Çevrimdışı kitap kapağı

24. bölüm / 30

Çevrimdışı

24. Bölüm

Yazar: 𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ✮⋆˙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 24. Bölüm

Çayları bardaklara boşaltıp salona geçtim. Annemle babama bardaklarını verip yerime oturdum. E hadi bakalım başlıyoruz.
"Eee anne, baba? Hangi rüzgâr attı sizi buraya?"
Bu sefer babam konuştu.
"Kızımızı özledik. Sürpriz yapalım dedik ama sanırım pek hoşuna gitmedi sürprizimiz."
Ay o ne demek babacığım? Zamanlaması kötüydü sadece. Yani tam da o vakitte engel oldunuz. Helal olsun valla baba!
Boğazımı temizleyip konuştum.
"O ne kelime baba! Tabii ki çok sevindim. Bende sizi çok özlemiştim zaten. İyi oldu."
Tam o sırada kapı çaldı. İçim bir huzursuz olmuştu ki annem içime su serpti.
"Kardeşin de geldi. Arabayı park ediyordu."
Aslında pek su serpmemişti. Annemler burada kalacaksa ne olacaktı?! Çocuğu zaten odaya kilitlemiştim! Üstelik telefonunu bile sessize aldırmayı unutmuştum. Birisi onu arasa bütün plan yerle bir olabilirdi.
Annemler gidene kadar günlerce tutamazdım ki koskoca adamı! Evet. Son durum olarak boğazıma kadar boka batmış durumdaydım. Annemin seslenişi ile kendime geldim.
"Kızım! Ay ne olmuş sana böyle! Duymuyor musun beni, Helen?!"
Daha fazla oyalanmadan kalkıp odadan çıktım. Kapıyı açtığımda aslında hiç özlemediğimi fark ettiğim kardeşim, Gökay kapıda salak salak sırıtıyordu.
"Abla! Ben geldim! Özledin mi lan beni?!"
Kafasına çok sert olmayacak şekilde vurdum. Aksi takdirde daha çok salaklaşabilme ihtimâli vardı. Erkek kardeşlerin hepsinin salak olması şaka gibi birşeydi.
Alaycı bir ses tonu ile konuştum.
"Ya ne demezsin. O kadar özledim ki. Burnumda tüttün resmen!"
"Bende öyle düşünmüştüm, canıım!"
Beni beklemeden odaları karıştırmaya koyuldu. Ege'nin olduğu odanın kapısın açmaya çalışınca ensesinden tuttuğum gibi kendime çevirdim. Tek kaşımı havalandırıp ona ters ters baktım. Benden uzun olduğu için çok komik duruyorduk dışardan bakılınca. Maşallah, babamın bütün uzun boy genini sömürmüştü hayvan herif! Banada işte annemin 1.60 boyu kalmıştı.
"Hayırdır? Ne arıyorsun, Gökay?"
Omuz silkip cevap verdi.
"Salonu."
Sakin bir ifade takınıp başımla açık kapıdan salonu işaret ettim.
"Sorsan söylemez miydim, lan?Ne diye evimi karıştırıyorsun?!"
Sıkıntıyla oflayıp gözlerini devirdi. Sövülesi bir çocuktu ama kardeşindi işte. Kıyamıyordu abla yüreği.
"Ne abarttın abla be! Tamam anladım beni çok seviyorsun da bugünlük bu kadar iltifat yeter yani."
Ayağımdaki terliği çıkarıp ona doğru salladım.
"Kaybol gözümün önünden! Hemen!"
Borozan sesi ile bir kahkaha patlatıp içeri girdi. Terliğimi tekrardan ayağıma geçirip peşinden salona geçtim.
Tam oturduğum sırada cebimdeki telefonum titredi. Hızlıca elime alıp baktım. Mesaj Ege'den gelmişti. İçimi yine aynı huzursuzluk kaplamıştı. Uygulamaya girip mesajına baktım.
