Kırık Künye kitap kapağı

3. bölüm / 31

Kırık Künye

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker

Vaveyla Yazarı: Sena Şahin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: Akılsız başın cezasını ayaklar çeker

Denizin içindeki dört asker, ellerindeki süngerleri havada tutarak öylece bekliyordu.

Sessizlik...

Yaklaşık on saniye sürdü.

İlk bozansa yine Hakan oldu.

"Lan..."

"Kolum koptu."

Emirhan gözünü bile çevirmedi.

"On dakika oldu daha."

"Ne on dakikası oğlum?"

"Kolum emeklilik dilekçesi yazıyor."

Serdar kısık sesle güldü.

Demir yan gözle baktı.

"Gülme."

"Ben zaten bunların yüzünden buradayım."

Serdar omuz silkti.

"Komutanım..."

"İnsan gülmeden duramıyor."

Demir sinirden süngere baktı.

"Şu ikisini bir gün normal görürsem..."

"...askeriyenin girişine lokma döktüreceğim."

Hakan yukarı seslendi.

"Komutanım!"

Demir dişlerini sıktı.

"Ne var yine?"

"Burnum kaşınıyor."

"Kaşı."

"Elimde sünger var."

"Başınla kaşı."

Emirhan kahkahayı bastı.

"Harbi dene lan."

Hakan homurdandı.

"Sen çok komiksin."

"Yok."

"Ama sen çok safsın."

Demir kafasını geriye attı.

"Yemin ediyorum..."

"...siz ikiniz beni kırk yaşında altmışlık ettiniz."

Serdar yine güldü.

"Haklısınız komutanım."

"Ama Hakan'ın suratına baksanız..."

"...bildiğin pişmanlık."

Hakan hemen itiraz etti.

"Pişman falan değilim."

"Sadece çok üşüyorum."

Emirhan omzuyla dürttü.

"Bir de Nazlı'yı düşün."

Hakan'ın gözleri açıldı.

"Lan sus!"

"Komutan duyacak."

Tam o anda...

"Asena'nın sesi duyuldu."

"Duydum."

Dört asker aynı anda irkildi.

Asena çayından bir yudum daha aldı.

Sonra gayet sakin bir sesle konuştu.

"Hakan."

"Komutanım."

"Demek hâlâ konuşabiliyorsun."

"..."

"Emirhan."

"Komutanım."

"Sen de bitmemişsin."

"..."

"Demir."

"Komutanım."

"Askerlerini susturamadın."

Demir derin bir nefes verdi.

"Komutanım..."

"Ben bunlara ne diyeyim artık?"

Asena sakinliğini bozmadan cevap verdi.

"Hiçbir şey deme."

"Bekle."

"Sabaha kadar birbirlerini yerler zaten."

Serdar kahkahayı zor tuttu.

Demir dönüp baktı.

"Sen de gülme."

"Komutanım..."

"Vallahi elimde değil."

Hakan fırsatı kaçırmadı.

"Komutanım."

"Ne var?"

"Demir Komutan da konuşuyor."

Demir bir anda Hakan'a döndü.

"Ulan..."

"Sikerim şimdi senin ihbarcılığını."

Emirhan kahkahaya boğuldu.

"Geçmiş olsun komutanım."

Asena kaşını kaldırdı.

"Demir."

"...Komutanım."

"Demek konuşuyorsun."

Demir içinden söylenerek başını eğdi.

"Tamam komutanım."

Asena çayını masaya bıraktı.

"Madem konuşmayı bu kadar seviyorsunuz..."

"...hiçbiriniz konuşmayacaksınız."

"Kim ağzını açarsa..."

"...bir saat daha burada kalacak."

Dört asker birbirine baktı.

İlk beş saniye sessizlik oldu.

Altıncı saniyede Hakan usulca Emirhan'a fısıldadı.

"Lan..."

Emirhan gözlerini kapattı.

"Geçmiş olsun."

Asena hiç başını kaldırmadan konuştu.

"Hakan."

"..."

