15. bölüm · Fırtına İçimizde

Chapter 15

Aysun Vibesel✨️

Günayddiiinnn herkese. Nabersiniz? Özlediniz mi beniii😝 yeni bölümle geldimmm. Keyifli okumalar sizee🩷

𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡

Merdivenlerden inerken Fadime’nin ayakları ağırdı. Uykusuzluk hâlâ göz kapaklarında asılıydı ama asıl ağırlık başka bir yerindeydi; az önce yaşanan yakınlık, Zarife’nin birazdan soracağı soruların gölgesinde kalmıştı bile.

İso arkasındaydı. Eli korkulukta, yüzünde sabahın o yarı uyanık hâli. Ama gözleri Fadime’yi kolluyordu. Hep öyleydi. Sessiz ama dikkatli.

Mutfaktan çay kokusu geliyordu. Taze ekmek, tereyağı, bir de kızarmış soğanın o iştah açan ama mideyi zorlayan kokusu.

Sofra hazırlanmıştı. Zarife masanın başındaydı. Yanında Şirun Furtuna, Oruc ve hiç hazz etmediği Şerif Furtuna vardı. Elinde olsa onu boğarak öldürürdü ama yapamazdı abisini tehlikeye atamazdı. Sonra onunda yaninda Esme abla vardı.

“Gelin hanım geliyor,” dedi Zarife, sesinde bilindik o ton. Ne tam şefkat, ne tam zehir. Arası… en tehlikelisi.

Fadime başını eğdi. “Günaydın,” dedi.İso sandalyeyi çekti. “Otur,” dedi kısaca.Fadime oturdu. Önüne tabak kondu. Zeytin, peynir, yumurta… Her şey yerindeydi ama boğazı kilitliydi sanki.

İlk lokmayı aldı. Çiğnedi. Yuttu. İkinci lokmada Zarife konuştu.“Ee,” dedi, çayını karıştırırken. “İlk gece nasıl geçti bakalım?”

Masada bir anlık sessizlik oldu. Kaşıklar durdu. Bakışlar Fadime’ye çevrildi.

Fadime boğazındaki lokmayı zorla yuttu. “İyiydi,” dedi kısaca.

Zarife gülümsedi. Ama o gülümseme masum değildi. “İyi iyidir de…” dedi. “Hani bazı iyiler çabuk sonuç verir.”

Fadime ne dediğini anladı. Ama anlamamış gibi yaptı.“Nasıl yani?” dedi.

Zarife hafifçe öne eğildi. “E be kızım,” dedi. “Bu evin torun sesi özlemi var. İnsan merak ediyor. Ne zaman müjde alacağız?”

O an… Fadime’nin ağzındaki lokma büyüdü. Yemek boğazında kaldı.

Öksürdü. Bir kere. Sonra bir kere daha.İso hemen suyu uzattı. “Yavaş,” dedi alçak sesle. “Nefes al.”

Fadime suyu içti ama yüzü kızarmıştı. Gözleri dolu dolu oldu ama ağlamadı. Masaya baktı. Kimseye değil.

Zarife hâlâ konuşuyordu. “Yani yanlış anlama. Dua ediyoruz. Herkes ister. Yeni gelin, yeni ev… bereket…”

İso bardağı masaya sertçe koydu. Ses, mutfakta yankılandı.“Anne,” dedi.
Ses tonu sakindi ama altı sertti.
“Yeter.”Zarife duraksadı. “Ben kötü bir şey demedim.”

“Dediklerinin kötü olup olmaması önemli değil,” dedi İso. “Zamanı değil.”“Evli insanlar bunları konuşur.”“Konuşur,” dedi İso. “Ama baskı yaparak değil. Hele Fadime’ye hiç değil.”

Masadaki hava değişti. Kimse çayını karıştırmıyordu artık.İso devam etti: “Daha bir gün oldu. Kimse hazır mı diye sormadı. Şimdi de hesap sorar gibi konuşuluyor. Buna izin vermem.”

Zarife’nin yüzü gerildi. “Ben senin annenim.”

“Biliyorum,” dedi İso. “O yüzden burada, bu masada söylüyorum. Fadime’ye laf sokulmayacak. Bebek konusu da, başka konular da… bizim meselemiz.”

Fadime başını kaldırdı. İso’ya baktı. Gözleri bir anlığına buluştu. O bakışta teşekkür vardı ama daha çok… rahatlama.

Zarife bir şey söylemedi. Sadece çayından bir yudum aldı. “Peki,” dedi kısa bir sessizlikten sonra. “Siz bilirsiniz.”

Kahvaltı ağır ağır bitti. Fadime bir şey yiyemedi. Ama içi ilk defa… doymuş gibiydi.

Yukarı çıktıklarında kapıyı kapattılar. Oda sessizdi. Bir an öylece durdular.Sonra Fadime yatağın kenarına oturdu. Derin bir nefes aldı. “Özür dilerim,” dedi.

İso kaşlarını çattı. “Ne için?”“Yemek boğazımda kaldı. Saçma oldu.”İso güldü. “Ben annemi sustururken sen gayet normal bir gelindin.”Fadime ona baktı. “Gerçekten mi?”

“Gerçekten,” dedi. “Ama kabul et… bebek muhabbeti biraz erken.”Fadime gözlerini devirdi. “Biraz mı?”

İso yatağa yaslandı. “Yani,” dedi hafifçe sırıtıp. “Köy matematiğine göre evlilik + bir gün = bebek.”

Fadime yastığı aldı. “Dalga geçme!”“Geçmem,” dedi. “Ama hayal etmesi komik.” Fadime kaşlarını kaldırdı. “Neyi hayal etmek?”

“Senin,” dedi. “Böyle kaşlarını çatıp ‘Bu çocuk niye ağlıyor?’ demeni.”Fadime istemeden güldü. “Sen de ‘Ben böyle değildim’ diyeceksin.”

“Kesin,” dedi İso. “Ama bak,” diye ekledi, sesi ciddileşerek.
“Ne zaman olursa olsun… o konu sen hazır olmadan açılmayacak.”

Fadime sustu. Sonra yavaşça başını salladı. “Teşekkür ederim,” dedi. “Bugün masada… yanımda durduğun için.”

İso ona yaklaştı. “Ben zaten,” dedi alçak sesle. “Yanında durmak için buradayım.”Bir an sessizlik oldu. Ama bu sessizlik korkutucu değildi. Yumuşaktı.

Fadime pencereye baktı. Güneş yükseliyordu. O evde ilk defa…Gelecek, bu kadar ağır gelmiyordu.