28. bölüm / 31
Kırık KünyeKırılma noktası
Bölümler 31Şu an: Kırılma noktası
- 1 Karanlığa Yürüyenler2.491 kelime
- 2 Boş Beynin Cefası: Sünger Nöbeti2.615 kelime
- 3 Akılsız başın cezasını ayaklar çeker1.770 kelime
- 4 Yerli Sevdalılar1.474 kelime
- 5 Operasyon kızıl şafak1.737 kelime
- 6 Kızıl Şafak çıkışı2.758 kelime
- 7 Sessiz Gecenin İtirafları2.705 kelime
- 8 İlk çarpışma1.433 kelime
- 9 İlk sarılış1.344 kelime
- 10 Yuva2.285 kelime
- 11 Anlaşmalı evlilik1.616 kelime
- 12 Yeni Evli2.673 kelime
- 13 Görev bitişi1.774 kelime
- 14 Operasyondan teklife2.790 kelime
- 15 Planlama hazırlıkları1.093 kelime
- 16 Evliliğin içindeki kaos2.557 kelime
- 17 Ayaklı gazete ve Haber bülteni1.410 kelime
- 18 Bir Sen, Bir Ben, Bir de Bu Vatan2.268 kelime
- 19 Kaybetme korkusu1.617 kelime
- 20 Zorlukların sonu her zaman mutluluğa ulaşır1.086 kelime
- 21 Yılların Eveti1.355 kelime
- 22 Sessiz Çığlık1.316 kelime
- 23 İlk2.589 kelime
- 24 Bir Yudum Çay, Bir Ömür Sen3.605 kelime
- 25 Şarkılar ve ilkler1.522 kelime
- 26 Küçük süpriz1.345 kelime
- 27 Kırılma noktası2.197 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Bir daha kaybetme korkusu1.583 kelime
- 29 Sessiz Bekleyiş1.035 kelime
- 30 Hayatın döngüsü1.337 kelime
- 31 Korkular ve yanındakiler3.712 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aradan bir kaç ay geçmişti...
Asena evdeydi Demir'i bekliyordu...
Akşam olmuştu.
Asena evde, salondaki koltuğa oturmuş Demir'i bekliyordu.
Beş aylık hamileliği artık iyice belli oluyordu. Bir eli karnının üzerindeydi.
Saatine baktı.
"Demir yine geç kaldı..."
Tam o sırada kapının kilidi döndü.
Demir içeri girdi.
Daha ayakkabılarını bile çıkarmadan Asena'ya baktı.
"Güzelim?"
Asena başını kaldırdı.
"Buradayım."
Demir'in yüzündeki yorgunluk bir anda dağıldı.
"Benim güzelim."
Yanına gelip koltuğun karşısına oturdu.
"Nasıl hissediyorsun?"
"İyiyim."
Demir dikkatlice baktı.
"Emin misin?"
Asena gülümsedi.
"Demir, iyiyim."
"Tamam."
Demir derin bir nefes aldı.
"Ben yine de soracağım. Çünkü artık evde senden sorumlu iki kişi var."
Asena şaşkınlıkla baktı.
"İki kişi?"
Demir gülümsedi.
"Sen ve küçük misafirimiz."
Asena'nın yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
"Sen bugün fazla konuşkansın."
"Özledim güzelim."
Demir ceketini çıkarıp koltuğun kenarına bıraktı.
"Bugün işte bütün gün aklım sizdeydi."
Asena başını yana eğdi.
"Biz mi?"
"Evet."
"İkiniz de."
Kısa bir sessizlik oldu.
Demir Asena'nın yanına oturdu.
"Yemek yedin mi?"
Asena cevap vermeden önce duraksadı.
"Biraz."
Demir kaşlarını kaldırdı.
"Biraz ne demek?"
"Çorba içtim."
"Başka?"
"Başka yok."
Demir başını iki yana salladı.
"Olmaz güzelim."
"Askerlikte timime nasıl düzgün yemek yediriyorsam, evde de sana düzgün yemek yedireceğim."
Asena gülmeye başladı.
"Sen gerçekten komutanlıktan çıkamıyorsun."
Demir de güldü.
"Çıkamıyorum."
Sonra ayağa kalktı.
"Sen otur."
"Ben mutfağa geçiyorum."
Asena arkasından seslendi.
"Demir."
"Efendim güzelim?"
"Hoş geldin."
