62. bölüm · Fırtına İçimizde

Bölüm 62

Aysun Vibesel✨️

Hellooooo. Keyifli okumalarrrr🩷

𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡

Rüzgâr, konağın etrafındaki çam ağaçlarını sert sert sallarken gece iyice ağırlaşmıştı. İso avlunun ortasında durdu. Az önce Fadime’nin tarif ettiği adamın baktığı yöne doğru uzun uzun baktı. İçine çöken o tuhaf his, Karadeniz’in fırtına öncesi sessizliğine benziyordu.

Oruç kapının eşiğinde belirdi.
“Birini gördün mü?”İso başını iki yana salladı.“Yok… Ama biri bizi izliyor. Hem de uzun zamandır.”

Üst katta Fadime balkondan çekilip odaya girdi. Eli hâlâ istemsizce karnının üzerindeydi. Sanki içerideki minik kalp de dışarıdaki fırtınayı hissediyordu. İçinden bir ses, bu gecenin sadece bir başlangıç olduğunu söylüyordu.

Şerif hâlâ salondaydı. Paslı anahtarı avucunda çevirip duruyordu. Zarife ile Esme konuşmaya cesaret edemiyordu. Ateşin çıtırtısı dışında evde ses yoktu.İso içeri girince Şerif başını kaldırdı.“Onu gördünüz mü?”İso’nun kaşları çatıldı.“Demek bekliyordun.”

Şerif yavaşça ayağa kalktı.“Ben bir gün geleceğini biliyordum… Ama bu kadar erken değil.”Fadime merdivenlerden yavaşça indi.“Kim bu adam?”Şerif, gözlerini şömineye dikti.“Bu konağın gerçek sahibinin torunu.”

Oda buz kesti.

Şerif ağır ağır konuşmaya başladı:

“1952’de bu konak yapılırken… Bizim aile bu toprağın sahibi değildi. Asıl sahibi, savaşta her şeyini kaybetmiş bir adamdı. Borçları yüzünden konağı devretmek zorunda kaldı. Ama bir şart koydu…”

İso“Ne şartı?”Şerif“Bir gün torunları geri gelirse… Konak onlara geri verilecekti.”Fadime nefesini tuttu.“Peki sen neden sakladın bunu?”Şerif gözlerini kapattı.“Çünkü o aile ortadan kayboldu. Kimse hayatta değil sanıyorduk.”

Oruç anahtarı aldı.“Bu normal kapı anahtarı değil. Eski kasa ya da gizli oda anahtarı gibi.”Şerif başını salladı.“Bodrumda bir oda var. Yıllardır kilitli. O anahtar oraya ait.”İso hemen ayağa kalktı.“Hadi o zaman.”

Bodrum

Merdivenlerden inerken taş duvarlar nem kokuyordu. Fener ışığı duvarlarda titriyordu. Bodrumun en arkasında paslı, kalın bir kapı duruyordu.

İso anahtarı kilide soktu.

Klik.

Kapı yavaşça açıldı.

İçeride eski sandıklar, sararmış belgeler ve duvarda büyük bir aile fotoğrafı vardı. Fotoğraftaki adamlardan biri… Fadime’nin bahçede gördüğü adama inanılmaz benziyordu.Oruç fısıldadı “Bu adam yaşıyorsa… Bu iş yeni başlamış demektir.”

Uzun boylu adam, karanlığın içinde sigarasını yere attı.Yanındaki yaşlı kadın sordu:“Emin misin? Onlar mı?”Adam başını salladı.“Evet. Ve bebek… Doğmadan önce konak geri alınacak.”

İso belgeleri toplarken Fadime bir sandığın içinde küçük bir müzik kutusu buldu. Açtığında yavaş, eski bir ninni çalmaya başladı.

Şerif’in yüzü soldu.
“Bu… O ailenin bebeklerine çaldıkları ninniydi.”Fadime fark etmeden gözleri doldu.Karnını tuttu.İçerideki minik kalp hâlâ güçlü ve hızlı atıyordu.

Ama artık herkes biliyordu:
Bu bebek sadece yeni bir hayat değil…Yarım kalmış bir hikâyenin devamıydı.

Bodrumun ağır havası, müzik kutusunun tiz ve hüzünlü melodisiyle daha da basık bir hâl almıştı. Şerif Amca’nın yüzündeki korku, sadece bir mülkiyet meselesi değil, yıllardır gömülü kalmış bir vicdan azabının dışavurumu gibiydi.
İso, tozlu rafların arasından çıkardığı sararmış bir zarfı hızla açtı. İçinden çıkan kâğıtlar sadece tapu kayıtları değildi; 1950’lerin sonuna ait el yazması mektuplar ve bir mühür vardı.

