45. bölüm · Fırtına İçimizde
Bölüm 45
Merhabaa. İyi akşamlarrr. Keyifli okumalaarrrr.🙏🏻
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
ODA – FURTUNA KONAĞI (DEVAM)
İso, Fadime’nin “zor bela affettim” lafını duyar duymaz rahatlamıştı zaten.
Omzunu kapıya yasladı, kollarını kavuşturdu.
Yüzünde o bilindik, insanı hem güldüren hem sinir eden ifade vardı.
“Ula,” dedi,
“sen kıskanunca ayrı bi güzel oluyorsun ha.”
Fadime sertçe döndü ona.
“Kes,” dedi.
“Az daha konuşursan affettiğime de pişman ederim.”
İso kahkahayı bastırdı.
Bir adım yaklaştı, sesini bilerek alçalttı.
“Bak bak,” dedi,
“bak nasıl da sinirleniyor… Demek ki seviyor.”
Fadime yastığı kaptı, ona doğru fırlattı.
“Defol!” dedi.
“Sabah sabah benimle uğraşma.”
Tam o sırada—
Kapı birden açıldı.
İkisi de aynı anda döndü.
Eşikte Sahra vardı.
Üzerinde mini bir elbise…
Saçlar yapılmış, makyaj tamam.
Konağın sabah hâliyle hiç alakası yoktu.
Belli ki dışarı çıkacaktı.
Bir adım attı içeri, gülümseyerek lafa girdi:
“Ya İsom—”
Sesi yarıda kesildi.
Fadime’nin bakışıyla karşılaştı.
Fadime’nin sesi buz gibiydi:
“İso.”
Sahra hafifçe boğazını temizledi, kelimeyi düzeltti.
“Şey… İso,” dedi,
“ben arkadaşlarımla buluşacağım da… beni bırakır mısın?”
Gülümsemesi fazla masum, fazla hesaplıydı.
Fadime gözlerini devirdi.
Hiç gizlemedi.
İso bir an durdu, sonra sırıttı.
Bilerek Fadime’ye döndü.
“Hayde Fadimem,” dedi,
“kalk bırakalım Sahrayı.”
Fadime’nin dudaklarında yavaş yavaş bir gülümseme belirdi.
İso’ya döndü, koluna girdi.
“Hemen kocacığım,” dedi,
“sen ne dersen o.”Sahra’nın yüzü bir anda düştü.Belli ki bunu beklemiyordu.
Bir şey demeden arkasını döndü.
Kapıyı sertçe kapatıp çıktı.Kapı kapanır kapanmaz—“Ohh,” dedi Fadime,“iyi oldu cadı.”Bir an durdu.
İso’nun hâlâ odada olduğunu o an fark etti.İso kahkahayı patlattı.“Cadı ha?” dedi.“Ula sen var ya… tam belasın.”Fadime omuz silkti.“Ne dedim ki,” dedi,“doğru söyledim.”
Birlikte odadan çıktılar.Koridordan salona indiler.Oradanda dışarı arabaya doğru yürüdüler.Sahra arabanın ön kapısına yöneldi.Tam binecekti ki—Fadime kolundan tuttu, hafifçe itti.“Hop,” dedi.“orası benim yerim.”
Zoraki bir gülümsemeyle ekledi:“Benim yerim kocamın yanı.
Hayde arkaya, Sahracığım.”Sahra dişlerini sıktı.Gözlerini devirdi.Bir şey demeden arka koltuğa geçti.
İso direksiyona geçti, arabayı çalıştırdı.Fadime ön koltuğa oturduğu anda, İso elini uzattı.Onun elini tuttu.Fadime önce baktı…Sonra elini çekmedi.Yol boyunca İso durmadı.
“Ula sen sabah sabah bi çıktın,” dedi,
“gözümü alamadım.”Fadime utanarak camdan dışarı baktı.“Saçmalama,” dedi.“Millet duyacak.” Millet dediğinde kasdı Sahraydı
“Duysun,” dedi İso.“Karım güzel, söylemeyecek miyim?”Fadime hafifçe güldü.“Abartma,” dedi.“Şişirme beni.”İso elini biraz daha sıktı.“Şişirmiyorum,” dedi.“Gerçeği diyorum.”
Arka koltukta Sahra sessizdi.
Ama yüzünden belli oluyordu.
Dişlerini sıkıyor, camdan dışarı bakıyor…Onların bu hâli ona batıyordu.Sonunda Sahra’nın tarif ettiği yere geldiler.
Araba durdu.Sahra indi.Kapıyı kapatmadan önce eğilip içeri seslendi:“Kuzen,” dedi,“ben seni ararım, gelip alırsın.”İso başını salladı.“Tamam Sahra,” dedi.“Dikkat et.”
Sahra gitti.Araba tekrar hareket etti.Bu kez içerde sadece ikisi vardı.İso aynadan Fadime’ye baktı, gülümsedi.“Ula,” dedi“iyi ki benim karımsun.”Fadime kızardı.
“Kes,” dedi.“Yoluna bak.”Ama yüzündeki gülümseme her şeyi ele veriyordu.İso konuşmaya devam etti.Gözlerinden,saçlarından,duruşundan… Tek tek övdü.
Fadime bazen “sus” dedi,
bazen sadece güldü.Ama içi rahattı.Çünkü biliyordu…Bu konakta fırtına eksik olmazdı.Ama İso yanında olduğu sürece,o fırtınanın ortasında bile dimdik durabilirdi.