Demir durup ona baktı.
Yüzünde sakin bir tebessüm oluştu.
"Hoş buldum."
Sonra mutfağa geçti.
Ev, uzun zamandır ilk kez karargâhın gürültüsünden tamamen uzaktı.
Ve Demir için artık eve dönmek, sadece görevden çıkmak değildi.
Eve dönmek; Asena'nın yanında olmak demekti.
Demir mutfakta yemek hazırlarken salonun sessizliğini telefonun sesi böldü.
Asena kaşlarını çattı.
Telefon ekranında karargâhtan gelen arama görünüyordu.
Telefonu açtı.
"Yüzbaşı Asena KURT."
Karşı taraftaki ses ciddiydi.
"Komutanım, acil bir görev var."
Asena'nın yüzündeki ifade değişti.
"Anlat."
"Operasyon için hazırlık başladı."
"Pençe Timi hazır olacak."
Asena birkaç saniye sustu.
"Ne zaman çıkıyoruz?"
"En kısa sürede."
Karşı taraftaki komutan bir an duraksadı.
"Bir şey daha var komutanım."
Asena'nın sesi sertleşti.
"Nedir?"
"Bu görevde timin başında mutlaka sizin bulunmanız gerekiyor."
Asena derin bir nefes aldı.
"Anlaşıldı."
"Emir kesin."
"Evet komutanım."
Telefon kapandı.
Asena bir süre telefonu elinde tuttu.
Mutfaktan Demir'in sesi geldi.
"Güzelim?"
Asena cevap vermedi.
Demir elindeki işi bırakıp salona geldi.
"Ne oldu?"
Asena ona baktı.
"Görev."
Demir'in yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.
"Ne zaman?"
"En kısa sürede."
Demir birkaç saniye sessiz kaldı.
"Ve sen gideceksin."
Asena başını salladı.
"Timimin başında benim olmamı istiyorlar."
Demir derin bir nefes aldı.
Asena'nın beş aylık hamile olduğunu düşününce yüzündeki endişe daha da belirginleşti.
"Asena..."
Asena elini onun elinin üzerine koydu.
"Demir."
"Bu benim görevim."
Demir başını eğip kısa bir süre düşündü.
Sonra sakinleşmeye çalışarak konuştu.
"Tamam."
"Ama dikkat edeceksin."
"Ve hazırlanırken ben de yanında olacağım."
Asena hafifçe gülümsedi.
"Zaten başka türlü beni bırakmazsın."
Demir de küçük bir tebessüm etti.
"Doğru."
"Benim görevim de seni sağ salim geri beklemek."
Asena ayağa kalktı.
"Öyleyse başlayalım."
Demir başını salladı.
"Başlayalım güzelim."
İkisi birlikte hazırlıklara yönelirken evdeki sakin akşam yerini yeniden görev ciddiyetine bırakmıştı.
---
Hazırlıklarını tamamlayan Asena ve Demir, evden çıkıp doğrudan karargâha geçti.
Karargâhın kapısından içeri girdiklerinde Pençe Timi çoktan hazırdı.
Serdar, Hakan ve Emirhan ekipmanlarını kontrol ediyor, Demir ise gözünü Asena'dan ayırmıyordu.
Asena bunu fark etti.
"Ne oldu?"
Demir kısa bir süre sustu.
"Hiç."
Asena kaşını kaldırdı.
"Demir."
Demir derin bir nefes aldı.
"İçimde kötü bir his var."
Asena ona birkaç saniye baktı.
"Her operasyondan önce böyle hissediyorsun."
"Bu sefer başka."
Asena elini onun elinin üzerine koydu.
"Merak etme."
"Her zamanki gibi hep beraber dönücez."
Demir başını salladı ama içindeki huzursuzluk geçmedi.
Kısa süre sonra telsizden ses geldi.
"Pençe Timi, helikopter hazır."
Asena ayağa kalktı.
"Hadi."
Tim birlikte dışarı çıktı.
Helikopter pistte bekliyordu.
Rotorların sesi giderek yükselirken askerler sırayla helikoptere bindi.
Demir son anda Asena'nın koluna hafifçe dokundu.
"Asena."
Asena ona döndü.
"Efendim?"
"Ne olursa olsun..."
Bir an durdu.
"...kendine dikkat et."
Asena'nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
"Merak etme."
Sonra helikoptere bindi.
Demir de hemen arkasından geçti.
