Bölümler 31Şu an: Bir Yudum Çay, Bir Ömür Sen
- 1 Karanlığa Yürüyenler2.491 kelime
- 2 Boş Beynin Cefası: Sünger Nöbeti2.615 kelime
- 3 Akılsız başın cezasını ayaklar çeker1.770 kelime
- 4 Yerli Sevdalılar1.474 kelime
- 5 Operasyon kızıl şafak1.737 kelime
- 6 Kızıl Şafak çıkışı2.758 kelime
- 7 Sessiz Gecenin İtirafları2.705 kelime
- 8 İlk çarpışma1.433 kelime
- 9 İlk sarılış1.344 kelime
- 10 Yuva2.285 kelime
- 11 Anlaşmalı evlilik1.616 kelime
- 12 Yeni Evli2.673 kelime
- 13 Görev bitişi1.774 kelime
- 14 Operasyondan teklife2.790 kelime
- 15 Planlama hazırlıkları1.093 kelime
- 16 Evliliğin içindeki kaos2.557 kelime
- 17 Ayaklı gazete ve Haber bülteni1.410 kelime
- 18 Bir Sen, Bir Ben, Bir de Bu Vatan2.268 kelime
- 19 Kaybetme korkusu1.617 kelime
- 20 Zorlukların sonu her zaman mutluluğa ulaşır1.086 kelime
- 21 Yılların Eveti1.355 kelime
- 22 Sessiz Çığlık1.316 kelime
- 23 İlk2.589 kelime
- 24 Bir Yudum Çay, Bir Ömür Sen3.605 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Şarkılar ve ilkler1.522 kelime
- 26 Küçük süpriz1.345 kelime
- 27 Kırılma noktası2.197 kelime
- 28 Bir daha kaybetme korkusu1.583 kelime
- 29 Sessiz Bekleyiş1.035 kelime
- 30 Hayatın döngüsü1.337 kelime
- 31 Korkular ve yanındakiler3.712 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
QDemir kafasını Asena'nın boynuna gömdü.
"Ben ölünce beni buraya gömsünler."
Kokusunu iyice içine çekti.
Ve tam o sırada içeriye Alya girdi.
"OHA! Aman şey yani."
Direk gözlerini kapattı.
"Görmedim duymadım bilmiyorum ve çıkıyorum."
Asena Demir'den ayrıldı.
Demir yine kendi kendine homurdandı.
"Böyle zamanlamayı sikim."
Alya odadan çıktı.
Asena Demir'e döndü.
"Eee üsteğmenim..."
Demir homurdana homurdana odadan çıktı.
Çünkü biliyordu Asena bunu dediyse odadan çık demekti.
Demir odadan çıkınca Alya içeri girdi.
"Asenaaa ben ne gördümm."
Sesi çok mutlu geliyordu.
Sanki Asena mutlu olunca o daha çok mutlu oluyordu.
Asena sinirle cevap verdi.
"Senin zamanlama biçimine- neyse sakinim söyledin mi kızlara?"
"Söyledim söyledim akşam sekiz gibi almaya gideriz bu gün erkenıksak olmaz mı ya?"
"Benlik sıkıntı yok çıkarız ama dışarda dolaşıcaksak Demir bizle gelir tamam mı?"
Alya başıyla onayladı.
"Gelsin o gelirse Serdar'da gelir."
Asena'nın yüzüne bir anda sırıtış siması geldi.
"Serdar ne alaka şimdi?"
Alya koltuğa çöktü.
"Otursana bir bişe anlatıcağım."
"Dur dur şimdi değil akşam kızlarla anlatırsın konuşacağımız bir şey kalsın."
Asena Alya'nın kolundan tutup kaldırdı.
"Hadi hadi Gratise gidelim."
Alya hemen neşelendi.
Sonra yüzü düştü.
"Kim taşıyacak o poşetleri?"
"Demir gelicek zaten."
Alya omuz silkti.
"Demir senin poşetini taşıyacak benimkini değil."
Asena tekrar sırıtmaya başladı.
"Bence sen Serdar gelsin istiyorsun."
Alya utançtan kıvrandı.
Asena gülerek elini Alya'nın omzuna koydu.
Asena Demir'e mesaj attı ve Demir hemen Serdar'a haber verdi
Dışarıda aynı aracın önünde durup beklediler.
Hep beraber arabaya bindiler.
Arka tarafta Alya ve Asena çok mutlulardı.
Ön tarafta ise Demir yine gülümseyerek dikiz aynasından Asena'nın gülüşünü izliyordu.
Serdar ise homurdanıyordu.
"Ben ne alaka burda ya?"
Asena sinirle cevap verdi.
"TEĞMEN SERDAR ATEŞ KES SESİNİ."
Serdar hemen askeri selam verdi.
"EMREDERSİNİZ KOMUTANIM."
Sonra tekrar Alya ve Asena gülüşmeye başladılar.
---
Bir süre sonra...
Dört kişi birlikte alışveriş merkezinin girişinden içeri girdi.
Demir etrafına bakıp homurdandı.
"Ben hâlâ neden Gratis'e geldiğimi anlamadım."