"Bir saat daha."

Hakan gözlerini kapattı.

"Hay ben..."

Cümlesini tamamlayamadı.

Demir yüzünü avuçlarının arasına aldı.

"Vallahi komutanım..."

"Ben bununla aynı timde olduğuma bazen kendim inanamıyorum."

Asena çayından son yudumu aldı.

İlk kez hafifçe gülümsedi.

"Ben de."

Denizin üzerinde dalgaların sesi vardı.

İskelede ise tam tersine sabır tükeniyordu.

Hakan usulca Emirhan'a döndü.

"Lan..."

"Acaba saat kaç?"

Emirhan gözünü bile çevirmedi.

"Bilsem ne olacak?"

"Hızlı geçmeyecek."

Hakan iç çekti.

"Ulan..."

"Şu sünger kadar değerimiz yok."

Demir en sonunda patladı.

"Yeter ulan!"

Dört bir yana yankılanan sesiyle ikisini de susturdu.

"Siz ikiniz var ya..."

"İnsan sabrını test etmek için özel üretilmişsiniz."

"Biriniz aklına geleni söylüyor..."

"Öbürünüz alkış tutuyor."

"İki dakika susmayı becerseniz askeriyeye bayram ilan edeceğim."

Hakan başını eğdi.

"Komutanım..."

Demir elini kaldırdı.

"Sus!"

"Sen konuşunca tansiyonum yükseliyor."

Emirhan dayanamadı.

"Komutanım ama..."

Demir ona döndü.

"Sen de sus."

"İkiniz bir araya gelince kafamın içinde davul çalmaya başlıyor."

"Yemin ediyorum operasyon yönetmek daha kolay..."

"...sizi yönetmek daha zor."

Serdar yine gülmemek için dudağını ısırıyordu.

Demir hâlâ söyleniyordu.

"Allah'ım..."

"Bana düşe düşe bunlar mı düştü?"

"Biriniz odun..."

"Öbürünüz tam gaz bela."

"Askerden çok mahalle afacanı gibisiniz."

Hakan usulca mırıldandı.

"Komutan yine başladı."

Emirhan da fısıldadı.

"Sus lan..."

"Bu sefer harbi patlayacak."

Tam o anda...

Asena'nın sert sesi iskeleyi inletti.

"Kesin sesinizi!"

Bir anda herkes sustu.

Denizin dalga sesi dışında tek bir ses kalmadı.

Asena yavaşça ayağa kalktı.

Bakışlarını tek tek üzerlerinde gezdirdi.

Sonra Demir'e döndü.

"Demir."

Demir hemen toparlandı.

"Komutanım."

"Onlar kadar sen de konuşuyorsun."

Demir'in yüzündeki öfke yerini mahcup bir ifadeye bıraktı.

Başını hafifçe öne eğdi.

"Emredersiniz komutanım."

Asena kısa bir baş hareketi yaptı.

"Güzel."

"Şimdi..."

"Hiçbirinizden tek kelime duymak istemiyorum."

"Dalgalar konuşsun."

"Siz değil."

Dört asker aynı anda dimdik durdu.

"Emredersiniz komutanım."

Asena yeniden sandalyesine oturdu.

Termosundan çayını tazeledi.

Bardağı dudaklarına götürürken karşısındaki dört askere baktı.

İçinden sadece tek bir cümle geçti:

*"Pençe Timi... Dünyanın en başarılı timlerinden biri."

"...ve aynı zamanda en fazla baş ağrıtanı."*

Şafak sökmeye başlamıştı.

Ufukta güneşin ilk ışıkları denizin üzerine vuruyor, gece boyunca buz gibi suda bekleyen dört askerin yüzünü aydınlatıyordu.

Hakan'ın dişleri birbirine vuruyordu.

"Ulan..."

"Bir daha koridorda koşarsam..."

"...beni vurun daha iyi."

Emirhan bitkin bir sesle cevap verdi.

"Sen koşmasan da bir şey bulursun zaten."

Demir gözlerini devirdi.

