Kırık Künye kitap kapağı

17. bölüm / 31

Evliliğin içindeki kaos

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: Evliliğin içindeki kaos

Akşam...

Sahil...

Güneş ufuk çizgisinin ardında kaybolmaya başlamıştı.

Dalgaların sesi kıyıya vuruyordu.

Küçük ışıklar yanmıştı.

Mavi orkideler rüzgârda hafifçe sallanıyordu.

Asena son hazırlıkları kontrol ediyordu.

"Çiçekler tamam."

"Süsleme tamam."

"Işıklar tamam."

Sonra Emirhan'a baktı.

Emirhan'ın elleri buz gibiydi.

"Sen tamam değilsin."

"Değilim."

Asena güldü.

"Oğlum operasyona giderken bu kadar gerilmiyordun."

"Operasyonda reddedilme ihtimali yok."

"Doğru."

Emirhan derin nefes aldı.

"Ya hayır derse?"

Asena omzuna vurdu.

"Saçmalama."

Tam o sırada...

Uzakta bir araç durdu.

Aylin gelmişti.

Asena hemen ayağa kalktı.

"Tamam."

"Ben gidiyorum."

"Abla."

"Hm?"

"Teşekkür ederim."

Asena gülümsedi.

"Sonra edersin."

Ve sessizce uzaklaştı.

---

Aylin sahile doğru yürüyordu.

Üzerinde yine iş kıyafetleri vardı.

Etrafa bakınıyordu.

Bir şeylerin farklı olduğunu anlamıştı.

Sonra...

Mavi orkideleri gördü.

Durdu.

Şaşkınlıkla etrafa baktı.

"Emirhan?"

Emirhan birkaç adım öne çıktı.

Bir anda bütün ezberlediği cümleler uçup gitmişti.

Askerdi.

Operasyon yönetmişti.

Çatışmaya girmişti.

Ama şu an...

Dizleri titriyordu.

Aylin hafifçe gülümsedi.

"Neler oluyor?"

Emirhan derin nefes aldı.

Aylin'in elinden tuttu ve teklif edeceği yere getirdi.

Aylin hayranlıkla etrafına bakıyordu.

Sonra cebindeki küçük kutuyu çıkardı.

Aylin'in gözleri büyüdü.

"Emirhan..."

Emirhan başını kaldırdı.

Bu kez kaçmadı.

Gözlerinin içine baktı.

"Biliyor musun..."

"Ben söz söylemekte hiçbir zaman iyi olmadım."

Aylin sessizce dinliyordu.

"Çoğu zaman yanlış konuştum."

"Yanlış zamanda konuştum."

"Bazen de hiç konuşamadım."

Aylin'in gözleri dolmaya başlamıştı.

Emirhan devam etti.

"Hayatımda birçok şey gördüm."

"Birçok insan tanıdım."

"Ama senin yanında olduğum kadar kendim olduğum başka bir yer olmadı."

Aylin dudaklarını ısırdı.

Emirhan'ın sesi titriyordu.

"Mutlu olduğumda ilk sana anlatmak istedim."

"Korktuğumda ilk seni düşündüm."

"Ve eve döndüğümde görmek istediğim ilk kişi hep sen oldun."

Sonra yavaşça diz çöktü.

Kutuyu açtı.

İçindeki yüzük ışıkta parladı.

Aylin'in gözlerinden yaş süzüldü.

Emirhan gülümsemeye çalıştı.

Ama sesi hâlâ heyecandan titriyordu.

"Aylin..."

"Benimle evlenir misin?"

Sahil sessizleşti.

Sadece dalga sesleri duyuluyordu.

Aylin ağlarken güldü.

Ellerini ağzına kapattı.

Sonra hiç bekletmeden başını salladı.

"Evet."

Emirhan birkaç saniye dondu.

"Ne?"

Aylin gülerek ağlıyordu.

"Evet dedim."

Bir anda ayağa fırladı ve Aylin'i kucağına alıp döndürmeye başladı.

"Evet dedi evettt."

Aylin kahkaha atmaya başladı.

Emirhan yavaşça yere indirdi ve alnından öptü.

