Kırmızı bereli kitap kapağı

19. bölüm / 19

Kırmızı bereli

OYUNUN İÇİNDE

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: OYUNUN İÇİNDE

BÖLÜM 19 –

Kaan, Can’ın odasının önünde birkaç saniye daha bekledi.

İçeriden gelen ses kesilmişti.

Can kapatmıştı telefonu.

Kaan sessizce geri çekildi.

Yüzünde hiçbir ifade yoktu.

Artık ne yapacağını biliyordu.

Can onun düşman olduğunu düşünmeye devam edecekti.

Çünkü Kaan'ın istediği tam olarak buydu.

Can'ın kendini güvende hissetmesi.

---

Ertesi sabah içtima alanında herkes sıraya geçti.

Kaan öne çıktı.

“Bugün iki ayrı ekip halinde hareket edeceğiz.”

Alara dikkatle onu dinliyordu.

“Mert, sen benim ekibimdesin. Can…”

Kısa bir duraksama oldu.

“Sen de ikinci ekibin başındasın.”

Can başını salladı.

“Emredersiniz.”

Kaan gözlerini ondan ayırmadı.

“Görev sırasında kimse kendi başına hareket etmeyecek.”

Can sakin görünüyordu.

“Anlaşıldı komutanım.”

Alara ise Kaan'ın sesindeki farklılığı fark etmişti.

Toplantı dağıldığında yanına yaklaştı.

“Bir şey var.”

Kaan ona baktı.

“Nereden çıkardın?”

“Ses tonundan.”

Kaan hafifçe gülümsedi.

“Beni fazla dikkatli izliyorsun.”

Alara hemen bakışlarını kaçırdı.

“İzlemiyorum.”

“Öyle mi?”

“Evet.”

Kaan biraz yaklaşıp alçak sesle konuştu.

“Bence izliyorsun.”

Alara gözlerini devirdi.

“Çok konuşuyorsun.”

Kaan'ın yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.

Ama sonra ciddileşti.

“Alara, bugün ne olursa olsun benden ayrılma.”

Alara bu kez şaka yapmadı.

“Neden?”

“Çünkü senden bir şey isteyeceğim.”

“Neyi?”

Kaan etrafına baktı.

“Bana güvenmeni.”

Alara birkaç saniye ona baktı.

“Zaten güveniyorum.”

Kaan'ın bakışları yumuşadı.

“Güzel.”

---

Görev başladığında ekipler ayrıldı.

Can, aracın kapısını kapatmadan önce Kaan'a baktı.

Kaan da ona baktı.

İkisi de hiçbir şey söylemedi.

Ama ikisi de birbirlerinin ne yaptığını anlamaya çalışıyordu.

Araç hareket etti.

Kaan telefonunu çıkardı.

Alara yan koltuktaydı.

“Ne yapıyorsun?”

“Can'ın bizi izlediğinden emin olmak için bir şey bırakıyorum.”

Alara şaşırdı.

“Ne?”

Kaan telefonunu kapattı.

“Yanlış bilgi.”

Alara'nın gözleri büyüdü.

“Yani…”

“Evet.”

Kaan hafifçe gülümsedi.

“Onun planını kendi planımızla karşılaştıracağız.”

Alara ilk kez rahatladı.

“Peki beni neden dahil ettin?”

Kaan ona baktı.

“Çünkü bu planın merkezinde sen varsın.”

Alara'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Bu hiç hoşuma gitmedi.”

“Benim de.”

Kaan'ın sesi ciddileşti.

“Bu yüzden seni koruyacağım.”

Alara ona baktı.

“Ya sen?”

Kaan birkaç saniye sustu.

“Ben kendimi hallederim.”

Alara kaşlarını çattı.

“Her zamanki gibi.”

Kaan gülümsedi.

“Merak etme.”

“Merak ediyorum işte.”

Bu kez Kaan cevap vermedi.

Sadece önüne döndü.

Ama yüzündeki küçük gülümseme Alara'nın gözünden kaçmadı.

---

Aynı dakikalarda Can'ın telefonu titredi.

Mesaj gelmişti.

“Bilgi geldi mi?”

Can ekrana baktı.

Bir süre sonra cevap yazdı.

