Çevrimdışı kitap kapağı

4. bölüm / 30

Çevrimdışı

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: 𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ✮⋆˙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 4. Bölüm

Yağmur, seninle konuşmayı biliyordu.
Ben ise adını bile söyleyemedim.
Gökyüzü bütün yükünü bıraktı toprağa,
Ben tek bir gözyaşı bırakamadım sana.
______________________________________
Onu başkasının yanında gördüğümde kıskanmadım.
Sadece içimde yıllardır sessizce yaşattığım hayatın,
beni hiç tanımayan birinin omzunda gerçek olduğunu gördüm.
İnsan sevdiğini kaybetmiyor bazen…
Kendine kurduğu geleceğin cenazesini taşıyor...
Kendi hayallerindeki geleceğin, bir başkasının sıradan bir hayatı olarak yaşamasında boğuluyordu insan...
Dizlerimin bağı çözülmüş gibiydi. İlk birkaç dakika hiçbirşey yapamadan öylece durmuştum. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Genzim sızım sızım sızlarken, boğazıma ağır bir yumru oturdu. Tüm kanımın çekildiğini hissediyordum. Bu oldukça ağır hüzünümle 15 dakikalık yolu ruh gibi yürüyünce anlıyordum hayatın gerçeklerini. Hemde en yoğun bir biçimde öğrenmiştim.
Ve...Vazgeçebilir miydim?
Hiç sanmıyordum. Ellerim omuzlarımdaki çantama uzandı. Ağır hareketlerle içinden kulaklığımı çıkarmaya meylettim fakat tereddütte kalıp geri çantama koydum. Fermuarıda aynı yavaşlıkla çekmeye çalışırken takılınca sabrım taşmıştı. Kendi kendime ağlamaklı bir ses çıkarıp çantanın askısından tuttum. Omuzlarım çökmüş bir şekilde ayaklarımı sürterek yürümeye çalışıyordum. Ağlamak istiyordum fakat tüm gözyaşlarım kurumuş gibiydi. Zihinsel olarak yorgun hissediyordum. Nefes almak zor geliyordu. Sokaklar darslıyor gibi hissediyordum.
Etrafımdaki herşeye boş bakışlar attım. Genzime ağır bir yumru oturmuştu. İnsan istemesede acı çekebiliyordu bazen. Yanımdan onlarca, belki yüzlerce araba geçmişti. Hiçbirini umursamadım. Üzerimden birçok kuş uçup gitti, yine önemseyemedim. Bir anlığına ağaç olmak, sakince yaşamak istedim. Sonrasında özgür bir kuş olmak istedim.
İçimdeki histen kurtulmak istedim. Ege olmak dışında herşey olmak istedim. Olmadı. Hâlâ aciz bir Ege'ydim.
Dikkatimi dağıtmak, başka birşeye odaklanmak cazip geldi. Düşüncelerimden kurtulmaya çalıştım ama ne yaparsam yapayım olmuyordu.
...
Eve gelir gelmez odama çıkıp kapımı kilitledim. Arkamdan seslenen annemi, heyecanla birşeyler anlatmaya çalışan Alya'yı konuşturamadım. Yüzlerine bile bakamamıştım. Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp odamın kapısını serçte açtım. Yine aynı sertlikle kapattım.
Sırtımı kapıya yaslayıp olduğum yere çöktüm. Müdeme oturan taş gittikçe büyüyordu. Ağlamak istedim. Gözlerim şişene, morarana kadar istedim hemde. Ama onuda yapamadım. Bakışlarım ve ruhum donuktu. Düşüncelerim susmuyor beynimin içinde yavaş yavaş tüketiyordu beni.
Gerçekler tokat gibi yüzüme çarpmıştı.
Titrek bir nefes döküldü dudaklarımdan. Ellerimi saçlarıma daldırıp çekiştirdim. Berbat hissediyordum.
