26. bölüm / 50
Kanlı Mühür25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU
Bölümler 50Şu an: 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU
- 1 GİRİŞ BÖLÜMÜ574 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.369 kelime
- 3 2. BÖLÜM: EŞİK VE SİS1.040 kelime
- 4 3. BÖLÜM: YANLIŞ SOKAK911 kelime
- 5 4. BÖLÜM: BAZALT VE İLTİHABİ SUNAK867 kelime
- 6 5. BÖLÜM: PAS VE BAZALT773 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KEMER VE DİKİŞ781 kelime
- 8 .7. BÖLÜM: SIS VE ADIM SESLERİ854 kelime
- 9 8. BÖLÜM: YALANCI SÜKÛNET683 kelime
- 10 9. BÖLÜM: YANKILAR VE BARUT939 kelime
- 11 10. BÖLÜM: DİKENLİ DEMİR767 kelime
- 12 11. BÖLÜM: KURŞUN VE ET730 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ATEŞ, MÜHÜR VE KÜL936 kelime
- 14 13. BÖLÜM: IŞIĞIN KIRILDIĞI YER815 kelime
- 15 14. BÖLÜM: KARANLIĞIN ALFABESİ742 kelime
- 16 15. BÖLÜM: PASLI FİŞEKLER VE SOĞUK ET800 kelime
- 17 16. BÖLÜM: BARIŞSIZ GEÇİT VE ET YAĞMURU868 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KÖR YONTUCUNUN KİTABI921 kelime
- 19 18. BÖLÜM: ERİMİŞ MÜHÜR VE BALMUMU DEHŞETİ786 kelime
- 20 19. BÖLÜM: DERİYE KAZINMIŞ CANEVİ1.045 kelime
- 21 20. BÖLÜM: KEFENSİZ VAİZ VE SAHTE DUA818 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YANGIN VE KÜL955 kelime
- 23 22. BÖLÜM: KANLA ÇİZİLEN SEMBOLLER VE KÖR İTAAT950 kelime
- 24 23. BÖLÜM: PASLI NEŞTERLER VE DİŞLİ METAL753 kelime
- 25 24. BÖLÜM: BİZİM KANUMUZ, BİZİM MÜHRÜMÜZ806 kelime
- 26 25. BÖLÜM: YANIK ET VE KOR KOKUSU668 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 26. BÖLÜM: İKİ ATEŞ ARASINDA697 kelime
- 28 27. BÖLÜM: TERMAL ŞOK VE DONAN KOR874 kelime
- 29 28. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ ARŞİVİ711 kelime
- 30 29. BÖLÜM: ZİFTİN SAHİBİ VE KARANLIK SÜRÜ690 kelime
- 31 30. BÖLÜM: KARANLIKTA BİR KIVILCIM776 kelime
- 32 31. BÖLÜM: BEYAZ MAGNEZYUMUN GAZEBİ817 kelime
- 33 32. BÖLÜM: KATRAN CEHENNEMİ VE MAGNEZYUM ATEŞİ835 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GANİMET873 kelime
- 35 34. BÖLÜM: SARNIÇTAKİ GÖLGE VE MUHAFIZ771 kelime
- 36 35. BÖLÜM: DERİNLİKLERDEN GELEN SES VE 7. MÜHÜR967 kelime
- 37 36. BÖLÜM: BİTMEYEN KÂBUS VE NİHAİ MÜHÜR981 kelime
- 38 37. BÖLÜM: KİLİSE DEPOSUNDAKİ PUSU VE SİLÂHLI MÜRİTLER903 kelime
- 39 38. BÖLÜM: MABEDİN ZİNCİRLİ KORUYUCULARI822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: ZİNCİR VE ÇELİK578 kelime
- 41 40. BÖLÜM: YANAN MÜHÜR VE KÜLLER1.109 kelime
- 42 41. BÖLÜM: YERALTI KULESİ VE GÖLGELERİN SESSİZLİĞİ799 kelime
- 43 42. BÖLÜM: BEYAZ MASKELER VE KAN KUZGULARI680 kelime
- 44 43. BÖLÜM: KANLI MAZEN VE MASKELİ GÖLGELER887 kelime
- 45 44. BÖLÜM: BEYEFENDİNİN MASKESİ VE DİŞLİ VİCDAN1.044 kelime
- 46 45. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDE SON ŞARJÖR862 kelime
- 47 46. BÖLÜM: ZAMANIN DİŞLİLERİ VE ALEVLER747 kelime
- 48 47. BÖLÜM: ÇUVAL KAFALILAR VE MÜLKÜN EŞİĞİ974 kelime
- 49 48. BÖLÜM: İLK KAPININ GÖLGESİ VE NİHAİ MÜHÜR979 kelime
- 50 49. BÖLÜM: IŞIĞA DÖNÜŞ VE SESSİZLİK678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kanlı Ebe'nin parçalanan bedeninden geriye kalan kimyasal eriyik ve oda zeminini kaplayan keskin barut dumanı yavaş yavaş sığınağın tavanına doğru çekiliyordu.
