12. bölüm / 50
Kanlı Mühür11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET
Bölümler 50Şu an: 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cem, kanlı ve çamurlu elleriyle tabancasını sımsıkı kavradı.
Kaburgalarındaki keskin acı, aldığı her nefeste göğsünü bir bıçak gibi yarıyordu. Yerde yatan çuvallı hizmetkarın parçalanmış cesedini arkasında bırakarak, tünelin rutubetli karanlığına doğru adımladı. Silahın emniyeti açıktı; arpacık, doğrudan zifiri karanlığın ortasına kilitlenmişti.
Islak ayakkabılarının çıkardığı *şlap, şlap* sesleri, tünelin taş duvarlarında yankılanıyordu. Her adımda zihninde tek bir düşünce vardı: *Namluda mermi var, bu kez kaçmak yok.*
Tünel sağa doğru dar bir kavis çizdi. Tam köşeyi döndüğü an, koridorun ortasındaki o devasa gölge yeniden belirdi.
Dikişli Taksici, iki metrelik heybetiyle tünelin tavanına neredeyse başı değecek şekilde duruyordu. Yüzündeki kaba dikiş izleri, nemli taşlardan sızan cılız ışıkta simsiyah birer yarık gibi görünüyordu. Cem’i gördüğünde ne duraksadı ne de bir adım geriledi.
Cem, bir saniye bile tereddüt etmedi. Tabancayı iki eliyle kavrayıp doğrudan adama doğrulttu ve tetiğe bastı.
*GÜM!*
Ateşin parlak patlaması tünelin karanlığını bir anlığına yarık gibi aydınlattı. 9mm mermi, adamın göğsünün tam ortasına saplandı. Yün ceketinden küçük bir kumaş ve pıhtılaşmış siyah et parçası fırladı.
Ama dev adam milim bile kımıldamadı. Adımlarını aksatmadan, sanki üzerine küçük bir su damlası düşmüş gibi Cem’e doğru yürümeye devam etti. Yüzünde en ufak bir acı belirtisi yoktu.
"Bu ne lan böyle..." diye fısıldadı Cem, gözleri dehşetle açılarak. "Hiç mi etkilemez ulan?!"
Dev adam, tüneli inleten boğuk ve derinden gelen sesiyle konuştu. Yüzündeki dikişler geriliyordu:
"Ben aydınlandım ve güçlendim... Sen de aydınlanacaksınız."
"Aydınlanmanın da senin de amına koyayım!" diye kükredi Cem.
Gövdeye vurulan kurşunların bir işe yaramadığını anlayan Cem, bu kez namluyu yukarıya kaydırdı. Arpacığı, adamın dikişlerle kaplı alnının tam ortasına, donuk cam bilyeyi andıran sağ gözünün üzerine hizaladı.
Tetiği ardı ardına ezdi!
*GÜM! GÜM! GÜM!*
Barut kokusu ve kulakları sağır eden patlama sesleri dar tünelde yankılandı. Yakın mesafeden kafaya inen ilk mermi, adamın alnındaki eti yarıp kafatasına sertçe çarptı. Dev adamın başı şiddetle geriye savruldu! Adımları bir anlığına duraksadı, gövdesi sola doğru yalpaladı.
Cem durmadı. Durursa öleceğini biliyordu. Tetiğe basmaya devam etti.
*GÜM! GÜM!*
Üçüncü kurşun, adamın sağ göz çukurunun tam ortasından içeri girdi.
*ÇAAAT!*
Kafatasının kırılma sesi barut gürültüsünü bastırdı. Adamın sağ gözü ve elmacık kemiği tamamen parçalanarak tünelin ıslak duvarlarına saçıldı. Yüzünün sağ tarafı, içi zift ve pıhtılaşmış kanla dolu kapkara bir çukura dönüştü. Siyah, kokuşmuş bir sıvı parçalanan göz çukurundan aşağıya, dikişli çenesine doğru akmaya başladı.
"Gez geber ulan! Geber!" diye haykırdı Cem, namludan çıkan alevlerin arkasından.
Ama dev mahluk ölmemişti.
Tek gözü kör olmuş, yüzünün yarısı dağılmış halde, gırtlağından insan dışı, yırtıcı bir kükreme koyuverdi. Sol kolunu bir kırbaç gibi savurarak aradaki mesafeyi bir salisede kapattı. Devasa, kaya gibi sert eliyle Cem’in boğazını kavradı.
"Aah!"
Dev adam, Cem’i tek koluyla havaya kaldırıp hırsla duvara doğru fırlattı!
*BUMMM!*
Cem’in sırtı ve başı bazalt taş duvara dehşet bir kuvvetle çarptı. Gözlerinin önünde binlerce şimşek çaktı, bilinci kararma noktasına geldi. Ağzından kanlı bir köpük fışkırdı. Dev adam, Cem’in boğazındaki elini daha da sıkarak onu duvara çiviledi. Cem’in ayakları yerden kesilmiş, nefesi tamamen tıkanmıştı. Yüzü morarmaya başladı, göz çukurları zorlanmaktan patlayacak raddeye geldi.
Adamın parçalanmış yüzü, Cem’in burnunun dibindeydi. Kör olan sağ göz çukurundan akan katranımsı sıvı, Cem’in yün paltosuna damlıyordu.
Cem, bilincini kaybetmek üzereyken sağ elindeki tabancanın ağırlığını son bir kez hissetti. Bütün hayatı, bütün varlığı o son reflekse bağlıydı.
Kolu titreyerek de olsa tabancanın namlusunu kaldırdı. Namlunun buz gibi çeliğini, dev adamın kalan sol gözünün altına, tam çene kemiğinin dibine dayadı.
Adamın çenesine saplanan namluyla birlikte Cem gözlerini kapattı ve parmağını tetiğe sonuna kadar bastırdı.
*GÜM! GÜM! GÜM!*
Sıfır mesafeden sıkılan üç kurşun, dev adamın kafatasının içindeki basıncı patlattı. Mermiler çene kemiğinden girip başın arkasından fırladı. Dev adamın kafası bir karpuz gibi ikiye yarılarak parçalandı. Beyin dokusu, dikiş iplikleri, kırık kemik parçaları ve kapkara ziftimsi kan tünelin tavanına ve Cem’in üzerine sıçradı.
Boğazındaki o demir gibi kavrayış aniden gevşedi.
Devasa kütle, bir çuval gibi dizlerinin üzerine çöktü. Ardından büyük bir gürültüyle çamurlu suyun içine kapaklandı. Tünel, kulakları çınlatan dehşet verici bir sessizliğe büründü.
Cem, duvardan aşağıya kayarak çamurun içine serildi.
Sırtüstı yatarken ciğerlerine hırıltıyla hava çekmeye çalıştı. Öksürdü, kan tükürdü. Yüzü ve göğsü dev adamın siyah, kokuşmuş kanıyla kaplanmıştı.
Birikaç dakika boyunca sadece tavandan düşen su damlalarının sesini dinledi: *Şıp... Şıp...*
Yavaşça, kemikleri sızlayarak dirseklerinin üzerinde doğruldu. Çamurun içinde hareketsiz yatan, kafası parçalanmış dev cesede doğru süründü. Titreyen kanlı elini uzattı, adamın cansız, omuzu üzerindeki deri parçasına dokundu. Ceset buz gibiydi, içindeki o şeytani canlılık tamamen çekilmişti.
Cem, yüzündeki siyah kanı koluyla silerek parçalanmış cesede baktı. Sesi pürüzlü, nefessiz ve kin doluydu:
"Umarım gebermişsindir..."
Bölüm etkileşimi
