16. bölüm / 31
Kırık KünyePlanlama hazırlıkları
Bölümler 31Şu an: Planlama hazırlıkları
- 1 Karanlığa Yürüyenler2.491 kelime
- 2 Boş Beynin Cefası: Sünger Nöbeti2.615 kelime
- 3 Akılsız başın cezasını ayaklar çeker1.770 kelime
- 4 Yerli Sevdalılar1.474 kelime
- 5 Operasyon kızıl şafak1.737 kelime
- 6 Kızıl Şafak çıkışı2.758 kelime
- 7 Sessiz Gecenin İtirafları2.705 kelime
- 8 İlk çarpışma1.433 kelime
- 9 İlk sarılış1.344 kelime
- 10 Yuva2.285 kelime
- 11 Anlaşmalı evlilik1.616 kelime
- 12 Yeni Evli2.673 kelime
- 13 Görev bitişi1.774 kelime
- 14 Operasyondan teklife2.790 kelime
- 15 Planlama hazırlıkları1.093 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Evliliğin içindeki kaos2.557 kelime
- 17 Ayaklı gazete ve Haber bülteni1.410 kelime
- 18 Bir Sen, Bir Ben, Bir de Bu Vatan2.268 kelime
- 19 Kaybetme korkusu1.617 kelime
- 20 Zorlukların sonu her zaman mutluluğa ulaşır1.086 kelime
- 21 Yılların Eveti1.355 kelime
- 22 Sessiz Çığlık1.316 kelime
- 23 İlk2.589 kelime
- 24 Bir Yudum Çay, Bir Ömür Sen3.605 kelime
- 25 Şarkılar ve ilkler1.522 kelime
- 26 Küçük süpriz1.345 kelime
- 27 Kırılma noktası2.197 kelime
- 28 Bir daha kaybetme korkusu1.583 kelime
- 29 Sessiz Bekleyiş1.035 kelime
- 30 Hayatın döngüsü1.337 kelime
- 31 Korkular ve yanındakiler3.712 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karargâha döner dönmez...
Asena direkt plan moduna geçti.
Emirhan ise hâlâ "Acaba evet der mi?" krizindeydi.
Asena odasına girer girmez masaya vurdu.
"Tamam."
"Operasyon başlıyor."
Emirhan kaşlarını çattı.
"Ne operasyonu?"
"Askerî evlilik teklifi operasyonu."
"Abla..."
"Sus."
Asena bilgisayarı açtı.
"Önce mekân."
---
Yarım saat sonra...
Asena ve Emirhan sahildeydiler.
Gün batımında denize bakan sakin bir koy.
Kıyıda küçük ışıklar.
Dalga sesleri.
Sessizlik.
Asena etrafa baktı.
"Tamam."
"Burası güzel."
Emirhan da etrafa bakındı.
"Aslında..."
"Evet?"
"Çok güzel."
Asena telefonunu çıkarıp birilerini aradı.
"Merhaba."
"Evet."
"Akşam için rezerv alanı istiyorum."
"Hayır kalabalık olmayacak."
"İki kişilik."
Emirhan'ın yüzü kıpkırmızı oldu.
Asena telefonu kapatınca sırıtıyordu.
"Yer tamam."
---
Sonraki durak...
Çiçekçi.
Kapı açılır açılmaz orkide kokusu yayıldı.
Asena direkt tezgâha yöneldi.
"En güzel mavi orkideleri görmek istiyorum."
Çiçekçi birkaç farklı buket çıkardı.
Emirhan dikkatlice bakıyordu.
Asena bir buketi eline aldı.
Zarif.
Şık.
Gösterişli değil ama etkileyici.
Tam Aylin'e göreydi.
"Bunu alıyoruz."
Emirhan da başını salladı.
"Evet."
"Bu."
Asena çiçekçiye döndü.
"Kurdele de ekleyin."
"Mavi olsun."
Çiçekçi gülümsedi.
"Anlaşıldı."
---
Bir saat sonra...
Yüzükçü.
İşte asıl tehlikeli yer.
Asena rahat rahat geziyordu.
Emirhan ise sanki operasyona gidiyormuş gibiydi.
"Ya beğenmezse?"
"Asker."
"Hm?"
"Sus."
"Peki."
Görevli kadın çeşitli yüzükler çıkardı.
Emirhan tek tek baktı.
Bazıları fazla gösterişliydi.
Bazıları çok sadeydi.
Sonra bir tanesinde durdu.
İnce.
Zarif.
Şık.
Göze batmıyordu.
Ama çok anlamlı görünüyordu.
Asena yüzüğü görünce gülümsedi.
"Neden bunu seçtin?"
Emirhan yüzüğe bakmayı sürdürdü.
"Çünkü..."
Bir an durdu.
