5. bölüm / 19
Kırmızı bereliAYNI TİM
Bölümler 19Şu an: AYNI TİM
- 1 Karakter kartı98 kelime
- 2 KIRMIZI BERELİ1.405 kelime
- 3 YENİ ĞÖREV1.053 kelime
- 4 İLK KARŞILAŞMA1.307 kelime
- 5 AYNI TİM1.253 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 SESSİZ BAKIŞLAR1.632 kelime
- 7 İLK OPERASYON bölüm 61.264 kelime
- 8 GERİ DÖNÜŞ YOK609 kelime
- 9 PUSU1.401 kelime
- 10 ATEŞ HATTI1.456 kelime
- 11 YARALI635 kelime
- 12 BENİ BIRAKMA720 kelime
- 13 KAYIP782 kelime
- 14 GÖLGEDEKİ İZ757 kelime
- 15 SİPER1.817 kelime
- 16 GEÇMİŞİN GÖLGESİ1.819 kelime
- 17 KURTARMA EMRİ1.807 kelime
- 18 SESSİZCE YAKLAŞAN FIRTINA2.655 kelime
- 19 OYUNUN İÇİNDE1.137 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 4
Sabahın ilk ışıkları henüz gökyüzünü tamamen aydınlatmamıştı.
Alara gözlerini açtığında birkaç saniye nerede olduğunu hatırlayamadı.
Sonra kırmızı beresini gördü.
Çantasını gördü.
Dün geceyi hatırladı.
Hayalet Timi.
İlk görev.
Kaan'ın söyledikleri.
“Bundan sonra burası senin de ailen olacak.”
Alara hafifçe gülümsedi.
Sonra hemen toparlandı.
Çünkü dışarıdan gelen sesler, herkesin çoktan ayakta olduğunu söylüyordu.
Çadırdan çıktığında Mert'i elinde bir bardakla gördü.
Mert uykulu gözlerle ona baktı.
— Günaydın.
Alara:
— Günaydın.
Mert bardağını kaldırdı.
— Kahve.
— Anladım.
— Hayat kaynağım.
Alara gülümsedi.
— Sen gerçekten kahvesiz yaşayamıyor musun?
Mert başını iki yana salladı.
— Denedim.
— Ne oldu?
— Üç saat sürdü.
Alara güldü.
Tam o sırada Baran yanlarından geçti.
— Ben sizin yaşınızdayken sabahları kahve içmezdim.
Mert anında:
— Baran abi, daha gün doğmadı.
Baran:
— Ne olmuş?
— Hikâyenize gün içinde başlarız.
Efe arkadan seslendi:
— Bırak adam anlatsın.
Mert:
— Sen de mi onun tarafındasın?
Efe:
— Hayır. Sadece bugün senin susacağını umuyorum.
Doruk çantasını omzuna takarken:
— Bu ihtimal düşük.
Alara gülerek hepsini izliyordu.
Kaan biraz ileride onları seyrediyordu.
Sonra seslendi:
— Hayalet Timi!
Herkes sustu.
Kaan'ın yüzündeki ifade ciddiydi.
— Beş dakika içinde çıkıyoruz.
Mert kahvesini kaldırdı.
— Son yudum.
Kaan:
— Üç dakika.
Mert:
— İki.
Kaan:
— Bir.
Mert kahvesini bir anda içti.
— Hazırım.
Bora başını iki yana salladı.
— Senin komutanla pazarlık yapmaya çalışman hâlâ şaşırtıcı.
Mert:
— Denemeden bilemezsin.
Kaan:
— Mert.
— Efendim?
— Araca.
— Emredersiniz.
---
Kısa süre sonra herkes hazırdı.
Alara kırmızı beresini taktı.
Kaan onu gördüğünde bir an durdu.
— Hazır mısın?
Alara:
— Hazırım.
— Dün gece söylediğimi unutma.
— Hangisini?
Kaan hafifçe kaşını kaldırdı.
— Bir sürü şey söyledim.
Alara gülümsedi.
— “Buraya alış” dediğinizi hatırlıyorum.
Kaan'ın bakışları yumuşadı.
— Güzel.
Sonra ciddileşti.
— Bir de gözünü dört aç.
— Açacağım.
Mert arkadan:
— Komutanım, Alara'nın gözlerini dört açması mümkün mü?
Kaan:
— Mert.
— Tamam.
Alara gülmemek için başını çevirdi.