Ege🤍:Güzelim... Kapı neden kilitli? Ayrıca küçük bir bilgi vereyim; eğer beş dakika içinde çıkamazsam baraj kapakları açılacak. Sonrası tamamen doğal afet.
Lanet olsun ki ne demek istediğini anlamıştım. Haklıydı çocuk! Yaklaşık 1 saattir içeride kilitliydi gariban sevgilim benim! Sanırım boku yemiştim. Bir yolunu bulmazsam işler fena kızışacaktı. Hafifçe öksürüp ayağa kalktım.
"Ben bir lavaboya geçeyim. Hemen dönerim."
"Tamam kızım."
Cevap alır almaz ayaklarımı malûm yerlerime vura vura koşacaktım resmen. Holün sonundaki çalışma odasına vardığımda kapının yanındaki dolabın üzerinde duran biblonun arkasındaki anahtarı alıp odanın kapısını açtım. Direkt içeriye dalıp kapıyı arkamdan kapattım. Ege ise çalışma masamın önündeki sandalyede oturmuş duvara astığım tuvallerimi seyrediyordu. Karşısına geçip konuşmaya başladım.
"Ege. Ne yapacağız? Annemler içeride!"
"Sakin ol. Telaş yapma benim bir fikrim var."
"Neymiş? O dâhiyane fikrini benimlede paylaşırsan çok sevinirim!"
"Basit. Buradan çıkacağız. Daha doğrusu sen çıkıp bakacaksın. Kimse gelmiyorken hızlıca lavaboya geçip kapıyı kilitleyeceğim. Sonrada kimse yokken hızlıca çıkıp geri geleceğim. Ama eğer biraz daha oyalanırsak tuvalete gerek kalmayacak!"
"Tamam. Deneyebiliriz sanırım."
Hızlı hareketlerle kapıyı açtım. Görünürde kimse yoktu. Ege'ye başımla 'gel' işareti yaptım. Hızlı adımlarla odadan çıkmıştı ki...Onunla aynı anda salondan başımın belası Gökay'da çıkmıştı. Harika! Şimdi ikiside birbirine donuk gözlerle bakıyordu! Telaştan ne yapacağımı bilemediğimden bende mal mal bakıyordum ikisinin arasına. En sonunda Gökay olanların farkına varmıştı sanırım. Gözlerini belertip bir bana, bir de Ege'ye bakıyordu. Yanımıza yaklaşıp tam olarak dibimde durdu.
İkisi de birkaç saniye birbirine baktı. Ege olduğu yerde donup kalmıştı. Gökay ise kaşlarını çatıp baştan aşağı süzdü. Ben ise ikisinin tam ortasında kalmış, nefes bile alamıyordum.
Gökay'ın gözleri benim ve Ege'nin arasında gidip geldi.
"Abla? Bu kim?"
Kaşları çatıldı ve hızla Ege'ye döndü.
"Kimsin lan sen!"
"Şşt! Bağırma Gökay! Anlatacağım ama zaman ver!"
Onu var gücümle çalışma odasına itekleyip bu sefer kapıyı onun üzerine kilitledim.
"Ege sende hızlı ol! Lavabo sağ tarafta. Hızlıca git gel! Mecburi olarak kardeşimle tanışmak zorundasın çünkü şuan!"
Üstelemeden hızlıca lavaboya girdi.
Gerçekten de oyalanmadan, hemen çıkmıştı.
"Helen, şimdi ne yapayım? Ne diyeyim? Böyle tanışmamalıydık!"
"Ya sakin ol biraz! Şimdi geç odaya. Annemler şüphelenmeden yanlarına gitmeliyim! Konuşur halledersin sen!"
Ege'nin birşey demesine izin vermeden hızla kapıyı açıp onuda içeri tıktım. Ve arkalarından kapıyı kilitledim.
Salona geçtiğimde annem ile babamın koyu bir sohbete tutulduğunu görünce derin bir nefes verdim.
Bu gece çok uzun olacaktı!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 15beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…