15. bölüm / 50
Kanlı Mühür14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ
Bölümler 50Şu an: 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kanalizasyonun basık, vıcık vıcık duvarları Cem’in üzerine üzerine geliyordu.
Yüzüne sıçrayan taze polis kanı henüz kurumamıştı; demir kokulu, yapışkan bir tabaka halinde şakaklarından aşağı süzülüyor, çamurlu suyla karışarak göğsüne damlıyordu. Belindeki yeni tabancanın ağır metalik soğukluğu ve elindeki dikenli sopanın pürüzlü sapı dışında tutunacak hiçbir şeyi kalmamıştı.
Arkasından gelen sesler ise tam bir kâbustu. Çuvallı hizmetkarların ağır bot sesleri, gırtlaklarından çıkan hırıltılı bağırtılar ve demir çubukların taş zemin üzerindeki sürtünme gürültüsü dar kanalda yankılanıyordu.
*Şlap, şlap, şlap!*
Cem nereye koştuğunu, hangi tünelin hangi labirente açıldığını bilmeden ilerliyordu. Ayakları diz kapaklarına kadar buz gibi kanalizasyon suyuna batıyor, kaburgasındaki çatlak her adımında ciğerine batan bir cam parçası gibi nefesini kesiyordu.
Sağa doğru kıvrılan dar bir yol ayrımına geldiğinde duraksadı. Sol tarafı koyu bir zift gibi karanlıktı; sağ taraftaki duvarın oyuğunda ise tavanı çökmüş, tuğla birikintileriyle dolu kör bir niş vardı.
Cem adımlarını bıçak gibi kesti. Soluk soluğa tuğla birikintisinin arkasına, o dar ve zifiri oyuğa sindi. Sırtını rutubetli, buz gibi tuğlalara yasladı. Ağzını kanlı eliyle sımsıkı kapatıp nefesini tuttu. Kalbinin güm güm vuran sesi kendi kulaklarında bir davul gibi ötüyordu.
Çok geçmeden kovalamaca sesleri yaklaşmaya başladı.
Sarımsı meşale ışığının cılız yansımaları oyuğun önündeki ıslak zemine düştü. İki çuvallı hizmetkar, ellerinde ağır demir çubuklarla virajı döndü. Başı çuval kaplı olan öndeki adam, adımlarını yavaşlatıp etrafı koklar gibi başını sağa sola çevirdi. Çuvalın üzerindeki iki küçük göz deliğinden yansıyan o donuk, vahşi bakış doğrudan Cem’in saklandığı oyuğa doğru kaydı.
Adam bir adım attı. Sonra bir adım daha. Elindeki demir çubuğu yukarı kaldırdı.
Cem, avucundaki dikenli sopanın sapını parmakları beyazlaşana kadar sıktı. Korku, beynindeki son uyuşukluğu da yakıp kül etti. Artık bir av değildi.
Öndeki çuvallı adam tam tuğla yığınının hizasına gelip başını oyuktan içeri uzattığı an—
Cem fırladı!
Bütün gövdesini öne atarak, bükülmüş sırtından aldığı son güçle dikenli sopayı aşağıdan yukarıya doğru gaddarca bir açıyla savurdu.
*ÇAAAAT!*
Paslı çivili tellerle sarılı ağır ahşap, doğrudan adamın çuval kaplı çenesine ve elmacık kemiğine patladı. Kafatasının kırılma sesi dar tünelde bir tüfek patlaması gibi yankılandı. Adamın başı geriye doğru tuhaf bir açıyla büküldü, ağzından ziftimsi kan fışkırdı.
Cem durmadı. Adam henüz yere düşmeden, sopayı iki eliyle sımsıkı kavrayıp geriye çekti ve var gücüyle tam kafasının tepesine doğru aşağıya indirdi!