Cem, elleri ve kolları yaşadığı çetin çatışmanın etkisiyle titrer vaziyette, AKM’nin ahşap gövdesinden güç alarak ağır, kararsız adımlarla sığınaktan dışarı çıktı. Postallarının her bir adımı, tünel zeminindeki kireç taşlarında soğuk ve madeni bir yankı bırakıyordu. Ancak tünelin karanlık ve kıvrımlı koridorunda birkaç yüz metre ilerledikçe, çevrenin çehresi ve atmosfer aniden değişmeye başladı.
Metrelerdir ensesini donduran o ağır rutubet, tünel tavandaki çatlaklardan sızan kireçli su damlaları ve tabandaki çamurlu su birikintileri bir anda, sanki görünmez bir sınırla ayrılmışçasına bıçak gibi kesildi.
Zemin tamamıyla kupkuruydu. Bastığı her taşın üzerinde, yüksek ısıdan kuruyup çatlamış bir toprak tabakası ve gevşemiş kül Tozu yükseliyordu. Taş duvarlar baştan aşağı kapkara, isli ve adeta asırlık bir fırının iç katmanları gibi sıcaktı. Havanın nem seviyesi öyle bir düşmüştü ki, Cem’in ciğerlerine çekmeye çalıştığı her nefes genzini yakıyor, dudaklarını bir kağıt gibi kurutup çatlatıyordu. Ortamı, ahşabın, kirecin ve kurumuş etin yüksek ısıda saatlerce kavrulmasından geriye kalan acımsı, geniz tırmalayıcı bir kor ve kül kokusu kaplamıştı.
Cem adımlarını yavaşlattı. Postallarının altından çıkan kuru taş çıtırtıları tünelde yankılanırken, gözlerini fenerin titrek ışığında simsiyah olmuş duvarlarda gezdirdi. Zihninden buz gibi bir farkındalık geçti: "Ne tek bir su damlası var ne de nem kalmış... Her yer adeta cehennem gibi kupkuru. Buralar Kömürleşmiş Nöbetçi’nin bölgesi."
Tünel her adımda daha da daralıyor, klostrofobik bir tünel şaftına dönüşüyordu. Taşların aralarındaki çatlaklardan ince, kıvrımlı beyaz duman hatları sızıyor; duvara dokunduğunda taşın sıcaklığı elini yakacak raddeye ulaşıyordu.
Tam o anda, tünelin zifiri karanlık derinliklerinden dökülen kül hışırtıları ve çatırdayan kemik sesleri duyuldu.
