18. bölüm · Kırık Künye
Ayaklı gazete ve Haber bülteni
Gece...
Balo çoktan sona ermişti.
Görev başarıyla tamamlanmıştı.
Ama...
Demir'in sabrı da aynı başarıyla tükenmişti.
Olay raporlara "salonda çıkan arbede" olarak geçmişti.
Karargâha haber ulaşınca da...
Sonuç değişmemişti.
---
Bir saat sonra...
Şehir emniyetindeki nezarethane.
Demir demir parmaklıkların arkasında oturuyordu.
Kollarını bağlamıştı.
Yüzünde yine o meşhur ifade vardı.
Sanki nezarette değil de otobüs bekliyormuş gibiydi.
Görevli polis başını iki yana salladı.
"Komutanım."
"Hm?"
"Bu kadar rahat olan ilk adam sizsiniz."
Demir omuz silkti.
"Bekliyorum."
"Neyi?"
"Asena Komutan'ı."
Polis anlam veremedi.
Ama Demir gayet iyi biliyordu.
Asıl fırtına şimdi kopacaktı.
---
Yaklaşık yirmi dakika sonra...
Kapı açıldı.
Asena içeri girdi.
Elinde evraklar vardı.
Yüzü ifadesizdi.
Tehlikeli derecede ifadesiz.
Demir onu görünce ayağa kalktı.
"Asena..."
Cevap gelmedi.
Görevli polis anahtarı uzattı.
"Askerinizi teslim ediyoruz komutanım."
Asena sadece başını salladı.
Kapı açıldı.
Demir dışarı çıktı.
Yine cevap bekledi.
Yine gelmedi.
Asena döndü.
Çıkışa yürüdü.
Demir de peşinden gitti.
Sessizlik.
---
Otopark...
Araç çalıştı.
Asena direksiyona geçti.
Demir yan koltuğa oturdu.
Ve...
Sessizlik.
Beş dakika geçti.
Hâlâ sessizlik.
Demir camdan dışarı baktı.
Sonra tekrar Asena'ya.
Yine sessizlik.
Bu durum çatışmadan daha tehlikeliydi.
Sonunda Demir konuştu.
"Asena."
Cevap yok.
"Komutanım."
Yok.
"Asena."
Bu kez cevap geldi.
"Soğuyana kadar konuşma."
Demir sustu.
Bir dakika geçti.
İki dakika geçti.
Sonra tekrar denedi.
"Ama—"
"Asker."
Demir durdu.
Asena gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
"Albaydan azar işittim."
"..."
"Tuğgeneralden azar işittim."
"..."
"Emniyet müdüründen azar işittim."
"..."
"Ve hepsi bana aynı şeyi sordu."
Demir başını çevirdi.
"Neyi?"
Asena sonunda ona baktı.
"Koskoca yüzbaşının yanında gezen adam neden baloda kavga çıkarıyor?"
Demir cevap vermedi.
Asena tekrar yola döndü.
Sessizlik geri geldi.
Bir süre sonra Demir iç çekti.
"Dokundu."
Asena'nın eli direksiyonda hafifçe duraksadı.
"Ne?"
"Asena."
"Hm?"
"Sana dokundu."
Araç yine sessizliğe gömüldü.
Bu kez daha farklı bir sessizlikti.
Asena birkaç saniye konuşamadı.
Çünkü cevabı biliyordu.
Demir bunu görev için yapmamıştı.
Öfkesinden yapmıştı.
Ve neden öfkelendiğini de biliyordu.
Sonunda yavaşça konuştu.
"Yine de yumruk atamazsın."
"Biliyorum."
"Başımıza iş açtın."
"Biliyorum."
"Ne diyecektim ben komutanlara?"
Demir birkaç saniye düşündü.
Sonra ciddi ciddi cevap verdi.
"Bilmiyorum ya bilmiyorum."
Asena bir an durdu.
Sonra istemeden güldü.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra kahkahasını bastırmaya çalıştı.
"Allah'ım..."
Demir de hafifçe gülümsedi.
Asena başını iki yana salladı.
"Yemin ederim iflah olmazsın."
Demir koltuğa yaslandı.
"Hakan'dan iyi durumdayım."
Asena istemeden tekrar güldü.
Ve ilk kez o geceden beri yüzündeki öfke biraz olsun dağıldı.
---
Araç karargâha doğru ilerliyordu.
Asena'nın da aklına geldikçe sabrı da tükenmek üzereydi.
Birkaç dakika sessiz kaldıktan sonra sonunda direksiyonu sıkıca tuttu.
"Demir."
"Hm?"
"Bir daha böyle bir şey yapmayacaksın."
Demir camdan dışarı bakıyordu.
Cevap vermedi.
Asena devam etti.
"Bu bir emir."
Hâlâ sessizlik.
"Bir görev sırasında duygularınla hareket edemezsin."
Demir'in çenesi sıkıldı.
"Asker—"
"Asena yeter."
Bu sefer Asena sustu.
Çünkü Demir'in sesi normal değildi.
