88. bölüm · Kafesteki Son Yaz
✨Yusuf ve Duru
Mutluluk bu hayatta bir çok şeyi ifade edebilirdi. Bazen sadece bir insanı, bazen bir olayı bazense bütün sevdiklerini. Zaman ilerler, insanlar değişir, dünya dönmeye devam ederdi. Her karanlık elbet biter bütün çiçekler yeniden açardı. Şimdi ise aylar önce yapılan o teklif sonunda bir anlam kazanmıştı.
Her şeyin başladığı o ilk yerde. Muğla’da Duru’nun evinin önündeydiler.
Arda, Yusuf, Elfida, Hilal ve Beren.
Elfida artık iyiydi. tek başına hareket edebiliyor, Kâbus görmeden uyuyabiliyordu. Eski neşesini ise yeniden kazanıyordu.
Beren ise tamamen iyileşememiş olmasına rağmen eskisi kadar geçmişe gitmiyor, hayatına devam edebiliyordu.
“Ay durun çok heyecanlandım.” Dedi Elfida neşeyle. Son kez üzerindeki sarı uzun, sırt dekolteli elbiseyi düzeltti. “Güzel görünüyor muyum?”
Arda baştan aşağı sevgilisini süzüp çapkınca gülümsedi. “Sen hep güzelsin rapunzel.” Artık Elfida’nın saçları uzamış yaraları kapanmıştı. Lakin yüzündeki iz geçmemişti. Bir ömür de onunla kalacaktı.
“Kızım bi rahat ol. Sanki gelin sensin.” Dedi annesi tatlı bir sitemle.
“Bayılmam değil mi?” Diye soran Yusuf’tu. Üzerinde şık bir takım elbise, elinde bir demet beyaz gülle kapının önüne doğru bir adım attı.
Arda göz devirmeden edemedi. “Yeter ama birader çal şu kapıyı.” Yusuf ona hak vererek kapıyı çaldı.
Evin içinde Duru’nun da sevgilisinden çok bi farkı yoktu. Çalan kapıyı duyar duymaz son kez aynaya döndü. Kumral saçlarını düzeltti, üzerindeki beyaz elbiseye çeki düzen verdi. “Açıyorum.” Dedi anne ve babasına bakarak.
Ve kapı açıldığı anda Yusuf’un mavi gözleri karşısındaki kadında hayranlıkla gezindi. Kalbi hiç olmadığı kadar hızlanırken ne yapacağını bilemedi. Arkadan Arda’nın sırtına dokunması ile kendinde bir güç hissetti. Yusuf ne zaman tökezlese Arda şunaki gibi bir adım arkasında olacaktı. En sonunda içeriye bir adım attı.
“Hoş geldiniz.” Dedi Duru kocaman gülümseyerek çiçekleri alıp Yusuf’a ve tek tek hepsine sarıldı. Elfida gözlerine sakin ol dercesine baktığında başını iki yana salladı. İstese de olamazdı.
“Çok güzel olmuşsun.” Yusuf kulağına mırıldanıp kenara çekildiğinde Duru daha da kızardı.
“Beren hanım hoş geldiniz.” Dedi annesi sıkıca sarılırken. “Buyurun salona.” Arif ve annesi Zeliha ile kısaca sarılıp salona ilerlediler.
Zeliha ve Beren bir köşe de sohbet ediyor, erkekler kendi aralarında bir konu hakkında tartışıyorlardı. O sırada Duru, Hilal ve Elfida da mutfağa geçmişlerdi.
“Ya dökersem?” Duru kahve makinasını çıkartıp fincanlara uzandı. “Rezil olacağım kesin.”
Hilal dostça sırtına dokundu. “Sakin ol ilk önce. Rahatla bi.” Elfida, Duru’nun elindeki fincanları alıp kahveyi yapmaya başladı.
“Sen abiminkini yap gerisi bizden yengecim.” Son kelimeyi bilerek bastırarak. Hilal buna gülerken Duru’nun yüzü asıldı.
“Yenge deme bana ya.” Ama içindeki heyecan buna da engel olurken yeniden gülümsedi ve Yusuf’un kahvesini hazırlamaya başladı.
“Tuz atacaksın değil mi?” Hilal’in sorusu ile bir an öylece kaldı.
“Yok kıyamam ki.” Dedi tatlı bir dille kahveyi karıştırırken. “Bal koyalım.”