"Tam ona benziyor."
Asena'nın yüzündeki ifade yumuşadı.
"Tamam."
"Bu."
Görevli kutuya yerleştirdi.
Emirhan yüzüğü eline alınca ilk kez gerçekten heyecanlandı.
Çünkü artık olay gerçekti.
---
Akşam üzeri...
Arabaya geri bindiler.
Arka koltukta mavi orkide buketi duruyordu.
Yanında yüzük kutusu vardı.
Asena arkaya dönüp baktı.
Sonra Emirhan'a döndü.
"Korkuyor musun?"
Emirhan dürüstçe cevap verdi.
"Evet."
Asena hafifçe güldü.
"İyi."
"Nesi iyi bunun?"
"Gerçekten sevdiğin için korkuyorsun."
Emirhan birkaç saniye sustu.
Sonra gülümsedi.
Asena camdan dışarı bakarken ekledi:
"Merak etme."
"Hm?"
"Aylin o orkidelere bayılacak."
Emirhan derin bir nefes verdi.
Şimdi geriye kalan tek şey...
büyük akşamdı.
---
Akşam...
Asena ve Emirhan hâlâ hazırlıklarla uğraşıyordu.
Mavi orkideler alınmıştı.
Yüzük alınmıştı.
Sahil ayarlanmıştı.
Ama ortada bir sorun vardı.
Emirhan elindeki kahveyi masaya bıraktı.
"Abla."
"Hm?"
"Ne diyeceğim ben?"
Asena durdu.
"..."
Emirhan durdu.
"..."
İkisi aynı anda aynı kişiyi düşündü.
"Demir."
---
Karargâh...
Demir koğuşun arka tarafında oturmuş kitap okuyordu.
Telefonu çaldı.
Ekranda:
**Asena Korkmaz**
Demir telefonu açtı.
"Komutanım."
"Bir şey soracağım."
"Sorun."
"Emirhan evlenme teklifi edecek."
Demir kitabı kapattı.
"Biliyorum."
"Nasıl biliyorsun?"
"Karargâhta Hakan var."
Asena birkaç saniye sustu.
"Haklısın."
Demir devam etti.
"Ne lazım?"
Asena doğrudan konuya girdi.
"Güzel bir söz."
Demir sessizleşti.
"Ne kadar güzel?"
"Edebiyatçı Demir kadar."
"Zor."
"Demir."
"Tamam."
Telefonun diğer ucunda birkaç saniye sessizlik oldu.
Emirhan da nefesini tutmuş bekliyordu.
Sonra Demir sakin sesiyle konuştu.
"Uzun mu kısa mı?"
"İkisi de."
Demir düşündü.
Sonra yavaşça konuşmaya başladı.
"Şunu söyleyebilir."
Emirhan hemen not almaya başladı.
> "Hayatım boyunca birçok yol yürüdüm.
> Bazıları zordu, bazıları güzeldi.
> Ama hiçbir yolun sonunda seni bulacağımı bilmiyordum."
Asena başını salladı.
"Bu güzel."
Demir devam etti.
> "Bugüne kadar her şey değişti.
> Günler değişti.
> Şehirler değişti.
> Ben değiştim.
> Ama seni sevdiğim gün değişmedi."
Emirhan'ın yüzü yavaş yavaş ciddileşiyordu.
Asena da sessizleşmişti.
Demir son kez konuştu.
> "Bu yüzüğü sana sadece benimle evlen diye vermiyorum.
> Hayatın her güzel ve zor anında yanımda olmanı istediğim için veriyorum.
> Benimle aynı yolda yürür müsün?"
Telefonda sessizlik oldu.
Uzun bir sessizlik.
Sonunda Asena derin nefes verdi.
"Demir."
"Hm?"
"Sen niye asker oldun?"
Demir güldü.
"Bu da başka günün konusu."
Emirhan arkadan bağırdı.
"Abi bu çok iyi!"
Demir'in yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
"İşine yaradıysa ne mutlu."
Asena telefonu kapatmadan önce son bir şey söyledi.
"Bu kadar güzel şeyleri nereden buluyorsun?"
Demir birkaç saniye sustu.
Sonra her zamanki sakinliğiyle cevap verdi.
"Bazı şeyler yazılmaz komutanım."
"Ya?"
"Yaşanır."
Telefon kapandı.
Karşı tarafta Emirhan heyecandan yerinde duramazken...
Karargâhta Demir kitabını yeniden açtı.
Ama bu kez yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
---
Karargâh...
Aynı gün...
Koğuşta sessizlik hâkimdi.
Demir yatağına yaslanmış kitap okuyordu.
Eline geçen nadir huzur anlarından biriydi.
Sayfayı çevirdi.
Tam okumaya başlayacaktı ki...
"Demiiiiir."