Yüzüğü parmağına taktı.

Aylin ona sarıldı.

Emirhan da sımsıkı sarıldı.

---

Birkaç metre ötede...

Kayaların arkasında saklanan Asena gözlerini sildi.

"Tamam."

"Ben ağlamıyorum."

Tam yanında duran biri konuştu.

"Yalan."

Asena irkildi.

Bir anda döndü.

Demir.

Asena şok oldu.

"Sen burada ne arıyorsun?"

Demir omuz silkti.

"Emirhan çağırdı."

Asena gözlerini kıstı.

"Ne zamandır buradasın?"

"Yüzük kısmından beri."

Asena başını tuttu.

"Bir kişi daha mı vardı?"

Demir hafifçe güldü.

Sonra uzakta birbirine sarılan Aylin ve Emirhan'a baktı.

"Mutlu görünüyorlar."

Asena da baktı.

Yüzünde yumuşak bir tebessüm oluştu.

"Evet."

"Mutlu görünüyorlar."

Demir sonra arkasında sakladığı kırmızı şakayığı çıkardı.

"Asena..."

Asena kafasını arkaya çevirdi.

"Efen-"

Çiçeği görünce bir an öykece kaldı.

Demir gülümsedi.

"Sen de çok uğraştın çiçekleri sevdiğini biliyordum ve vermek istedim şakayığın anlamında seni temsil ediyor hem rengi hem kendisi."

Asena bir an bile düşünmeden Demir'in boynuna sarıldı.

Demir hazırlıksız yakalanmıştı.

Ama birkaç saniye sonra o da kollarını yavaşça Asena'nın omuzlarına bıraktı.

Sahil boyunca dalga sesleri duyuluyordu.

Uzakta Aylin ve Emirhan hâlâ kendi mutluluklarının içindeydi.

Burada ise zaman sanki yavaşlamıştı.

Asena geri çekildi.

Ama elleri hâlâ Demir'in omuzlarındaydı.

Kırmızı şakayığa baktı.

Sonra tekrar Demir'e.

"Bunu ne zaman hazırladın?"

Demir hafifçe gülümsedi.

"Bugün."

"Yani bütün gün bunu da mı planladın?"

"Biraz."

Asena çiçeği eline aldı.

Şakayığın yapraklarını dikkatlice inceledi.

"Gerçekten anlamını biliyor musun?"

Demir başını salladı.

"Biliyorum."

"Asalet."

"Güç."

"Kararlılık."

Sonra gözlerini Asena'ya çevirdi.

"Ve insanın hayatında iz bırakan kişiler."

Asena birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedi.

Çünkü Demir bunları söylerken gözlerini hiç kaçırmıyordu.

Bu alışık olduğu bir şey değildi.

Demir genelde duygularını saklardı.

Kelimelerini seçerdi.

Ama bu kez saklanmıyordu.

Asena gülümsedi.

"Senin şu sessiz hâlin var ya..."

"Hm?"

"İnsan bir anda böyle konuşunca ne diyeceğini şaşırıyor."

Demir omuz silkti.

"Ben de her zaman konuşamıyorum zaten."

"Fark ettim."

İkisi de güldü.

Rüzgâr hafifçe eserken Asena şakayığı göğsüne bastırdı.

"Teşekkür ederim."

Demir başını eğdi.

"Beğendin mi?"

Asena kaş kaldırdı.

"Demir."

"Hm?"

"Bir operasyon planlar gibi çiçek seçmişsin."

Demir ilk kez kahkaha attı.

"Mesleki alışkanlık."

Asena da gülmeye başladı.

Bir süre yan yana durup denizi izlediler.

Sessizlik vardı.

Ama rahatsız eden türden değil.

Tam tersine...

İkisinin de huzurlu hissettiği türden.

Sonra Asena başını hafifçe Demir'in omzuna yasladı.

Bu kez Demir şaşırmadı.

Sadece ufka baktı.

Asena yavaşça konuştu.

"Bugün güzel bir gündü."

Demir başını salladı.

"Evet."

"Emirhan teklif etti."

"Evet."

"Aylin kabul etti."

"Evet."

