6. bölüm · BEŞİK KERTMESİ
" DENİZ "
Hava Harp Okulu’ndaki o gerilimli kütüphane sahnelerinin üzerinden birkaç gün geçmişti.
Deniz, Barış’ın her gördüğü yerde attığı flörtöz pasları kibar ama bir o kadar da keskin duvarıyla savuşturmaya devam etmiş, Delta’yı adeta sabır testinden geçirmişti. Haft sonu çarşı izni geldiğinde ise ikisi de üniformalarını çıkarıp Ankara’daki aile evlerinin yolunu tutmuştu.
Deniz, akşamüstü eve vardığında annesinin mutfakta hummalı bir hazırlık içinde olduğunu gördü. Evin içi nefis yemek kokularıyla dolmuştu.
"Anne, bu ne hazırlık? Misafirimiz mi var?" diye sordu Deniz, tulumunu odasına bırakıp mutfağa geçerken.
Annesi yüzünde kocaman bir gülümsemeyle arkasını döndü. " Hoşgeldin annem Evet, akşam çok sevgili misafirlerimiz var. Barış’ın anne ve babasını yemeğe davet ettim. Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli, hem çocukların okulu nasıl gidiyor onu konuşuruz dedik."
Deniz, "Barış’ın ailesi" lafını duyunca içten içe hafif bir gerginlik hissetti. Ailelerin o eski kafalı beşik kertmesi adetine ne kadar bağlı olduğunu biliyordu. Neyse ki annesi Barış’ın adını zikretmemişti;
Deniz onun okulda kalıp arkadaşlarıyla ya da peşindeki o beta kız grubuyla takılacağını, bu tarz aile yemeklerine gelemeyecek kadar "özgür ruhlu" olduğunu varsaydı.
Yine de ne kadar Barış’a gıcık olsa da, ailesine karşı büyük bir saygısı ve sevgisi vardı. Onları en iyi şekilde ağırlamak, nezaketinin bir gereğiydi.
O odasına geçip hazırlanmaya başlarken, mutfakta çalan telefona annesi cevap verdi: "Efendim canım... Tabii, Barış’ı da getirin mutlaka, başımızın üstünde yeri var. Deniz de evde zaten." Ama Deniz çoktan banyoya girdiği için bu konuşmadan tamamen habersizdi.
Deniz, misafirleri güzel karşılamak adına giyimine her zamankinden biraz daha fazla özendi. Üzerine vücut hatlarını tam oturan ama son derece zarif duran, soft vizon rengi hafif dökümlü bir kazak ve ince belini ortaya çıkaran siyah kumaş bir pantolon giydi. Normalde askeri okulda arkadan sıkıca topladığı dalgalı, hafif uzun saçlarını bu kez serbest bıraktı; saçları omuzlarına narin bir şekilde dökülüyordu. Aynaya baktığında temiz omega kokusunu hafifletecek ama asaletini bozmayacak hafif bir parfüm sıktı. Fazla abartılı değildi ama genç kızların kolaylikla kıskanabileceği harika bir fiziğe sahipti biçimli hatları ve duru güzelliğiyle göz kamaştırıcı görünüyordu.
Akşam kapı zili çaldığında, Deniz kibar bir gülümsemeyle kapıyı açtı. "Hoş geldiniz..." cümlesi dudaklarında asılı kaldı.
Çünkü karşısında, anne ve babasının hemen arkasında, üzerinde siyah bir ceket ve altından belli olan o kaslı, kalıplı vücuduyla Barış duruyordu. Barış’ın o her zamanki çapkın, serseri gülüşü kapı açıldığı an yüzünde dondu. Gözleri irileşti.
Barış, askeri üniformanın ve disiplinin dışında, saçları omuzlarına dökülen, ince beli ve o narin hatlarıyla karşısında adeta bir kuğu gibi duran Deniz’i gördüğü an nefesinin kesildiğini hissetti.(E herlade cınım) Okuldaki o mesafeli omeganın ev halindeki bu büyüleyici, duru güzelliği Delta’nın tüm savunma mekanizmalarını tek bir saniyede yerle bir etmişti.
İçindeki baskın delta feromonları, Deniz’in yaydığı o temiz omega kokusuyla birleşmek için can atarak damarlarında delice dolaşmaya başladı.(Barış yavaş aslanım)
"Hoş geldiniz," dedi Deniz, şaşkınlığını hemen gizleyip o asil ve kibar tavrıyla geri çekilerek yolu açtı. Barış’a bakarken gözlerinde yine o mesafeli, "senin burada ne işin var" diyen bakış vardı ama nezaketini bozmadı.
İçeri geçip salona oturduklarında, aileler hemen derin bir sohbete daldı. Deniz mutfaktan kahveleri getirirken, Barış’ın gözleri bir saniye bile onun üzerinde ayrılmıyordu. Deniz taşıdığı tepsinin üzerindeki çayı Barış’a uzatırken parmakları hafifçe birbirine değdi. Deniz anında elini çekip mesafesini korudu ve yan koltuğa, dik bir oturuşla yerleşti.
Barış ise kahvesinden bir yudum alırken içten içe devasa bir savaşın ortasındaydı. Göğsünün altındaki o hızlı ritmi durduramıyordu.
"Ne oluyor lan bana?" diye düşündü Barış, kendine kızarak. "Kendini bildin bileli çapkın birisin oğlum sen. Bugüne kadar etrafında kaç kişi pervane oldu, hiçbirine dönüp ikinci kez bakmadın. Nasıl olur da tek bir kişiye, üstelik seni her fırsatta tersleyen bu omegaya karşı böyle hissedebilirsin? Aşık olmak ne demek? Saçmalık."
Barış içindeki bu yoğun duyguları, o aşırı yükselen hayranlığı sertçe reddetmeye çalıştı. Kendine yediremiyordu. Bir deltanın, hele ki beşik kertmesi gibi saçma bulduğu bir bağ yüzünden birine teslim olması onun gururuna tersti. "Sadece zoru oynadığı için ilgimi çekiyor, hepsi bu. Güzelliği çarptı sadece," diyerek mantığına sığınmaya çalıştı.
Ama Deniz, ailelerin sorduğu bir soruya o narin sesiyle, kibar ve düşünceli bir cevap verirken saçını kulağının arkasına ittiğinde, Barış’ın içindeki o Delta feromonları yeniden kasırga kopardı.
Barış duygularını ne kadar reddederse etsin, ne kadar eski çapkın günlerinin arkasına saklanmaya çalışırsa çalışsın, içten içe bu hislerle olan savaşını kaybetmeye başladığının farkındaydı. Ve bu omega, onun ördüğü o flörtöz maskeyi tamamen eritecek gibi duruyordu.
Ayy nasıl olmuş frends ben çok beğendim
Sizde beğenirsiniz umarım siz seviyoreee
Hayde bayyy 🫶 😉 🩵