Karanlığın içinden yavaşça öne doğru adım atan şey, Ankara'nın eski ve felaketle sonuçlanan büyük yangınlarından birinde diri diri yanmış, ancak o şeytani mühür sayesinde hayata ve bu dünyaya tutunmuş, insansı formunu çoktan kaybetmiş bir felaketti. Bedeninin tamamı simsiyah, kömürleşmiş et katmanlarından, yüksek ısıda bükülüp büzüşmüş kas liflerinden ve çatlamış kemik parçalarından oluşuyordu. Hiçbir gözü, burnu ya da kulağı yoktu; tamamen ortamdaki ısıya, sese ve insanın aldığı nefese duyarlıydı. Bedenini kaplayan o siyah kömür tabakasının derin çatlakları arasından, iç organlarının yerinde tütmekte olan turuncu ve kızıl bir kor ateşi dışarı sızıyordu. Hareket ettiği her milimde gövdesinden yere akkor halinde sıcak küller ve kıvılcım parçaları dökülüyordu.
Kömürleşmiş Nöbetçi, hiçbir görme organı olmamasına rağmen, Cem’in ciğerlerinden çıkan sıcak nefesin ve kalbinin atışının çıkardığı titreşimin yönünü anında kavradı. Başını doğrudan Cem'in durduğu noktaya çevirdi. Yarı erimiş, dişleri korlaşmış çenesinin arasından dumanlar fışkırarak boğuk, yakıcı bir ses fırlattı:
— "Aydınlanma vakti..."
Cem bir salise bile beklemedi. AKM’yi omzuna yaslayıp tetiğe yüklendi.
TAK-TAK-TAK-TAK-TAK-TAK-TAK!
Tünelin dar alanında patlayan otomatik tüfek sesleri kulakları sağır eden bir gürültüyle çınladı. 7.62mm’lik yüksek kalibreli mermiler doğrudan yaratığın kömürleşmiş göğsüne, omzuna ve boyun bölgesine saplandı. Mermiler yaratığın bedenine çarptığında sıradan bir et dokusuna vurmuş gibi bir etki yaratmadı. Mermi çekirdekleri, kor halindeki iç dokulara çarptıkça etrafa sadece kıvılcımlar, akkor halinde dökülen taşlaşmış kül parçaları ve duman saçıldı. Yaratık ne sarsıldı ne de geriledi; adımlarını bile aksatmadı.
Cem tetiğe basmaya devam etti. Mermiler bir hat boyunca yaratığın gövdesini delip geçiyor ama mermilerin açtığı delikler anında içteki o turuncu kor ateşiyle tüterek kapanıyor, fiziksel darbeyi bir sünger gibi emiyordu. Zaten baştan aşağı yanmış, etleri kora ve kömüre dönüşmüş bir kütleye kurşun sıkmak, ateşe mermi atmaktan farksızdı.
Cem şarjördeki mermilerin yarısını göz açıp kapayıncaya kadar boşalttığı anda acı gerçeği kavradı: "Kahretsin... Mermiler hiç etki etmiyor! Bu ucube zaten diri diri yanmış, eti kora dönüşmüş! Silahla vurarak bunu durdurmam imkansız!"
Kömürleşmiş Nöbetçi, mermilerin yarattığı kıvılcım yağmurunun ve dumanın içinden ağır ama kararlı adımlarla ilerlemeyi sürdürdü. Bedenindeki çatlaklardan sızan kor ışığı daha da parladı; etrafa yaydığı boğucu ve kavurucu ısı Cem’in cildini yakmaya, ceketinin kumaşını ısındırmaya başladı. Yaratık kemiksi, simsiyah ve uçları korlaşmış parmaklarını Cem’e doğru uzattı.
Cem tetiği bıraktı. Burada durup ateş etmeye devam etmenin sadece vakit kaybı ve intihar olduğunu anlamıştı.
Arkasını dönüp o dar, kupkuru, ısısı her saniye artan isli tünelde olabildiğince hızlı koşmaya başladı. Arkasından dökülen sıcak küllerin hışırtısı, taşlara sürtünen kırık kemik sesleri ve havadaki kavurucu kor Isısı, Nöbetçi'nin adım adım arkasından geldiğini haber veriyordu.
Bölüm etkileşimi
