2. Bölüm

Yazar: Tsundoku .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 2. Bölüm

Herkesin gözünde sadece o koskoca reaktörün saniyeler içinde patlamasının kıpkırmızı yansıması belli olurken, sanki kıyamet bir anda kopmuş gibi tüm şehir tuzla buz olmuş, daha 1 dakika önceki cıvıl cıvıl şehirden eser kalmamıştı. Etraftaki toz ve enkazlardan yayılan kirli bulut görüş mesafesini yok etmişti. Herkesin kolaylıkla alabileceği o keskin ve ağır kan kokusu her yani kaplamıştı. Tam bu sırada, daha birkaç dakika önce terasta keyifle çayını yudumlayan Civan, şimdi o yıkılmış koskoca binanın tam üzerinde, üzerine düşmüş birkaç parça ağır duvar parçalarının arasında bilinçsizce yatıyordu. Aradan çok geçmedi, kısa bir süre sonra gözleri yorgun ve bitkin bir şekilde aralandı, ne olduğunu kavramak ister gibi yavaşça, gözlerini kapatmadan etrafına bakındı. Sonra üzerindeki o ağır baskıyı iliklerine kadar hissetti. Gözleri bir anda tüm o yorgunluğu bir kenara atarak sonuna kadar açıldı, hemen ayağa kalkmak için hareketlendi fakat kılını kıpırdatamıyordu. Ancak içinde bulunduğu durum ve beyninin ona yüklediği aşırı adrenalin onu vazgeçmekten alıkoydu, tüm gücüyle ellerini kaldırdı, sonra kendisinin de üzerinde bulunduğu zemine doğru bastırdı ve kendini itmeye başladı. Bu sırada gözlerini kapatmıştı ama bir anlığına açıp ellerine baktığında tüm bedeni dehşetle sarsıldı. Elleri ve kolları, hatta tüm vücudu kanla kaplıydı. Ancak bu kan, kendisinin olamayacak kadar çoktu. "Ne oldu böyle? Deliriyor muyum? Yoksa bir kabusta mıyım?" diye düşünmekten kendini alamıyordu Civan. Korku onu ele geçirmişti ama mantığı da onu yarı yolda bırakmamıştı. Hiçbir şey olmadığını düşünmek ister gibi gözlerini tekrar kapattı, dişlerini sıktı, elleriyle kollarından güç alarak kendini iyice itti. Üzerindeki beton parçaları bir bir yanına düştü. Civan, üzerindeki ağırlığın kaybolmasıyla nefes nefese ellerini çekti, hemen ayağa kalktı ama güçsüzce yerde diz çöktü. Ancak ne olduğunu bilmek, her şeyi görme isteği onu güçlü tuttu. "Şimdi olmaz... Şimdi olmaz!" diye bağıra bağıra söylenerek tekrar zor bela ayağa kalktı. Ancak gördüğü manzara, onu öylesine dehşete düşürmüştü ki, keşke hiç kalkmasaydım da orada öylece dursaydım diye düşündü. Üzerinde olduğu bina dahil birkaç kilometre çapındaki neredeyse her şey yıkılmış, koskoca şehir sadece toz ve kana bürünmüştü. Bir anda elini ağzına götürdü Civan. Yutkunduktan sonra hızla öksürmeye başladı. Bu manzarayı kim görse dayanamazdı fakat Civan yine de sakin kalmaya çabalıyordu. Doktorluk mesleğinde, henüz stajyer de olsa hep bunu öğrenmişti. Öksürmeyi bıraktığında, tutunduğu beton parçasından ayrıldı, tekrar etrafına, o toz parçalarına baktı ve o ağır metal gibi olan kan kokusunu huzursuzca içine çekti. Ancak aklına düşen endişe onu hızla hareket etmeye zorladı: "Ya kurtarılmaya muhtaç başkaları varsa?" Hemen koşmaya başladı nereye bile gittiğine bakmadan. Sadece koştu, sanki koşarsa tüm kötü şeyler arkasında kalıp yok olacakmış gibi. Şimdi sadece tek bir umut parçasına ihtiyacı vardı, tek bir nefes alan canlıya...

Kırılıp parçalanmış beton ve demir çubukların arasında savrularak, inanmak istemiyor gibi koşan Civan, etrafına bile bakmaya cesaret edemiyordu. Önündeki ceset parçaları, göle dönüşmüş kan, çökmüş koca bir şehir ve devasa reaktörün cansızlaşmış gibi duran sadece temeli belli olan kısımları onu delirmenin eşiğine kadar getirmişti. Hızla, nefes nefese koşarken bir anda güçlü bir el tutup çekti onu; Metehan. Civan ne olduğunu anlayamadı, ama sesini de çıkarmadı. Artık hiçbir şey umurunda bile değilken karşısında en yakın arkadaşını görünce duraksadı. "Metehan... Cidden sen misin? Yoksa çıldırıyor muyum?" gözleri kızardı iyiden iyiye. Metehan ise her zamanki laubali tavrını bir kenara bırakmıştı ama rahatlatıcı bir abi gibi bir ifade takınmıştı tozla kaplanmış yüzüne. "Benim ya! Benim tabii lan! Buradayım, sen de buradasın! Çok şükür..." Sonra Civan bir anda Metehan'ı çekti ve sarıldı. Sırtına biraz vurduktan sonra hemen ayrıldı. "Başkalarını bulmalıyız." Diye atıldı Civan. Metehan hemen adımlarını hızlandı, birbirlerinden ayrıldılar. Birkaç dakika sonra Metehan güçlü ve boğuk bir sesle haykırdı: "Burada biri var! Nefes alamıyor!" Civan hemen alana koştu, yerde yatan bembeyaz kesilmiş suratlı kızı gördü ve hemen Metehan ile ikisinin yanına eğildi. Kız hafifçe ayıldı, şiddetle öksürmeye başladı. Öksürmenin şiddetiyle sarsılırken ilerideki kan gölüne rağmen masmavi duran ilacı işaret etti. Metehan hemen anladı, ilaca doğru ilerledi, hemen aldı ve kızı doğrultarak ilacı kıza verdi ve kendisi de ilacı tutarak kıza destek oldu. Kız ilacı sıktıktan sonra nefes alışı bir süre sonra düzeldi, ancak bunun da etkisiyle tekrar bilincini yitirdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

65okunma 14beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…