Bedenim zangır zangır titrerken, çöktüğüm yerden kalktım. Komodinde duran telefonumu aldım. Titreyen parmaklarımla uygulamaya geçtim ve her zamanki gibi yazmaya başladım. Yine ve tekrardan. Aynı yerde, aynı saatte...
Ben:Merhaba tekrardan...
*Mesaj gönderilmedi*
Ben:Bu kadar fazla şeyi nasıl yaşatabildin bir anda? Hemde farkında bile olmadan bunca şeyi nasıl yaşatabildin bana?
*Mesaj gönderilmedi*
Ben:Pardon, yanlış oldu. Özür dilerim. Sonuçta sen nerden bileceksin ki benim sana deli olduğumu, değil mi?
*Mesaj gönderilmedi*
Ben:Lanet olsun ki seni hâlâ seviyorum. Ama inan elimde değil...Deli gibi seviyorum, herkesten sakınmaya çalışıyorum, yeri gelince kıskanıyorum yeri gelince korumak istiyorum ama elimden birşey gelmiyor. Perişanım, bilmiyorsun. Bir gülümsesen dünyalar benim olur, bunuda bilmiyorsun. Beni görmezden geldiğin her an daha fazla yıkılıyorum, bunuda bilmiyorsun. Bana hissettirdiğin hiçbirşeyi bilmiyorsun, görmüyorsun, Helen...
*Mesaj gönderilmedi*
Ben: Sonuna kadar seni sevmekten vazgeçmeyeceğim...Ama hep mutlu ol olur mu?...
*Mesaj gönderilmedi*
Ben:Benim yerimede bol bol gül, neşen yerinde dursun. O güzel yüzünden gülüşlerin hiç eksik olmasın...Bir başkasına da olsa, gülen yüzün, hiçbir zaman solmasın...
*Mesaj gönderilmedi*
Ben:Takıntılı olduğumu düşünme. Ben...Sadece vazgeçemiyorum. Ama sana mutluluklar. Ben her zamanki gibi yarın da burada olacağım...Son nefesime kadar burada seni bekliyor olacağım. Çünkü benim nefesim sensin...Geç olsada anladım. Bir gün sende anlarsan...Umarım herşey için geç kalmış olmayız.
*Mesaj gönderilmedi*
Telefonumu kilitleyip yatağa fırlattım. Genelde hissiz ve ruhsuz hissettiğim, ağlamak isteyip yapamadığım zamanlarda kendimi temizliğe verirdim. Odamda oldukça dağınıktı. Yerdeki kıyafetlerimi toplayıp katlarken, yatağımı ve masamı düzeltirken de cansızdı bakışlarım. Hissedemiyordum. Tüm duygularım bedenimden çekilmiş gibiydi. Ne kırılabiliyordum, ne de üzülebiliyordum. Sürekli düşünmekten ve düşünerek kendimi yitirmekten başka hiçbirşey yapamıyordum. Hislerimde, ruhum gibi bedenimden çekilmiş gibiydi.
...
Kendimi toparlamak adına buz gibi suyla duş almıştım. İçimdeki acıyı dindiremezdi belki ama düşüncelerimi biraz durdurabilir sanmıştım. Yine yanılmıştım. Hâlâ aynıydı. Keşkeler, neyseler ve pişmanlıklar bedenimi dolduruyordu. Bol eşofmanlarımı giyinip aşağı inmek istedim. Ailemle konuşursam kendime gelirim diye düşünüyordum fakat elim kapı koluna gitmedi. Onlarında neşelerini söndürmek istemiyordum. Kendi ruhsuzluğumu onların renkli yaşamlarına yansıtamazdım.
Odamın köşesinde bulunan mini kitaplığıma doğru ilerledim. Elime, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf adlı kitabını aldım. Bu yazarı seviyordum. Kafamı dağıtmak için kaldığım yerden devam etmek istedim. 11-12 yaşlarımdan beri en sevdiğim kitaptı. 11 yaşıma geçerken ki doğum günümde, babam hediye olarak vermişti bu kitabı. O zamandan beri sıkılmadan başa sara sara okuyordum. Kendime yakın buluyordum. Sessiz, melankolik ve hüzünlü...