---
Araçlar ilerlerken ilk saatlerde kimse fazla konuşmadı.
Herkes görevine odaklanmıştı.
Doruk önündeki haritayı inceliyor, Bora çevreyi kontrol ediyor, Efe malzemelerini düzenliyordu.
Mert ise birkaç dakika sonra sessizliği bozdu.
— Alara.
— Efendim?
— İlk görevden sonra hâlâ bizimle gelmek istediğine emin misin?
Alara ona baktı.
— Neden?
— Çünkü bizim normal olmadığımızı anlamış olmalısın.
Bora:
— Bunu anlaması için yarım gün yeter.
Mert:
— Teşekkür ederim.
Alara gülümsedi.
— Ben de normal değilim belki.
Mert'in gözleri açıldı.
— İşte şimdi seni sevdim.
Kaan önden konuştu:
— Konuşmayı bırakın.
Mert fısıldadı:
— Komutanımız kıskandı.
Kaan'ın başı yavaşça döndü.
Mert hemen camdan dışarı baktı.
— Manzara çok güzel.
Bora güldü.
---
Öğleye doğru araçlar durdu.
Kaan aşağı indi.
— Buradan devam ediyoruz.
Herkes araçtan indi.
Alara çantasını omzuna aldı.
Kaan yanına geldi.
— Benimle gel.
Alara şaşırdı.
— Tamam.
Birlikte birkaç adım ilerlediler.
Kaan haritayı açtı.
— Buradan sonra iki gruba ayrılacağız.
Alara haritaya baktı.
— Ben nerede olacağım?
— Bora ve Doruk'la.
Alara başını salladı.
Kaan:
— Mert, Baran ve Efe benimle.
Mert hemen:
— Neden Alara bizim grupta değil?
Kaan ona baktı.
— Çünkü görev dağılımı böyle.
Mert başını salladı.
— Tamam.
Sonra Alara'ya fısıldadı:
— Komutan seni gözü önünde tutmak istiyor.
Alara ona ters ters baktı.
— Mert.
— Ne?
— Sus.
— Emredersiniz.
Kaan ikisine baktı.
— Bir sorun mu var?
Alara:
— Yok.
Mert:
— Hiç yok.
Kaan şüpheli bir ifadeyle baktı.
Sonra:
— Yola çıkıyoruz.
---
Bir süre sonra iki grup ayrıldı.
Alara, Bora ve Doruk ile ilerliyordu.
Bora önde, Doruk arkasında, Alara ise biraz gerilerindeydi.
Doruk bir anda durdu.
Elini kaldırdı.
Bora da durdu.
Alara hemen yanlarına geldi.
— Ne oldu?
Doruk çevreyi gösterdi.
— Sessiz.
Alara dikkat kesildi.
Bir süre beklediler.
Sonra uzaktan bir ses duyuldu.
Bora:
— Geri çekiliyoruz.
Tam o sırada telsizden Kaan'ın sesi geldi.
— Durum?
Bora cevap verdi.
— Bir hareket var.
Kaan:
— Konum?
Bora konumu bildirdi.
Kaan'ın sesi sertleşti.
— Dikkatli olun. Diğer ekip size doğru geliyor.
Alara tam cevap verecekken uzaktan gelen ani bir sesle herkes irkildi.
Bora hemen:
— Eğilin!
Herkes bulunduğu yere çömeldi.
Alara'nın kalbi hızla atmaya başladı.
Kaan telsizden:
— Alara!
Alara:
— Buradayım!
— İyi misin?
— İyiyim.
Bora:
— Biz iyiyiz.
Doruk:
— Sağ taraf hareketli.
Kaan:
— Olduğunuz yerde kalın.
Birkaç saniye sonra ekipler birbirine ulaştı.
Kaan Alara'nın yanına geldi.
— İyi misin?
— İyiyim.
Kaan bir an yüzüne baktı.
— Emin misin?
— Evet.
Kaan başını salladı.
— Güzel.
Tam o sırada Mert:
— Komutanım, ben de iyiyim.
Kaan ona bakmadan:
— Kim sordu?
Mert'in yüzü düştü.
— Ben sadece…
Efe güldü.
— Boş ver Mert.
Tam o sırada Bora bir adım attı ve kolunu tuttu.
Efe hemen yanına gitti.
— Ne oldu?
Bora:
— Bir şey yok.
Efe koluna baktı.
— Çizilmiş.