"Sabah oldu..."

"Hâlâ boş yapıyorlar."

Serdar esneyerek güldü.

"Komutanım."

"Bence bunlar düzelmeyecek."

Demir iç çekti.

"Onu ben de anladım."

İskelede oturan Asena son yudum çayını aldı.

Boş bardağı termosun yanına bıraktı.

Ayağa kalktı.

Dört askerin karşısına geçti.

Hepsi hazır ola geçti.

Asena tek tek yüzlerine baktı.

Hakan...

Emirhan...

Serdar...

Demir...

Gece boyunca hepsinin yüzündeki inat gitmiş, yerini yorgunluk almıştı.

Asena birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra kısa ve net konuştu.

"Cezanız bitti."

Dördü de aynı anda derin bir nefes verdi.

"Sudan çıkın."

Birbirlerine bakıp neredeyse aynı anda kıyıya çıktılar.

Hakan botlarından suyu boşaltırken söyleniyordu.

"Vallahi komutanım..."

"Hayatımda böyle ceza görmedim."

Asena kaşını kaldırdı.

"Bir daha görmemek sizin elinizde."

Emirhan başını salladı.

"Komutanım..."

"Mesaj alınmıştır."

Serdar kıkırdadı.

"Ne kadar sürer sizce?"

Demir hiç düşünmeden cevap verdi.

"En fazla iki saat."

Hakan itiraz etti.

"Komutanım ayıp oluyor."

"Biz o kadar da kötü değiliz."

Demir yüzüne baktı.

"Dün koridorda üzerime düştün."

"Haklısınız."

"Aslında daha kötüsünüz."

Serdar bu cevaba yine güldü.

Asena da istemsizce başını iki yana salladı.

"Gidin."

"Sıcak duş alın."

"Kahvaltınızı yapın."

"Bir saat dinlenin."

Dört asker şaşkınlıkla birbirine baktı.

Hakan dayanamayıp sordu.

"Komutanım..."

"Gerçekten dinlenecek miyiz?"

Asena'nın cevabı kısa oldu.

"Hayır."

Hakan'ın yüzü düştü.

"Asıl göreviniz bir saat sonra başlıyor."

Dördü aynı anda iç çekti.

"Askerlikte dinlenmek..."

"...bir sonraki emir gelene kadardır."

Asena arkasını dönüp yürümeye başladı.

Tam birkaç adım atmıştı ki arkasından Hakan'ın sesi geldi.

"Komutanım..."

Asena durmadan cevap verdi.

"Ne var?"

"Şey..."

"Bir daha sünger görmesek olur mu?"

Asena bu kez arkasına dönmeden hafifçe gülümsedi.

"O..."

"...biraz da sizin elinizde."

Demir, Hakan'ın omzuna hafifçe vurdu.

"Yürü."

"Bugünlük yeterince rezil oldunuz."

Emirhan gülerek ekledi.

"Komutanım..."

"Bugünlük diyor."

"Yarın yine kesin bir şey yaparız."

Hakan omzuna dirsek attı.

"Kes lan."

Dört asker, söylenip birbirlerine takılarak koğuşa doğru yürürken Asena onları uzaktan izledi.

Başını iki yana salladı.

"Pençe Timi..."

"İşlerini kusursuz yapan..."

"...ama beni de her gün ayrı ayrı sınayan tim."

Koğuşa döner dönmez herkes farklı bir yöne dağıldı.

Hakan yatağın üzerine kendini bıraktı.

"Ulan..."

"Ben beş dakika öleyim, sonra kaldırın."

Emirhan botunu çıkarırken güldü.

"Sen zaten ayaktayken de yarı ölü gibisin."

Demir ise hiçbir şey söylemeden havlusunu aldı.

"Siz ikiniz sesinizi kesin."

"Ben duş alıp geleceğim."

Koridorun sonundaki banyoya girdi.

Kapıyı kapattı.

Derin bir nefes verdi.

"Nihayet..."

"Şu iki afetten uzak on dakika."