Serdar omzuna vurdu.
"Destek kuvvetisin."
"Alışveriş timi."
Demir iç çekti.
"Dağa çık deseler daha kolay."
Asena kahkahasını tuttu.
"Hadi."
Gratis'in kapısından içeri girdiler.
Alya daha içeri girer girmez heyecanlandı.
"Asena bak!"
"Yeni dudak kalemi gelmiş."
Asena gülümseyerek onun yanına gitti.
İki kız rafların arasında dolaşırken...
Demir ile Serdar kapının yanında kollarını bağlayıp beklemeye başladı.
Serdar etrafına bakındı.
"Lan..."
"Burası bildiğin kamuflajsız cephanelik."
Demir kaşını kaldırdı.
"Nasıl yani?"
"Baksana."
"Şampuan."
"Krem."
"Parfüm."
"Şu dudak şeysi."
Demir güldü.
"Dudak kalemi mal."
Serdar omuz silkti ve cümlesini tamamladı.
"Her raf ayrı mühimmat."
Demir istemsizce tekrar güldü.
Haklıydı.
Tam o sırada Asena uzaktan seslendi.
"Demir!"
"Efendim?"
"Şunu uzatır mısın?"
Demir rafa baktı.
Üzerinde karmaşık isimler yazan küçücük bir kutuydu.
"Hangisi?"
"Mavi olan."
"Mavi çok."
"Açık mavi."
Demir beş dakika boyunca rafın önünde kutu aradı.
Sonunda doğru ürünü uzattı.
Asena gülümseyerek aldı.
"Teşekkür ederim."
Serdar uzaktan alkış tuttu.
"Helal."
"Operasyonda hedef bulur gibi krem buldu."
Demir göz devirdi.
"Kes."
Bu kez Alya seslendi.
"Serdar!"
"Ne var?"
"Şuradan pamuk al."
Serdar rafın önüne geçti.
"Hangisi?"
Asena ile Alya aynı anda cevap verdi.
"Büyük olan."
Serdar üç farklı paket kaldırdı.
"Bu mu?"
"Hayır."
"Bu?"
"Hayır."
"Bu?"
Alya kahkaha attı.
"Yok ya."
"Sen alışveriş özürlüsüsün."
Demir gülmeye başladı.
"Bir pamuğu bile seçemedi."
Serdar söylenerek doğru paketi aldı.
"İkiniz de çok konuşuyorsunuz."
Alya kahkaha attı.
"Konuşacağız tabii."
"Bugün kız gecesi."
"Asıl siz sabredin."
Serdar iç çekti.
"Sabır taşı olacağım artık."
Dörtlü mağazanın biraz daha içine ilerledi.
Bu kez takı bölümüne geldiler.
Renk renk küpeler, kolyeler ve bileklikler rafları dolduruyordu.
Alya heyecanla bir çift küpeyi eline aldı.
"Asena, buna bak!"
Asena gülümseyerek inceledi.
"Çok güzelmiş."
Tam o sırada gözü üst raftaki ince bir kolyeye takıldı.
Parmaklarının ucunda yükseldi.
Bir kez...
İki kez...
Ama yetişemedi.
Demir uzaktan bunu görünce gülümsedi.
"Güzelim."
Asena arkasını döndü.
"Bir dakika..."
"Şu üstteki kolyeyi alabilir misin?"
Demir tek hamlede uzanıp kolyeyi raftan aldı.
"Al bakalım."
Asena gülerek kolyeyi eline aldı.
"Teşekkür ederim."
Demir eğilip Asena'nın yanağından öptü.
"Sen iste alırım yine."
Serdar yine homurdandı.
"Hoaa aile var lan burda başka yerde cilveleşin."
Demir ters ters Serdar'a baktı.
Alya sırıttı.
"Boy farkının faydaları."
Asena gözlerini devirdi.
"Çok komiksin."
Takı bölümünden sonra yüz maskelerinin olduğu rafa geçtiler.
Alya eline iki farklı maske aldı.
"Bunu mu alalım?"
Asena başını salladı.
"Bir de şu nemlendiricili olanı."
Demir ile Serdar arkalarında poşetlerle bekliyordu.
Serdar sürekli homurdandığı için Demir bu sefer bakışlarını ona çevirdi.
"Sus artık sus gerizekalı kız bunlar tabiki yardım edeceğiz."
Serdar yine ve yine homurdanıyordu.
Bir dakika sonra...
Asena elindeki ürünleri hiç konuşmadan Demir'in poşetine bıraktı.
Demir sadece gülümseyip poşeti biraz daha açtı.
"Hazır."
Aynı anda Alya da elindekileri Serdar'ın poşetine bıraktı.
Serdar şaşkınlıkla baktı.
"Bir dakika..."
"Ben ne zaman taşıyıcı oldum?"
Alya sırıttı.
"Kapıdan girince."
Demir kahkaha attı.
"Geçmiş olsun."
Serdar başını iki yana salladı.
"Resmen eşya katırına döndük."
Bu kez tırnak bakım ürünlerinin olduğu bölüme geldiler.
Alya ojeleri tek tek inceliyordu.
