4. bölüm · Kırık Künye
Yerli Sevdalılar
Herkes kahvaltısını etmişti ve kapıya iki ziyaretçi gelmişti.
Hakan ve Emirhan'nın sevdalıları Aylin ve Nazlı.
Ellerinde saklama kutuları ile kek getirmişlerdi ve içeri alındılar.
Serdar kolidorda yürüyorken bir anda ikisini gördü ve sırıttı.
"Gelmiş bizim iki dangalağın yerli sevdalıları."
Gülerek askeri odaya gitti ve sırıtmaya devam eder.
"Lan dangalaklar sizin yerli hemşireler geldi."
Emirhan yerinden fırladı.
"Ne Aylinim mi geldi?"
Yerinden fırladı ve koşarak çıktı. Hakan'da peşinden gider ve biraz çekingen davranır.
Emirhan direk kollarını açarak Aylin'in yanına gitti. Aylin hiç tereddüt etmeden sarıldı.
Hakan çekingen bir tavırla uzakta duruyordu.
"Merhaba Nazlı hanım"
Nazlı sorgulayacı bakış atar.
"Hakan bir şey mi oldu"
Hakan hâlâ uzak duruyordu mesafeyi gittikçe açıyordu.
"Yo-yok yani neden olsun."
Nazlı kafasını eğip tatlı tatlı baktı.
"E o zaman gelip sarılsana Emirhan gibi."
Emirhan Aylin'in elini tutarak Hakan'a döndü.
"Devrem niye yabancı gibisin sarılsam kıza"
Nazlı dayanamayıp gidip sarıldı ve arkadan gür bir ses duyuldu.
Albay kolidorun başından sert bir şekilde geldi.
"NE OLUYOR LAN BURDA!"
Hakan direk geri çekildi ve asker duruşuna geçti.
Nazlı karşısında babasını görünce şaşkınlıkla donup kaldı.
"B-baba..."
Albay Mehmet Kaya hemen kızını odasına çekti.
"NE İŞİN VAR LAN SENİN HAKAN'IN KOYNUNDA"
Koynunda kelimesini duyar duymaz gözleri sinirle dolan Nazlı artık sesini yükseltti.
"KOYNU DERKEN BABA NE DEMEK BU"
Albay Mehmet kolunu tutup sıkıca kavradı ve sıktı.
"HAKAN'LA NE İŞİN VAR DEDİM"
Nazlı kolunu çekmeye çalıştı.
"BIRAK KOLUMU ACITIYORSUN"
Albay Mehmet'in umrunda değildi çünkü Nazlı'ya küçüklüğünden beri şiddet uygulardı.
"SANA RAHAT DUR DEMEDİM Mİ HA DEMEDİM Mİ!?"
Nazlı'dan cevap gelmeyince dayak atmıştı ve saçından tutup geri kaldırmıştı.
Nazlı saçının acısıyla çığlık atmıştı.
Bunu duyan Hakan hiç düşünmeden içeri daldı.
"NAZLI?"
Albay Mehmet Hakan'a döndü ve bir tane yumruk geçirdi. Eli ağırdı ve Hakan bir anlığına sendeledi.
Emirhan içerdeki karmaşayı görünce direk oda girdi ve albay Mehmet dinlemeden ona da vurmuştu ve Aylin koşarak askeri dinlenme odasına daldı.
"ÇOK PARDON ÇOK PARDON LÜTFEN YARDIM EDİN!"
Sesinden de anlaşılan bir şey olmuştu ve Demir direk yerinden kalktı.
"Hanımefendi ne oluyo?!"
Aylin nefes nefese gözleri korkuyla olanı söyledi ve Demir direk hızla odadan çıktı.
Hemen içeri daldı ve Emirhan ile Hakan'ı arkasına aldı.
"Albay'ım siz elinize verilen yetkiyi askerlerinize vurarak mı kullanıyorsunuz?"
Albay Mehmet onu da dinlemedi elini kaldırdı vuracakken Demir elini tutup usulce indirdi.