Demir gözlerini kapattı.
Sesin sahibini tanımamak imkânsızdı.
Hakan.
"Ne var?"
Hakan bankın kenarına oturdu.
"Sence Asena Komutan evlenirse düğünde ilk dansı eder mi?"
Demir kitabı indirmeden cevap verdi.
"Bilmiyorum."
"Ben eder diyorum."
"Tamam."
"Sen etmiyor diyor musun?"
"Hakan."
"Hm?"
"Git."
"Niye?"
"Kitap okuyorum."
Hakan birkaç saniye sustu.
Sonra tekrar başladı.
"Sence Serdar ile Alya'nın çocukları olsa—"
Demir kitabı yavaşça indirdi.
"Hakan."
"Efendim?"
"Ne anlatıyorsun sen?"
"İhtimalleri değerlendiriyorum."
Demir derin nefes aldı.
Serdar kapı girişinden onları dinliyordu.
Hakan devam etti.
"Bence ilk çocuk Serdar'a benzer."
Serdar kahveyi püskürttü.
"LAN!"
"Ne var?"
"Ben daha kıza açılmadım!"
"Ben ileri görüşlü adamım."
Demir başını kitaba gömdü.
Sabır.
Sabır.
Sabır.
Hakan bu kez Demir'e döndü.
"Bu arada."
"Noldu?"
"Asena Komutan sana kaç kere telefon açıyor günde?"
Demir sayfayı çevirdi.
"Bilmiyorum."
"Ben sayıyorum."
Serdar kafasını masaya vurdu.
"Yemin ederim psikolojin bozuk."
Hakan hiç alınmadı.
"Geçen hafta on üç."
Demir sustu.
"Hakan."
"Efendim?"
"Git."
"Gitmeyeceğim."
"Neden?"
"Canım sıkılıyor."
"Benim de."
"Ama ben eğleniyorum."
Demir kitabı kapattı.
Bu tehlikeli işaretti.
Serdar kahvesini masaya bıraktı.
Hakan anlamadı.
"Ne oldu?"
Demir çok sakin bir sesle konuştu.
"Hakan."
"Hm?"
"Hayatında hiç ansiklopedi yedin mi?"
"Ne?"
Bir saniye sonra...
PAT!
Kitap doğrudan Hakan'ın yüzüne çarptı.
"AAAA!"
Hakan geriye doğru düştü.
Serdar kahkahayı patlattı.
Demir ayağa kalktı.
Kapıyı gösterdi.
"Defol."
"Şiddete uğradım!"
"Defol."
"İnsan hakları!"
"DEFOL."
Hakan koşarak kapıya yöneldi.
Kapıdan çıkmadan önce son kez bağırdı.
"BEN SADECE SOHBET ETMEK İSTEMİŞTİM!"
Demir kapıyı gösterdi.
Hakan anında kayboldu.
Arka bahçe birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Serdar gülerek Demir'e baktı.
"Kaçıncı kitap?"
Demir yeniden yerine oturdu.
"Bu hafta üçüncü."
Serdar gözlerini sildi.
"Bir gün gerçekten hastanelik olacak."
Demir kitabını açtı.
"Umut ediyorum."
Koridordan Hakan'ın sesi duyuldu:
"DUYDUM LAN!"
Demir gür sesiyle bir daha bağırdı.
"HAKAN SİKTİR GİT."
Hakan sesi duyunca direk koğuşa girdi.
---
Asena Emirhan'ı hazırlamıştı ve gömleğinin yakalarını düzeltti.
"Tamam güzel söyleyeceklerini hatırlıyorsun değil mi?"
Emirhan derin bir iç çekti.
"Hayatım boyunca birçok yol yürüdüm. Bazıları zordu, bazıları güzeldi. Ama hiçbir yolun sonunda seni bulacağımı bilmiyordum. Bugüne kadar her şey değişti. Günler değişti. Şehirler değişti. Ben değiştim. Ama seni sevdiğim gün değişmedi. Bu yüzüğü sana sadece benimle evlen diye vermiyorum. Hayatın her güzel ve zor anında yanımda olmanı istediğim için veriyorum. Benimle aynı yolda yürür müsün?"
Asena başıyla onayladı.
"Güzel aferin peki ilk çiçek mi uzatılıcak yüzük mü?"
Emirhan kendinden emince cevapladı.
"İlk diz çökülecek eller tutulacak sözler edilip yüzük çıkarılıcak ardından çiçek verilicek evet sözünü duyunca sevinç yaşanılıcak."
Asena gülümsedi.
"Oldun oldun sen oyyy benim paşam büyümüş ya."
"Abla ya."
İkisidr beraber güldükten sonra sahile doğru yol aldılar...
~15. Bölüm Sonu~
Bölüm etkileşimi
