32. bölüm / 50
Kanlı Mühür31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ
Bölümler 50Şu an: 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Deponun ağır, paslı döküm demir kapısının arkasından tünele adım atan Cem, postallarının altında yeniden o cıvık, katran kaplı zeminin soğuk, yapışkan ve vakumlu hissini duyumsadı.
Tünelin kasvetli mimarisi, ilk köpeğin patlayarak tutuşmasından geriye kalan geniz dağlayıcı, koyu ve zehirli bir plastik dumanıyla baştan aşağı bürünmüştü. Tünelin asırlık Bizans kireçtaşından örülmüş yüksek kemerlerinden ip gibi süzülen simsiyah zift damlaları, aşağıdaki balçık birikintilerine düştükçe "şıp... şıp..." sesleriyle bu karanlık yeraltı mahzeninin tekinsiz ritmini tutuyordu. Nemli taş duvarlar, meşalelerin isiyle karışmış zift katmanları yüzünden ayna gibi parıldıyor, fenerin beyaz ışık huzmesini kör edici kavislerle geri yansıtıyordu. Cem, elindeki ağır döküm işaret tabancasını iki eliyle birden kavramış vaziyette, dumanın ve katran buharının içinde kırılan titrek ışığıyla koridorun derinliklerini taradı.
*Ziftin Sahibi* henüz ortalıklarda görünmüyordu. Ancak tünelin taş duvarları ve zemin boyunca biriken çamurumsu katran kanalları, onun o ağır, erimiş ve boğucu varlığının bıraktığı simsiyah, yapışkan izlerle doluydu.
Cem kararlı ve sarsılmaz adımlarla, postallarının tabanına yapışan zift birikintilerinin üzerinden ağır ağır geçerek tünelin genişleyen merkez salonuna doğru ilerledi. Havadaki yoğun ham petrol, kükürt ve yanık kimyasal duman kokusu ciğerlerini her nefeste bir fırın gibi yakıyordu. Ancak montunun ve mühimmat yeleğinin derin ceplerinde duran o ağır, madeni magnezyum fişeklerinin varlığı, ona bu zifiri karanlığın ortasında uzun zamandır hissetmediği mutlak bir hakimiyet hissi veriyordu.
Çok geçmeden, tünelin sağ ve sol tarafındaki karanlık nişlerden, oyuk taşların ve cıvık balçığın içinden o tanıdık, mide bulandırıcı katran şapırtıları yükselmeye başladı. Havadaki frekans basıncı aniden ağırlaştı; duvarlardan süzülen katran damlaları hızlandı.
Kalan iki zift köpeği, duvarlardaki ve zemindeki simsiyah birikintilerden birer canlı ve etsi uzuv gibi sıyrılarak açığa çıktı. Derileri baştan aşağı cıvık, katranımsı ve ıslak bir zift tabakasıyla kaplıydı. Yüzlerinde ne bir göz ne de bir burun vardı; sadece çürük, kör beyaz ışıklarla parıldayan o derin, kemiksi oyuklar ve dikey açılan gırtlaklarından taşlara dökülen katran salyaları göze çarpıyordu. Yaratıklar, avlarının kokusunu almış birer leşçil gibi gırtlaklarından çıkan hayvani, tünelin taş duvarlarını zangırdatan boğuk hırıltılarla cıvık bedenlerini gerip Cem’in üzerine doğru hamleye hazırlandı.
Cem hiç istifini bozmadı. Taş tabana bastığı postallarını sabitledi, bir adım bile gerilemedi.
— "Gelin bakalım..." diye fısıldadı dişlerinin arasından, soğukkanlı bir nefretle. "Bakalım bu sefer de yutabilecek misiniz o mermileri!"
Soldaki zift köpeği, tünelin nemli taş duvarından güç alarak cıvık, simsiyah bedenini havada bir yay gibi gerdi ve doğrudan Cem’in boğazına doğru fırladı. Yaratık havadayken açık duran çenesinden katran damlaları tünelin karanlığına saçılıyordu.
Cem, işaret tabancasının dumanlı namlusunu havadaki o şekilsiz yaratığa doğru buz gibi bir soğukkanlılıkla kaldırdı. Parmağını döküm tetiğe kilitledi.