"ALBAY HADDİNİ BİL RÜTBEYSE RÜTBE LAN ELİNİ KALDIRMA HAKKIN YOK SENİN."
İçeri direk sesleri duyan Asena girdi ve arkasından da Serdar girdi.
Serdar asla Demir'e dokundurtmazdı onlar kendileri aralarında ne yaşanırsa kendilerinden başkası bilmezdi bu tarihte eğer dost olarak ismini yazdırıcak varsa en başta onlar gelirdi.
Serdar albay Mehmet ve Demir'in arasına girdi ve albayın yakasından tuttu ve itti.
"Kardeşime dokunmaya kalkarsan canını yakarım mesleğimide düşünmem"
Nazlı yerden kalktı ve dışarı ağlayarak koştu.
Hakan yerden hiç düşünmeden kalktı ve peşinden gitti.
----
Nazlı tam kapıdan çıkarken Hakan kolundan tuttu ve çekti.
"Nazlı'm güzelim"
Saçlarını okşadı ve anlından öptü.
"Babanın kim olduğu umrumda değil ben sevdamın peşinden giderim ve gitmeyede devam edeceğim"
Nazlı hiç yadırgamadan sarıldı.
"Ama babam peşini bırakmaz Hakan"
Hakan tekrar kararlılıkla cevapladı.
"Beni ilgilendirmez orası ben sevdamın peşinden gideceğim peşini bırakırsam şerefsizim"
Beraber uzun uzun sarıldılar ve arkadan Emirhan ile Aylin onları gördü.
Emirhan Aylin'i belinden kavrayıp kendine çekti.
"Görüyomusun şunları"
Aylin gülümsedi ve başını Emirhan'ın omzuna yasladı ve elindeki saklama kabından kek çıkardı.
"Size getirmiştik ama ikram etmek nasip olmadı"
Emirhan Aylin'in yanağından öptü.
"Senin elinden zehir olsa yerim"
Aylin kolundan tutup arka bahçedeki çimenliğe çekti.
"Birazda biz yanlız kalalım değil mi?"
Emirhan gülümsedi.
"Kalalım tabi."
Banka geçtiler ve oturdular. Aylin Emirhan'ı dizine yatırdı ve saçlarıyla oynamaya başladı.
"Emirhan sana ne diye hitap etmemi istersin?"
Gülmeye başladı Emirhan.
"Bilmem ki güzelim onu ben ne bileyim."
Aylin kısa bir süre düşündü.
"Kumralım."
Emirhan Aylin'in yüzüne baktı.
"Kumralım mı?"
"Evet kumralım ve bana şöyle bakma ne yapmak istediğini anlayamıyorum beğendin mi beğenmedim mi çok ifadesiz bakıyorsun."
Emirhan sırıttı.
"Asker becerileri güzelim ama sen ne istersen o olsun."
Aylin'de gülümseyerek saçlarını okşamaya devam etti.
"Aslında ben pansuman alanındayım gazlı bez diyeceğim"
Emirhan sorguyalıcı bir sesle cevapladı.
"Gazlı bez?"
Aylin kahkaha atmaya başladı.
"Hı. 'Gazlı bez' "
Emirhan gülüşüne hayran kaldığı kadını güldürmeyi çok seviyordu. Ama kimsenin bilmediği şey herkesi güldüren o adamın çocukluk yarımlığıydı.
