27. bölüm · Fırtına İçimizde
Bölüm 27
İyi akşamlarrr. Nasılsınızzz ballariimmm? Umarim iyisinizzdirr. Hadi keyifli okumalarrr💋
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
BİR HAFTA SONRA – AKŞAM
O olayların üstünden tam bir hafta geçmişti.Ama evin içindeki hava hâlâ o geceden kalmaydı. Ağır. Soğuk. Eksik.
İso eskisi gibi değildi.
Sorular kısa, bakışlar kaçak, dokunuşlar yoktu. Aynı evdeydiler ama sanki aralarında görünmeyen bir duvar vardı. Fadime her akşam aynı sessizliğin içine oturuyor, “belki bugün” diyordu… ama bugün de olmuyordu.
O akşam telefon titredi.
Ekranda İso’nun adı belirdi.
Furtunacuk: “Ben bugün eve gelmicem. Beni bekleme, uyu.”
Fadime mesajı bir kere okudu.
Sonra bir kere daha.
Kalbinin bir yeri koptu sanki.
“Eve gelmicem” ne demekti?
Nerde kalacaktı?
Kimin yanındaydı?
İçindeki biriken her şey o anda taştı. Parmakları titreyerek yazdı:
Fadime:“O zaman sakın bi daha bu eve ayağını basma. Git hangi karı kızla kalıyosan onda kalırsın.”
Mesajı gönderdiği an pişmanlık geldi.
Ama geri alamadı.
İso’nun yazmasını bile beklemeden engelledi.
Telefonu yatağın üstüne fırlattı.
Ve ağlamaya başladı.
Sessiz değildi bu. Tutulmuş bir ağlamaydı. Göğsü sıkışıyor, nefesi yarım kalıyordu.
“Niye böyle dedim?” diye kendine kızdı.
Seviyordu İso’yu.
O lafları etmemeliydi.
Ama artık geçmişti. Denmişti bir kere.
Bir saat…
İki saat…
Ağlamaktan gözleri şişti, boğazı yandı.
Tam o sırada…
GÜM.
Evin kapısı sertçe kapandı.
Fadime olduğu yerde dondu.
Kalbi ağzına geldi.
“İso…” diye fısıldadı.
Hemen yüzünü sildi, gözlerini ovuşturdu. Odalarının kapısını kilitledi. Yatağın kenarına oturdu.
Koridordan sert adımlar geliyordu.
Kapı vuruldu.
“Fadime! Aç şu kapıyı.”
Fadime’nin içindeki öfke, korkuyla karıştı.
“Açmicam ula!” diye bağırdı. “Git hangi karı kızın yanındaysan o açar sana kapısını!”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra İso’nun sesi, bu kez daha sert:
“Bana bak Fadime. Bu kapıyı bana kırdırtma. Aç dedim şunu.”
Salonda herkes toplanmıştı.
Şerif ayakta duruyordu.
Şirin endişeyle bakıyordu.
Zarife kenardan seslendi:
“Kız Fadime aç kapıyı. Bu deli oğlan kırar vallahi.”
Fadime yutkundu.
İso’nun yapabileceklerini biliyordu.
Derin bir nefes aldı.
“Tamam,” dedi kısık bir sesle. “Açıyorum.”
Kilidi çevirdi.
Kapı açılır açılmaz İso içeri girdi. Yüzü gergindi ama gözleri yanıyordu. Kapının önünde durdu, salona dönüp yüksek sesle konuştu:
“Herkes odasına girsin.”
Kimse itiraz etmedi.
Birer birer dağıldılar.
İso kapıyı kapattı.
Kilit sesi odanın içine ağır bir yankı bıraktı.
Fadime yatakta oturuyordu. Yüzünü çevirmişti. Konuşmuyordu.
İso birkaç adım attı. Sesi bu kez daha alçaktı ama kırgındı:
“Sen…” dedi. “Sen benim seni aldattığımı mı düşündün?”
Fadime cevap veremedi.
Dili tutulmuş gibiydi.
Çünkü düşünmüştü.
Geç gelmeler, suskunluklar, soğukluk…
Hepsi kafasında birleşmişti.
İso yanına oturdu.
Sessizce.
Elini kaldırdı. Fadime’nin yüzünü iki avucunun arasına aldı, yavaşça kendine çevirdi.
“Fadimem,” dedi. “Ben hiç öyle bi şey yapar mıyım?”
Fadime’nin gözlerinden yaşlar firar etti. Tutamadı artık.
İso başparmağıyla gözyaşlarını sildi. Alnını onun alnına dayadı.
“Bak,” dedi. “Valla kimseyle görüşmüyodum. Sadece sana çok kırılmıştım.”
Nefes aldı.
“Arabada kalıyodum.”
Fadime şaşkınlıkla baktı.
“Ne…?” dedi kısık bir sesle. “Arabada mı?”
“Evet,” dedi İso. “Gece sabaha kadar. Düşündüm. Kendimi toparlamaya çalıştım. Sana kızdım ama… sana ihanet etmek aklımdan bile geçmedi.”
Fadime duyduklarına inanamadı.
Bir anda içindeki bütün şüpheler çöktü.
Dayanamadı.
Öne doğru eğildi.
İso’ya sarıldı.Sıkıca.
Sanki bırakırsa her şey tekrar dağılacakmış gibi.
“Ben…” dedi ağlayarak. “Çok korktum.”İso kollarını onun etrafına doladı. Çenesini Fadime’nin saçlarına yasladı.
“Biliyorum,” dedi. “Ama böyle şeyler düşünme. Ben buradayım.”Fadime başını onun göğsüne gömdü. Ağlaması yavaşladı ama bitmedi.
O oda, o gece, uzun zamandır ilk kez gerçekten doluydu.
Kırıklarla, pişmanlıklarla… ama aynı zamanda hâlâ vazgeçilmeyen bir bağla.Ve ikisi de biliyordu:Bu konuşma her şeyi çözmemişti.Ama ilk kez, yeniden aynı yerden nefes alıyorlardı.