**GÜÜÜÜÜÜÜÜM!**
İşaret tabancasının ağır mekanizmasından çıkan muazzam patlama sesi, tünelin dar kavislerinde ve asırlık taş kemerlerinde bir bomba gibi patladı. Tabancanın dumanlı ağzından fırlayan binlerce derece sıcaklıktaki, kızıl ve kör edici beyazlıkta parıldayan magnezyum fişeği, havadaki köpeğin tam göğüs kafesinin ortasına saplandı.
Fişek, cıvık katran dokusunun içine bir milisaniye içinde saplandığı an, içerisindeki sıkıştırılmış yoğun magnezyum bileşeni yaratığın bünyesindeki ham petrol ve zift ile muazzam, zincirleme bir kimyasal tepkimeye girdi.
**CIIIIIIZZZZZZ-PAT!**
Yaratık henüz Cem’e temas bile edemeden, göğsünden dışarıya doğru fışkıran çıldırtıcı bir beyaz alev huzmesiyle havadayken sarsıldı. Katrandan oluşan dokusu, magnezyumun dondurucu ve yakıcı ısısına dayanamayarak içten dışa doğru patladı. Yaratığın şekilsiz, cıvık bedeni bir salise içinde binlerce alevli katran damlasına, çatırdayan siyah kül parçalarına ayrılarak tünelin taş duvarlarına ve zeminine darmadağın halde saçıldı. Taş tabana düşen katran parçaları, havada cızırdayarak birer küçük alev topu gibi yanmaya devam ediyordu.
Cem hiç duraksamadı. Başını ve silahın namlusunu anında sağ tarafa kırdı.
İkinci zift köpeği, eşinin patlayarak yanmasını fırsat bilip zemin üzerindeki balçık havuzunun içinden kayarak, bir yılan gibi alçaktan Cem’in bacaklarına doğru atılmıştı. Ağzı kulaklarına kadar açılmış, katrandan sivri dişleri Cem’in postallarını parçalamak üzere uzanmıştı.
Cem, sol eliyle işaret tabancasının altındaki mandalı geriye çekti. **ŞAK!** Dumanı tüten sıcak kovanı yere fırlatırken, sağ eliyle yeleğinin cebindeki ikinci ağır magnezyum fişeğini saniyeler içinde yuvaya sürdü. Mekanizmayı tek bir bilek hareketiyle sertçe kilitledi. **ŞAK!**
Yaratık tam ayağına dolanmak üzereyken, tabancanın namlusunu doğrudan köpeğin açık duran, katran sızdıran çenesinin içine dayadı.
— "Geber!"
**GÜÜÜÜÜÜÜÜM!**
İkinci patlama tünelin yüksek tavanından eski kireç ve taş parçalarının dökülmesine neden oldu. Yüksek ısılı magnezyum fişeği köpeğin gırtlağından içeri girip arka omurgasından patlayarak çıktı.
Köpeğin başı ve gövdesi, içeriden tutuşan devasa bir havai fişek gibi patlayarak kör edici bir ışıkla aydınlandı. Katrandan biçim almış beden bütünüyle bütünlüğünü kaybetti; erimiş, alevler saçan siyah bir çamur yığını halinde tünelin zeminine saçıldı. Yaratıktan geriye sadece zeminde cızırdayan, etrafa pis bir kimyasal koku yayan alevli bir zift birikintisi kaldı.
Tüneli kaplayan o boğucu karanlık, zeminde ve duvarlarda yanmaya devam eden magnezyum ve katran alevlerinin kızıl-beyaz ışıklarıyla aniden aydınlanmıştı. Ortalıkta ne bir köpek kalmıştı ne de yaklaşmaya cesaret eden başka bir siluet...
Cem, dumanı tüten işaret tabancasının mekanizmasını açtı. Boşalan sıcak kovan, yerdeki zift birikintisine "cızzz" diye düşerek söndü. Cebinden taze bir magnezyum fişeği daha çekip yuvaya sürdü ve kilitledi. **ŞAK!**
Silahı iki eliyle kavramış vaziyette, dumanların arasında uzanan ve ziftin kaynağına giden o devasa, karanlık ana salona doğru kararlı adımlarla yürümeye devam etti. *Ziftin Sahibi* az ilerideki karanlığın içinde, kendi sonunu hazırlayan bu alevleri bekliyordu.
Bölüm etkileşimi