*BUMMM!*
Dikenli telin çivileri çuvalı yararak adamın kafatasına saplandı. Mahlukun başı adeta dağılarak çamurlu suyun içine kapaklandı. Arkadaki diğer çuvallı hizmetkar durumu fark edip böğürerek ileri atılmaya çalıştı ama Cem zaman kaybetmedi. Yerde yatan adamın çamurda kayan gövdesini diğerinin önüne fırlatarak zifiri tünelin derinliklerine doğru yeniden kaçmaya başladı.
Arkasında kalan diğer hizmetkarın öfke dolu bağırışları ve tünellerdeki yankılar yavaş yavaş geride kaldı.
Cem soluk soluğa, aksayarak birkaç yüz metre daha koştu. Koridorun sonunda taş duvarlar bitti; yerini iri perçinli, paslı devasa bir demir kapıya bıraktı. Kapı yarı aralıktı.
Cem kendini kapının aralığından içeri atıp bütün ağırlığıyla kanada yüklendi.
*GIRRRR-ÇANNNG!*
Menteşelerinden gıcırtılar kopan ağır demir kapı, büyük bir gürültüyle kapandı. Cem vakit kaybetmeden kapının arkasındaki ağır demir sürgüyü kavramıp yuvasına itti.
*ŞLAK!*
Sürgü yerine oturduğunda Cem sırtını soğuk kapıya yaslayıp yere kaydı. Göğsü şiddetle kalkıp iniyordu. Dışarıdaki kovalamacanın sesi bu ağır demir engelin arkasında boğuklaşmış, uzaktaki bir uğultuya dönüşmüştü.
Saniyeler sonra Cem başını kaldırıp sığındığı odanın içine baktı.
Burası bir kanalizasyon deposu ya da sıradan bir yeraltı odası değildi. Zemin pürüzsüz kesme taşlarla kaplıydı; havadaki koku ise rutubetten ziyade kurumuş kan, yakılmış adaçayı ve kükürt kokusuyordu. Odanın köşelerindeki pirinç şamdanlarda, kimin yaktığı belli olmayan cılız, morumsu alevler yanıyordu.
Ve duvarlar...
Cem’in gözleri dairesel taş duvarların üzerinde gezindikçe tüyleri diken diken oldu.
Duvarlar, kırmızımsı zift ve kurumuş insan kanıyla kazınmış binlerce garip, iblisane sembolle kaplıydı.
Sıradan çizimler değildi bunlar; ortasında ters çevrilmiş bir keçi kafatasını andıran geometrik dilimler, kenarlarında antik Sümer ve pagan okült alfabesinden fırlamış gibi duran uçları çatallı harfler vardı. Duvarın merkezinde devasa bir **Ouroboros** —kendi kuyruğunu ısıran dairesel bir yılan— kazınmıştı. Yılanın gövdesinin içine ise katranla şu semboller yazılmıştı:
* **Ters Pentagram ve Mühür Çemberi:** İç içe geçmiş üç dairesel halkanın ortasında, uçları sivri kemiklerle birleştirilmiş, ortasından göz şeklinde bir yarığın fırladığı ilk mühür işareti.
* **Mors Vultus (Ölümün Yüzü):** Yan yana dizilmiş altı adet çivi sembolü ve altında kurukafa biçiminde birleştirilmiş arami harfleri.
* **Serafim Yarığı:** Duvarda açılmış derin bir yarığın etrafına kanla çizilmiş, kanatları kenetlenmiş gözlü yaratık figürleri ve yanlarında *“Sigillum Diaboli”* ibaresini andıran garip leke kümeleri.
Cem titreyen eliyle duvardaki o taze kanla yazılmış sembollerden birine dokunacak gibi oldu ama elini hemen geri çekti.
Bu oda bir sığınak değildi. Burası, o mühür muhafızlarının kurban ayinlerinden önce hazırlandıkları, o iblisane ayinlerin şifrelerinin kazındığı tapınak odasının tam kalbiydi.
Bölüm etkileşimi
