17. bölüm · Karanlığın Mührü

Bölüm 17 Yakındaki Gölge

Sudenaz Karataş

Uzun zamandır bölüm atamıyodum parmağım kırıldığı için bugün atabildim kusura bakmayın lütfen yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın🤍 🥰

Telefonu Karan'a uzattığımda birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Sonra başını kaldırdı.
"Bu numarayı daha önce gördün mü?"
"Hayır."
"Mesajı silme."
Telefonu elimden aldı ve ekranın görüntüsünü kendi telefonuyla kaydetti.
"Polise haber vermeliyiz," dedim.
Karan cevap vermedi.
"Ne düşünüyorsun?"
"Demir."
"Ne olmuş Demir'e?"
"Aras'ın söylediği isim tesadüf olmayabilir."
Koridorun sonunda bir doktor göründü. Bize doğru yaklaşırken yüzündeki ciddi ifade dikkatimi çekti.
"Aras'ın durumu şu an stabil," dedi. "Ama fazla yorulmaması gerekiyor."
"Onu tekrar ne zaman sorgulayabiliriz?" diye sordu Karan.
"Bugün mümkün değil."
Doktor uzaklaştığında Karan bana döndü.
"Buradan çıkıyoruz."
"Nereye?"
"Ofise."
"Şimdi mi?"
"Evet. Çünkü biri bize yanlış yere baktığımızı söylüyorsa, doğru yere bakmamızı istemiyor demektir."
Asansöre doğru yürüdük.
Kapılar açıldı.
Tam içeri girecekken telefonum yeniden titredi.
Bu kez mesaj yoktu.
Bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafı açtığım anda olduğum yerde kaldım.
Fotoğrafta ben vardım.
Hastanenin girişinde, birkaç saat önce çekilmişti.
Yanımda Karan vardı.
Fotoğrafın altında sadece şu yazıyordu:
"Size çok yakınım."
Karan telefonu elimden aldı.
Yüzündeki sakinlik tamamen kaybolmuştu.
"Bu fotoğraf ne zaman çekilmiş?"
"Bugün."
Karan çevresine baktı.
Koridor kalabalıktı.
Doktorlar, hemşireler ve hastalar gelip geçiyordu.
Ama içlerinden hangisinin bizi izlediğini bilmiyorduk.
Asansör kapıları kapandı.
Karan telefonunu cebine koydu.
"Artık yalnız hareket etmeyeceksin."
"Ben zaten—"
"Lara."
Sesi ilk kez bu kadar sertti.
"Bu bir tehdit."
Başımı salladım.
Asansör aşağı doğru inerken aklımda tek bir şey vardı.
Demir kimdi?
Ve daha önemlisi...
Bizi neden bu kadar yakından izliyordu?
Hastaneden çıktığımızda Karan'ın telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
Arayan kişiyi görünce yüzü değişti.
"Kim?" diye sordum.
Karan birkaç saniye cevap vermedi.
Sonunda telefonu açtı.
"Konuş."
Karşı taraftaki kişinin ne söylediğini duyamıyordum.
Ama Karan'ın yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
Telefon kapandı.
"Ne oldu?"
Karan bana baktı.
"Mert'in dosyası kaybolmuş."
"Ne?"
"Adliyeden."
Kalbim hızlandı.
"Kim aldı?"
Karan başını iki yana salladı.
"Bilmiyorlar."
Bir süre ikimiz de konuşmadık.
Sonra Karan arabaya doğru yürüdü.
Ben de peşinden gittim.
Çünkü artık emindim.
Bu olayın arkasındaki kişi sadece bizi izlemiyordu.
Bize ait delilleri de birer birer ortadan kaldırıyordu.