Asena ise küçük bir kutuyu almak için yine yukarı uzandı.
Demir hiç konuşmadan yanına geldi.
"Hangisi?"
"Şu sağ üstteki."
Demir ürünü alıp uzattı.
"Başka?"
Asena gülümseyerek başını salladı.
"Şimdilik yok."
Demir hafifçe eğilip kısık sesle konuştu.
"Sen seç."
"Taşımak benden."
Asena istemsizce gülümsedi.
"İyi ki varsın."
Demir de aynı sıcaklıkla karşılık verdi.
"Her zaman."
Uzaktan onları izleyen Serdar, Alya'ya eğildi.
"Biz bunların alışverişini beklerken akşam olacak."
Alya güldü.
"Şikâyet etme."
"Birazdan senin poşete de yenileri gelecek."
Serdar elindeki dolu poşetlere baktı.
"Ben bugün alışverişe değil..."
"...hamallığa gelmişim."
Asena elindeki küçük poşete baktı.
Sonra Alya'ya döndü.
"Alya."
"Hı?"
"Bir fikrim var."
Alya merakla baktı.
"Neymiş?"
Asena hafifçe gülümsedi.
"Tırnak yaptıralım mı?"
Alya'nın gözleri bir anda parladı.
"Ciddi misin?"
"Evet."
"Uzun zamandır gitmedik."
Alya heyecanla iki elini birleştirdi.
"Olur!"
"Kesin olur!"
Yan tarafta poşet taşıyan Serdar ile Demir aynı anda dönüp baktı.
Serdar kaşını kaldırdı.
"Bir dakika."
"Yeni görev mi çıktı?"
Alya gülerek başını salladı.
"Tırnak."
Serdar birkaç saniye sustu.
"Tırnak mı?"
Demir omzunu silkti.
"Geçmiş olsun."
Serdar Demir'e döndü.
"Niye bana söylüyorsun?"
"Çünkü bekleyeceğiz."
Serdar derin bir nefes aldı.
"Tamam."
"Ben artık kaderime razıyım."
Asena gülümseyerek Demir'e baktı.
"Sen sıkılır mısın?"
Demir elindeki poşetleri hafifçe kaldırdı.
"Ben zaten yarım saattir bekleme görevindeyim."
"Biraz daha beklerim."
Asena istemsizce gülümsedi.
"Teşekkür ederim."
Demir hafifçe eğilip kısık sesle konuştu.
"Sen mutlu ol yeter."
Alya duyunca sırıttı.
"Of..."
"Şunlara bak."
Serdar da başını salladı.
"Şu cilveleşme işini bir bırakın artık."
Alya dirseğiyle hafifçe vurdu.
"Sus gayet tatlılar."
Dördü birlikte mağazadan çıkıp tırnak salonuna doğru yürümeye başladılar.
Salonun cam kapısından içeri girdiklerinde içeride hafif bir müzik çalıyordu.
Asena ile Alya yan yana oturdular.
Görevler, operasyonlar, karargâhın yoğunluğu...
Hepsi bir süreliğine geride kalmıştı.
Bugün sadece iki yakın arkadaşın küçük bir kız günü vardı.
Demir ile Serdar ise salonun karşısındaki bankta oturdular.
Demir her zamanki gibi sakin bir şekilde çayını içiyordu.
Serdar etrafa bakınıp iç çekti.
"Komutanım."
"Hı?"
"Biz gerçekten alışveriş timi olmuşuz."
Demir çayından bir yudum aldı.
"Evet."
"Ve sanırım bu görev..."
"...diğerlerinden daha uzun sürecek."
Serdar kahkahayı bastı.
Karşı tarafta Asena ile Alya ise tırnak modellerine bakıp çocuklar gibi heyecanla konuşuyorlardı.
---
Asena ile Alya koltuklara yan yana oturdular.
Görevli gülümseyerek sordu.
"Nasıl bir model düşünüyorsunuz?"
Asena hiç düşünmeden cevap verdi.
"Bordo."
"Sade ama zarif olsun."
Görevli başını salladı.
"Peki."
Sonra Alya'ya döndü.
"Ya siz?"
Alya gülümseyerek elindeki renk kartelasını gösterdi.
"Siyah."
"Parlak olsun."
Görevli notunu aldı.
"Hemen başlayalım."
Karşı tarafta bekleme koltuklarında oturan Demir ile Serdar ikiliyi izliyordu.
Serdar güldü.
"Ulan."
"Biz burada nöbet tutuyoruz resmen."
Demir çayından bir yudum aldı.
"Askerlikte en zor görev..."
"...beklemek."
Yaklaşık kırk dakika sonra...
İşlem tamamlandı.
Asena ellerine bakıp gülümsedi.
Bordo renk tırnaklar tam istediği gibi olmuştu.
Alya da siyah tırnaklarına hayran hayran bakıyordu.
"Çok güzel olmuş."
İkisi de ayağa kalkıp Demir ile Serdar'ın yanına geldiler.
Asena heyecanla elini uzattı.
"Nasıl olmuş?"
Demir önce tırnaklara baktı.
