1. bölüm / 26
BEŞİK KERTMESİ"GICIK ŞEY "
Bölümler 26Şu an: "GICIK ŞEY "
- 1 "GICIK ŞEY "587 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 "ZORU OYNUYORSUN ÖYLE Mİ ?"648 kelime
- 3 # KARAKTER TANITIMI #117 kelime
- 4 "DİKKATİMİ ÇEKİYORSUN"659 kelime
- 5 " ZORU OYNAMIYORUM "697 kelime
- 6 " DENİZ "716 kelime
- 7 " İSTEME Mİ ?"664 kelime
- 8 " DÖNEM SONU PARTİSİ "724 kelime
- 9 "AŞK TUTULMASI"563 kelime
- 10 " AŞK KIVILCIMI "369 kelime
- 11 " YILAN SÜRÜSÜ "358 kelime
- 12 "DEMEK ÖYLE "546 kelime
- 13 " FİRST KİSS Mİ? "956 kelime
- 14 " BİR ADET SİNİRLİ BARIŞ "271 kelime
- 15 " AŞK MI "481 kelime
- 16 " BARIŞ "421 kelime
- 17 " BARIŞIN MANZARASI "532 kelime
- 18 " İŞLER KARIŞIYOR "306 kelime
- 19 " BARIŞ ATAĞI "631 kelime
- 20 " BİR ADET KISKANÇ BARIŞ"318 kelime
- 21 "EVET DELİRDİM"336 kelime
- 22 "AŞIĞIM LAN SANA "813 kelime
- 23 İNAT MI ?1.825 kelime
- 24 " ŞANSINI KAYBETTİN "1.637 kelime
- 25 "CANAVAR"1.376 kelime
- 26 "ABİ Mİ "345 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hava Harp Okulu’nun devasa hangarlarından birinde, jet yakıtı ve sıcak metal kokusunun arasında, iki farklı dünya çarpışmak üzereydi.
Geleneklerin modern dünyayla, hele ki askeri disiplinle çatıştığı o absürt noktalardan biriydi onların hikayesi. Ailelerinin daha kundaktayken birbirine söz verdiği, Omegaverse evreninin o eski kafalı "beşik kertmesi" adeti, Barış için hayatı boyunca duyduğu en büyük saçmalıktı.
Bir Delta olarak, doğası gereği zaten kimsenin boyunduruğu altına girmeyi sevmezdi; hele ki çocukluktan beri üzerine yıkılan bir zorunluluktan nefret ederdi. Ama şu an, karşısındaki manzaraya bakarken fikri hafifçe esniyor gibiydi.
Deniz, uçuş tulumunun kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, F-16’nın açık motor kapağının önünde duruyordu. Orta boylu, ince belli ve kıvrımlı hatlara sahip yapısıyla askeri üniformanın içinde bile o narin, kibar havasını kaybetmiyordu. Askeri okul kurallarını zorlayan o hafif uzun, dalgalı saçlarını arkadan alelacele küçük bir topuz yapmıştı. Elindeki İngiliz anahtarıyla uğraşırken bile o kadar zarif ve düşünceli görünüyordu ki, hangardaki sert atmosfer onun yanında tamamen yumuşuyordu.
Barış, geniş omuzlarını hangarın demir sütunlarından birine yaslamış, elinde kaskıyla yüzünde o her zamanki çapkın, flörtöz gülümsemesiyle Deniz’i izliyordu. Uzun boyu ve yoğun antrenmanlardan nasibini almış kalıplı, kaslı vücuduyla tam bir Delta prototipiydi. Okuldaki herkesin gözünün üzerinde olduğu o "aşırı yakışıklı" tiplerdendi ve bunu kullanmayı da çok iyi biliyordu.
"Yine çok dalgınsın deniz ," dedi Barış, sesindeki o kadife gibi ama sinir bozucu tınıyla yaklaşarak. "Motor parçalarını inceleyeceğine bana baksan daha hızlı çözülürdün sanki."
Deniz, sesin sahibini duyar duymaz derin bir nefes aldı. Gözlerini devirmemek için kendini zor tutarak elindeki aleti bıraktı ve arkasına döndü. Barış’ın o kendine güvenen, flörtöz bakışlarıyla karşılaşınca yüzündeki kibar ifade anında mesafeli bir duvara dönüştü. Deniz, oldum olası bu çapkın, her gördüğü çiçeğe konan tiplerden nefret ederdi. Barış’ın dışarıda kaç kişiyle flört ettiğini, o yoğun Delta feromonlarını etrafa nasıl pervasızca saçtığını çok iyi biliyordu. Ailelerinin o beşik kertmesi saçmalığı yüzünden bu adama katlanmak zorunda olmak ona zaten yetiyordu, bir de Barış’ın her fırsatta onunla uğraşması sabrını taşırıyordu.
"Hangar içinde askeri hiyerarşiye ve üsluba dikkat etmeni öneririm, Barış," dedi Deniz, sesi sakin ama buz gibi netti.
"Ayrıca benimle flört etmeye çalışmayı kes. Bu ucuz numaraların bende işe yaramadığını kaçıncı kez söylemem gerekiyor? "
Barış bir adım daha yaklaştı, aralarındaki boy farkını kullanarak Deniz’in üzerine hafifçe eğildi
"Ucuz numaralar mı?" Barış hafifçe güldü, gözleri Deniz’in arkadan toplanmış saçlarına ve oradan süzülen ince boynuna kaydı. "Ben sadece müstakbel eşime hak ettiği ilgiyi gösteriyorum. Ailelerimizin vasiyeti ne de olsa, değil mi?"
Deniz’in gözlerinde ani bir öfke parıldadı. Barış’ın bu beşik kertmesi olayını aslında ne kadar saçma bulduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden bu sözlerin tamamen kendisiyle dalga geçmek ve onu kışkırtmak için söylendiğinin farkındaydı.
"O saçmalığı ikimizin de zerre umursamadığını biliyoruz," dedi Deniz, göğsüne sert bir şekilde dokunup onu bir adım geriye iterek. "Benden uzak dur. Git o flörtöz tavırlarını peşinde dolanan diğer insanlara sakla."
Deniz, alet çantasını sertçe kapatıp hangarın çıkışına doğru yürümeye başladı. Yürürken üniformasının altından belli olan o biçimli hatları, Barış’ın bakışlarını sabitlemesine neden oldu.
Barış arkasından bakarken yüzündeki o alaycı, çapkın gülümseme yavaşça kayboldu. Yerini daha önce hissetmediği, daha derin ve ciddiyet barındıran bir kararlılığa bıraktı. Deniz’in bu zoru oynayan, mesafeli tavırları normalde onu sıkmalıydı. Ama aksine, o kibar Omeganın kalbine giden yolu bulmak, onun o buzdan duvarlarını tek tek yıkmak şu andan itibaren Barış için sadece bir flört oyunu olmaktan çıkmıştı.
Barış kaskını kolunun altına sıkıştırdı ve kendi kendine mırıldandı:
"Zoru oynamayı seviyorsun demek... Bakalım ne kadar dayanabileceksin, güzelim."
Hiihihi yeni bir kurgu ile karşınızdayım bir süredir yazmayı düşünüyordum ama bir türlü yapamadım bir anda aklıma esti ve yazdım okursanız çok sevinirim ve yorumda yapın please 🥺 sizi seviyom.
Biyy 😉🩵🩵
Bölüm etkileşimi
