Çevrimdışı kitap kapağı

14. bölüm / 30

Çevrimdışı

14. Bölüm

Vaveyla Yazarı: 𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ✮⋆˙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 14. Bölüm

Gittin...
Ne kapılar ses verdi ardından,
Ne de avluda savrulan kuru yapraklar.
Bir tek kalbim, yorgun bir kuş misali,
Konacak dalını unuttu o bahar.

Şimdi hangi akşam iner pencereme,
Bir gölgen dolaşır sessiz odalarda.
Ben seni değil, senden kalan boşluğu
Taşırım ömrümün en tenha yanında.
_______________________________________
Telefon 4. Çalışta açıldı.
"Ne oldu? Acil işim var, Ege. Hızlı söyle dostum."
Sesini uzun zaman sonra duyduğumda kalbimde bir sızı hissettim. Midemdeki boşluk hissi büyüyor, her saniye genzim dahada sızlıyordu. Kulağıma gelen her nefes sesi midemi ağzıma getiriyordu. Birkaç saniye boş bakışlarla duvara bakıp sessiz kaldım.
Titrek bir nefes verdim. Güçlü çıkarmaya sesimle, "Sana bir şey soracağım." diye mırıldandım. Konuşacak mecâlim kalmamıştı. Eğer doğruysa yıkılırdım. Bu hayattan son isteğim bana bunu yapmamış olmasıydı.
Kısa süren sessizliğin ardından tok çıkan sesiyle konuştu.
"Sor, dinliyorum?" sesinde sorgular bir tını vardı. Bir yanım hâlâ ona inanmak istesede diğer yanım Helen'i doğruluyordu. Arafta kalmak, cehennemden de öteydi.
"Bana doğruyu söyleyecek misin?"
Bu sefer hiç sessiz kalmadı. Her ne yapıyorsa işittiğim hılırtı sesleri durmuştu.
"Ne oldu, oğlum?"
Derin nefes almaya çalıştım ama aldığım her nefes göğüs kafesime atılan bir yumruk misali içime batıyordu.
"Helen'e ne söyledin?" sesim, bunca yıllık ömrimde belki de ilk defa bu kadar çaresiz çıkıyordu.
"Ne demek ne söyledin?"
Sinirlenmeye başlıyordum. Bir insan aynı anda kaç duygu yaşayabiliyorsa o kadarını hatta daha fazlasını yaşıyordum. Salağa yatmasını istemiyordum. Her zaman net olan Berk'in, bugün de net olmasını istiyordum.
"Helen'e benim hakkımda ne söyledin, Berk?" dedim. İçimde kalan son umut kırıntım sesime de yansımıştı. Cevap beklerken en yapmaması gereken şeyi yaptı. Kaçtı. Neyden bahsettiğimi biliyordu fakat buna rağmen kaçmayı tercih etti.
"Ege, manyak mısın? Nereden çıktı şimdi bu?"
Bu cümlesi içimdeki tüm nefretimi, öfkemi harladı. Ufak bir kıvılcımken büyüdüm, harlandım ve koca bir yangına sebep oldum. Gözümün önünü bile göremeyecek seviyeye gelmiştim.
"Salağa yatma!" diye kükredim. Kendimden hiç ama hiç beklemediğim şekilde yüksek çıkmıştı sesim. Cevap vermesine fırsat tanımadan aynı güçlükle bağırdım.
"Anlattı! Helen her şeyi anlattı! Arkamdan neler çevirdiğini anlattı! Helen benimle senin yüzünden konuşmuyormuş, Berk! Senin yüzünden! İnanamadım, inanmak istemedim! Elimden tutan, yanımda duran adam yapmaz dedim! Yapmadığını söyle, inkâr et, Berk! Bunu bana yapmamış ol!"
Artık sadece bağırmıyordum. Haykırıyordum. Olmasına ihtimal vermek istemiyordum. Ondan bir inkâr bekledim fakat söylediği cümleyle tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Omuzlarım çökmüştü. Gözlerimden yaşlar akın ederken söylediği şey kulaklarımı doldurdu.
"Helen ne söylemişse inanmışsın işte,"
Gözlerimdeki yaşların sesimi etkilemesine izin vermedim.
"Hâlâ inkâr mı edeceksin?"
Kısa sürdü sessizliği. Hemen sonrasında ise artık duyunca kusmak isteyeceğim sesi geldi.
"İnkâr etmiyorum."
Nefes alamıyordum. Göğsüme birkaç kez vurdum. Elimi boğazıma attım. Dar geliyordu etraf. Dar geliyordu yaşadığım yer. Koskocaman dünya, bir Ege'yi sığdıramamıştı içine.
"Evet. Söyledim."
Yapmadım, yalan söylüyor dese inanırdım. İnanmak istiyordum çünkü. Yaşadıklarımın doğru olmasını istemiyordum.
Ben cevap vermeden ağır ağır konuştu. Onun yavaşça söyledikleri, benim ömrüm boyunca yüreğime açılan en büyük ve en derin yaraydı.
"Çünkü nefret ediyorum senden."
Başım ağırıyor, gözlerim kararıyordu. Her söylediği cümle kalbime bir hançer saplıyordu. Her saniye daha da derine batırarak tüketiyordu beni.
"Neden?" diye mırıldandım. Benim aksime, hissiz ve donuktu sesim.
"Çünkü sen herşeye sahiptin! Benim elimde ne vardı? Kocaman bir hiçlik!"
Cevap veremedim. Titreyen ellerim yüzünden telefon kulağımın üzerinden kayıp yere düştü. İler uzanıp aldım. Daha fazla duymak istemiyordum. Telefonu tam kapatacakken son bir sözü yükseldi. Hoparlörde değildi fakat duyabiliyoedum.