Kapılar kapandı.
Helikopter havalanmaya başladığında şehir yavaş yavaş aşağıda küçüldü.
Serdar telsizleri kontrol ederken Hakan ve Emirhan sessizce oturuyordu.
Asena haritaya bakıyor, yaklaşan operasyonun ayrıntılarını inceliyordu.
Demir ise pencerenin dışına bakıyordu.
İçindeki o kötü his hâlâ oradaydı.
Sanki bir şeylerin ters gideceğini söylüyordu.
Gözlerini kapattı.
"İnşallah yanılıyorum..."
Asena onun fısıltısını duydu.
"Demir?"
Demir ona baktı.
"Bir şey yok."
Asena elini onun eline uzattı.
Demir elini tuttu.
Ama içindeki korku dinmiyordu.
Helikopter karanlığın içinde ilerlerken Pençe Timi operasyon bölgesine doğru yol aldı.
Ve hiçbiri birkaç saat sonra yaşanacakların hayatlarını değiştireceğini henüz bilmiyordu.
---
Helikopterin pervaneleri gecenin sessizliğini parçalarken Pençe Timi, karanlığın içinde ilerliyordu.
İçeride herkes sessizdi.
Asena, karşı koltukta oturmuş haritayı inceliyor, ardından timin tamamını göz ucuyla kontrol ediyordu.
“On dakika sonra iniş bölgesindeyiz. Herkes son kontrollerini yapsın.”
Hakan ekipmanını kontrol ederken Emirhan ona bakıp hafifçe gülümsedi.
“Şimşek, bugün fazla sessizsin.”
“Sen de fazla konuşuyorsun Gölge.”
Serdar ikisine dönüp başını salladı.
“İkiniz bir gün de normal durun.”
Kısa bir gülüşme oldu.
Ama Demir gülmedi.
Gözleri helikopterin açık kapısından dışarıdaki karanlığa takılmıştı.
İçinde açıklayamadığı bir sıkıntı vardı.
Sanki bir şeylerin ters gideceğini hissediyordu.
Asena bunu fark etti.
“Demir.”
Demir bakışlarını ona çevirdi.
“Emredin komutanım.”
“İyi misin?”
Bir an sustu.
“İyiyim.”
Asena gözlerini birkaç saniye daha ondan ayırmadı.
"Emin misin?”
Demir derin bir nefes aldı.
“İçimde kötü bir his var komutanım.”
Helikopterin içindeki hava bir anda ağırlaştı.
Asena sakinliğini bozmadı.
“Bazen hisler yanılır.”
Demir başını hafifçe eğdi.
“Umarım.”
Helikopter alçalmaya başladığında herkes sustu.
Pilotun sesi telsizden geldi:
“İniş noktasına iki dakika.”
Asena ayağa kalktı.
“Hazır olun.”
Tim bir anda ciddileşti.
Karanlık arazi aşağıda gittikçe yaklaşıyordu.
Helikopter yere yaklaşırken Demir'in içindeki huzursuzluk daha da büyüdü.
Bu kez Asena'ya baktı.
Asena da ona baktı.
İkisi de birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra helikopter kapısı açıldı.
“İniyoruz!”
Pençe Timi peş peşe aşağıya indi.
İlk birkaç metre sorunsuzdu.
Fakat Asena ilerideki araziyi kontrol etmek için birkaç adım öne çıktığı anda...
Çevredeki sessizlik birden bozuldu.
Bir ses.
Ardından karanlığın içinden gelen ikinci bir ses.
Asena:
“PUSU!”
Tim daha ne olduğunu anlayamadan çevrelerinden ateş açılmaya başladı.
“YATIN!”
Demir refleksle Asena'ya doğru döndü.
Az önceki kötü his artık anlam kazanmıştı.
Ve Asena tam o anda kendisini hedef alan tehlikenin ortasında kalmıştı...
Asena hiç beklemeden elini kaldırdı.
“HERKES SİPER ALSIN! DAĞILMAYIN!”
Tim saniyeler içinde pozisyon aldı.
Demir, kayalık bir alanın arkasına geçerken gözleri sürekli Asena'daydı.
İçindeki huzursuzluk artık daha da büyümüştü.
“Komutanım, sağ taraf hareketli!”
Asena başını çevirdi.
“Serdar, sağ kanadı kontrol et. Hakan, Emirhan, benimle gelin.”
“Emredersiniz!”
