25. bölüm / 50
Kanlı Mühür24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ
Bölümler 50Şu an: 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sığınağın dondurucu ve rutubetli sessizliğinde zaman sanki durmuş gibiydi.
Cem, AKM’nin ahşap dipçiğini omzuna tam oturacak şekilde kenetlemiş, namluyu parçalanmak üzere olan eski döküm kapının göbeğine doğrultmuştu. Göğsü körük gibi inip kalkıyordu ancak kolları mermer bir heykel gibi sabitti. Alnından süzülen soğuk ter damlası kaşının ucunda birikti, ardından göz kapağını geçip yanağına doğru kaydı; Cem gözünü bile kırpmadı. Parmak boğumu, seri atışa ayarlanmış tetiğin üzerinde milimetrik bir baskıyla bekliyordu.
Kapının dışından gelen sesler kesilmişti. Ne paslı iğnelerin tırmalaması ne de neşterlerin çelik yüzeye sürtünme gürültüsü duyuluyordu. Yalnızca tünelin derinliklerinden sızan damla sesleri ve Cem’in kendi şakaklarında zonklayan ağır nabız gümlemeleri vardı.
Bu bekleyiş, çatışmanın kendisinden bile daha yıpratıcı bir gerilim sunuyordu. Zamanın uzadığı, saniyelerin dakikalara dönüştüğü o ölümcül eşik... Cem, kapının arkasındaki buz gibi sirke ve pıhtılaşmış kan kokusunun kapı altındaki aralıktan odaya dolduğunu hissedebiliyordu.
TAK!
Kapının ahşap paneli ortadan ikiye yarıldı. İğnelerle bezelmiş, derisi kemiğine yapışmış uzun parmaklar çatlağın arasından içeri daldı ve çürük ahşap gövdeyi tek bir hamlede kenara fırlattı.
Kanlı Ebe, sargı bezleri kana bulanmış yüzü ve çürümüş dişlerinin göründüğü siyah açlığıyla odaya doğru atıldı.
Cem tetiğe köküne kadar bastı.
TAK-TAK-TAK-TAK-TAK-TAK-TAK!
AKM’nin 7.62mm’lik yüksek kalibreli kovanları odayı çıldırtıcı bir gümbürdüyle doldurdu. Tüfeğin namlusundan fışkıran turuncu alev dili, sığınaktaki karanlığı ve tozu yırtıp geçti. Mermiler, oda yüksekliğindeki dar alanda Kanlı Ebe’nin etsiz gövdesine adeta bir balyoz gibi indi.
İlk mermi silsilesi yaratığın göğsünü delip geçti; kemikleşmiş dokuları, paslı otopsi iğnelerini ve göğüs kafesini paramparça etti. Mermilerin dur durak bilmeyen kinetik enerjisi yaratığın ileri atılışını tamamen kesti. Mermi çekirdekleri kemiklere çarptıkça etrafa kıvılcımlar, kurumuş gazlı bez parçaları ve pıhtılaşmış siyah katran zerreleri saçılıyordu.
Cem namluyu bir milim bile saptırmadı. Mermiler arda arda, bir hat boyunca yaratığın omzuna, kollarına ve yüzüne dökülmeye devam etti.
"Yıkıl ulan! Yıkıl!"
AKM’nin ağır darbelerine dayanamayan insansı form parçalanmaya başladı. Yaratığın kolları dirseklerinden kopup duvara savruldu, sirkeyle ıslatılmış sargı bezleriyle sarılı kafatası mermilerin tahribatıyla darmadağın oldu. Bedeninin üst kısmı adeta bir kıyma makinesinden geçmişçesine un ufak olarak yere serildi.
JPG
Şarjör boşaldı. Mekanizma geride kilitlendi. ŞAK!
Odaya keskin bir barut dumanı ve kulakları sağır eden bir çınlama hakim oldu. Yerde, parçalanmış et ve kemik kütlesinden başka bir şey kalmamıştı. Cem nefes nefese, hemen belindeki yedek şarjörü çıkarıp tüfeğe taktı ve kurma kolunu geriye çekti. ŞAK-ŞUK!
Ancak zafer hissi tek bir saniye bile sürmedi.
