7. bölüm / 30
Çevrimdışı7. Bölüm
Bölümler 30Şu an: 7. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.088 kelime
- 2 2. Bölüm1.132 kelime
- 3 3. Bölüm901 kelime
- 4 4. Bölüm1.421 kelime
- 5 5. Bölüm1.243 kelime
- 6 6. Bölüm831 kelime
- 7 7. Bölüm891 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm1.206 kelime
- 9 9. Bölüm766 kelime
- 10 10. Bölüm1.300 kelime
- 11 11. Bölüm1.106 kelime
- 12 12. Bölüm1.101 kelime
- 13 13. Bölüm1.132 kelime
- 14 14. Bölüm1.052 kelime
- 15 15. Bölüm1.098 kelime
- 16 16. Bölüm1.050 kelime
- 17 17. Bölüm924 kelime
- 18 18. Bölüm1.025 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm720 kelime
- 21 21. Bölüm783 kelime
- 22 22. Bölüm730 kelime
- 23 23. Bölüm781 kelime
- 24 24. Bölüm741 kelime
- 25 25. Bölüm796 kelime
- 26 26. Bölüm701 kelime
- 27 27. Bölüm683 kelime
- 28 28. Bölüm901 kelime
- 29 29. Bölüm881 kelime
- 30 30. Bölüm(1. Kitap Finali)1.280 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aşk, dediler...
Bir kavuşmanın adıdır.
Kim söyledi bunu?
Ben seni sevdim.
Ne ellerin ellerime değdi,
Ne adın ismimle yan yana yazıldı.
Yine de bütün ömrüm,
Sana geç kalmış bir bahar gibi geçti.
_______________________________________
Geçmiş
Helen ve Ege, beraber hazırlayacakları proje maketleri için Ege'lerin evine doğru beraber yürüyorlardı. Yol boyu Ege utanıp ağzını bıçak açmazken, Helen sirekli ona sorular soruyordu. Ege ise ilk defa ona katlanabilen birinin olmasının sevinciyle sabırla tüm sorularını yanıtlıyordu.
"Sence su neden şeffaf?" dedi yanındaki kız muzır bir ses tonuyla. Ege başını yerden kaldırıp sorusuna cevap düşündü. Bulamayınca ona merakla bakan Helen'e omuzlarını kaldırıp indirerek cevap verdi. Helen, anlar gibi mırıldanıp önüne döndü.
Kısa süren sessizliğin ardından tekrar konuştu.
"Peki sen niye bu kadar sessizsin?" diye sordu yumuşak bir tınıyla.
Ege, içinde bir şeylerin kıpırdandığını hissetti. Bu soruyu ona kabaca sormuşlardı bu zamana kadar. Bu kız onu iyiden iyiye şaşırtmaya devam ediyordu.
"Rahatsız mısın?" dedi meraklı bir tavırla.
Onun aksine Helen, rahat bir tavırla konuştu.
"Yok, değilim ama özel bir sebebi var mı diye merak etmiştim."
Bu tatlılığı karşısında yüzünde oluşan tebessüme engel olamadı Ege.
"Yok. Özel bir sebebi yok."
Yandığını hissettiği yanaklarını aşağıya bakarak saklamaya çalıştı. Bunu yaparkende tebessüm esiyordu fakat Helen bunu görmedi.
Bir süre sonra Ege'nin evlerine vardıklarında hızlıca Ege'nin odasına çıktılar. Helen, onun odasının tam tersi olan, oldukça düzenli odaya şaşkın gözlerle bakıyordu. Odanın ortasına doğru ilerleyip etrafında döndü.
"Yuh! Nasıl bu kadar düzenlisin? Ben düzeltsem beş saniye dayanmıyor."
Nadir görülür bir şekilde kahkaha attı Ege.
Helen ise Ege'yi umursamadan odadaki kitaplığa ilerledi.
"Hepsini okudun mu?" diyerek başladı sorularına.
Ege, sabırla cevaplamaya yeminliymiş gibi sakindi.
"Evet."
"Hmm..." diye mırıldandı Helen.
Sessizliği sürmedi. Oldukça mersklı olan Helen, bir kere daha soru yöneltti Ege'ye.
"En sevdiğin hangisi? Şu mu? Bu mu?" diyerek kitapları işaret etti.
Ege sessizce yanına ilerleyip kitaplıktan, Sabahattin Ali'den, Kuyucaklı Yusuf adlı kitabı çıkardı.
"Bu. En sevdiğim kitap bu."
Helen hızla elinden kitabı alıp incelemeye başladı. Sayfaların arasında göz gezdirirken altı çizili bir cümleye denk geldi. Cümlenin olduğu sayfayı açıp okumaya başladı.
"Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu..."
Kaşları istemsizce çatılmıştı. İçindeki merak duygusu iyiden iyiye büyürken sayfayı Ege'ye uzattı.
"Sen mi çizdin altını?"
Ege ilk defa yoğun bir biçimde utandığını hissetti. Yanaklarının kızardığını hissedice elini ensesine atıp başını önüne eğdi.
"Ben çizdim." diye zor da olsa mırıldanabildi.
Ege'nin düşündüğünden tam tersi bir sözle karşıladı bu durumu Helen.