---
"Emirhan daha çok küçük bir çocuktu. Herkese göre laftan anlamayan çocuk evde en anlayan en dinliyendi. Onun ailesi yani herkes için ailem olan kelime onun için aileydi. Onun o yaşta kırılması gereken oyuncakları olması gerekirken bedeninden parçalardı. Annesi sürekli burnu kanafığı için döverdi. Babası ise ağladığı acıdan bağırdığı için döverdi. ~Yine odamdaydım annem bir anda içeri daldı. Hiç bir şey anlamamıştım "Sen akıllanmicakmısın yediğin dayak yetmedi mi?" diye bağırıyordu. Öylece donup kaldım bir şey de yapamıyordum. Bağırıp yine heryerime vurup gitmişti. Acıyla bağırdığım için bir de babam içeri girmişti "SESİNE TAHAMMÜLÜM KALMADI BAĞIRMA ARTIK" diye bağırmıştı artık dayağa dayanamıyordum ve bedenimi salmıştım. Gözlerimi açtığımda yine kapı kapalı heryerim morluk doluydu. Yine ve yine yemek yoktu tam 1 haftadır aç bırakılmıştım." Yılmaz o günlerini hatırlamak bile istemiyordu artık sesinide çıkarmıyordu tek hayali askeri liseyi kazanıp asker olup hayatını kurtarmaktı..."
---
Uzaktan Hakan ve Nazlı onları gördüler ve yanlarına geldiler.
Hakan arkadan seslendi.
"Ooo tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş sizden iyisi yok dayağı yiyen Hakan zaten."
Emirhan Aylin'in dizinden doğruldu ve Hakan'a baktı.
"Valla devrem birazda olsa başbaşa kalalım dedik."
Hakan sakin bir ses tonuyla cevapladı.
"Tabi oğlum şaka yapıyom zaten."
Emirhan Aylin'ne iyice yaklaştı.
"Hakan devrem gelin oturun yanımıza."
Hakan ve Nazlı el ele tutuşarak yanlarına oturdular. Emirhan yine gülmeye başladı.
"Ulan hergele kaptım yine albayın kızını."
Hakan sinirle Emirhan'a döndü.
"Emirhan kardeş mardeş dinlemem elim bi çarpar sana görürsün ebeninkini tersten."
Emirhan gülmesini durduramadı.
"Valla devrem beni şurda siksen susmam"
Hakan'da artık gülmesini tutamadı ve ensesine hafifçe vurdu Emirhan'ın.
"Şerefsizsin ama seviyorum seni deli çocuk."
Emirhan'a gülümseyerek onun ensesine vurdu.
"Sende eşeksin ama seviyoruz işte napalım."
Aylin ikisinin hâline bakıp kahkahasını tutamadı.
"Yemin ederim siz ikiniz normal değilsiniz."
Nazlı da başını iki yana sallayıp gülümsedi.
"Hastaneye hasta getirmek yerine yakında kendiniz geleceksiniz."
Hakan kollarını iki yana açtı.
"Biz profesyoneliz."
Emirhan hiç beklemeden Hakan'ın ensesine bir tane daha hafifçe vurdu.
ŞAP!
"Profesyonelmiş..."
"Ulan!"
Hakan arkasını dönüp Emirhan'ın koluna hafifçe vurdu.
"Kes lan deli!"
Emirhan gülmekten konuşamıyordu.
"Vurunca yüzün çok komik oluyor."
Hakan başını iki yana salladı.
"Bir gün var ya... seni komutanların önüne atacağım."
Emirhan sırıttı.
"At lan."
"Beraber ceza yeriz."
Aylin gülerek,
"Sizin dostluğunuz bayağı değişikmiş."
Hakan omzunu silkti.
"Bu odunla kavga etmeden gün bitmiyor."
Emirhan da gülümseyerek Hakan'ın omzuna vurdu.
"Ama başıma bir iş gelse ilk bu koşar."
Hakan hiç düşünmeden cevap verdi.
"O ayrı mesele."
"Sinirimi bozuyor ama kardeşim gibi."
Nazlı duygulanmış gibi yapıp,
"Aaa, ne güzel konuştunuz."
Hakan hemen bozdu.
"Duygusala bağlama."
Emirhan kahkaha atarak,
"Beş dakika sonra yine birbirimize dalacağız zaten."
Dördü kahkahaya boğulurken, askeriyenin girişindeki nöbetçi asker başını çevirip onları izledi.
"Yine Pençe Timi..."
"Bunlar güldüğü kadar operasyon yapsa ülke rahat ederdi."