Kitabı açıp ayracın olduğu sayfayı açtım. Altını çizdiğim bir söz çıktı karşıma. Bu sözle beraber susmayan düşüncelerimin çığlıkları dahada arttırmıştı.
"Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu..."
Altını çizdiğim alıntıda gezindi bakışlarım. Sol gözümden yanağıma doğru süzülen bir ıslaklık hissettim. Kendimi buluyordum bu kitapta. Yaşadıklarımı görüyordum. Belkide bu yüzden tekrar tekrar okuyordum...
İlerleyip kitaplığın yanındaki tekli koltuğa oturdum. Önümdeki kitaba odaklanmaya çalıştım. Okurken ağlamama engel olamamıştım. Dikkatimi az da olsa dağıtabilmenin sevinciyle okumaya devam ettim.
Ne kadar olduğunu anlayamadığım bir süre sonra odamın kapısı açıldı. Kafamı kaldırıp baktığımda annem elindeki telefonla bana bakıyordu.
"Ege, ne yapıyorsun oğlum?"
Zar zor gülümsemeye çalıştım.
"Kitap okuyorum, anne. Birşey mi lazım?"
"Öğretmenin yazdı. Yarın Fen bilimleri öğretmeninizin emekliliğini kutlayacakmışsınız. Haber vereyim dedim."
En olmaması gereken şeydi. Hiç ama hiç modumda değildim. Normaldede bu tarz şeyleri sevmezdim ve katılım sağlamayı gereksiz bulurdum fakat üzerimde emeği çoktu bu öğretmenimin. Mecburen katılmak zorunda kalacaktım.
"Tamam anne. Haber verdiğin için sağ ol"
Annem odamdan çıkar çıkmaz tekrar kitaba döndüm. Okuduğum her cümle için göz yaşı döküyordum. İçimde daha fazla tutamıyordum. Herşey üst üste geliyordu.
Gözlerim ağlamaktan yanıyordu. Uyku yavaşça bastırınca engel olmak istemedim. Kitabı yerine bırakıp yatağıma ilerledim. Kendimi yatağıma bırakıp örtüyü kafama kadar çektim. Saatlerdir ağlamaya çalışmıştım fakat başaramamıştım. Şimdi ise hıçkırarak ağlıyordum. Hakkım yoktu buna belkide. Sonuçta karışmak haddime değildi. Fakat engel olamıyordum. İçimdeki his hayal kırıklığı değildi. Üzüntüydü. Ona ne yaptığımı bilmeden bana düşman kesilmişti. Zoruma gidiyordu ama elimden birşey gelmiyordu. Bu düşüncelerin altında eziliyordum. Göz kapaklarım yavaşça kapandı. En sonunda bütün düşüncelerimi susturup derin bir uykuya daldım.
...
Ertesi Gün
Üzerimdeki siyah takım elbise ile davet alanındaki masalardan birinde oturuyordum. Berk ile beraber masa tutmuştuk. Fakat sadece ben oturuyordum. Kendisi davetin hakkını vererek pistin tozunu alıyordu. Karşımdaki masada Helen, birkaç kızla oturuyordu. Emir onların masasında yoktu fakat hemen yanındaki masada oturuyordu. Bakışlarını ise Helen'den ayırmıyordu. Ağlama isteğime zor engel olabildim. Bu davete katılmak hayatımda yaptığım en kötü şeydi. Berk yorulmuş olmalı ki, masaya geri gelmişti.
"Niye üzgünsün bu kadar? Yine ne oldu? O kız mı canını sıktı?" dedi meraklı bir tavırla.
Gözlerimi devirdim. Ona belli etmek istemiyordum. Derdimi yeterince dinliyordu. Onu daha fazla bıktırmak içimden gelmiyordu.