Asena gülümsedi.

Sonra gözlerini kapattı.

"Ve ben kırmızı şakayık aldım."

Demir'in dudaklarının kenarı kıvrıldı.

"Bence günün en önemli kısmı oydu."

Asena hafifçe dirseğiyle ona vurdu.

"Ukala."

"Biraz."

Sahildeki ışıklar denize yansırken ikisi de gülüyordu.

Uzun zamandır ilk kez...

Ne görev vardı.

Ne operasyon.

Ne de üzerlerinde taşıdıkları yükler.

Sadece iki insan...

Ve güzel geçen bir akşam.

---

Sahil...

Asena hâlâ elindeki kırmızı şakayığa bakıyordu.

Demir ise denizi izliyordu.

Tam her şey sakinleşmişken...

📞

Asena'nın telefonu çaldı.

İkisi de aynı anda ekrana baktı.

Arayan:

**Albay Selçuk Kaya**

Asena'nın yüzündeki tebessüm kayboldu.

Demir bunu görünce anladı.

Görev.

Asena telefonu açtı.

"Komutanım."

Karşı taraftan gelen ses ciddi ve netti.

"Asena, acil görevlendirme."

"Dinliyorum komutanım."

"Yirmi dakika içinde karargâhta ol."

Asena'nın bakışları sertleşti.

"Görevin içeriği?"

"Karargâhta öğreneceksin."

"Anlaşıldı."

Telefon kapandı.

Sahil bir anda yine askerî bir havaya bürünmüştü.

Demir sessizce sordu.

"Gidiyoruz."

Asena ona baktı.

"Nasıl anladın?"

"Ses tonundan."

Asena istemsizce gülümsedi.

"Haklısın."

---

Kırk dakika sonra...

Karargâh.

Brifing odası.

Masanın üzerinde dosyalar vardı.

Albay Selçuk odanın önünde duruyordu.

Asena ve Demir içeri girince kapıyı kapattı.

"Bu görev sadece ikiniz için."

Demir dosyaya uzandı.

Fotoğraflar...

Davetiyeler...

Bir otelin planları...

Ve büyük bir balo salonu.

Asena kaşlarını çattı.

"Balo mu?"

Albay başını salladı.

"Evet."

"Ülkenin önde gelen iş insanları, diplomatlar ve bazı yabancı temsilciler bu geceki organizasyonda bulunacak."

Demir dosyayı incelerken sordu:

"Hedef?"

Albay önlerindeki fotoğrafı çevirdi.

"Bu adam."

Fotoğraftaki adam orta yaşlı bir iş insanına benziyordu.

"Asıl kimliği farklı."

"Askerî projelere ait bilgileri satmaya çalışıyor."

Asena dikkatle dinliyordu.

Albay devam etti.

"Bilgi alışverişi balo sırasında gerçekleşecek."

"Kalabalığın içinde."

Demir başını kaldırdı.

"Gizli takip."

"Evet."

Asena dosyadaki davetiyeye baktı.

Sonra durdu.

Sonra tekrar baktı.

Sonra Demir'e baktı.

Demir de aynı yere bakıyordu.

İkisi aynı şeyi fark etmişti.

Davetiyede yazıyordu:

**Sayın Demir Kurt ve Eşi Asena Kurt**

Oda sessizleşti.

Albay hiç istifini bozmadı.

"Kimlikleriniz hazırlandı."

Asena yavaşça gözlerini kapattı.

"Yine mi?"

Albay anlamadı.

"Neyi?"

Demir derin bir nefes verdi.

"Uzun hikâye komutanım."

Albay dosyayı kapattı.

"Bu kez sahte evlilik değil."

İkisi de aynı anda başlarını kaldırdı.

"Neymiş?"

"Balo boyunca evli bir çift gibi davranmanız gerekecek."

Demir ve Asena birbirlerine baktılar.

Sonra aynı anda Albay'a döndüler.

"Bu daha kötü."

Albay ilk kez hafifçe gülümsedi.

"Kolay gelsin."

---

Brifing bittiğinde koridora çıktılar.

Asena elindeki dosyaya baktı.

Sonra Demir'e.