Hakan bunu duyunca uzaktan seslendi:
"Hüseyincim, operasyonu da yapıyoruz, gürültüyü de bedavaya yapıyoruz!"
Aylin saate baktı ve Emirhan'a döndü.
"Bizim artık gitme saatimiz bizi biriniz hastaneye bırakır mısınız?"
Emirhan gülümsedi.
"Olur."
"Zaten yolum hastanenin önünden geçiyor."
Aylin ayağa kalktı.
"Teşekkür ederim."
Nazlı da Hakan'a döndü.
"Sen gelmiyor musun?"
Hakan tam cevap verecekti ki cebindeki telefon titredi.
Ekranda tek bir isim yazıyordu.
Kıdemli Yüzbaşı Asena Korkmaz
Hakan'ın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
"Hay anasını..."
Emirhan telefona baktı.
"Kim arıyor lan?"
Hakan yutkundu.
"Komutan..."
Emirhan kahkahayı zor tuttu.
"Aç lan."
Hakan telefonu açtı.
"Komutanım."
Telefondan Asena'nın sakin ama sert sesi duyuldu.
"Hakan."
"Komutanım."
"Neredesin?"
"Komutanım... Dışardayım."
"On dakika içinde birlikte idari binaya geleceksiniz."
"Emirhan da yanında."
"Emredersiniz komutanım."
Telefon kapandı.
Hakan birkaç saniye ekrana boş boş baktı.
Emirhan merakla sordu.
"Ne dedi?"
Hakan iç çekti.
"Bittik."
"Niye?"
"İkimizi de çağırıyor."
Emirhan yüzünü buruşturdu.
"Ulan daha ne yaptık?"
Hakan omuz silkti.
"Bilmiyorum."
"Ama komutan boş yere çağırmaz."
Aylin merakla baktı.
"Bir sorun mu oldu?"
Emirhan hafifçe gülümsedi.
"Yok."
"Bizim meslek biraz böyle."
"Plan yapıyorsun..."
"Sonra bir telefon geliyor, bütün plan çöp."
Nazlı gülümseyerek başını salladı.
"Gidin."
"Biz taksiyle geçeriz."
Hakan hemen itiraz etti.
"Olmaz."
"Sizi hastaneye bırakacağız demiştik."
Emirhan anahtarı elinde çevirdi.
"Beş dakika sürmez."
"Önce sizi bırakırız, sonra üsse geçeriz."
Aylin ile Nazlı birbirlerine baktılar.
"Peki."
Dördü birlikte otoparka yürüdü.
Emirhan direksiyona geçti.
Aylin ön koltuğa oturdu.
Hakan ile Nazlı ise arkaya geçti.
Araba çalışırken Hakan aynadan Emirhan'a baktı.
"Lan."
"Komutan niye çağırdı acaba?"
Emirhan omuz silkti.
"Bilsem söylerim."
"İnşallah Demir Komutan bizi ispiyonlamamıştır."
Hakan derin bir nefes verdi.
"O adamın ispiyonlamasına gerek yok."
"Yüzümüze bakınca suç işlediğimizi anlıyor zaten."
Arabadakiler gülmeye başladı.
Emirhan da gaza hafifçe basıp aracı hastaneye doğru sürdü.
Ama ikisinin de aklında aynı soru vardı:
"Asena Komutan neden çağırdı?"
Belli ki ya albay sorun çıkarmıştı ya da yine bir görev çıkmıştı. Kızları bıraktılar ve üsse giderken Emirhan gözünü yoldan ayırmadan sordu.
"Oğlum ağzımıza sıçıcak kesin lan ya albay ya görev."
Hakan endişeli bir tavırla cevapladı.
"Valla kardeşim bunun burası Asena Korkmaz ama korkunun ecele faydası yok hayırlısı artık."
Emirhan başıyla onayladı.
Araba üsse giden kıvrımlı yolda ilerlemeye devam etti...
~4. Bölüm Sonu~