Sonra bir daha baktı.
Ardından gözlerini hafifçe büyüttü.
"Bir dakika..."
"Bu ne ya?"
Asena şaşırdı.
"Ne?"
Demir parmağıyla tırnakları işaret etti.
"Uzunluğa bak."
"Bismillah."
"Bunlarla adam yaralanır."
Asena kahkahasını tuttu.
"Abartma."
"Abartmıyorum."
"Bunlar resmen yakın dövüş silahı."
Serdar da Alya'nın ellerine baktı.
"Harbi lan."
"Şunlarla ceviz bile kırılır."
Alya kaşını kaldırdı.
"Komik misiniz siz?"
Demir ciddi bir ifadeyle başını salladı.
"Bak."
"Akşam yanlışlıkla omzumu kaşıyayım derken kolumu kesme."
Asena gülerek Demir'in koluna hafifçe vurdu.
"Saçmalama."
Demir sırıttı.
"Ben sadece güvenlik tedbiri alıyorum."
Alya ellerini havaya kaldırıp tırnaklarını inceledi.
"Bence çok güzel oldular."
Serdar omuz silkti.
"Güzel olmuşlar."
"Ama vallahi ben korktum."
Alya güldü.
"Neden?"
Serdar iki adım geri çekildi.
"Bir tartışmada çizik atarsan ambulanslık oluruz."
Dört kişi bir anda kahkahaya boğuldu.
Demir, Asena'nın elini usulca tuttu.
Tırnaklarına tekrar baktı.
"Şaka bir yana..."
"Sana yakışmış."
Asena'nın yüzüne yumuşak bir gülümseme yayıldı.
"Teşekkür ederim."
Demir göz kırptı.
"Ama yine de..."
"Bu tırnaklarla beni dürtme."
Asena gülerek omzuna hafifçe vurdu.
"Söz vermiyorum."
Serdar başını iki yana salladı.
"Geçmiş olsun Demir."
"Sen artık resmen tehlike altındasın."
Demir gülümseyerek Asena'nın elini tuttu.
"Razıyım ondan gelen herşeye."
---
Akşam...
Alya'nın evi...
Kapının zili peş peşe çaldı.
**Ding dong!**
Alya kapıyı açar açmaz karşısında Asena, Aylin ve Nazlı'yı gördü.
Asena'nın elinde büyük bir atıştırmalık poşeti...
Aylin'in elinde içecekler...
Nazlı'nın elinde ise tatlı kutuları vardı.
Alya gülmeye başladı.
"Ulan market mi bastınız?"
Asena poşeti kaldırdı.
"Kız gecesi dedin."
"Boş mu gelecektik?"
Nazlı gülerek kutuları uzattı.
"Ben tatlılardan sorumluyum."
Aylin de elindekileri gösterdi.
"Ben de içeceklerden."
Alya hepsine tek tek sarıldı.
"Hoş geldiniz."
Asena ayakkabılarını çıkarırken etrafa baktı.
"Bugün askerlik yasak."
"Komutanlık da yasak."
Nazlı hemen atladı.
"Emir vermek de yasak."
Aylin kahkaha attı.
"Asena en fazla on dakika dayanır."
Asena kaşlarını kaldırdı.
"Ben o kadar kötü müyüm?"
Üçü aynı anda cevap verdi.
"Evet."
Ev bir anda kahkahalarla doldu.
Alya salonun ortasına büyük bir örtü serdi.
"Kızlar."
"Herkes yere."
Dördü de minderlere oturdu.
Ortaya cipsler...
Çikolatalar...
Meyveler...
İçecekler...
Tatlılar dizildi.
Nazlı cips paketini açtı.
"Tamam."
"İlk konu."
Asena şüpheyle baktı.
"Nedir?"
Alya sinsice gülümsedi.
"Demir."
Asena daha konuşamadan Aylin de gülmeye başladı.
"Evet."
"Her şeyi anlat."
Asena derin bir nefes verdi.
"Ne anlatacağım?"
Nazlı omzunu silkti.
"İlk öpücük."
Alya hemen ekledi.
"İlk seni seviyorum."
Aylin de sırıttı.
"En romantik an."
Asena iki elini yüzüne kapattı.
"Siz beni sorguya mı çektiniz?"
Alya gülerek yastığı ona attı.
"Evet."
"Kaçış yok."
Asena yastığı geri fırlattı.
"Önce siz anlatın."
Nazlı kahkaha attı.
"Bak bak..."
"Komutan konuyu değiştirmeye çalışıyor."
Aylin başını salladı.
"Olmaz."
"Bugünün konusu sensin."
Dört arkadaşın kahkahaları evin her köşesine yayılırken...
Uzun zamandır ilk kez...
Görevler, operasyonlar ve sorumluluklar bir kenara bırakılmıştı.
Bu gece sadece dostluk, sohbet ve bol kahkaha vardı.
Alya kollarını bağlayıp Asena'ya baktı.
"Tamam."
"Artık kaçış yok."
"Demir'i anlat."
Asena utangaç bir gülümsemeyle önündeki bardağı eline aldı.
"Ne anlatayım?"