"Fark ettin mi?"

"Hm?"

"Bizim görevler neden normal olmuyor?"

Demir düşünüyormuş gibi yaptı.

"Bence birileri eğleniyor."

Asena istemsizce güldü.

Dosyayı kapattı.

"Peki baloya gitmeden önce ne yapacağız?"

Demir kısa bir süre düşündü.

Sonra ciddi bir ifadeyle cevap verdi.

"Dans öğrenmem lazım."

Asena birkaç saniye baktı.

Sonra kahkahaya boğuldu.

Çünkü gerçekten haklıydı.

---

Ertesi gün...

Karargâhın özel hazırlık salonu...

Asena aynanın karşısında duruyordu.

Görev için hazırlanan siyah elbiseyi giymişti.

Şık.

Resmî.

Ve baloya uyum sağlayacak kadar dikkat çekiciydi.

Yırtmaç ise yürüyüşü kolaylaştırmak için tasarlanmıştı.

Asena saçlarını toplarken kapı çaldı.

"Gir."

Kapı açıldı.

Demir içeri girdi.

Üzerinde siyah takım elbise vardı.

Asena dönüp baktı.

Bir an durdu.

"Vay."

Demir kaş kaldırdı.

"Noldu?"

"Askerden çok film ajanına benzemişsin."

Demir cevap verecekken Asena'nın kıyafetini gördü.

Ve sustu.

Bir süre sustu.

Biraz daha sustu.

Asena fark edip sırıttı.

"Ne oldu?"

"Hiç."

"Demir."

"Bir şey yok."

Asena kollarını bağladı.

"Kesin bir şey var."

Demir bakışlarını kaçırdı.

"Bu kıyafet dikkat çeker."

Asena gülmeye başladı.

"Operasyon zaten dikkat çekmek üzerine."

Demir homurdandı.

"Yine de."

"Ooo."

Asena iyice sırıttı.

"Kıskandın mı sen?"

"Hayır."

"Kıskandın."

"Hayır."

"Kıskandın."

Demir derin nefes verdi.

"Asena."

"Hm?"

"Balo başlamadan sinirimi bozma."

Asena kahkahayı bastı.

---

Bir saat sonra...

Eğitim salonu.

Masalar kenara çekilmişti.

Çünkü çok önemli bir sorun vardı.

Demir dans bilmiyordu.

Asena karşısında duruyordu.

"Tamam."

"Bu kadar zor olamaz."

Demir son derece ciddi cevap verdi.

"Olabilir."

"Asker adamsın."

"Evet."

"Yakın dövüş biliyorsun."

"Evet."

"Paraşütle atlıyorsun."

"Evet."

"Dans edemiyorsun."

"Evet."

Asena gülmekten konuşamadı.

Demir ise son derece sakindi.

"Komik olan ne?"

"Hiçbir şey."

"Yalan."

"Biraz."

Asena sonunda kendini toparladı.

"Tamam."

"Şimdi sağ el burada."

Demir denileni yaptı.

"Sol el burada."

Demir yine yaptı.

"Asıl mesele ayaklar."

Demir aşağı baktı.

"Asıl tehlike de ayaklar."

"Dramatik olma."

"Bana güven."

---

İlk deneme...

Başarısız.

İkinci deneme...

Daha başarısız.

Üçüncü deneme...

Asena'nın ayağına bastı.

"Asker!"

"Pardon."

Dördüncü deneme...

Yine bastı.

"Demir!"

"Pardon."

Beşinci deneme...

Asena geri çekildi.

"Sen bunu bilerek yapıyorsun."

"Hayır."

"Kesin yapıyorsun."

Demir ilk kez hafifçe güldü.

"Belki biraz."

Asena şok oldu.

"Az önce şaka mı yaptın?"

"Galiba."

"Dünyanın sonu geliyor."

---

Yaklaşık yarım saat sonra...

Demir sonunda ritmi yakalamaya başladı.

Adımlar daha düzgündü.

Dönüşler daha kontrollüydü.

Asena başını salladı.

"İşte oldu."

Demir durdu.

"Bu kadar mı?"

"Bu kadar."