Tim ilerlemeye çalışırken karşı taraftan yeniden yoğun bir çatışma başladı.
Asena sakinliğini koruyordu.
“Panik yok! Kontrollü ilerliyoruz!”
Emirhan siperinden seslendi:
“Komutanım, önümüzde hareket var!”
Asena hemen yere çömeldi ve çevreyi kontrol etti.
“Gördüm. Kimse bulunduğu yerden ayrılmasın.”
Demir telsizden konuştu.
“Komutanım, solunuz açıkta kalıyor.”
“Farkındayım Demir.”
“Yine de dikkatli olun.”
Asena kısa bir an ona baktı.
“Sen de dikkatli ol.”
Demir cevap vermek üzereyken çevrede yeniden hareketlilik başladı.
Serdar'ın sesi telsizde yankılandı:
“Komutanım, sağ tarafta sayılarını göremiyoruz. Çevremizi kapatmaya çalışıyorlar.”
Asena hemen karar verdi.
“Geri çekilmiyoruz. Hakan, benimle gel. Emirhan, Serdar'ın hattını destekle.”
“Emredersiniz!”
Tim yeniden hareketlendi.
Demir ise Asena'yı gözünün önünden ayırmıyordu.
İçindeki kötü his artık öylesine güçlüydü ki nefes almak bile zorlaşıyordu.
Bir anda karşı taraftan daha yoğun bir hareket geldi.
Asena bağırdı:
“HERKES YERE!”
Tim aynı anda siper aldı.
Demir başını kaldırdığında Asena'nın bulunduğu noktaya doğru tehlikenin yaklaştığını fark etti.
“KOMUTANIM, SAĞINIZ!”
Asena hızla arkasına döndü.
Tehlike giderek yaklaşıyordu.
Çatışma henüz bitmemişti.
Ve Demir'in içindeki o kötü his, gittikçe daha gerçek görünmeye başlamıştı.
Çatışmanın sesi hâlâ dört bir yandan yükseliyordu.
Demir, Asena'nın yanında diz çökmüş, bir eliyle onun omzunu destekliyordu.
“Komutanım, gözlerime bakın.”
Asena başını kaldırmaya çalıştı.
“Demir…”
Demir hemen yaklaştı.
“Buradayım. Söyleyin.”
Asena bir şey söylemek için dudaklarını araladı.
Ama sesi çıkmadı.
Bakışları bir an Demir'in gözlerinde kaldı.
Sonra gözleri yavaşça kapandı.
“Asena?”
Cevap gelmedi.
Demir'in yüzündeki bütün ifade bir anda değişti.
“Komutanım?”
Omzuna hafifçe dokundu.
“Asena, beni duyuyor musun?”
Yine cevap yoktu.
Demir'in nefesi hızlandı.
“ASENA!”
Telsizi eline aldı.
“Sıhhiye! Sıhhiye, cevap ver!”
Emirhan'ın sesi telsizden geldi:
“Demir, ne oldu?”
“Komutan kendinde değil!”
Serdar hemen bağırdı:
“Demir, sakin ol!”
“Nasıl sakin olayım? Gözlerini kapattı, cevap vermiyor!”
Demir'in sesi titremeye başlamıştı.
Asena'nın elini tuttu.
“Asena'm, hadi… Aç gözlerini güzelim. Beni duyuyorsan lütfen bir şey söyle.”
Hiçbir cevap gelmedi.
Demir başını kaldırıp tim arkadaşlarına baktı.
“Tahliye ne zaman geliyor?”
Hakan telsize baktı.
“Helikopter yaklaşıyor!”
“Yaklaşıyor mu? Ne kadar kaldı?”
“Birkaç dakika!”
Demir Asena'ya tekrar döndü.
“Birkaç dakika…”
Kendi kendine konuşur gibi fısıldadı.
“Dayan güzelim. Lütfen dayan.”
Sonra Asena'nın karnına baktı.
Panik daha da büyüdü.
“İkiniz de dayanacaksınız.”
Serdar'ın sesi duyuldu:
“Demir! Kendine gel. Buradan birlikte çıkacağız.”
Demir gözlerini Asena'dan ayırmadan cevap verdi:
“Çıkacağız… Ama o da bizimle çıkacak.”
Uzakta helikopterin sesi giderek yükseliyordu.
Demir, Asena'nın elini hiç bırakmadı.