Nazlı hemen atıldı.
"Her şeyi."
Aylin de merakla öne eğildi.
"İlk ne zaman farklı hissettin?"
Asena birkaç saniye düşündü.
Sonra gülümsedi.
"Galiba..."
"...beni ilk kez komutan gibi değil de Asena gibi gördüğünde."
Üçü aynı anda sustu.
Asena devam etti.
"Herkes bana rütbemle yaklaştı."
"Komutanım dedi."
"Emir bekledi."
"Ama o..."
"...bana önce insan gibi davrandı."
Alya hafifçe gülümsedi.
"Sonra?"
Asena'nın gözleri uzaklara daldı.
"İlk başta çok sinir oluyordum."
"İnatçı."
"Laf dinlemez."
"Çok konuşur."
Nazlı kahkaha attı.
"Şimdi?"
Asena başını iki yana salladı.
"Şimdi o konuşmayınca garip hissediyorum."
Üçü aynı anda "Ayyyy!" diye bağırınca Asena gülmeye başladı.
Aylin ellerini çenesinin altına koydu.
"Peki seni en çok etkileyen ne oldu?"
Asena hiç düşünmeden cevap verdi.
"Hiç değişmedi."
"O dağda da aynıydı."
"Karargahta da."
"Kalabalığın içinde de."
"Yalnızken de."
"Kendisi gibi."
Nazlı gülümsedi.
"Başka?"
Asena derin bir nefes aldı.
"Beni kırık olduğum hâlimle sevdi."
"Hiç düzeltmeye çalışmadı."
"Sadece..."
"...yanımda durdu."
Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.
Alya usulca sordu.
"En sevdiğin huyu?"
Asena gülmeye başladı.
"Beni sinirliyken öpmesi."
Üçü aynı anda kahkahaya boğuldu.
Nazlı eliyle masaya vurdu.
"Adamın çözümü harika."
Aylin gülerek başını salladı.
"Sinirleniyorsun..."
"Öpüyor."
"Tekrar sinirleniyorsun..."
"Yine öpüyor."
Asena da gülüyordu.
"Bir gün 'Niye yapıyorsun?' dedim."
Alya merakla sordu.
"Ne dedi?"
Asena, Demir'in sesini taklit ederek gülümsedi.
"'Karım değil misin? Benim taktiğim bu.'"
Salondan yine kahkaha yükseldi.
Alya gözünü sildi.
"Ya ben bu adama kızamıyorum."
Nazlı da gülüyordu.
"Ben de."
Aylin ise Asena'ya baktı.
"Sen çok değişmişsin."
Asena şaşkınlıkla baktı.
"Nasıl?"
"Eskiden sadece görevden bahsederdin."
"Şimdi konuşurken bile gözlerin parlıyor."
Asena bir an durdu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Çünkü..."
"...ilk defa gerçekten eve dönmeyi istiyorum."
Üçü de onu sessizce dinledi.
Asena bardağını eline aldı.
"Demir bana bir şeyi öğretti."
"Neyi?"
"Güçlü olmak..."
"...her yükü tek başına taşımak değilmiş."
"Bazen birinin omzuna yaslanabilmekmiş."
Alya ayağa kalkıp Asena'ya sıkıca sarıldı.
"Çok mutlusunuz."
Asena da ona sarılıp gözlerini kapattı.
"Evet."
"İnşallah hep böyle kalırız."
Asena'nın son cümlesinden sonra odada kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Nazlı sinsice gülümsedi.
"Tamam."
"Asena sorgudan geçti."
Aylin başını salladı.
"Şimdi sıra diğerinde."
İkisi aynı anda Alya'ya döndü.
Alya cips yerken donup kaldı.
"...Ne?"
Asena da kollarını bağlayıp sırıttı.
"Anlat bakalım."
"Ben ne anlatacağım?"
Nazlı gözlerini kıstı.
"Serdar."
Alya'nın ağzındaki cips neredeyse boğazına kaçıyordu.
"Öhö... Öhö..."
Aylin suyu uzattı.
"Sakin ol."
"Asıl şimdi başlıyoruz."
Alya suyu içip derin bir nefes aldı.
"Abartıyorsunuz."
Asena kahkaha attı.
"Biz daha hiçbir şey demedik."
Nazlı yastığı Alya'nın kucağına attı.
"İlk sorumuz."
"Serdar'da en çok ne dikkatini çekiyor?"
Alya omuz silkti.
"Hiç."
Üçü aynı anda:
"Yalannnn!"
Alya gülmeye başladı.
"Tamam ya."
"Biraz..."
Aylin hemen öne eğildi.
"Biraz ne?"
Alya utana utana konuştu.
"Komik."
Asena sırıttı.
"Sadece komik mi?"
"Bir de..."
"Hadi."
"Söyle."
"İnsanların morali bozukken..."
"...kimse fark etmeden güldürmeye çalışıyor."
Nazlı gülümsedi.
"Bu güzelmiş."
Asena ikinci soruyu sordu.
"Peki sinir olduğun huyu?"
Alya hiç düşünmeden cevap verdi.
"Boş konuşuyor."