"Helen'i seviyordum, Ege!"
Uyuşan ve tir tir titreyen parmaklarımla telefonu tekrardan kulağıma götürdüm.
Sesler kulağımdaydı fakat sanki binlerce kilometre uzaktan geliyordu. Nefes almayı bile unutmuştum. İçimde bir şeyler kırılmıştı. Sesleri sadece benim duyabileceğim kadar kısık fakat herkesin anlayabileceği kadar yüksekti.
Yıllarca kardeşim dediğim adam meğer en büyük felaketimmiş.
Dudaklarımı araladım. Sesim bana aitmiş gibi gelmiyordu.
"Demek bütün bu yıllar..."
Sertçe yutkundum.
"...Ben dostumla yürüdüğümü sanarken sen gölgemden bile tiksiniyormuşsun,"
Kuruyan dudaklarımı ıslattım. Aldığım her nefes iğne misali göğsüme batıyordu. Sol yanımda bir sızı hissettim.
"Sen Helen'i benden kıskanmadın, Berk."
Sessizdi. Telefonumu anlık olarak kulağımdan çekip ekrana baktım. Kağattığından şüphelenmiştim fakat kapatmamıştı.
"Sen benim sahip olduğum şeyleri de kıskanmadın..."
Gözlerimi sımsıkı kapattım. Konuşmak için kendimi zorladım çünkü bu cümlelerim onunla konuşacağım son şeylerdi.
"Senin kıskandığın asıl şey benim sana duyduğum güvendi...Çünkü sevgiye rakip olunurdu."
Gözlerimden akın eden yaşlar şiddetini arttırmıştı. Karşıdan derin bir şekilde iç çektiğini duydum. Pişmanlık duyduğunu bilmiyordum ama artık duyduysa bile herşey için çok geçti.
"...Ama en çok, insanın sırtını yasladığı duvara, emanet ettiği güvene ihanet edilirdi. Bugün anladım ki, seni benden şu saniye sonra ayıracak olan şey senin Helen'i sevmen değilmiş..."
Son cümleme geçmeden önce kendimi toparlamaya çalıştım. Boşta kalan elimde gözlerimdeki yaşları sildim ama hemen ardından yenileri eklendi.
"Ben seni kardeşim sanmışım...Ama biliyor musun, İnsan düşmanını affedebiliyor, Berk... Ama bir dostun giydiği düşman yüzünü ömür boyu unutamıyor."
Duyduğum iğrençliklere daha fazla midem kaldırmıyordu. Daha ne duyacağımı bilmiyordum. Şok ve yoğun bir üzüntü, tüm benedimi ele geçirmişti.
Telefonu kapatıp heryerden engelledim. Yoğun ve karmaşık duygular içindeydim. Sadece ağlıyordum. Hıçkırıklarımı saklamadan, hissettiğim şeyleri göz ardı etmeden ağladım.
Telefonumu uçak moduna aldım. Artık hiç kimseyi istemiyordum. Helen'de istediğini yapabilirdi artık. Ben artık çok yorulmuştum...
Tükenmişlik hissi bedenimi işgâl ederken kendimi banyoya kilitledim.
Ayarlarken umursamadığım sıcak su omuzlarımdan dökülürken bedenim uyuşmuş gibiydi. Yakıcı suyu umursayamadım.
Hissizleşmiştim resmen. Hayatımda gerçek sandığım herşeyin yalan olduğunu öğrenmek berbat bir duyguydu..Herşeyin üst üste gelmesi yormuştu beni artık...
Duştan çıktığımda aynadaki yansımama baktım. Sıcak su, tenimin üzerinde yer yer yanıklar bırakmıştı. Vücudumun çoğu bölgesi kızarmıştı. Gözlerimde bir hayli kızarıktı ama umursamadım. Odamın kapısını usulca araladım. Gecenin ağırlığı hâlâ odamdaydı. Yere bıraktığım telefonumu açtım. Helen'den mesaj vardı. İçimdeki o heyecan yoktu artık. Hissizlik vardı sadece. Vazgeçmiş ama vazgeçememiş gibiydim.
Bildirimin üzerine tıkladığımda mesaj sayfası açıldı.
Helen🍂:Ben...Şey...Çok özür dilerim. Yalan söylediğini yeni öğrendim. Gerçekten ona inanmıştım...Şimdi Berk'i aradıysan eğer, aranız bozulmuştur kesin. Lanet olsun! Bunları söylememem gerekiyordu ama yıllar sonra emin olmak istedim. Ve...Seni engellemeyeceğim. Sadece...Biraz zamana ihtiyacım var, Ege. Belkide ben sana beş yılını geri veremem. Bunun için özür dilemek bile bana haksızlık gibi geliyor. Çünkü bazı hataların affı olur ama kaybettirdiği zamanın telafisi olmaz...
Telefonumu kilitleyip yatağımın üzerine fırlattım. Cevap yazacak gücü kendimde bulamıyordum. Garipti ama ağlayamıyordum da. Sanki biraz önce hıçkıra hıçkıra ağlayan ben gitmiş, yerine hissiz ve donuk biri gelmiş gibiydi. Meğer insanın canı çok yanınca gözyaşları bile yoruluyormuş...
Yavaş adımlarım, odamdaki balkonun sürgülü kapısına doğru ilerledi. Kalan son gücümle kapı kolunu çevirip açtım. Geri kapatmaya meyletmeyip ilerledim. Ellerim, balkonun soğuk demirine temas edince ürperdim.
Donuk bakışlarımı, bu gece oldukça belirgin gözüken yıldızlara kaldırdım.
Aynı gökyüzünün altında yıllarca yanlış kişiye güvenmiş, doğru kişiden kaçmıştık...
_ _ _

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

104okunma 24beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18