“Hadi bir tanem… Bir kere gözlerini aç içimi rahatlat Demir burdayım de bana.”
Ama Asena sessizdi.
Ve Pençe Timi, çatışmanın ortasında tahliye helikopterinin gelmesini bekliyordu.
Helikopter gecenin içinde hızla ilerliyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Operasyon başarısız olmuştu.
Hedef bölge terk edilmiş, Pençe Timi tamamen tahliye edilmişti. Geriye yalnızca telsizden gelen kısa raporlar ve hastaneye yetişme telaşı kalmıştı.
Demir, helikopterin içinde Asena'nın yanında oturuyordu.
Gözleri bir an bile ondan ayrılmıyordu.
“Asena…”
Cevap yoktu.
— “Bir kere gözlerinizi aç.”
Hastanenin ışıkları göründüğünde sağlık ekibi hazırlanmaya başladı.
Helikopter piste iner inmez kapılar açıldı.
“HASTA GELDİ!”
Sağlık görevlileri Asena'yı hızla sedyeye aldı.
Demir de peşlerinden koştu.
“Ben de geliyorum!”
“Buradan sonrası sağlık ekibinin işi.”
“Ama ben—”
Serdar Demir'in omzunu tuttu.
“Demir, bırak.”
Demir olduğu yerde kaldı.
Sedyenin uzaklaşmasını izledi.
“Asena...”
Asena'dan hiçbir cevap gelmedi.
Acil servisin kapıları açıldı ve ekip içeri girdi.
Doktorlardan biri hızlıca bilgi aldı.
— “Gebelik kaç aylık?”
Demir bir an ne diyeceğini bilemedi.
— “Beş…”
Sesi güçlükle çıktı.
— “Beş aylık.”
Doktor başını salladı.
— “Tamam. Hazırlıkları başlatıyoruz.”
Asena hemen müdahale alanına alındı.
Demir kapının önünde kaldı.
Kapı kapandığında sanki bütün sesler bir anda kesildi.
Hakan, Emirhan ve Serdar birkaç metre geride sessizce bekliyordu.
Demir duvara yaslandı.
Ellerine baktı.
Sonra kapıya.
“Benim içimde kötü bir his vardı.”
Kimse cevap vermedi.
“Başından beri vardı.”
Serdar yanına geldi.
“Demir…”
“Yapma kardeşim.”
Demir'in sesi titredi.
“Ama onu koruyamadım.”
Serdar başını iki yana salladı.
“Bu senin suçun değil.”
Tam o sırada ameliyathanenin ışığı yandı.
Demir'in gözleri kapıya kilitlendi.
Bir hemşire hızla koridordan geçerken:
“Hasta ameliyata alınıyor.”
dedi.
Demir'in yüzü bembeyaz oldu.
“Bebek?”
Hemşire kısa bir an durdu.
“Doktorlar ellerinden geleni yapacak.”
Sonra uzaklaştı.
Demir olduğu yerde kaldı.
Artık yapabileceği hiçbir şey yoktu.
Sadece kapının açılmasını bekleyebilirdi.
Saatler sürecek o bekleyiş başlamıştı.
---
Ameliyathane kapısı kapandı.
İçeride monitörlerin sesleri birbirine karışıyordu.
“Tansiyon düşüyor.”
“Yakından takip edin.”
“Hazırlıkları tamamlayın.”
Doktor, Asena'nın durumunu kontrol etti.
“Durumu ağır. Önceliğimiz annenin durumunu stabilize etmek. Bebeği de sürekli takip edeceğiz.”
Hemşireler hızla gerekli hazırlıkları yaparken ameliyathane ekibi tamamen sessizleşmişti.
Monitörden gelen düzenli sesler bir an değişti.
“Değerler yeniden düşüyor.”
Doktor hemen müdahale etti.
“Sakin olun. Kontrolü kaybetmeyelim.”
Dışarıda ise Demir ameliyathane kapısının önünden bir adım bile uzaklaşmıyordu.
Kapıya bakıyordu.
Sonra başını eğip ellerini birbirine kenetliyordu.
“Dayan lütfen dayan…”
İçeride doktorun sesi yeniden duyuldu:
“Biraz daha.”
Hemşire monitöre baktı.
“Değerler toparlanmaya başlıyor.”
Doktor derin bir nefes aldı.
“Devam ediyoruz.”
Fakat birkaç saniye sonra monitördeki değerler yeniden değişti.
