutanım.

Kaan birkaç adım attı.

Sonra durdu.

Arkasına döndü.

— Alara?

— Efendim?

— Yarın kırmızı bereteni takmayı unutma.

Alara gülümsedi.

— Unutmam.

Kaan başını sallayıp uzaklaştı.

Alara elini başındaki kırmızı beretine götürdü.

Henüz bilmiyordu.

O kırmızı bereyle geçireceği günlerin, hayatının en zor ama en unutulmaz günleri olacağını.

Ve Hayalet Timi'ne katıldığı ilk gecenin…

Asıl hikâyenin yalnızca başlangıcı olduğunu.