İlk defa öfkeliydi.
Gerçekten öfkeliydi.
Demir başını çevirdi.
"Ne yapmamı bekliyordun?"
"Profesyonel davranmanı."
Demir güldü.
Ama sinirli bir gülüştü.
"Profesyonel mi?"
"Demir."
"Hayır komutanım."
"Bu sefer beni dinle."
Araçtaki hava tamamen değişmişti.
Demir yumruklarını sıktı.
Yıllardır içinde tuttuğu her şey sanki bir anda dışarı çıkıyordu.
"Her şeyde profesyonel oldum."
"Asker oldum."
"Komutan oldum."
"Emir aldım."
"Emir verdim."
"Asla çizgiyi geçmedim."
Asena sessizce onu dinliyordu.
Demir derin bir nefes aldı.
Sonra ilk defa gözlerinin içine baktı.
"Adam sana baktığında sustum."
"Asena—"
"Yanına geldiğinde sustum."
"Demir..."
"Konuşmama izin ver."
Asena sustu.
Demir'in sesi daha da sertleşti.
"Sonra sana el uzattı."
Araçta birkaç saniye sessizlik oldu.
Ve ardından...
Demir yıllardır sakladığı şeyi söyledi.
"Seviyorum lan."
Asena dondu.
Demir devam etti.
"Seviyorum."
"Anladın mı?"
"Sevdiğim insana el uzatılmasına seyirci kalamadım."
Asena'nın nefesi kesildi.
Demir gözlerini kaçırmadı.
İlk defa.
"Belki yanlış yaptım."
"Belki kuralları çiğnedim."
"Belki azar işittim."
"Belki yine işiteceğim."
Sonra başını salladı.
"Ama o an umurumda olmadı."
Araç yavaşça karargâhın önüne girdi.
Asena hâlâ hiçbir şey söyleyemiyordu.
Demir ise koltuğa yaslandı.
Sanki omuzlarından yıllardır taşıdığı yük kalkmıştı.
"İşte."
"Gerçek bu."
Motor sustu.
Gece sessizdi.
İkisi de birkaç saniye konuşmadı.
Sonunda Asena yavaşça ona döndü.
Gözlerinde şaşkınlık vardı.
Ama öfke yoktu.
"Demir..."
Demir başını kaldırdı.
Asena'nın dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu.
"Bu itirafın zamanlaması gerçekten berbat."
Demir gülümsedi.
"O konuda haklısın."
Asena arabadan indi ve Demir'de peşinden indi.
Tam giderken Asena bir anda durdu.
"Bu bir teklif miydi?"
"Ne?"
"Az önceki 'seviyorum lan' kısmı bir teklif mi?"
Demir ilk defa bocaladı ne diyeceğini bilmiyordu.
"Eee ben şey yani of."
Asena gülümsedi.
"Aslında Demir biliyormusun eğer bir teklifse cevabım evet."
Demir hâlâ bir şey diyemiyordu.
"Ne ney ne."
Asena tekrarladı.
"Cevabım evet olurdu."
Demir kıpkırmızı olmuştu utanmaktan.
"N-nasıl yani evet mi?"
Asena'nın gülümsemesi daha da büyüdü.
"Sen demiştin ya Bir sen bir ben bir de bu Vatan diye."
Demir dikkatle dinliyordu.
"Biz bu vatana yıllarca beraber sahip çıktık bence şimdi de birbirimize sahip çıkabiliriz."
Demir gülümsedi.
"Çok anlayacağını sanmam fakat, Şîrler pençe-i kahrımda lerzân olurken, bir çift çeşm-i âhûna zebûn düştüm. Eğer lâyık görürsen, ömrümün bundan sonraki bahârı seninle olsun."
Asena şaşkın şaşkın baktı.
"Bu ebedi dil sana nerden yüklendi anlamıyorum bize niye verilmemiş?"
Demir kahkaha attı.
"Boşuna kitap okumuyorum komutanım."
Asena gözlerini kıstı.
"Sonunu anladım gibi sadece ve tekrardan evet evet evet."
Uzaktan onları Hakan ve Serdar izliyordu ve Asena ile Demir birbirlerine sarıldılar.
"Serdar oğlum ne oluyo lan."
Serdar şaşkın şaşkın bakıyordu.
"Oğlum Alya ile bizim daha olurumuz vardı bunlar ne ara oldular Demir nasıl yaptı bu işi."
Hakan sırıttı.
"Şansına küs Serdar Demir senden hızlı çıktı aslanım."
Serdar bunu duyunca Hakan'ın ensesine yapıştırdı.
"En azından albayın kızından daha olurumuz var yani."
Hakan ters ters baktı.
"İlk evlenen olursam görürsün."
Emirhan arkalarından çıktı.
"Ben teklifimi bile yaptım."
Hakan bir anda korkudan yerinden zıpladı.
"ANANI SİKİM-"
Serdar ağzını kapattı.
Emirhan kısık sesle güldü.
"Anamla ne işin var babamı sikiceksen okey ama."
Serdar Emirhan'a döndü.