Mert:
— Bora abi!
Bora:
— Abartmayın.
Efe çantasını açtı.
— Otur.
— Gerek yok.
— Bora.
Efe'nin sesindeki ton değişmişti.
Bora sonunda oturdu.
Efe kolundaki küçük sıyrığı temizlemeye başladı.
Alara yanlarında duruyordu.
— Çok mu kötü?
Bora ona baktı.
— Hayır.
Efe:
— Küçük bir sıyrık.
Mert hemen:
— Ben olsam bayılırdım.
Efe:
— Sen zaten kahve olmayınca bayılacaksın.
Mert:
— O başka.
Kaan bir süre Bora'yı kontrol ettikten sonra Alara'ya baktı.
— Sen de iyi misin?
Alara başını salladı.
— İyiyim.
— Gerçekten?
— Gerçekten.
Kaan bir an daha baktı.
Sonra:
— Tamam.
---
Akşam olduğunda görev alanından biraz uzaklaşıp geçici olarak dinlenebilecekleri bir noktaya geçtiler.
Herkes yorgundu.
Ama Mert hâlâ konuşuyordu.
— Bugün çok yoruldum.
Baran:
— Daha gün bitmedi.
Mert:
— Baran abi, moral bozmayalım.
Alara gülümsedi.
Bora'nın kolu sarılmıştı ama keyfi yerindeydi.
Efe:
— Yarın o kolu fazla kullanma.
Bora:
— Kullanırım.
— Kullanma.
— Kullanırım.
Efe ona baktı.
— Sonra tekrar sararım.
Bora:
— Tamam.
Mert kahkaha attı.
— Bora abi senden korkuyor.
Bora:
— Hayır.
Efe:
— Benden korkmalı.
Doruk:
— Bence herkes Efe'den korkmalı.
Efe:
— Teşekkürler.
Kaan kenardan hepsini izliyordu.
Alara onun yanına yaklaştı.
— Bora'nın durumu iyi.
Kaan:
— Biliyorum.
— Merak ettiniz mi?
Kaan ona baktı.
— Her zaman.
Alara başını salladı.
— Tim için.
Kaan:
— Tabii.
Kısa bir sessizlik oldu.
Alara hafifçe gülümsedi.
— Bugün beni de birkaç kez kontrol ettiniz.
Kaan kaşını kaldırdı.
— Görevim.
— Sadece görev mi?
Kaan sustu.
Alara onun yüzüne baktı.
Kaan cevap vermedi.
Mert uzaktan bağırdı:
— ALARA!
İkisi de aynı anda Mert'e döndü.
— Ne var?
Mert elindeki yiyeceği gösterdi.
— Gel! Sana pay ayırdım!
Alara gülerek:
— Geliyorum!
Kaan başını iki yana salladı.
Alara giderken Kaan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Mert bunu fark etti.
Bora da fark etti.
Doruk da.
Efe bile fark etti.
Mert, Bora'ya doğru eğildi.
— Gördün mü?
Bora:
— Gördüm.
— Bence…
Bora elini kaldırdı.
— Sus.
Mert:
— Ama—
— Sus.
Mert sustu.
Bir süre sonra Alara geri döndü.
Elinde küçük bir tabak vardı.
Kaan ona baktı.
— Ne oldu?
Alara:
— Mert yemek verdi.
Kaan:
— Şaşırtıcı.
Mert uzaktan:
— Komutanım, ben de insanım!
Kaan:
— Ondan şüpheliyim.
Herkes gülmeye başladı.
Alara da güldü.
Ve o gece Alara ilk kez kendisini gerçekten Hayalet Timi'nin bir üyesi gibi hissetti.
Artık yalnız değildi.
Yanında ona takılan bir Mert,
sessizce koruyan bir Bora,
her yaralanmada başına dikilen bir Efe,
her şeyi fark eden bir Doruk,
abi gibi davranan bir Baran
ve…
onu herkesten biraz daha fazla kontrol eden bir Kaan vardı.
Alara bunu henüz kendine itiraf etmese de Kaan'ın bakışları artık ona yabancı gelmiyordu.
Belki de en tehlikeli şey görev değildi.
Belki insanın hiç beklemediği anda birine alışmasıydı.
Ve Alara, Hayalet Timi'ne alışmaya başladığını henüz bilmiyordu.
Kaan'ın ise Alara'nın varlığına alışması çok daha hızlı olmuştu.