Üçü kahkahaya boğuldu.
"Harbiden."
"Susacağı yerde konuşuyor."
"Konuşacağı yerde de espri yapıyor."
Aylin gülerek başını salladı.
"O konuda haklısın."
Asena sırıttı.
"Ama..."
"Sen de gülüyorsun."
Alya yakalanmış gibi gözlerini kaçırdı.
"O ayrı."
Nazlı hemen araya girdi.
"Serdar yaralansa ilk sen mi koşarsın?"
Alya hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Bir anda sessizlik oldu.
Alya verdiği cevabı fark edince gözlerini büyüttü.
"...Şey..."
"Asker sonuçta."
Asena kahkahasını tutamadı.
"Tabii tabii."
"Asker."
Nazlı da gülüyordu.
"Kesin asker."
Aylin yastığı Alya'ya fırlattı.
"Bırak bu işleri."
Alya da yastığı geri attı.
"Yok öyle bir şey."
Asena gülümseyerek sordu.
"Serdar başka bir kızla konuşsa kıskanır mısın?"
Alya'nın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
Birkaç saniye düşündü.
Sonra istemsizce mırıldandı.
"...Belki."
Üçü aynı anda çığlık attı.
"YAKALANDIII!"
Alya yüzünü elleriyle kapattı.
"Ya susun!"
Asena kahkahalar arasında Alya'nın omzuna sarıldı.
"Merak etme."
"Daha sevgili bile değilsiniz."
Nazlı göz kırptı.
"Ama sanki birileri olmayı istiyor."
Alya yastığı bu kez Nazlı'ya fırlattı.
"Bir kelime daha ederseniz hepiniz dışarı!"
Salon yine kahkahalarla doldu.
Asena gülerek başını salladı.
"Tamam tamam..."
"Bu gece seni daha fazla sıkıştırmayacağız."
Alya derin bir nefes aldı.
"Oh be..."
Tam rahatladığını düşünürken Aylin masum bir ifadeyle sordu.
"Peki..."
"Düğünde Serdar takım elbiseyle gelirse ne renk yakışır sence?"
Alya başını kaldırmadan cevap verdi.
"Koyu lacivert..."
Cümlesini bitirir bitirmez donup kaldı.
Üçü de birbirine bakıp aynı anda kahkahaya boğuldu.
Asena gözünden gelen yaşı silerek güldü.
"Demek rengini bile düşünmüşsün."
Alya utancından elindeki yastığı yüzüne kapattı.
"Ben bu evden taşınıyorum!"
Dört arkadaş salonda hâlâ kahkahalar eşliğinde sohbet ediyordu.
Asena elindeki çaydan bir yudum aldı.
"Şunu kabul edin."
"Neyi?"
"Hakan ile Emirhan, karargâhın başına gelen en büyük felaket."
Nazlı kahkaha attı.
"Kesinlikle."
Aylin de başını salladı.
"Onlar neredeyse sessizlik diye bir şey kalmıyor."
Alya gülerek ekledi.
"Bir de Serdar var."
"Asla."
"O da gülüyor ama belli etmemeye çalışıyor."
Asena sırıttı.
"Demir de ciddi duruyor."
"Sonra gidip gizlice gülüyor."
Alya tam yeni bir cips paketini açmıştı.
"Tamam."
"Bir daha kimse kimseyi sıkıştırmıyor."
Nazlı gülerek başını salladı.
"Söz."
Asena da koltuğa yaslandı.
"Nihayet."
Tam o sırada...
**Ding Dong...**
Kapı zili çaldı.
Dört kadın aynı anda kapıya baktı.
Alya kaşlarını çattı.
"Bu saatte kim olabilir?"
Aylin omuz silkti.
"Belki yanlış dairedir."
Alya ayağa kalktı.
"Bir bakıp geleyim."
Kapıya doğru yürüdü.
Kapı dürbününden baktığı anda yüzündeki gülümseme kayboldu.
Karşı dairede oturan komşusu...
Ve yanında karargahtan Yusuf vardı.
Alya kapıyı zincirini açmadan araladı.
"Bir şey mi oldu?"
Adamın yüzü kıpkırmızıydı.
Konuşurken alkol kokusu kapının önüne kadar geliyordu.
"Alya..."
"Konuşmamız lazım."
Alya ciddi bir sesle cevap verdi.
"Şu an uygun değil."
Yusuf araya girdi.
"Komşun biraz fazla içti."
"Ben de evine götürmeye çalışıyorum."
Adam Yusuf'un sözünü keserek tekrar Alya'ya baktı.
"Hayır."
"Ben onunla konuşacağım."
Alya'nın yüzü gerildi.
"Yarın konuşuruz."
Adam bir adım öne çıktı.
"Sen beni hep erteliyorsun."
İçeride oturan Asena durumu fark etti.
Ayağa kalkıp kapının yanına geldi.
"Bir sorun mu var?"
Adam bu kez Asena'ya baktı.
"Sen karışma."
Asena'nın sesi buz gibiydi.
"Burası özel mülk."
"Lütfen kapının önünden ayrılın."
Adam aldırış etmedi.