"Ben bunu yarım saattir mi öğreniyorum?"

"Evet."

Demir birkaç saniye düşündü.

Sonra ciddi ciddi konuştu.

"Yakın dövüş daha kolay."

Asena tekrar kahkahaya boğuldu.

Tam o sırada kapının aralığından bir çift göz göründü.

Hakan.

Yanında Emirhan.

Yanında Serdar.

Üçü de gizlice izliyordu.

Hakan fısıldadı.

"Dans ediyorlar."

Emirhan başını salladı.

"Dans ediyorlar."

Serdar iç çekti.

"Bunları yakalarsak ölürüz."

Tam o anda Demir kapıya baktı.

Üçü de dondu.

Sessizlik.

Sonra Hakan'ın sesi duyuldu.

"Kaçın."

Üçü birden koridorda kayboldu.

Asena gülmeye başladı.

Demir ise başını iki yana salladı.

"Bir gün gerçekten başımıza iş açacaklar."

"Özellikle Hakan."

"Özellikle Hakan."

---

Akşam...

Balo için tahsis edilen siyah araç sessizce otelin önüne doğru ilerliyordu.

Şehir ışıkları camlardan içeri yansıyordu.

Asena dosyaya son kez göz gezdiriyordu.

Demir ise direksiyondaydı.

Normalde sakin sürerdi.

Şu an da sakindi.

Ama biraz fazla sessizdi.

Asena bunu fark etti.

"Demir."

"Hm?"

"Bir saattir üç kelime konuştun."

"Yorgunum."

"Yalan."

Demir cevap vermedi.

Asena dosyayı kapattı.

Sonra ona döndü.

"Ne oldu?"

"Bir şey yok."

"Demir."

"Hm?"

"Kıskandın mı?"

Demir direksiyona odaklanmaya devam etti.

Asena gülmemek için dudağını ısırdı.

"Demir."

"Ne var?"

"Kıskandın."

"Hayır."

"Demir."

Bu kez Demir kısa bir nefes verdi.

"Bu baloda çok insan olacak."

"Evet."

"Asker değil."

"Evet."

"Boş gezen çok insan olacak."

Asena birkaç saniye sustu.

Sonra yüzündeki sırıtış büyüdü.

"Demir Kurt."

"Nedir?"

"Gerçekten kıskandın."

Demir gözlerini devirdi.

"Asena."

"Hm?"

"Görev sırasında başıma iş açma."

Asena kahkahasını zor tuttu.

"Peki."

Bir dakika geçti.

Sonra tekrar konuştu.

"Ama kıskandın."

Demir başını direksiyona vurmak istedi.

***

Otelin önüne geldiklerinde...

Kırmızı halı uzanıyordu.

Lüks araçlar girişe yanaşıyordu.

Takım elbiseli görevliler etrafta dolaşıyordu.

Demir araçtan indi.

Sonra Asena'nın kapısını açtı.

Asena dışarı çıktı.

Görev gereği son derece özgüvenli görünüyordu.

Demir elini uzattı.

Asena koluna girdi.

Uzaktan bakıldığında gerçekten baloya gelen seçkin bir çift gibi görünüyorlardı.

Tam girişe yönelmişlerdi ki...

Yanlarından geçen genç bir adam Asena'ya dönüp gülümsedi.

"İyi akşamlar hanımefendi."

Asena nezaketen başını salladı.

"İyi akşamlar."

Adam uzaklaşınca Demir'in yüzü daha da ifadesizleşti.

Asena bunu görünce gülmemek için kendini zor tuttu.

"Şimdi de ne oldu?"

"Hiç."

"Demir."

"İçeri girelim."

"Asker."

"Ne?"

"Çok belli ediyorsun."

Demir sonunda ona baktı.

"Asena."

"Hm?"

"Görev bitince bunun hesabını soracağım."

Asena kahkahayı bastırdı.

"Tehdit mi bu?"

"Hayır."

"Nedir?"

Demir ilk kez hafifçe gülümsedi.

"Uyarı."

Asena başını iki yana salladı.

Sonra ikisi birlikte balo salonunun büyük kapılarından içeri girdiler.