Ama Elfida bu öneri ile göz devirdi. “Kızım ne balı. Dök tuzu işte.” Masanın üzerindeki tuzu zorla Duru’nun eline tutuşturdu. “Bu kadar da tatlı değil benim kaslı civcim.”
Ama Duru bunu yapamayacağını bildiğinden tuzu bıraktı. “Yok yok.”
“Aman ne aşkınız varmış sizinde bi ben bulamadım.” Diye söylenen Hilal’i ise kimse umursamamıştı.
On dakikanın sonunda her şey hazırdı. Duru önüne gelen saçları arkaya atarak derin bir nefes aldı ve elindeki fincanla salona ilerledi peşinden ise Elfida’yla Hilal girdi.
Herkes kahvelerini aldığında ortam fazlasıyla gergin duruyordu. Ya da Duru kendi gerginliğinden öyle hissediyordu. İçindeki aşkın fazla geldiğini hissettiği dakikalardaydı. Yusuf için yanıp tutuyor fakat bunu belli etmememeye çalışıyordu.
Yusuf ise dışarıdan göstermese de kalbi göğüs kafesini delmek istercesine hızlı atıyordu. Elleri titriyor, Duru’yu düşünmekten bir şey yapamıyordu. Uzatmadan elindeki kahveyi tek yudumda bitirdi ve sehpanın üzerine bıraktı.
“O zaman direkt konuya girelim yoksa ikisi de gerginlikten bayılıp kalacaklar.” Dedi Beren kocaman bir gülümseme ile. Herkesin tek temennisi Beren’in hafızasının geçmişe kaymamasıydı.
“Bence de bence de.” Dedi Arif oturduğu yerde dikleşerek.
“Gönül isterdi ki burada Ahmet’im olsun. O istesin Duru’yu ama yapacak bir şeyimiz yok.” Belli etmemeye çalışsa da Beren’in kalbine derin bir sızı girmişti. Özlemekten ölünse bir saniye bile yaşayamazdı.
Ahmet’in adı ile kısa bir sessizlik sardı salonu. Elfida dolan gözlerini gizlemeye çalışsa da Arda onu anlayarak elini tuttu. Her şeye kafa tutabilen Elfida Alkan bir babasının yokluğuna yenilirdi.
“Allah’ın emri peygambarin kavliyle kızınız Duru’yu oğlum Yusuf’a istiyoruz.”
Arif ve Zeliha kısa bir an birbirleri ile bakıştılar sonra Duru’ya döndüler. “Kızım sen istiyor musun?” Diye sordu Arif.
Duru ise hiç beklemeden “İstiyorum baba.” Dedi.
“Peki madem. Gençler birbirlerini sevdiyse bize de yuvalarını kurmak düşer. Verdim gitti.”
Yusuf duyduğu cümle ile ne yapacağını bilemeyerek ayaklandığında bütün gözler ona döndü. Yüzünde kocaman bir sırıtış ile Duru’ya baktı sonra ne yaptığını fark ederek yeniden oturdu. “Pardon ben heyecan yaptım sanırım.”
Arda, Elfida’nın kulağına eğilerek. “Yusuf oldu mecnun.” Diye mırıldandığında Elfida gülmemek için dudaklarını dişledi.
Yusuf’un yüzündeki sırıtışa bakıp herkes gülmeye başladı. Duru ise utancından başını eğmişti. Zeliha, kahve fincanlarını toplarken gülümseyerek, “Ee, kızımızı da verdik. Şimdi sıra yüzüklerde.” dedi.
Yusuf hemen Duru’ya baktı. “Ben hazırım.”
“Sen sus birader.” Arda kahkahayı basmamak için zor tuttu kendini. “Kız daha ne olduğunu anlayamadı.”
Duru gülerek Yusuf’a baktı. “Ben de hazırım” Yusuf’un yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
O akşam evin içinde kahkahalar, sarılmalar ve güzel dilekler eksik olmadı. Aylar önce edilen o teklif, sonunda bir yuvanın ilk adımına dönüşmüştü.
Yıllar geçecek, saçlarına aklar düşecekti ama bir an olsun bu tuttukları eli bırakmayacaklardı. Birbirlerinin en büyük şansları ve en büyük iyikileri olarak kalacaklardı. Kader onlar için mutlu bir son yazmıştı, mutlu bir sonsuzluk bahşetmişti.
Yusuf ve Duru’nun aşkı için bir şarkı.
