40. bölüm / 50
Kanlı Mühür39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK
Bölümler 50Şu an: 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime · Okuduğun bölüm
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece, yıkıntıların üzerine zift gibi çökmüştü. Havada keskin bir yanık kokusu, rutubet ve paslanmış demir tadı vardı.
Cem, kırık beton blokların arkasında diz çökmüş, nefesini düzene sokmaya çalışıyordu. Kalbinin göğüs kafesine vurduğu her darbe, kulaklarında yankılanan ritmik bir uğultuya dönüşmüştü. Etrafındaki ölümcül sessizlik hayra alamet değildi. *O* gelecekti; bunu biliyordu. Zincirli İtirafçı’nın adım adım yaklaştığını hissetmek için onu görmek gerekmiyordu. Çevredeki havanın ağırlaşması, sıcaklığın aniden düşmesi yeterliydi.
Cem, ağır hareketlerle sniper tüfeğini kucağında sabitledi. Parmakları soğuk metalin üzerinde kaydı. Keskin nişancı dürbününün kapağını yavaşça açtı. Derin bir nefes alıp dışarı verdi; tüfeğin dipçiğini omzunun çukuruna tam olarak oturtarak betonun üzerine kurdu. Dürbünü gözüne yaklaştırdığı an dünya daraldı, tek bir dairesel çerçeveden ibaret kaldı.
Parmağı tetikteydi. Kasları bir yay gibi gerilmişti. Her an gelebilirdi.
*Ve geldi.*
Karanlığın içinden önce o tüyler ürperten ses duyuldu: Beton zeminde sürünen ağır çelik zincirlerin şıngırtısı. Hemen ardından, görüş alanına heybetli bir siluet girdi. Zincirli İtirafçı, karanlığı yararak ileri çıktı. Üzerindeki katmanlı, zifiri siyah zırh, cüzi bir ışık kırılmasında bile parlamıyor, adeta etraftaki gölgeleri yutuyordu. Zırhın göğüs plakasında karmaşık semboller kazınmıştı ve her adımında omzuna dolanmış devasa zincirler birbirine çarparak gürültü çıkarıyordu.
Cem, dürbünün artı göstergesini yaratığın tam göğsünün ortasına, zırhın birleşim noktasına odakladı. Nefesini tuttu. Rüzgarın yönünü, mesafeyi, hedefin yavaş ama kararlı adımlarını zihninde hesapladı. Zaman yavaşladı.
*Şimdi.*
Parmağı tetiği yavaşça ezdi.
**BUM!**
Tüfeğin kükremesi geceyi yardı. Namludan çıkan devasa alev hüzmesi karanlığı aydınlatırken, mermi hipersonik bir hızla hedefine doğru süzüldü. Merminin metal zırha çarpma sesi, adeta bir örse balyoz vurulmuş gibi patladı.
Ancak Cem’in beklediği devrilme gerçekleşmedi.
Mermi, İtirafçı’nın zırhından bir kıvılcım sağanağı çıkararak sekti. Yaratık sarsılmadı bile; sadece başını hafifçe merminin geldiği yöne, Cem’in saklandığı sipere doğru çevirdi. Kaskının arkasındaki karanlıktan kor gibi yanan iki kırmızı nokta belirdi.
"Bu... imkansız," diye fısıldadı Cem. Zırh, en yüksek kalibreli zırh delici mermiyi bile çocuk oyuncağı gibi savuşturmuştu.
Zincirli İtirafçı, sırtındaki devasa zinciri tek bir el hareketiyle boşa çıkardı. Zincirin ucundaki gülle benzeri çelik ağırlık, havadaki nemi yararak ıslık çalmaya başladı.
"Seni buldum, günahkar," diye gürledi İtirafçı. Sesi, paslı metallerin birbirine sürtünmesi gibi pürüzlü ve derindendi.
Cem siperden geriye doğru çekilmeye fırsat bulamadan, devasa zincir bulunduğu beton bloğa çarptı. **ÇAT!** Taş ve moloz parçaları patlama etkisiyle etrafa saçıldı. Cem, suratına çarpan toz ve taş kırıklarıyla sarsılarak kendini yan tarafa doğru attı. Tüfeği kenara fırlatıp belindeki tabancaya sarıldı.
İtirafçı, yıkıntının üstüne doğru adımladı. Ağır adımları altındaki betonu çatlatıyordu.
"O zırhın arkasına saklanmak kolay!" diye bağırdı Cem, doğrulmaya çalışırken. Tabancasını doğrultup zırhın açıklıklarına, eklem yerlerine peş peşe ateş etti.
*TAK! TAK! TAK!*
Mermiler zırhın diz ve dirsek korumalarından sekerek karanlıkta kayboldu. İtirafçı, atılan mermileri hiç önemsemeden ilerlemeye devam etti. Aralarındaki mesafe tehlikeli şekilde kapanıyordu.
"Zincirler günahlarını tartacak," dedi İtirafçı ve kolunu hızla savurdu.
Cam fırtınasını andıran bir hızla gelen zincir, Cem’in sağ omzunu sıyırarak arkasındaki duvarı delip geçti. Şiddetli darbe Cem’i savurdu. Sırtı sert bir şekilde yere çarptı, akciğerlerindeki bütün hava dışarı körüklendi. Acı, bir kırbaç gibi vücuduna yayıldı.
Cem, karşısındaki devasa tehdide ve onun delinmez zırhına baktı. Zırhın hiçbir zayıf noktası görünmüyordu. Tabancadaki son mermileri de harcamak sadece zaman kaybıydı. Bu şekilde göğüs göğüse savaşmak intihardan farksızdı; bu canavarla açık alanda kapışamazdı.
Geri çekilmekten başka çaresi yoktu.
Cem, yerden kalkmak için kendini zorladı. Ağzındaki kanı yere tükürdü. İtirafçı zincirini tekrar çekip ikinci bir darbe için savururken, Cem yan taraftaki dar koridora, fabrika kalıntılarının derinliklerine doğru hamle yaptı.
"Kaçamazsın!" diye gürledi arkasından gelen ses.
Cem, gölgelerin arasına dalarak izini kaybettirmeye çalışırken, arkasında betonları yıkan devasa zincirin gürültüsü ve yaklaşan ağır zırhın ayak sesleri gelmeye devam ediyordu...
Bölüm etkileşimi