Ve görev resmen başlamış oldu.

---

Balo salonu...

Işıklar tavandan süzülüyor, orkestranın müziği salona yayılıyordu.

Asena ve Demir hedefi gözlemledikleri masada oturuyorlardı.

Bir süre sonra orkestranın temposu değişti.

Yavaş bir dans başladı.

Asena hedefin bulunduğu bölgeye baktı.

"Dans pistine çıkmamız lazım."

Demir iç çekti.

"Zorunlu mu?"

"Evet."

"Yakın dövüş tercih ediyorum."

Asena güldü.

"Bu sefer dans edeceksin."

Demir istemeye istemeye ayağa kalktı.

Asena elini uzattı.

"Hadi."

---

Dans pistinde...

Demir'in eli Asena'nın elindeydi.

Diğer eli de görev gereği bel hizasında duruyordu.

İkisi yavaşça müziğin ritmine uydu.

Asena sırıttı.

"Bak."

"Öğrenmişsin."

Demir cevap verecekti ki...

Karşı tarafta duran bir adamın sürekli Asena'ya baktığını fark etti.

Özellikle de kıyafetine.

Demir'in yüz ifadesi anında değişti.

Asena bunu fark etti.

"Noldu?"

Demir gözünü adamdan ayırmadan konuştu.

"Bunun için zorunda mıydık?"

Asena adamı fark etti.

Sonra gülmemek için dudağını ısırdı.

"Sus."

"Yakalanacağız."

Demir homurdandı.

"Bari şu bacağını kapat."

"Demir!"

"Ama."

"Demir!"

"Offf..."

Asena gülmeye başladı.

"Şu an görevde olduğunu hatırlatırım."

"Hatırlıyorum."

"Belli olmuyor."

Demir hâlâ adama bakıyordu.

Asena başını salladı.

"Biraz daha bakarsan adam korkudan salonu terk edecek."

"İyi olur."

Asena kahkahayı zor tuttu.

Tam o sırada kulaklıktan hedefle ilgili bilgi geldi.

Asena'nın yüzü ciddileşti.

"Demir."

"Hm?"

"Hedef hareket etti."

Demir de hemen toparlandı.

Bakışları yeniden profesyonelleşti.

"Nereye gidiyor?"

"Sağ koridor."

"Üst kata çıkacak."

Demir başını salladı.

"Tamam."

Asena hafifçe gülümsedi.

"Bak."

"Neye?"

"Beş saniyede kıskanç askerden istihbaratçıya döndün."

Demir gözlerini devirdi.

"Asena."

"Hm?"

"Görev bitince konuşacağız."

Asena bu kez kahkahayı tutamadı.

Tam o sırada müzik devam ederken ikili dans eden bir çift gibi görünmeye devam etti.

Ama aslında bütün dikkatleri...

Koridora yönelen hedefteydi.

---

Balo salonu...

Hedef adam kalabalığın arasından çıkıp sağ koridora yöneldi.

Asena dans eder gibi görünmeye devam etti.

Dudaklarını kıpırdatmadan konuştu.

"Sağa döndü."

Demir başını hafifçe salladı.

"Gördüm."

Adam merdivenlere yöneldi.

Üst kat.

Daha sakin.

Daha tenha.

Ve daha tehlikeli.

Asena'nın bakışları sertleşti.

"Yalnız kalmaya çalışıyor."

Demir cevap verdi.

"Ya da teslimat noktasına gidiyor."

---

Bir dakika sonra...

İkili dans pistinden ayrıldı.

Kimsenin dikkatini çekmeden üst kata çıktılar.

Koridor sessizdi.

Sadece uzaktan müzik duyuluyordu.

Hedef hızlı adımlarla ilerliyordu.

Sonunda bir odaya girdi.

Kapıyı kapattı.

Demir ile Asena birkaç metre ötede durdu.

Asena kulaklığa dokundu.

"Merkez."

"Hedef odaya girdi."

"Onaylandı."

Demir kapıya yaklaştı.

İçeriden iki kişinin konuşma sesi geliyordu.

Demir Asena'ya baktı.

İki kişi.

Asena başıyla onayladı.

