12. bölüm / 22
Break Point: Frequency12. Bölüm: Backstory
Bölümler 22Şu an: 12. Bölüm: Backstory
- 1 1. Bölüm466 kelime
- 2 2. Bölüm655 kelime
- 3 3. Bölüm1.203 kelime
- 4 4. Bölüm2.418 kelime
- 5 5. Bölüm4.512 kelime
- 6 6. Bölüm3.710 kelime
- 7 7. Bölüm2.553 kelime
- 8 8. Bölüm2.972 kelime
- 9 9. Bölüm5.484 kelime
- 10 10. Bölüm: Backstory1.970 kelime
- 11 11. Bölüm3.028 kelime
- 12 12. Bölüm: Backstory577 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13. Bölüm3.010 kelime
- 14 14. Bölüm: Backstory1.245 kelime
- 15 15. Bölüm2.414 kelime
- 16 16. Bölüm: Backstory2.005 kelime
- 17 17. Bölüm3.603 kelime
- 18 18. Bölüm3.384 kelime
- 19 19. Bölüm1.579 kelime
- 20 20. Bölüm1.906 kelime
- 21 21. Bölüm2.710 kelime
- 22 22. Bölüm-FİNAL5.748 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dondurucu soğuğun iliklere kadar hissedildiği bir Aralık gecesi, Karahan ailesi koskoca evinde ısınmış bir vaziyette, salonda oturuyorlardı. Poyraz, upuzun koltuğa iyice yayılmış, elindeki kumandayla oynayarak sürekli kanal değiştirip duruyordu. Ayaz ise yerde, halının üzerinde koleksiyon arabalarını dizmişti, zevkle inceliyordu. “Poyraz bir baksana, sence hangisi daha güzel?” Poyraz oturduğu yerde biraz eğildi halıya doğru. Biraz baktıktan sonra eliyle işaret etti: “Şu siyah olan daha havalı duruyor aslında. Sence hangisi?” Ayaz, hiç beklemeden eline mavi bir araba aldı: “Bence bu en iyisi.” Sonra yan gözle baktı ikizine: “Arabadan hiç anlamıyorsun ya.” Poyraz, her zamanki gibi biraz gıcık olmuştu kardeşine ama artık alışmıştı. “Bence sen de hiç anlamıyorsun.” Diye kestirip attı ama Ayaz durmadı pek tabii. Laf üzerine laf derken, ikizlerin annesi geldi salona. “Hadi bakalım toparlayın şurayı. Misafir gelecek.” Poyraz hemen kalktı yerinden. Televizyonu kapatıp eline birkaç araba doldurduktan sonra acele etmeden odasına gitti. Ayaz da hemen arkasından geldi odaya. Aradan daha birkaç dakika geçmeden kapı çaldı. Evin babası hızla kapıya gitti ve açtı. “Hoş geldin Muzaffer, gel salona geçelim.” Muzaffer Karayel, başıyla onayladıktan sonra yağmurda ıslanmış şapkasını biraz silkeleyip geri kafasına geçirdi. Simsiyah paltosunu ve eldivenlerini dahi çıkarmadan salona geçip koltuğun birine oturdu. Arkasında ise bir çocuk vardı. Hiç konuşmadan babasını takip etti. İkizlerin annesi çocuğu görünce hemen samimiyetle selam verdi: “Hoş geldin ufaklık. Seni bizimkilerle tanıştırayım mı?” Çocuk onaylar gibi başını salladı hemen. Anne de odadaki çocuklarını çağırdı olduğu yerden: “Poyraz! Ayaz! Gelin bakalım.” İkizler hemen geldiler salona. İkizlerin babası hemen Muzaffer ile konuşmaya başladı: “Sen de ne zamandır yoktun Muzaffer. İyi oldu geldiğin, önceden pek konuşurduk.” Muzaffer hemen cevapladı çocuklara bakarak: “İşlerim vardı. Uzun zaman olmuş. Çocuklar da büyümüşler.”. “10 yaşındalar artık. Sen en son gördüğünde 7 yaşında falanlardı. Baran da bayağı büyümüş.” Dedi Baba. Muzaffer devam etti hiç kıpırdamadan: “O da 13 oldu işte.” Evin babası, baktı sohbet yürümüyor, başka konular açmak istedi: “Bir şeyler getirelim. Yağmurlu havada üşümüşsünüzdür, çay getirsin mi hanım?” Adam başını salladı iki yana doğru: “Pek oturmayacağım zaten.” Bu esnada çocuklar, odanın diğer köşesindelerdi. Ayaz, odasından getirdiği bir-iki arabayı karşısındaki çocuğa gösteriyor, adeta hava atıyordu. Poyraz ise biraz daha gerideydi ikizine kıyasla. Çocuğu gözlemliyordu. Ne var ki, sadece loş ışıkta iyice kararmış simsiyah gözleri dikkatini çekmişti. Çocuğa baktı ve kısık bir tonda çocuğa seslendi: “Gözlerin çok siyah.” Çocuk ise bir anlığına Poyraz’a baktı, ardından hiçbir şey söylemeden tekrar önüne döndü. Kısa bir süre sonra Poyraz, çocuğa bakmayı bırakıp ailesine ve misafire odaklandı. Fakat o anda gözleri iyice büyücü Poyraz’ın. Muzaffer, bir anda ayağa kalkmış, paltosundan bir silah çıkarmıştı. Poyraz döndüğü sırada ise direkt babasına doğrultmuştu namluyu. İkizlerin babası olduğu yerde kaldı ve güçlü bir sesle “Ne yapıyorsun Muzaffer?!” diye bağırdı, kadın da tiz bir çığlık attı. Babanın sözü yeni bitmişti ki, evde devasa bir ses yankılandı: “BAM!” Poyraz, olduğu yerde titredi, gözlerini silahtan çıkmakta olan dumandan ayıramadı. Ardından namlu annesine döndü. Adam hiç beklemeden onu da vurdu birkaç el ateş ederek. Ayaz da seslere dönüp bakmıştı hemen. Şimdi annesi ile babası kanlar içinde, hareketsiz bir şekilde yatıyorlardı. Poyraz’ın gözünden belli belirsiz bir yaş aktı ama yerinden kıpırdamadan, gözlerini kırpmadan annesiyle babasına bakıyordu. Ayaz ise tepki bile vermemişti. Ne var ki, Ayaz’ın yüzünde titreyen bir gülümseme de belirmişti. Sonrasında titremesi de geçti. Bu esnada ise Muzaffer silahı olduğu yerde bıraktı, oğlunun elinden tutup kapıyı sakince açarak evi terk etti. Ayaz, hala umursamaz bir tavır takınıyordu, çoktan kabullenmişti ve normal bir şeymiş gibi oyuncaklarıyla oynamaya kaldığı yerden devam etmişti. Poyraz ise hala nefesini tutup bunun bir kâbus olduğuna inanmak ister gibi titreyerek bakıyordu.
Bölüm etkileşimi