“Şerif Amca,” dedi İso, sesi buz gibiydi. “Bu kâğıtlarda sadece devir teslim yazmıyor. 'Emanet sahibine ulaştırılmadığı takdirde, bu toprakların bereketi kesilecek, kan bağı kuruyanların ahı konağın üzerinde kalacak' diyor. Sen sadece bir evi değil, bir yeminini de mi sakladın?”

Şerif cevap veremedi. Dizleri titreyerek bir sandığın üzerine çöktü. O sırada yukarıdan, konağın ana giriş kapısının gürültüyle çarpılma sesi geldi. Rüzgâr değildi bu; birinin sertçe içeri girdiğinin işaretiydi.

Oruç elindeki feneri söndürüp belindeki tabancayı kontrol etti. "Bodrumda bekleyin," diye fısıldadı. Ama Fadime durmadı. O müzik kutusunu sımsıkı tutarak merdivenlere yöneldi. Sanki o kutu, dışarıdaki karanlığa karşı tek kalkanıydı.

Hepsi birlikte üst kata çıktıklarında, konağın devasa kapısının ardına kadar açık olduğunu gördüler. Yağmur damlaları antreye doluyordu. Eşikte, o uzun boylu adam duruyordu. Yanındaki yaşlı kadın ise başındaki siyah örtüyü ağır ağır arkaya attı.

Yaşlı kadın, Şerif’e bakarak acı bir tebessümle konuştu:“Zaman, Şerif... Zaman en büyük adalettir. Bizden aldığın sadece taş ve toprak değildi; sen bizim ailemizin bu konakta doğacak geleceğini de çaldın.”
Adam bir adım öne çıktı. Gözleri doğrudan Fadime’nin karnına odaklanmıştı.

“Adım Kenan,” dedi genç adam. Sesi rüzgârdan bile daha sertti. “O konak için imzaladığınız şartlı protokolün süresi doldu. Bebeğin bu evde doğmasına izin vermeyeceğim. Çünkü bu evin ilk çığlığı, gerçek sahibinin soyundan gelmeli.”

İso öne atıldı. “Kimseyi bir yere gönderemezsin! Burası bizim evimiz!”Kenan, ceketinin iç cebinden eski, deri kaplı bir defter çıkardı. “Bu defter dedemin günlüğü. Şerif, babamın borçlarını ödemedi. Aksine, babamı hapse attırıp bu konağa çöktü. Dedem o şartı sadece umutla değil, bir tehdit olarak koymuştu.”(Şerif yine Şerifliyini yapdı wkzksksi)

Fadime elindeki müzik kutusunu Kenan’a doğru uzattı. “Bu ninni...” dedi sesi titreyerek. “Bunu az önce bodrumda buldum. Neden bu kadar tanıdık geliyor?”

Yaşlı kadın (Kenan’ın halası), Fadime’ye yaklaştı. Esme ve Zarife korkuyla geriye çekilirken, kadın Fadime’nin elini tuttu.“Çünkü kızım,” dedi fısıltıyla. “Senin babaannen bu konaktan gönderilen o ailenin en küçük kızıydı. Seni buraya kader getirdi. Sen yabancıya değil, kendi kanına gelin geldin ama bunu bilmiyordun.”

Oda bir kez daha derin bir sessizliğe gömüldü. Şerifin neden bu kadar korktuğu şimdi anlaşılmıştı. O sadece mülkü kaybetmekten değil, ailenin içindeki bu büyük yalanın ortaya çıkmasından korkuyordu.
Gece Bitmemişti

Kenan, elindeki belgeleri Şerif’in ayaklarının dibine fırlattı. "Güneş doğduğunda bu konak boşalacak. Ya da...” bakışları İso’ya döndü, “...bu kan davası, o bebek doğmadan başka bir şekilde sonuçlanacak.”

Kenan ve yanındaki kadın, karanlığın içinde kaybolurken; gökyüzünde bir şimşek çaktı. Fadime karnında ani bir kasılma hissetti.İso, Şerif'e dönerek bağırdı

“Bize her şeyi anlatacaksın! Şimdi!”
Ancak Şerif cevap vermedi. Elindeki paslı anahtar yere düştü. Gözleri açık, olduğu yere yığılıp kalmıştı. Gece, sadece bir başlangıç değil büyük bir hesaplaşmanın ilk perdesiydi.