38. bölüm · Fırtına İçimizde
Bölüm 38
Ben geldimmm. Yeni bölümleee. Keyifli okumalarrr✨️
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
SABAH - FURTUNA KONAĞI
Sabah, konağın taş duvarlarına usul usul dokundu. Güneş henüz tam yükselmemişti; avlunun üstüne serilen serinlik hâlâ dağılmamıştı.Pencerelerden sızan soluk ışık, mutfağın uzun masasının üstünde gezinirken ev yavaş yavaş uyanıyordu.
İso ile Fadime merdivenlerden yan yana indiler. Ne çok yakın, ne çok uzak... Geceyle sabah arasında kalmış bir mesafe. Fadime'nin yüzünde uykudan kalma bir ciddiyet vardı;İso'nun omuzlarıysa her zamanki gibi rahattı.Mutfakta herkes yerini almıştı.
Şerif baş köşede, önünde çayı. Şirunum Furtuna dik oturmuş, sofrayı süzüyordu. Oruç sessizdi, ekmeğini bölüyordu. Esme bir şeyler toparlıyor, Zarife ise onları gözleriyle sayıyordu.İkisini görünce masada hafif bir kıpırtı oldu.
"Ha geldiler," dedi Zarife.
İso sandalyeyi çekti, Fadime'ye yer açtı. Oturdular. Çaylar dolduruldu, tabaklar uzandı. Bir süre sadece çatal bıçak sesleri konuştu.
Sonra Zarife, sanki aklına o an gelmiş gibi, İso'ya döndü:"Sahra geliyomuş yavrum," dedi."Niye bana söylemedin?"İso bir anda yerinde dikleşti. Çay bardağını yarıda bıraktı. "Söylicekdim ana," dedi aceleyle. "Daha yeni belli oldu."
Masada kısa bir sessizlik oldu. Kimse bir şey demedi. Şirunum kaşını hafif kaldırdı ama sustu. Oruç tabağına baktı, Esme çayı karıştırdı.Fadime'nin eli masanın altında dizinde sıkıldı ama yüzüne yansıtmadı.
Bir iki dakika sonra hayat normale döndü. Ekmekler bölündü, peynir uzatıldı, sohbet başka yerlere kaydı. Kahvaltı sessiz ama gergin olmayan bir havada bitti.
Herkes birer birer kalktı. Şerif dışarı çıktı. Esme mutfağı toplamaya başladı. Zarife odasına yöneldi. Oruç arkasından gitti.
İso ile Fadime üst kata çıktılar. Odalarına girdiler.Kapı kapanır kapanmaz Fadime ayakkabılarını çıkardı, aynanın karşısına geçti. Saçını çözdü, parmaklarıyla karıştırdı. Kendi kendine konuşmaya başladı; sesi alçaktı ama içi doluydu.
"Bu Sahra kim ya?" dedi.
"Bu kadar önemli olacak ne var? Herkes biliyor, herkes konuşuyor..."
Yatağın kenarına oturdu. "Çocukluktan beri... âşıkmış," diye mırıldandı. "Ne kadar rahat söylüyor."
İso arkasında durmuştu. Sessizce dinliyordu. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir sırıtma vardı. Kollarını göğsünde birleştirdi.
"Ula bak şuna," dedi içinden. "Resmen kıskanıyor."
Fadime arkasını dönünce onu gördü. "Niye sırıtıyorsun?" dedi sertçe."Yok bi şey," dedi İso masum bir sesle. "Konuşuyon diye..."Fadime homurdandı, cevap vermedi. Yatağa uzandı, sırtını döndü. İso da fazla üstüne gitmedi.
Akşam ağır ağır indi konağın üstüne. Gün konuşulmadan, fazla yüzleşmeden bitti. Herkes odalarına çekildi. Ev sessizliğe
gömüldü.
ERTESİ SABAH
Henüz hava ağarmamıştı. Konağın içi derin bir uykudaydı. Sadece uzaklardan bir horoz sesi, rüzgârın avluda dolaşması...Derken- İso'nun telefonu çaldı.İso kıpırdamadı.
Telefon sustu, tekrar çaldı.
Fadime gözlerini açtı. Bir süre tavana baktı. Sonra sesin nereden geldiğini fark etti. İso hâlâ mışıl mışıl uyuyordu.
Telefonu eline aldı. Ekrana baktı.
Sahra arıyor.Kaşları yavaşça çatıldı. Derin bir nefes aldı. İso'ya döndü, omzunu dürttü."İso, kalk hadi," dedi."ımmhh... hayırr," diye mırıldandı İso. "Biraz daha uyuycam..."
Telefon yeniden titredi."Kalk lan," dedi Fadime bu kez sert bir tonla."Telefonun çalıyor."
İso bir anda doğruldu. Gözleri yarı kapalı, refleksle telefonu aldı. Ekrana bile bakmadan açtı.
"Efendim..."
"hıhı..."
"tamam..."
"yarım saat'e ordayım."
Telefonu kapattı, yataktan kalktı.Fadime kollarını göğsünde birleştirdi. "Ne o," dedi."Hanımefendi gelmiş mi?"
İso esneyerek üstünü giymeye başladı.
"Hıhı," dedi rahatça. "Gelmiş.Gidib alayım onu."Fadime bir an sustu.Sonra gözleri parladı. "Ben de geliyorum," dedi net.İso şaşırdı, durdu. "Sen mi?""Evet ben," dedi Fadime. "Bir sorun mu var?"
İso birkaç saniye baktı, sonra omuz silkti. "Bekliyorum aşağıda," dedi. "Hadi."Çıkıp gitti.Fadime hızla giyindi. Aynaya baktı, saçını toparladı. Dudaklarının kenarında kararlı bir gülümseme vardı. "Gel bakalım Sahra Hanım," dedi kendi kendine.
"Tanışalım seninle."Aşağı indiler. Ev hâlâ uykudaydı. Kapıyı sessizce açtılar. Arabaya bindiler, yola koyuldular.Araba ilerlerken İso direksiyonun başında keyifliydi. "Ula sen bayağı ciddisin ha," dedi yan gözle bakarak. "Koruma mı yapcan?"
Fadime camdan dışarı bakıyordu. "Sen sür," dedi."Ben bakarım."İso güldü. "Bak hele," dedi. "Kıskanç karım benim."
"Kes," dedi Fadime ama gülmemek için dudaklarını ısırdı.
İso laf atmayı sürdürdü. "Yolda görürsen saçını başını çekiştirme," dedi. "Ayıp olur."
Fadime ona döndü. "Sen çok konuşuyorsun İso," dedi. "Az sonra susarsın."
İso kahkaha attı. "Tamam tamam," dedi. "Ama bak, seni seviyorum ha."Fadime bu kez dayanamadı, güldü. Araba sabahın serinliğinde yol alırken, içindeki fırtına yerini temkinli ama canlı bir meraka bırakıyordu.
Yol uzundu. Ve Sahra'ya giden yol, ikisi için de kolay olmayacaktı.
Sahra karakteri;