Musluğu açtı.

Sıcak su omuzlarından aşağı akmaya başladı.

"İşte hayat..."

diye mırıldandı.

Tam saçını köpüklemişti ki...

Fıssss...

Su bir anda kesildi.

Demir önce birkaç saniye bekledi.

Musluğa baktı.

Tekrar çevirdi.

Tık...

Tık...

Hiçbir şey.

Derin bir nefes aldı.

"Yok..."

"Olmaz..."

Musluğu tekrar çevirdi.

Yine su gelmedi.

Sabrı taşmaya başlamıştı.

"Ulan..."

"Şaka mı bu?"

Kapıyı hafifçe aralayıp koridora seslendi.

"Serdar!"

Koridordan cevap geldi.

"Komutanım?"

"Su kesildi."

Serdar başını uzattı.

"Harbi mi?"

"Gel bak istersen!"

Tam o sırada koridorun diğer ucundan Hakan ile Emirhan'ın sesleri duyuldu.

Hakan merakla bağırdı.

"Komutanım, boğuldunuz mu?"

Demir'in sabrı taştı.

"Boğulmadım ulan!"

"Su kesildi!"

Emirhan kahkahayı bastı.

"Komutanım..."

"Gece denizde kaldık, şimdi de duşta susuz kaldınız."

"Hayat size de çalışıyor."

Demir dişlerini sıktı.

"Emirhan..."

"Bir dakika daha konuşursan..."

"...seni şu çalışmayan duşun altına dikip sabaha kadar beklersin."

Hakan da dayanamadı.

"Komutanım, isterseniz kovayla su taşıyalım."

Demir kapının arkasından cevap verdi.

"Önce kendinizi taşıyın."

"O bana yeter."

Serdar gülmemek için başını çevirdi.

"Komutanım, tesisata haber vereyim."

"Ver."

"Çünkü şu an köpük içinde bekliyorum."

Hakan usulca Emirhan'a eğildi.

"Lan..."

"Adamın şansı da bizim kadar kötü."

Emirhan başını salladı.

"Harbi."

"Biz denizde üşüdük..."

"Demir Komutan da duşta mahsur kaldı."

Banyodan Demir'in sesi yeniden yükseldi.

"İkiniz de hâlâ oradaysanız..."

"...defolun gözümün önünden!"

Koridorda birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Hakan usulca fısıldadı.

"Kaçalım."

Emirhan başını salladı.

"Kesin kaçalım."

İkisi de kahkahalarını bastırarak hızla koridordan uzaklaştı. Banyonun kapısı yarı aralıktı.

Demir hâlâ köpük içinde musluğa bakıyordu.

Musluğu bir kez daha çevirdi.

Tık...

Yine su yok.

Demir derin bir nefes aldı.

"...Hay sikeyim ya."

"Bugün de böyle olacak demek."

Kapıdan Serdar başını uzattı.

"Komutanım?"

Demir sinirle döndü.

"Tesisatçı ne dedi?"

"Komutanım, ana hatta arıza varmış."

Demir eliyle yüzündeki köpüğü silmeye çalıştı.

"Harikulade bir gün yine amk..."

"Gece denizde ceza, sabah duşta su yok."

"Bugün şans benden yana değil."

Serdar gülmemek için dudağını ısırdı.

"Komutanım..."

"İsterseniz temiz kıyafetlerinizi getireyim."

"Getir."

"Bir de havlu."

"Emredersiniz."

Serdar birkaç dakika sonra elinde havlu ve kıyafetlerle geri döndü.

"Komutanım..."

"Başka çare yok."

"İskeledeki tatlı su duşu çalışıyormuş."

Demir başını iki yana salladı.

"Demek sonunda yine denizin yolunu tutacağız."

---

İskeleye geldiklerinde Hakan ile Emirhan bankta oturmuş kahvaltı ediyordu.

İkisi de Demir'i görünce birbirlerine baktı.

Emirhan fısıldadı.

"Geçmiş olsun."