"Birşeyim yok, her zamanki hâlim. Sana öyle gelmiştir. Ayrıca o kız dediğin kişinin bir adı var, biliyorsun değil mi?"
Gülerek gözlerini devirdi. Muzır bir sesle konuştu,
"Abartma be! Hadi gel iki göbek at! Ne bu içine kapanıklık! Elinden gelse şuracıkta uyuyacaksın."
"İmkân olsa gelmeyecektim, Berk. Geldiğime şükredip sus bence." dedim konuyu kapatmaya çalışarak. Daha fazla konuşmak istemiyordum. Ağlayacak gibiydim. Kendime zor hâkim olup etrafa bakınmaya devam ettim. Bir an önce bu lanetin bitmesini umuyordum. Kısa bir süre sonra bize veda etmek amaçlı bu daveti hazırlayan hocamız, Meltem Hoca, dans pistinin yanındaki bir kürsüye çıktı. Herkes bu sırada masalarına oturmuş, pürdikkat hocayı izliyorlardı. Okulumuzda çok sevilen bir hocaydı. Konuşmasına başlamadan önce derin bir nefes aldığını fark ettim. Kırlaşmış saçlarını geriye atarak konuşmasına başladı.
"Yıllarca sizlere bir şeyler öğretmeye çalıştım ama itiraf etmeliyim ki en az sizin kadar ben de sizden öğrendim. Sabretmeyi, gülmeyi, bazen yeniden başlamayı... Bugün bu kürsüye son kez çıkıyorum. İçimde hüzün var ama pişmanlık yok. Çünkü ardımda birbirinden güzel anılar bırakıyorum. Sizlerden tek isteğim; merak etmeyi, öğrenmeyi ve iyi insan olmayı hiç bırakmamanız. Yolunuz açık, kalbiniz hep umut dolu olsun. Hepinizi çok seviyorum, çocuklar."
Salonun dört bir yanından alkışlar yükseldi. Meltem Hoca elinde tuttuğu medili gözlerine bastırarak kürsüden indi. Açıkçası bende çok üzülmüştüm vedasına. Onun gibi ilgili bir öğretmen bulmak zordu.
Hocamızın konuşmasından sonra çift dansı için anons geçildi. Emir'in Helen'lerin masasına ilerlediğini görünce...İçime milyonlarca bıçak saplandığını hissettim.
Birlikte dans mı edeceklerdi?
İçimden bunun olmamasını ummaktan başka birşey gelmiyordu elimden. Fakat nafileydi.
Emir ve Helen, el ele dans etmeye çıkmışlardı.
Genzimin sızladığını hissettim. Bakışlarım, gözlerime dolan gözyaşlarım yüzünden dalgalanmıştı. Daha fazla dayanamayacağımı düşünerek boğazımı temizleyerek olduğum yerde ayaklandım. Karşımda oturan Berk'in bakışlarını üzerimde hissetmeme rağmen kafamı yerden kaldırmadım.
"Nereye?" diye soran Berk'i umursamamaya çalıştım fakat cevaplamam gerekiyordu.
"Tuvalete geçip geliyorum."
İnanmadığını biliyordum çünkü o da Helen ve Emir'in piste çıktığını görmüştü. Başımı yere eğdiğim için sıktığı yumruğunu fark ettim. Bu yaptığına pek anlam veremesemde umursamadan hızlı adımlarla tuvalete yöneldim. Kabinlerden birine geçip kapıyı kilitledim. Bardaktan boşalırcasına akan gözyaşlarıma engel olamadım. Hıçkırığımın sesleri duyulmasın diye elimi ağzıma kapattım. Yetmişti. Dayanamıyordum fakat elimden birşey gelmiyordu. Bu döngüye zincirlenmiştim. Kaçışım yoktu. Döngüyü kırabileceğim bir umudumunda olmadığı gibi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

222okunma 48beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18