29. bölüm · Fırtına İçimizde
Bölüm 29
İyiii akşamlaarrrr yb geldiiii. Keyifli okumalarrr🩷
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
GECE – ODA
O gece konuşmalar bittiğinde kelimeler tükenmişti ama temas bitmemişti.
İso sırtüstü uzandı, Fadime yanına kıvrıldı. Bu kez aralarında mesafe yoktu. Ne küslükten kalan boşluk, ne de korkudan doğan tereddüt.
İso kolunu onun omzuna doladı.
Fadime başını göğsüne yasladı. Kalp atışlarını dinledi; düzenliydi, canlıydı. Oradaydı.
Bir süre kimse konuşmadı.
İso’nun eli Fadime’nin saçlarında yavaşça dolaştı.
Ne acele vardı, ne beklenti. Sadece “buradayım” diyen bir dokunuş.
Fadime derin bir nefes aldı.
Gözlerini kapattığında ilk kez içi bu kadar sakindi.
O gece, birbirlerine sımsıkı sarılarak uyudular.
Kaçmadan, düşünmeden, korkmadan.
SABAH
Sabah, pencerenin arasından usulca sızdı.
Oda loştu ama sıcak.
Fadime gözlerini açtığında hâlâ İso’nun kolu belindeydi.
Kımıldamadı hemen. Sadece durdu, o anın bozulmasını istemedi.
İso hafifçe kıpırdandı. Gözlerini açtı.
Bir an birbirlerine baktılar.
İso’nun sesi uykulu ama yumuşaktı:
“Uyandın mı?”
Fadime başını salladı.
“Uyandım.”
İso alnına kısa bir öpücük kondurdu.
“Kahvaltı yapalım mı?”
Bu kadar basit bir cümle bile Fadime’nin içini ısıttı.
Normaldi. Evli gibiydiler. Hatta… gerçekten evliydiler.
MUTFAK
Birlikte mutfağa indiler. Aile ferdleri kahvaltı yapıyodu. Hepsine günaydin diyerek yerlerine geçdiler. Sonra kahvaltı yapdılar. Kahvaltı bitdikden sonra bulaşıkları bulaşık makinesine atdı Fadime ve odalarina çikdilar.
Fadime“İso…” dedi tereddütle.
“Hm?”
“Benim giyecek pek bi şeyim yok.”
İso ona baktı.
“Nasıl yok?”
Fadime omuz silkti.
“Gelin gelirken az eşya getirmiştim ya. Hep aynı şeyler.”
İso bir an düşündü, sonra rahat bir ifadeyle:
“O zaman çıkalım. Alırız.”
Fadime’nin gözleri parladı.
“Cidden mi?”
“E ne sandın,” dedi gülerek. “Hanımım çıplak mı gezcek.”
MAĞAZA
Birlikte mağazaları dolaşmaya başladılar.
Fadime kabinlere giriyor, İso kapının önünde bekliyordu.
Fadime her çıktığında İso yorum yapıyordu:
“Bu çok yakıştı.”
“Bu seni olduğundan uzun gösteriyo.”
“Bu… biraz fazla ciddi.”
Fadime gülüyordu.
Uzun zamandır ilk kez aynaya bakarken kendini güzel hissediyordu.
Sonra…
Bir etek gördü.
Askıda duruyordu. Rengi hoştu ama boyu kısaydı.
“İso,” dedi. “Şuna bak.”
İso baktı, kaşlarını kaldırdı.
“Denemek istiyosan dene.”
Mağazaya girdiler.
Yanlarına bir çalışan geldi. Erkekti. Yaşı çok gençdi ve bakışı rahatsız ediciydi.
Fadime eteği alıp kabine girdi.
İso dışarıda bekliyordu.
Bir dakika sonra kabin perdesi açıldı.
Fadime çıktı.
Etek gerçekten çok kısaydı.
Mağaza çalışanı farkında olmadan, kısık bir sesle:
“Oha…” dedi.
Ses çok çıkmadı ama…
İso duydu.
Bir anlık sessizlik oldu.
İso Fadime’ye döndü, sesi sertti:
“İçeri gir. Değiştir onu.”
Fadime ne olduğunu anlamadı.
“Niye ki?”
“Gir dedim.”
Fadime şaşkın ama ses çıkarmadan kabine döndü.
O an…
İso bir anda mağaza çalışanının yakasına yapıştı.
“Lan olm sen benim karıma mı oha dedin?”
Çalışan panikledi.
“Abi… özür dilerim—”
İso’nun yumruğu adamın yüzüne indi.
Bir tane.
“Ulan seni—” dedi dişlerinin arasından.
Bir yumruk daha.
“Seni gebertirim lan!”
Mağazada bağırışlar başladı.
Mağaza sahibi koşarak geldi. İnsanlar etrafı sardı.
Tam o sırada Fadime kabinden çıktı.
Manzarayı gördüğü an kalbi duracak gibi oldu.
“İso!” diye bağırdı.
Koşarak yanına gitti.
İso’nun eli kıpkırmızıydı.
Fadime hiç düşünmeden elini tuttu.
“Sakin ol,” dedi titreyerek. “Lütfen.”
İso bir an durdu.
Nefesi hızlıydı, gözleri hâlâ öfkeyle yanıyordu.
Fadime’nin elini bırakmadan mağazadan çıktı.
Arabaya kadar sürükler gibi götürdü.
ARABA – YOL
Fadime arabada tek kelime etmedi.
Korkuyordu.
İso’nun bu halini ilk kez bu kadar yakından görüyordu.
İso da konuşmadı.
Çenesini sıkmıştı. Direksiyonu sert tutuyordu.
Eve kadar sessizlik vardı.
EV – ODA
Arabayı durdurdu.
“İn,” dedi kısa bir sesle.
Eve girdiler. Doğrudan odalarına çıktılar.
Fadime yatağın kenarına oturdu.
Sessizdi. Bekliyordu.
İso odanın içinde ileri geri yürümeye başladı.
Siniri hâlâ geçmemişti.
“Her aklıma geldikçe sinirleniyorum,” dedi.
“Kan beynime sıçrıyo. Nasıl baktı lan bacaklarına… namussuz.”
Elini duvara vurdu.
Tok bir ses çıktı.Fadime yerinden fırladı.Koşarak İso’nun elini tuttu.İso’nun eli kızarmıştı.Fadime onu dudaklarına götürdü.
Hafifçe öptü.
“Yapma,” dedi yumuşak ama kararlı bir sesle.“Zarar verme kendine.”Sonra kollarını İso’nun beline doladı.Sımsıkı sarıldı.İso bir an direndi ama sonra…
O da sarıldı.
Başını Fadime’nin omzuna koydu.Nefesi yavaş yavaş sakinleşti.O öfke, o kıskançlık…
Hepsi sevginin içinden doğmuştu.Ve ikisi de biliyordu:
Bu evlilik kolay olmayacaktı.
Ama bırakacak gibi de değillerdi.