"Alya."
"İki dakika konuşacağız."
Nazlı ve Aylin de kapıya yaklaşmıştı.
Yusuf adamın kolundan tuttu.
"Tamam artık."
"Gidelim."
Adam kolunu sertçe çekti.
"Sen karışma!"
Kapının önündeki gerginlik artıyordu.
Asena kapıyı biraz daha kapatarak Alya'yı arkasına aldı.
"Sakin olun."
"Bu şekilde konuşamayız."
Adam bu kez kapıya elini koydu.
"Ben gitmiyorum."
Alya'nın sesi titremeye başladı.
"Asena..."
Asena kısa bir bakış attı.
"Telefon."
Alya ne demek istediğini anladı.
Hemen telefonunu çıkarıp hızlı aramaya bastı.
Ekranda tek isim vardı.
**Demir.**
Telefon ilk çalışta açıldı.
"Efendim Asena?"
Asena sakin ama ciddi bir ses tonuyla konuştu.
"Demir."
"Bulunduğumuz adrese gelebilir misin?"
"Kapıda sorun yaşıyoruz."
Demir'in sesi bir anda ciddileşti.
"Ne oldu?"
"Asena."
"İyi misiniz?"
"Şimdilik iyiyiz."
"Ama gel."
Demir tek kelime söyledi.
"Çıkıyorum."
Telefon kapandı.
Asena derin bir nefes aldı.
Kapının önündeki gergin sessizlik devam ediyordu.
Yusuf, alkollü komşuyu sakinleştirmeye çalışırken bir an gözleri Asena'ya takıldı.
Bakışlarını ondan ayırmıyordu.
Asena bunu fark edince kaşlarını çattı.
"Bir sorun mu var?"
Yusuf kısa bir tebessüm etti.
"Seven sevdiğine bakar derler..."
Alya ile Nazlı birbirlerine baktılar.
Yusuf bir adım öne çıktı.
"Karargahta adını çok duydum."
"Aslında tanışmak istiyordum."
Asena'nın sesi resmî ve mesafeliydi.
"Şu an bunun yeri ve zamanı değil."
Yusuf aldırış etmedi.
"Güzelliğini biraz abartıyorlar sanıyordum."
"...Yanılmışım."
Asena'nın yüzündeki ifade tamamen sertleşti.
"Yeter."
"Lütfen geri çekilin."
Yusuf, Asena'nın rahatsız olduğunu anlamasına rağmen mesafeyi azaltmaya çalıştı.
"Bir kahve içsek fena mı olur?"
Nazlı hemen Asena'nın yanına geçti.
"Hanımefendi istemediğini söyledi."
Yusuf yine Asena'ya bakıyordu.
"Aslında seninle..."
Tam o anda...
Koridordan sert adımlar duyuldu.
**Tak... Tak... Tak...**
Demir.
Arkasında Serdar vardı.
İkisi de hızlı adımlarla kapıya geldi.
Demir Yusuf'un yakınlaştığı o görünce şartelleri attı.
Omzundan tutup geri çektiği gibi yakasından tutup kafa attı.
"Karıma bir daha yaklaşırsan bunun daha beterini yaşarsın."
Diğer adam hâlâ pişkin pişkin hareket ederken Serdar'da ona bir tane geçirir.
Demir tekrar gür bir sesle bağırdı.
"KIZLARI BİR DAHA RAHATSIZ ETTİĞİNİZİ DUYARSAM ALNINIZI KARIŞLARIM ŞİMDİ DEFOLUN."
İkisi de kalkıp gittiler ve Demir Asena'ya döndü.
"Dedim ben size bahçede oturalım biz diye."
Asena omuz silkti.
"Ne bileyim ben geleceklerini."
Demir derin bir nefes verdi.
"Tamam..."
"Geçti."
Sonra başını bahçeyi göstererek çevirdi.
"Gel."
"Biraz hava alalım."
Asena sessizce başını salladı.
İkisi birlikte bahçeye doğru yürüdüler.
Tam çıkacakları sırada Alya, Serdar'a seslendi.
"Serdar."
Serdar dönüp kapıda durdu.
"Efendim?"
"Tek başına bahçede dikilme."
"İstersen içeri geç."
"Çekiniyorsan balkonda otur."
"Biz içeride sohbet ediyor olacağız."
Serdar gülümseyip ensesini kaşıdı.
"Rahatsız vermeyeyim?"
Nazlı güldü.
"Burda rahatsız olucak biri yok."
Aylin de başını salladı.
"Gel otur."
"Çayını al."
Serdar hafifçe gülümsedi.
"Tamam."
"O zaman ben balkonda otururum."
"Ayak altında da olmam."
Alya kapıyı açtı.
"İyi fikir."
Serdar içeri girerken Demir'e baktı.
"Kaptan."
"Siz rahat rahat konuşun."
Demir gülümseyerek başını salladı.
"Eyvallah."
---
Bahçe...
Akşam serinliği iyice hissediliyordu.
Bahçedeki lambalar loş bir ışık yayıyordu.
Demir sırt çantasından termosunu çıkarıp iki ince belli bardağa çay doldurdu.
