25. bölüm / 26
BEŞİK KERTMESİ"CANAVAR"
Bölümler 26Şu an: "CANAVAR"
- 1 "GICIK ŞEY "587 kelime
- 2 "ZORU OYNUYORSUN ÖYLE Mİ ?"648 kelime
- 3 # KARAKTER TANITIMI #117 kelime
- 4 "DİKKATİMİ ÇEKİYORSUN"659 kelime
- 5 " ZORU OYNAMIYORUM "697 kelime
- 6 " DENİZ "716 kelime
- 7 " İSTEME Mİ ?"664 kelime
- 8 " DÖNEM SONU PARTİSİ "724 kelime
- 9 "AŞK TUTULMASI"563 kelime
- 10 " AŞK KIVILCIMI "369 kelime
- 11 " YILAN SÜRÜSÜ "358 kelime
- 12 "DEMEK ÖYLE "546 kelime
- 13 " FİRST KİSS Mİ? "956 kelime
- 14 " BİR ADET SİNİRLİ BARIŞ "271 kelime
- 15 " AŞK MI "481 kelime
- 16 " BARIŞ "421 kelime
- 17 " BARIŞIN MANZARASI "532 kelime
- 18 " İŞLER KARIŞIYOR "306 kelime
- 19 " BARIŞ ATAĞI "631 kelime
- 20 " BİR ADET KISKANÇ BARIŞ"318 kelime
- 21 "EVET DELİRDİM"336 kelime
- 22 "AŞIĞIM LAN SANA "813 kelime
- 23 İNAT MI ?1.825 kelime
- 24 " ŞANSINI KAYBETTİN "1.637 kelime
- 25 "CANAVAR"1.376 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 "ABİ Mİ "345 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Barış, Deniz’in arabadan inip arkasına bile bakmadan apartmana koştuğu o andan beri kelimenin tam anlamıyla beyninden vurulmuş gibiydi . Arabayı hırsla kendi evine sürüp içeri girdiğinden beri elinden telefon düşmemişti.
Hemen Deniz’i aradı. Telefon çaldı, çaldı, çaldı ama açan olmadı. Barış pes etmedi; gece boyunca, ertesi gün, daha sonraki gün Deniz’i yüzlerce kez aradı. Telefon hiçbir zaman açılmadı. Aramalar cevap bulamayınca bu sefer mesaj kutusunu adeta ablukaya aldı.
“Deniz, ne olduğunu söyle canımın içi”, “Seni üzecek ne yaptım, yemin ederim anlamıyorum, yalvarırım cevap ver.”, “Güzelim, yavrum , bebeğim benim... Yapma böyle, delireceğim.”
Mesajlar peş peşe iletiliyor, Deniz’in telefonuna düşüyordu ama Deniz hiçbirine cevap vermiyor, hatta çoğunu okumuyordu bile. İçindeki o büyük kırgınlık, Barış’ın her bir aramasında daha da büyüyor, tatlıcı önündeki o hayal meyal gördüğü öpüşme sahnesi gözünün önünden gitmiyordu.
Günler bu şekilde, tam bir sessizlik ve işkence içinde geçti. Okulda da Deniz, Begüm’ü kendine tam bir kalkan yapmış, Barış’ın yanına yaklaşmasına bile izin vermeden gölge gibi kaçmıştı. Barış ise neye uğradığını bilmez bir halde, suçunun ne olduğunu bile anlayamadan günden güne eriyordu.
Deniz’in bu bitkin, solgun ve mutsuz halini gören Begüm, birkaç gün sonra mutfakta kahve içerlerken konuyu açtı. " Deniz, bak bu böyle olmayacak. Okul, Barış , senin bu evdeki huzursuzluğun yeter senin böyle solgun dutmana gönlüm razı gelmiyor ... Sana bir teklifim var. Benim teyzemlerin Bodrum’da boş bir yazlığı var. Hadi, topla bavulunu. Birkaç günlüğüne Bodrum’a kaçıyoruz. Kafanı dağıtmaya, o Delta’dan da bu şehirden de uzaklaşmaya ihtiyacın var."
Deniz, elindeki kahve fincanına bakıp derin bir nefes aldı. Begüm haklıydı. İzmir’de kaldığı her saniye Barış’ın feromonlarını hisseder gibi oluyor, çalan her telefonda kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. "Tamam," dedi Deniz, gözlerinde yorgun bir kararlılıkla. "Gidelim."
İkili hemen o gece bavullarını hazırlayıp ertesi sabah erkenden Bodrum’un yolunu tuttular. Ege’nin o sakin, huzurlu koylarına doğru kaçarken Deniz, telefonunu tamamen sessize alıp çantasının en dibine fırlattı.