Doktorun yüzündeki ifade ciddileşti.
“Durumu hâlâ kritik.”
Ameliyathane yeniden hareketlendi.
Dışarıdaki Demir ise içeride neler olduğunu bilmeden sadece bekliyordu.
Serdar yanına geldi.
“Demir…”
Demir başını kaldırdı.
“Ne kadar oldu?”
“Bir saati geçti.”
Demir tekrar kapıya baktı.
“Çıkacak, değil mi?”
Serdar cevap vermeden önce birkaç saniye sustu.
“Doktorlar ellerinden geleni yapıyor.”
Demir gözlerini kapattı.
“Asena güçlüdür.”
Sonra çok daha sessiz bir sesle ekledi:
“Bebek de güçlüdür.”
Ameliyathanenin ışığı hâlâ yanıyordu.
Ve içeride mücadele devam ediyordu.
Ameliyathanede herkes birkaç saniyeliğine sessizleşmişti.
Monitörden gelen ses değişti.
Doktor hemen başını kaldırdı.
“Değerler düşüyor.”
Hemşire ekrana baktı.
“Kalp ritmi ciddi şekilde bozuluyor.”
Doktor hiç vakit kaybetmeden:
“Herkes hazır olsun. Müdahale ediyoruz.”
Ameliyathanede bir anda hareketlilik başladı.
“Devam.”
“Kontrol ediyorum.”
“Ritim yok.”
Doktorun sesi sertleşti.
“Hemen müdahale.”
Dışarıda Demir, kapının önünde bekliyordu.
Bir anda içeriden hareketlilik sesleri duyuldu.
Demir doğruldu.
“Ne oluyor?”
Kimse cevap vermedi.
Kapıya yaklaştı.
“Ne oluyor içeride?”
Demir kapıya doğru bir adım attı.
“ASENA!”
Serdar hemen kolundan tuttu.
“Demir, bekle!”
“Bir şey oldu!”
“Demir, sakin ol!”
“Nasıl sakin olayım? İçeride bir şey oldu!”
Demir kapıya vurmaya başladı.
“Asena!”
Hakan ve Emirhan da koridora geldi.
Demir'in sesi titriyordu.
“Asena! Bırakma lütfen.”
İçeride doktorun sesi duyuldu:
“Devam ediyoruz. Henüz vazgeçmiyoruz.”
Dışarıda Demir'in gözleri doldu.
“Hayır…”
Kapıya tekrar baktı.
“Bana bunu yapma.”
Serdar onu tutmaya çalıştı.
“Demir, doktorlar içeride.”
“Biliyorum!”
Demir'in sesi yükseldi.
“Ama o yalnız değil mi şimdi? Serdar üşür o ben gideyim yanına lütfen.”
Koridorda herkes sustu.
Demir kapının önünde ellerini başına götürdü.
— “Az önce benimle konuşuyordu…”
Sesi kırıldı.
“Az önce bana bakıyordu.”
Yere çöküp omuzları düştü.
“Annem gibi giderse yapamam ben.”
Serdar yanına eğildi elini omzuna koydu.
“Kardeşim gel hava alalım.”
Ağlamaya başlamıştı. Normalde ağlamayan Demir şuan resmen ağlıyordu.
“Serdar canım yanıyor o olmadıkça canım yanıyor.”
Serdar dayanamayıp yanına çöküp sarıldı ve sırtını sıvazladı.
“Yine beraber olucaksın demir.”
İçeride Asena'nın kalbi durmuştu Demir'in ne zaman sesini duysa rahatladığı o kalp atmayı bırakmıştı.
Demir sanki bunu hissediyordu.
Elini kendi kalbine koyup bastırdı.
Sıkışıyordu sanki göğüsü.
Göğüsü sıkıştıkça bedeni gevşemişti.
Sanki içeride kendi vardı.
Sesler bulanıklaşmıştı.
Düşündükçe beyni resmen "onu koruyamadın" düşüncesindeydi.
Ardından bedeni iyice gevşeyince Serdar'ın kollarına yığılıp kalmıştı.
Serdar farkedince direk Demir'in yüzüne baktı.
"Allah'ım bu gün ne böyle ya sınanıyorum resmen."
Yanındaki suyu alıp Demir'in yüzünü yıkadı.
"Kardeşim yapma bak kalk Asena seni bekler."
...
~27. Bölüm Sonu~
Bölüm etkileşimi