“Evet. Kaan başka bir güzergâha yöneliyor.”

Karşı taraftan hemen cevap geldi.

“Emin misin?”

Can gülümsedi.

“Kaan'ın verdiği bilgiye göre eminim.”

Can telefonu cebine koydu.

Fakat bilmediği bir şey vardı.

Kaan'ın verdiği bilgi özellikle onun ulaşması için hazırlanmıştı.

---

Araç durdu.

Kaan elini kaldırdı.

“Burada iniyoruz.”

Alara aşağı indi.

Etraf sessizdi.

Fazlasıyla sessiz.

Mert telsizden konuştu.

“Komutanım, bölgede hareketlilik var.”

Kaan hemen cevap verdi.

“Gördüm.”

Sonra Alara'ya döndü.

“Yanımdan ayrılma.”

Alara başını salladı.

Bir anda uzaktan metalik bir ses geldi.

Tak.

Herkes dondu.

Kaan'ın bakışları karanlık bölgeye çevrildi.

“Geri çekilin.”

Can'ın ekibi de aynı anda telsizden seslendi.

“Komutanım! Burada bir şey bulduk.”

Kaan'ın yüzü sertleşti.

“Ne buldunuz?”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra telsizden Can'ın sesi geldi.

“Alara'nın adı yazılı bir dosya.”

Alara'nın yüzü bembeyaz oldu.

Kaan ise gözlerini kapatıp bir saniye nefes aldı.

Çünkü artık emindi.

Can yemini yutmuştu.

Şimdi sıra Kaan'daydı.

Oyunu bitirmek için değil…

Can'ın arkasındaki kişiye ulaşmak için.Can'ın ekibi binanın arka tarafında ilerlerken Can bir anda durdu.

“Burada bir şey var.”

Yanındaki askerler ona döndü.

Can, toprağın kenarında yarı gizlenmiş eski bir dosya gördü.

Eğilip dosyayı aldı.

Üzerindeki yazıyı görünce yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi.

Büyük harflerle tek bir isim yazıyordu:

ALARA

Can'ın kalbi hızlandı.

Tam da istediği şey buydu.

Dosyayı elinde çevirip baktı.

“Bunu komutana götürelim.”

Yanındaki asker başını salladı.

“Emredersiniz.”

Can dosyayı göğsüne bastırarak ilerledi.

Fakat kimse onun yüzündeki memnuniyeti fark etmedi.

Çünkü Can yemi yutmuştu.

Dosyanın gerçekten oraya bırakıldığını ve planın istediği gibi ilerlediğini düşünüyordu.

Oysa dosya, Kaan'ın özellikle onun bulmasını istediği yere bırakılmıştı.

---

Can kısa süre sonra Kaan'ın bulunduğu bölgeye ulaştı.

“Komutanım.”

Kaan döndü.

“Ne oldu?”

Can dosyayı uzattı.

“Bunu bulduk.”

Kaan dosyaya baktı.

Üzerindeki ismi görünce kaşları hafifçe çatıldı.

“Alara mı?”

Can başını salladı.

“Evet komutanım.”

Alara da birkaç adım ötede duruyordu.

Dosyayı görünce yüzündeki renk değişti.

“Benim adım…”

Kaan hemen ona baktı.

“Yaklaşma.”

Alara durdu.

Can ise dosyayı Kaan'a uzatmaya devam etti.

“İsterseniz açıp bakalım.”

Kaan gözlerini Can'a çevirdi.

“Sen açmadın mı?”

Can bir an durdu.

“Hayır komutanım.”

Kaan onu birkaç saniye süzdü.

Sonra dosyayı aldı.

“Tamam.”

Dosyanın kapağını yavaşça açtı.

İçinde birkaç eski belge vardı.

Bir fotoğraf.

Bir de küçük bir not.

Alara istemsizce bir adım attı.

“Kaan…”

Kaan elini kaldırdı.

“Burada kal.”

Alara durdu.

Kaan notu aldı.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Geçmişinden kaçamazsın.”

Alara'nın nefesi kesildi.

Aynı cümle.

Daha önce kendisine gönderilen notta da aynı cümle vardı.

Kaan'ın yüzündeki ifade sertleşti.

