40. bölüm · Fırtına İçimizde
Bölüm 40
İyi akşamllaarrr günün son bölümünü atmış bulunmakdayimm. Keyifli okumalarrr💋✨️
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
Kapı ağır ağır kapandığında, konağın içindeki hava bir anlığına durdu sanki.
Zarife, mutfaktan çıkıp salona doğru ilerlerken Sahra’yı gördü. Gözleri parladı, sesi yükseldi.
“Oyy benum güzell kızımm!” dedi. “Hoş geldin bitanem!”
Kollarını açtı, Sahra’ya sarıldı. Sahra da aynı abartılı samimiyetle karşılık verdi.
“Hoş buldumm teyzemm,” dedi. “Vallahi çok özledim sizi.”
Sarılmaları uzun sürdü. Fazla uzun.
Fadime ayakkabılarını çıkarırken onları izliyordu. Kaşları hafifçe kalktı, dudakları sıkıldı ama bir şey demedi.
Sahra, Zarife’den ayrılır ayrılmaz salona göz gezdirdi. Koltukta, her zamanki köşesinde oturan Şirun’u gördü.
Yüzüne o tanıdık, insanın sinirine dokunan gülümseme yayıldı.
“Aaa Şirunumm!” dedi. “Ver elini öpeyim Şirunum Furtunam.”
Sesindeki o yapay tatlılık… Fadime’nin ensesinde tüyler diken diken oldu.
Sahra eline uzandı.
Şirun kımıldamadı bile. Ne elini verdi, ne yüzüne baktı.
Sadece gözlerini Sahra’nın yüzüne dikti. Soğuk. Sert. Mesafeli.
“Gerek yok,” dedi kısa ve net. “Hoş geldin demem yeter.”
Sahra’nın gülümsemesi bir anlığına dondu. Sonra toparladı ama gözleri karardı.
İşte o anda Fadime dayanamayıp konuştu.
“Ben odamdayım,” dedi. Sesi sakin ama kesin.
Kimseye bakmadan merdivenlere yöneldi.
İso bir an durdu. Sonra hiç düşünmeden peşinden seslendi:
“Karım nereye, ben oraya.”
Bu laf, salonda küçük bir bomba gibi patladı.
Sahra’nın yüzü buruştu. Zarife şaşkınlıkla baktı. Şirun’un dudak kenarında belli belirsiz bir memnuniyet belirdi.
İso, Fadime’nin arkasından merdivenleri çıktı. Odaya girdiler.
Kapı kapandığında Fadime derin bir nefes verdi. Paltoyu omzundan attı, eşarbını çözdü.
Üzerini çıkarmaya başladı. Hareketleri sertti; sinirini bastırmaya çalışıyordu.
İso yatağın kenarına oturmuş, onu izliyordu. Gözlerinde hem hayranlık hem de muziplik vardı.
“Bakma bana öyle,” dedi Fadime. “Sinirliyim.”
İso sırıttı. “E sen de benim önümde soyunma o zaman,” dedi. “İnsan dayanamaz.”
Fadime bir an durdu. Yanakları hafifçe kızardı.
“Utanmaz,” dedi ama sesi sert çıkmadı.
İso bir anda kalktı. Fadime’nin kolundan tuttuğu gibi kendine çekti.
“Ahh—” demesine kalmadan Fadime yatağa düştü. İso da onun üzerine eğildi.
“Ula napaysun gaybana uşak,” dedi Fadime gülümseyerek. Ellerini İso’nun göğsüne koymuştu.
İso yüzünü ona yaklaştırdı. Sesini alçalttı.
“Karumu öpmeye hazırlanayrum,” dedi. “Koçari kızı…”
Fadime’nin nefesi hızlandı. Tam o anda—
PAT!
Kapı sertçe açıldı.
İkisi birden irkildi.
Sahra kapının eşiğinde duruyordu.
Fadime refleksle İso’yu itti. İso ayağa fırladı.
“Ay pardon,” dedi Sahra. Yüzünde yapmacık bir mahcubiyet. “Böldüm mü sizi?”
Fadime’nin gözleri ateş saçıyordu.
“Sahracım,” dedi dişlerinin arasından. “Sizde kapı çalma adeti yok mu?”
“Ya kusura bakma,” dedi Sahra. “Ben İso’ya bir şey diyecektim.”
Ve hiç beklemeden— İso’nun koluna sarıldı.
Fadime’nin yüzü anında gerildi. Bakışı buz kesti.
İso bunu gördü. Hiç tereddüt etmeden Sahra’nın elini itti.
“Söyle Sahra,” dedi net bir sesle. “Ne diyecektin?”
Sahra dudak büküp masum taklidi yaptı.
“Ya İsom,” dedi. “Ben bavulumu kaldıramadım. Rica etsem sen kaldırır mısın odama?”
İso Fadime’ye baktı. Fadime’nin gözleri “sakın” diyordu.
Ama İso ortamı uzatmamak için başını salladı.
“Tamam,” dedi. “Gel.”
Odayı terk etti.
Sahra da çıkarken kapıda durdu. Fadime’ye dönüp o sinir bozucu sırıtışı attı.Sonra kapı kapandı.
Fadime yatağın kenarına oturdu. Ellerini dizlerine koydu.
Derin bir nefes aldı. Sonra bir tane daha.
“Bu kız…” diye mırıldandı. “Bu kız cidden yüzsüz.”
Adam evliydi. Onun kocasıydı. Ama Sahra’nın tavırları…
Gözlerini kıstı. Dudakları ince bir çizgi oldu.
“Tamam,” dedi kendi kendine. “Sen ne yapacağını bilmiyorsun ama…”
Ayağa kalktı. Saçlarını geriye attı.
“Ben biliyorum.”
Pencereye doğru yürüdü. Aşağıda hareket vardı. Sahra ve İso bavulla ilerliyordu.Fadime camdan bakarken yüzünde sakin ama tehlikeli bir ifade belirdi.Konağın içinde, gerçek fırtına daha yeni başlıyordu. 🌪️