Birini Asena'ya uzattı.
"Asker çayı."
Asena bardağı alıp bir yudum içti.
Sonra yüzünü buruşturdu.
"Bu çay mı..."
"...yoksa motor yağı mı?"
Demir kahkaha attı.
"Demli ise üstüne su koyayım az biraz..."
Asena da gülmeye başladı.
"Senin yaptığın her şey neden bu kadar sert?"
Demir omuz silkti.
"Bir tek sana karşı değil."
Asena ona baktı.
Demir de gözlerini ondan ayırmıyordu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Rüzgâr, Asena'nın saçından birkaç teli yüzüne düşürdü.
Demir usulca elini kaldırdı.
Saçlarını kulağının arkasına bıraktı.
"Şimdi daha güzel oldu."
Asena'nın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Beni her gördüğünde iltifat etmek zorunda mısın?"
"Hayır."
"İçimden geliyor."
Asena utangaç bir tebessümle gözlerini kaçırdı.
Demir bir adım daha yaklaştı.
"Eğer bugün sana bir şey olsaydı..."
"Cidden kendimi affedemezdim."
Asena başını kaldırıp gözlerinin içine baktı.
"Olmadı."
"Yanımdaydın."
"Benim için önemli olan da buydu."
Demir usulca onun elini tuttu.
Parmaklarını birbirine geçirdi.
"Bir ömür..."
"...bu eli bırakmam."
Asena hafifçe gülümsedi.
"Alem adamsın."
"Neden?"
"Çünkü ben bazen çok sinir oluyorum sana."
Demir güldü.
"Biliyorum."
"O zaman ne yapıyorsun?"
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
"Şöyle..."
Elini Asena'nın beline koyup kendine doğru çekti.
Asena şaşkınlıkla ona baktı.
Demir alnını onun alnına yasladı.
"Önce seni susturuyorum."
Asena kıkırdadı.
"Nasıl?"
Demir gülümseyerek yanağına yumuşak bir öpücük kondurdu.
"İşte böyle."
Asena kahkahasını tutamadı.
"Sen gerçekten iflah olmaz bir adamsın."
"Doğru."
"Ama senin adamınım."
Asena bu kez bekletmeden kollarını onun boynuna doladı.
Başını Demir'in omzuna yasladı.
"İyi ki varsın..."
Demir de onu sımsıkı sarıldı.
"İyi ki sen varsın, Kara Kartal."
Bahçenin sessizliği içinde ikisi de hiçbir şey söylemeden öylece birbirlerine sarılı kaldılar.
Asena hafifçe titredi üzerinde pijamaları olduğu için üşümüştü.
Demir bir şey söylemeden koyu renkli ceketini Asena'nın omuzlarına sardı ve saçlarına kafasını gömüp derin bir nefes çekti.
"Şu kokuyu duyan hayran kalır."
Asena gülümseyerek cevapladı.
"Bir tek sana özgü kalsın."
Asena otururken Demir'i yine göğsüne çekti ve saçlarıyla oynadı.
"Yoruldular mı bu sizi?"
Demir direk beline sarıldı.
"Çok değil zaten senin yanına gelince bütün yorgunluklar geçiyor."
Asena Demir'in saçlarıyla oynamaya devam etti.
Demir gözlerine hakim olamayınca yine Asena'nın göğsünde uyudu.
Serdar karargahtan aranınca aşağıya indi ve yanlarına geldi.
"Demir ve uyumak hiç aklımın işi değil."
Asena gülümsedi.
"Uyandırma adamı Serdar."
Serdar emin bir sesle konuştu.
"Maalesef yenge karargahtan aradılar çağrıyorlar sen olmayınca bize kaldı."
Asena Demir'in dudağına hafif bir buse kondurunca uyandı.
Serdar kahkaha attı.
"Biz on kere bağırsak kalkmaz mesela."
Demir ayaklandı ve esnedi.
"Ne uyumuşum ya."
Asena üzerindeki ceketi Demir'e uzattı.
"Hadi gidin dikkat edin bak birine bulaşmayın askeriyede kavga etmeyin albaya yakalanmayın bu konuda."
Serdar kahkaha attı.
"Kimselere sataşmadan, ekiplerle dalaşmadan, belaya bulaşmadan gel."
Asena göz devirdi.
İşaret parmağını kaldırdı ve yüz ifadesi sanki Asena gitti yüzbaşı Asena geldi diyordu.
"Bana bakın."
İkiside teslim olurmuş gibi ellerini kaldırdı.
Asena devam etti.
"Bir şey duyarsam karargahta canınızı okurum anlaşıldı mı?"
İkiside aynı anda cevapladı.
"Emredersiniz komutanım."
"Güzel hadi şimdi geç kalmayın aslanlarım benim hadi."
İkiside gülerek bahçeden ayrıldı.
Asena yukarı çıkmadan ellerini dua edermiş gibi havaya kaldırdı.
"Allah'ım bana sabır çevremede akıl."
Elini yüzüne götürüp amin dedikten sonra içeri girdi...
~24. Bölüm Sonu~
Bölüm etkileşimi