Can ise dikkatle onu izliyordu.

Tam istediği gibi.

Kaan'ın Alara'nın geçmişine dair daha fazla şey öğreneceğini düşünüyordu.

Ve Alara'nın korkacağını…

Kaan'a daha fazla bağlanmak yerine ondan uzaklaşacağını sanıyordu.

Can yanındaki askere döndü.

“Diğerlerini kontrol edin.”

Askerler uzaklaşırken Can bir an Kaan'a baktı.

Kaan da ona baktı.

İkisinin arasında birkaç saniyelik sessizlik oluştu.

Can hiçbir şey anlamadı.

Çünkü Kaan'ın yüzünde öfke değil, sakinlik vardı.

Fazla sakinlik.

---

Kaan dosyayı kapattı.

“Bunu ben alıyorum.”

Can başını salladı.

“Tabii komutanım.”

Kaan dosyayı kolunun altına sıkıştırdı.

“Sen ekibine dön.”

“Emredersiniz.”

Can arkasını dönüp uzaklaştı.

Birkaç metre ilerledikten sonra telefonunu çıkardı.

Ekrana baktı.

Bir mesaj yazdı:

“Dosyayı buldu.”

Cevap birkaç saniye içinde geldi.

“Kaan gördü mü?”

Can'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Evet.”

Karşı taraf:

“Alara?”

Can geriye baktı.

Alara hâlâ Kaan'ın yanındaydı.

“O da gördü.”

Telefonuna yeni bir mesaj düştü.

“Güzel. Şimdi onları ayır.”

Can'ın bakışları keskinleşti.

“Merak etme,” diye fısıldadı.

“Daha yeni başlıyoruz.”

---

Can uzaklaştıktan sonra Alara Kaan'ın yanına geldi.

“Dosyada ne vardı?”

Kaan cevap vermedi.

“Bana söyle.”

Kaan ona baktı.

“Burada değil.”

“Yine mi?”

Alara'nın sesi biraz kırılmıştı.

“Her seferinde bir şeyleri benden saklıyorsun.”

Kaan'ın yüzündeki ifade değişti.

“Alara, seni korumaya çalışıyorum.”

“Biliyorum.”

Alara başını eğdi.

“Ama bazen korunmak değil, gerçeği bilmek istiyorum.”

Kaan birkaç saniye sustu.

Sonra dosyayı biraz kaldırdı.

“Bunu birlikte inceleyeceğiz.”

Alara şaşkınlıkla ona baktı.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

Kaan'ın sesi yumuşadı.

“Ama önce buradan çıkmamız gerekiyor.”

Alara başını salladı.

Tam o sırada Kaan'ın telsizi cızırdadı.

“Komutanım, ikinci ekipte hareketlilik var.”

Kaan hemen telsizi aldı.

“Ne tür hareketlilik?”

Cevap gelmedi.

Telsiz tekrar cızırdadı.

Sonra Can'ın sesi duyuldu:

“Komutanım, sorun yok. Yanlış alarm.”

Kaan'ın gözleri daraldı.

Yanlış alarm mı?

Birkaç saniye önce Can'ın yüzündeki ifadeyi düşündü.

Sonra elindeki dosyaya baktı.

İçindeki notu tekrar çıkardı.

Aynı cümle.

Aynı el yazısı.

Ama Kaan'ın dikkatini başka bir şey çekti.

Notun alt köşesinde çok küçük bir işaret vardı.

Bir sembol.

Kaan daha önce bunu görmüştü.

Ama nerede?

Bir anda aklına geldi.

Can'ın birkaç gün önce kullandığı dosyalardan birinde…

Aynı sembol vardı.

Kaan'ın bakışları sertleşti.

Alara bunu fark etti.

“Ne oldu?”

Kaan notu hemen kapattı.

“Bir şey değil.”

Ama bu kez Alara onun yalan söylediğini anladı.

Kaan ise artık başka bir şeyi biliyordu:

Can yemi yutmuştu.

Ve şimdi Kaan'ın yapması gereken tek şey vardı.

Can'ın bir sonraki hamlesini beklemek.

Çünkü bazen düşmanı yakalamanın en iyi yolu…

ona kaçtığını düşündürmekti