Yerdeki parçalanmış et ve kemik yığını çürüp yok olmak yerine, garip bir iç basınçla fokurdamaya başladı. Bedenin içindeki o şeytani mühür sıvısı ve tünelin kandan beslenen büyüsü devreye girmişti. Kırık kemikler, kas lifleri ve kovanların parçaladığı dokular birbirine kaynamaya başladı.
Yaratık insan siluetini tamamen terk ediyordu.
Mühür bozulması gerçekleşmişti. Derisi soyulmuş, canlı etten ve birbirine dolaşmış damar yumaklarından oluşan devasa bir mutasyon kütlesi doğrulamaya başladı. Gövdesinden ve sırtından çıkan yeni, kemiksi eklem ayakları, uzamış neşter uçlu ekstra uzuvlar birer örümcek bacağı gibi etrafa saplandı. Kafatası bölgesi insan formundan çıkmış; çenesi göğüs kafesine kadar yarılan, etrafında göz yerine geçen canlı doku delikleri açılan bir kabus formuna (2. Form) bürünmüştü. Bedenindeki açık damarlardan saflaştırılmış kan ve kimyasal sıvılar fışkırıyordu.
Yaratık, sığınağın tavanını sarsan, etten ve kemikten gelen organik bir kükremeyle Cem’in üzerine doğru hamle yaptı!
JPG
Cem dehşet içinde geriledi ama bu kez duraksamadı. Yeni formuyla çok daha hızlı ve yıkıcı olan bu ucube, sırtındaki kemiksi neşter kollarını Cem’in kafasına doğru savurdu. Cem kendini sağ taraftaki paslı cephanelik masasının arkasına attı. Yaratığın uzvu masayı ortadan ikiye biçti; ahşap ve metal kıymıkları havada uçuştu.
Cem masanın altından yuvarlanarak doğruldu, AKM’yi doğrudan yaratığın gövdesinin ortasında, o canlı et yumaklarının ardında kor gibi tütmeye başlayan bozulmuş mühür merkezine çevirdi.
TAK-TAK-TAK-TAK-TAK!
İkinci şarjörün mermileri yaratığın yeni çıkan etsi uzuvlarını ve derisiz gövdesini biçmeye başladı. Ancak bu form çok daha dayanıklıydı; mermiler canlı ete saplandıkça fışkıran kanlar duvardaki işaretleri ıslatıyor, yaratık acıyı hissetmeden Cem’e doğru yaklaşmaya devam ediyordu.
Cem, yaratığın göğsünün tam ortasındaki o ana damar düğümünü ve etrafındaki sıvı tüplerini fark etti. Yaratık kanı saflaştıran o mekanik ve organik ritüeli bu merkez üzerinden yönetiyordu.
"Mühür burada!"
Cem nişan hattını doğrudan o açıkta duran ana damar yumuşağına ve kalbe benzeyen mühür merkezine kilitledi. Mermiler tam o noktayı vurmaya başladığında yaratık sarsıldı.
TAK-TAK-TAK-TAK!
Mermilerin parçaladığı ana damardan yüksek basınçlı kan ve sirke karışımı bir patlamayla etrafa saçıldı. Yaratığın 2. formunu ayakta tutan o kan dolaşımı ve mühür dengesi bozuldu. İç organları ve göğüs merkezindeki sıvı tüpleri sırayla patlamaya başladı.
Korkunç bir titreme kütleyi sardı. Gövdesinden çıkan ekstra kemiksi kollar ve neşter uçları çatırdoyarak kendi içine doğru büküldü. Yaratık, dikey açılan o etsi gırtlağından son bir hırıltı fırlatarak zemin taşlarının üzerine yığıldı.
Bu kez dokular kaynamadı. Mühür merkezi parçalandığı için etler hızla rengini kaybetti, kireçleşip eriyen bir mum gibi sıvıcık bir kütleye dönüşerek oda zeminine yayıldı.
Cem, tüfeğin namlusundan yükselen ince beyaz dumana ve yerdeki eriyen kalıntılara baktı. Göğsü daralıyor, kulakları çınlıyordu. 4. Mühür de düşmüştü. Sıradaki tünelin derinliklerinden gelen dondurucu kül ve yanık kokusu, 5. Mührün — Kömürleşmiş Nöbetçi'nin — sessizce beklediği klostrofobik karanlığı haber veriyordu.
Bölüm etkileşimi