"Sus çocuk sus duyacaklar sus."
Emirhan umursamadı.
"O bağırışa sağır sultan selim bile gelir emin ol."
Hakan konuşmaya çalıştı Serdar'ın elini yaladı.
Serdar iğrentiyle elini çekti.
"Iyyy gerizekalı mal."
Elini Hakan'ın sırtına sürdü.
"Ya iğrençsin AMK."
Hakan omuz silkti.
"Sende ağzımı açasaydın it."
"Oğlum alırım bak ayağımın altına."
Tam o sırada Emirhan onlara doğru gelen Asena ve Demir'i farkedince aradan sıyrılıp kaçtı.
Demir tam karşılarına geldiğinde bir tane Hakan'a bir tane Serdar'a geçirdi.
"LAN DANGALAKLAR SİZİN BİR YERDEN DAHA ÇIKMADIĞINIZI GÖRSEM ŞÜKÜR NAMAZI KILARIM."
Hakan güldü.
"İmana gelirsiniz komutanım fena mı olur?"
"HAKAN."
Hakan korkudan sustu.
Serdar yanağını tuttu.
"İnsan kardeşine yapmaz ve bunu."
"Kardeşlerinin biri ayaklı gazete diğeri de ana haber bülteni gibiyse yapar."
Arkadan Alya sesleri duyup gelir.
"Ne oluyo bur- Serdar?"
Yerde oturan Serdar ayağa fırlar.
"Hiç yani yere Asena komutanının alyansı düşmüştü onu arıyorum."
Alya sorgulayıcı bakış atar.
"Alyans mı? Asena evli değil ki."
Hakan öne atıldı.
"Yakın zamanda olacak."
Demir'in sinirden sesi daha kalın çıkıyordu.
"Hakan o çeneni sikmeden sus."
Alya Demir'e döndü sonra Asena'ya baktı.
"LAN YOKSA VALLA MI LAN?"
Asena kafayı sıyıracaktı.
"Ya düşündüğünüz gibi veya gördüğünüz gibi bir şey değil."
Hakan hâlâ sırıtıyordu.
"Valla ben gördüğüm 'tarzdan' anladım."
"Öyle mi Hakan."
Sesi buz gibi çıkmıştı Asena'nın ve açılıp bir yumruk vurdu Hakan'a.
Hakan bocalatıp yere serildi.
"Eli de ağırmış baya ya Demir komutanım Allah sabır versin."
Serdar sabır çekiyordu zamanlama için.
"Allah'ım beynimi seyfle."
Alya kahkaha attı.
"Ekran sürem 77 saat falan mı?"
Serdar'da güldü.
Demir Kaş göz yaptı.
"Bence olur olur."
Asena başıyla onayladı.
"Mükemmel olur."
Hakan aradan seslendi.
"En başından beri demiştim zaten."
Serdar ve Alya direk sustu ve Alya kızardı.
"Benim ocakta yemeğim vardı."
Asena kolundan tuttu.
"Sen ne zamandır evde yemek yapıyorsun Alya Elif Şafak."
Alya imzayla cevapladı.
"Sen ne zamandır şu yanındaki fasülye sırığıyla berabersin."
Demir gözlerini kıstı.
"Fasülye sırığı mı?"
"Evet beğenmediniz mi Demir bey."
Demir gözlerini kapatıp iç çekti sonra tekrar Alya'ya baktı.
"Nerem sırık benim?"
Alya eliyle boyunu gösterdi.
"Yani baktığımız zaman ne olduğu belli oluyo ne yedirdiler lan sana besiye mi çektiler seni?"
Asena şaşkın şaşkın baktı.
"Harbi Demir boyun kaç senin?"
Demir sakince cevapladı.
"Yani 1.98-2.00 civari falan."
Asena'nın gözleri büyüdü. Alya elini ağzına kapattı. İkiside aynı anda tepki verdi.
"OHA."
Hakan arkadan Demir'i süzdü.
"Adama bak trafo direği gibi hem boy var hem elektrik."
Serdar Hakan'a döndü.
"Elektrik ne alaka oy beyinli."
Hakan işaret parmağını kaldırıp konuştu.
"Boy zaten direkte var elektrik mecazi olarak düşünülür anladın sen."
Serdar yarım bi gülüş attı.
"Tam piçsin Hakan ha."
Hakan etrafına baktı.
"Emirhan nerde lan?"
Serdar'da etrafına bakındı.
"Kaçmış pezevenk."
Hakan yerden kalktığı gibi karargaha koştu.
Serdar'da peşinden ilerledi.
Alya arkadan bağırdı.
"Ulan beni bekleyin bunu kaçıramam."
O da peşlerine takıldı.
Asena ve Demir'de güldükten sonra Demir Asena'ya kolunu attı.
"Gel bizde gidelim."
Asena gülmeye devam etti.
"Katlanabilir misinki?"
Demir kendinden emin konuştu.
"Sen varsan herşeye katlanırım."
Beraber karargaha doğru peşlerinden yürüdüler...
~17. Bölüm Sonu~