"Bende beğendim bu cümleyi."
Ege ise konuyu kapatmak için çabaladı.
"Projeyi yetiştiremeyeceğiz. Bırak şu kitaplarıda yanıma gel, Helen!"
Sert bir ses çıkarmak istiyordu fakat karşısında ona melul melul bakan kahveler varken işi zordu.
"Peki," diyerek ona ayak uydurdu Helen.
İkiside çalışma masasının başına geçip projeleri için maketlerini hazırlamaya başladılar. Helen yine uzun süre sessiz kalmayıp bir çok soru sordu. Ege de hepsini tek tek, sabırla cevapladı.
Günün sonunda ikisinin akıllarında tek bir cümle dolaşıyordu.
Ege, ilk defa sessizliğinden rahatsız olmayan birini bulduğunu iliklerine kadar hissetmişti. Helen ise aynı hislerle çok soru sormasından bıkmayan birini bulduğunu anlamıştı.
Ege'nin bilemediği tek bir şey vardı.
O gün verdiği her cevabı sabırla dinleyip peş peşe sorular soran kız, yıllar sonra ona "Kimsin?" diye soracaktı...
Günümüz
Ege Demiray
Sabahtan beri yazıp yazmamak için düşünüyordum. Derslere bile odaklanamamıştım. Ve ayrıca...Beni tekrardan engellememişti. Yüksek ihtimalle kim olduğumu merak ediyordu fakat bazı ipuçları dışında kendim hakkında bilgi verebilecek miydim bilmiyordum. Tabii ki zamanı gelince ona herşeyi anlatacaktım. Fakat şuan hiç ama hiç hazır hissetmiyordum.Her zamanki gibi evimin balkonunda oturmuştum. Ve yaklaşık yarım saattir yazıp yazmamak hakkında kafa yoruyordum. Ve..Yazmayı seçtim. Sonuçta kendim hakkımda ne kadar bilgi verirsem, aklındaki sapık düşüncesini de o kadar azaltırdım değil mi? Aah. Kimi kandırıyorum ki...Yazmak için bahane arıyorum resmen! Biraz daha beynimi düşüncelerle doldurduktan sonra yazmaya karar verdim.
Ben:Merhaba...Tekrardan ben.(19.57)
Birkaç dakika sonra mesajımı gördü.
*yazıyor...*
Helen🍂:Merhaba. Bugün yazma amacın neydi? Umarım hakkında bilgi vereceksindir. Sonuçta kimin bana 5 senedir platonik olduğunu ve engel yemesine rağmen tek taraflı konuşmayı bırakmadığını merak etmek en doğal hakkım. Öyle değil mi?
Kız resmen gerçekleri yüzüme çarpıyordu. Haklıydı da...Neyse zaten bende ona elbet bir gün gerçeği söyleyecektim. Ama şimdilik gerçeklerle dayak yemeye razıydım.
Ben:Bazı sorulara cevap verebilirim sanırım;) Aklında sormak istediğin bir şey var mı?
Helen🍂:Var. Mesela kimsin?(19.59)
Ben:Hayır onu direkt söyleyemem. Biraz bekle. Zamanı gelince söyleyeceğim. Başka ufak tefek sorulardan bahsediyordum:)
Helen🍂:Tamam. Nerelisin? Bunu söyleyebilirsin değil mi?
Ben:Evet..Ben aslen İzmirliyim. Okumak için şehir dışına taşındım maalesef.
Helen🍂:Hmm. Ne okuyorsun peki?
Ben:Tıp okuyorum.(20.00)
Helen🍂:Ya ne güzel. Mühendislik okuyorum bende.
Ben:Zamanı geriye alabilseydim bende mühendislik okurdum...
Helen🍂:Madem bu kadar istiyorsun neden okumadın ki?
Ben:Tıp istiyordum ben zaten. Ne kadar zor olabilir ki dedim. Sabah akşam ders çalışıyorum ve mezun olmama 5 senem var:(
Helen🍂:İşin zor...Ama benimki daha zor! Mesela şuan ki zorlu işim evimi temizlemek. Ayrıca merak ettiğim bir şey daha var.
Ben:Dinliyorum?
Helen🍂:Sen düzenli biri misin? Yani ben pek değilim de. Ondan sordum.
Mesajı okur okumaz kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.Helen değişmemişti. Yine dağınık, çok soru soran kişiliği zihninin bie köşesindeydi...Parmaklarım, o günlerin hasretiyle yanıp tutuşan zihnim aksine sakin bir şekilde yanıt verdi mesajına.
Ben:Evet...Düzeni severim.
Helen🍂:Çok zıt özelliklerimiz var. Her neyse, benim artık evimi toparlamam gerekiyor. Sonra görüşürüz, tanıdığım yabancı.
Ben:Görüşürüz gizemli kız..Yarın yine buradayım...
*Gönderilmedi*
Çoktan çevrimdışı olduğundan mesajım gitmemişti. Telefonumu kapatıp içeri geçtim. Sanırım bende evimi temizlesem iyi olacaktı.
Evimi toparlarken istemsizce gülümsedim. Yıllardır ilk kez biri bana bu kadar çok soru sormuştu. Üstelik o kişi yine Helen'di.
...
Bölüm etkileşimi