Demir kapı koluna uzandı.

"Üç..."

Asena silahını hazırladı.

"İki..."

Demir derin nefes aldı.

"Bir."

Kapı açıldı.

---

İçerisi...

Bir masa.

Bir dizüstü bilgisayar.

Ve iki adam.

Adamlar ne olduğunu anlayamadan Demir içeri girdi.

"Yerinizden kıpırdamayın."

Bir adam panikle silahına davrandı.

Hata.

Demir bir anda üzerine atıldı.

Adamın kolunu yakaladı.

Silahı elinden düşürdü.

Adamı masaya yasladı.

Diğer adam kaçmaya çalıştı.

Ama Asena çoktan önünü kesmişti.

"Dur."

Adam durmadı.

Asena bir hamlede kolunu yakalayıp yere yatırdı.

Birkaç saniye içinde oda kontrol altına alınmıştı.

---

Hedef adam nefes nefese kalmıştı.

Demir onu ayağa kaldırdı.

"Kaçacak yerin yok."

Adam sinirle baktı.

"Siz kimsiniz?"

Demir kısa cevap verdi.

"Yanlış kişiler."

Asena masadaki bilgisayarı açtı.

Aranan dosyalar içerideydi.

Aktarım kayıtları.

İsimler.

Para hareketleri.

Hepsi.

Kulaklığa dokundu.

"Merkez."

"Kanıtlar elimizde."

Karşı taraftan cevap geldi.

"Görev tamamlandı."

Asena rahat bir nefes verdi.

Demir de adamın kelepçesini kontrol etti.

Tam o sırada...

Koridordan güvenlik görevlilerinin sesleri duyuldu.

Adamlar kapıya yaklaşıyordu.

Asena döndü.

"Şimdi ne yapıyoruz?"

Demir sakin sakin cevap verdi.

"Normal insanlar gibi aşağı iniyoruz."

Asena kaş kaldırdı.

"Biz?"

"Deneyelim."

---

Beş dakika sonra...

İkili balo salonuna geri döndü.

Görev tamamlanmıştı.

Kimse ne olduğunu anlamamıştı.

Orkestra hâlâ çalıyordu.

İnsanlar hâlâ dans ediyordu.

Asena derin nefes aldı.

"Bitti."

Demir başını salladı.

"Bitti."

Tam o sırada sunucu mikrofona çıktı.

"Sayın misafirler..."

"Bu özel gecemizi bir dansla taçlandırmak ister misiniz?"

Asena dondu.

Demir dondu.

Sunucu tam onların bulunduğu masayı gösteriyordu.

Salondaki herkes alkışlamaya başladı.

Asena yavaşça Demir'e döndü.

"Kaçalım mı?"

Demir etrafa baktı.

Yüzlerce kişi onları izliyordu.

"Geç kaldık."

Asena gözlerini kapattı.

"Harika."

Demir elini uzattı.

"Komutanım."

Asena eline baktı.

Sonra gülümseyip elini uzattı.

"Bu görev rapora girmeyecek."

"Kesinlikle girmeyecek."

Ve alkışlar arasında tekrar dans pistine yürüdüler.

---

Demir çok profesyonel ilerliyordu.

Asena farketti.

"Demir bak yapabilirmişsin."

"Neyi?"

Asena güldü.

"Dans etmeyi becerdbilirmişsin."

Demir gülümsedi.

"Hocamız iyiydi diyelim."

"İltifatmıydı bu?"

"Gibi gibi."

Demir tam gülecekken uzaktan bir adam yaklaştı.

"Hanımefendi çok da güzelsiniz bana bu dansı lütfeder misiniz?"

Asena'nın omzuna dokunduğu an Demir'in şartelleri attı.

"Ben sana ederim lütuf ama benim tarzımda."

Demir adamın yakasından tuttuğu gibi kafa attı.

Asena panikle Demir'i geri çekmeye çalıştı.

"Demir dur Demir."

Demir'i durduramazsa ölesiye dövecekti bu işin sonu karakol olurdu yüksek ihtimalle o yüzden durdurmalıydı...

~16. Bölüm Sonu~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

112okunma 8beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…