Hakan başını salladı.

"Harbi talihsiz gün."

Demir yanlarından geçerken ikisine kısa bir bakış attı.

"Sakın..."

"...tek kelime etmeyin."

İkisi aynı anda başını salladı.

"Etmeyiz komutanım."

Demir tatlı su duşunun altına geçti.

Serdar musluğu açtı.

Su akmaya başlayınca Demir saçındaki köpüğü yıkadı.

Hakan dayanamadı, kısık sesle Emirhan'a eğildi.

"Ulan..."

"Dün denizdeydik, bugün de komutan burada duş alıyor."

Emirhan dudaklarını ısırdı.

"Gülme..."

"Görürse biteriz."

Tam ikisi de kahkahalarını bastırmaya çalışırken arkalarından tanıdık bir ses geldi.

"Burada ne oluyor?"

Dördü de aynı anda döndü.

Asena ellerini arkasında bağlamış, sakin ama meraklı bir ifadeyle onlara bakıyordu.

Serdar hemen toparlandı.

"Komutanım."

"Banyoda su kesildi."

"Tatlı su duşunu kullanıyoruz."

Asena başını hafifçe salladı.

"Anlaşıldı."

Sonra bakışlarını Hakan ile Emirhan'a çevirdi.

"Siz ikiniz."

"Komutanım."

"Gülüyor muydunuz?"

İkisi de aynı anda cevap verdi.

"Hayır komutanım."

Asena'nın kaşı hafifçe kalktı.

"Öyle olsun."

Sonra Demir'e döndü.

"Duşunu bitir."

"On dakika sonra toplantı odasında olmanı istiyorum."

Demir hazır ola geçti.

"Emredersiniz komutanım."

Asena arkasını dönüp yürürken Hakan usulca mırıldandı.

"Komutan yine tam zamanında geldi."

Emirhan dirseğiyle onu dürttü.

"Sus."

"Bugün yeterince macera yaşadık."

Serdar ise hafifçe gülümseyip başını salladı.

"Sizin maceranız hiç bitmiyor."

Emirhan ağzına bitane zeytin attı.

"Valla şahsiyetin olarak söylüyorum biz ikimiz bir arada böyleyiz komutanım"

Hakan başıyla onayladı ağzı doluyken konuşmaya çalıştı.

"Komoton-"

Sözü yarıda kesildi boğazı tıkandı öksürmeye başladı.

Emirhan yerinden irkildi ve sırtına vurdu.

"Helal lan eşek helal"

Demir saçını yıkadı ve yanlarına gelip Hakan'ın sırtına sertçe geçirdi.

Hakan bir anda boğazına kaçan zeytini tükürdü ve sırtını tuttu.

"SIRTIM!"

Emirhan Demir'e baktı.

"Sağlam geçirdi ha."

Demir bu sefer Emirhan'a döndü.

"İstermisin sofra götüne şu dakika girsin."

Emirhan korkudan Asena'nın arkasına geçti.

Asena sabır çeke çeke artık delirmişti.

"EMİRHAN ARKAMDAN ÇIK HAKAN İNSAN OL DEMİR HOMURDANMA ÖKÜZ GİBİ SERDAR GÜLME LAN SENDE AT GİBİ!"

Hepsi birbirin baktı. Asena tekrar son ses bağırdı.

"NE ÖKÜZ TRENE BAKARMIŞ GİBİ AVAL AVAL BAKIYOSUNUZ LAN!"

Tüm askeriye inlemişti resmen sesten ve hepsi anında hızla Asena'nın dediğimi yaptı ve Asena sinirle masaya oturup yemeğini yedi.

Hakan yutkundu ve Emirhan'nın kulağına fısıldadı.

"Sırtımı hissetmiyorum..."

Emirhan kısa bir bakış attı ve yutkundu.

"Kes olum sesini canımızı okumaz siker şuan"

Hakan geri yerine çekildi gülümseyerek ve direk ciddileşti...

~3. Bölüm Sonu~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

208okunma 16beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18