Bu süre zarfında İzmir’de kalan Barış ise tam anlamıyla çıldırma noktasındaydı.
Deniz’in evinin önüne gidiyor ama ışıkların günlerdir yanmadığını görüyordu. Okula gittiğinde sırasının boş olduğunu fark ettiği an içindeki Delta adeta acıyla kükredi. Deniz ona ulaşamıyordu, Deniz yoktu! Barış, hayatında ilk defa böylesine çaresiz, böylesine savunmasız kalmıştı.
Ama ne yaparsa yapsın, Deniz’den tek bir pas, tek bir sinyal bile alamıyordu. Barış, İzmir sokaklarında adeta ruhunu kaybetmiş gibi dolaşırken,, Deniz çoktan Bodrum’un sıcak kumsallarında, içindeki o derin sızıyı unutmaya çalışarak Begüm’le birlikte yeni bir hayata adım atmıştı.
Barış, günlerdir aldığı o mutlak sessizliğe ve cevapsız çağrılara rağmen yılmadı. İçindeki Delta, pes etmek nedir bilmiyordu; aksine, uzaklık arttıkça Deniz’e olan açlığı ve onu bulma arzusu daha da bileniyordu. Telefonla bu işi çözemeyeceğini anlayınca son çare olarak Deniz’in evine, doğrudan annesinin yanına gitmeye karar verdi.
Kapıyı çaldığında karşısına çıkan Deniz’in annesi, Barış’ın bu perişan ve telaşlı halini görünce şaşırdı. Barış, saygısını bozmamaya çalışarak ama sesindeki o çaresizliği de gizleyemeden doğrudan konuya girdi:
"Deniz nerede teyze, biliyor musun? Günlerdir ona ulaşamıyorum, okula da gelmiyor."
Deniz’in annesi şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Deniz, bir arkadaşıyla tatile çıktı oğlum.deniz sana soylemedimi ?"
Barış duyduğu kelimelerle adeta başından aşağı kaynar sular dökülmüşe döndü. "Ne... Tatile mi çıktılar?" diye mırıldandı, sesindeki şok dalgasını bastıramayarak.
"Evet, birkaç gün önce gittiler kafasını dinlesin diye," dedi annesi.
Barış, aldığı bu cevapla apartman boşluğunda öylece kalakaldı. İçini aynı anda hem büyük bir hüzün hem de yakıcı bir sinir dalgası kapladı.
Kendisi burada günlerdir uykusuz geceler geçiriyor, Deniz diye yanıp tutuşuyor, adeta yaşayan bir ölü gibi geziyordu; Deniz ise onu zerre umursamadan, hiçbir şey olmamış gibi bavulunu toplayıp tatile gidiyordu. Bu umursamazlık Delta gururunu fena halde yaraladı ama hırsı üzüntüsünü hemen bastırdı.
Boğazını temizleyip kadına baktı: "Hangi şehre gittiler peki teyze?"
"Bodrum’dalar diye biliyorum oğlum,denizin arkadasinin bir yazlığı varmış oraya gittiler."
Barış teşekkür edip hızla apartmandan çıktı. Arabasına doğru öfkeyle adımlarken el alışkanlığıyla telefonunu çıkardı, günlerdir yaptığı gibi belki bir iz bulurum umuduyla Instagram’a girdi.
Ve tam o anda, Deniz’in günler sonra ilk kez paylaştığı hikaye (story) halkaları ekranın üst kısmında belirdi. Barış’ın kalbi hızla çarpmaya başladı, hemen ilk hikayeye tıkladı.
Begxm=denizden geldik ve yorgunluktan direkt uyuyakaldı .
Bebek gibi yiiaaaaaa yiceeemmm🫶🩵🩵🩵😘
Begxm ve diğer sekiz kişi gördü .
Begxm=tütütütü maşallah bu ne güzellik be
Denizix= yiiaaa teşekkür ederim aşkm simartma beni .
YORUMLAR KAPALİ.
(Bu arada fotoğraflardaki kişi aynı kişi )
Denizix= yuqum geliyorr
YORUMLAR KAPALI.
Barış dişlerini sıkarak ekranı kaydırdı, ikinci hikayeye geçti. Bu sefer bir deniz üzerine siyah bir badi ve üstüne bempe kalp olan bir kolye takmıştı . Barış anlamıyordu nedeninide açıklamadan ondan kaçması ve hiçbirsey söylememesi onu dahada delirtiyordu.
Barış, arabanın kapısının önünde öylece durdu. Gözleri hırstan ve kıskançlıktan simsiyah kesilmişti. Denizin bazı fotoğraflarinda yanında barışın tanımadığı erkeklerde vardı .
"Demek benden kaçıp Bodrum’larda gününü gün ediyorsun deniz ... Üstelik yanında elin oğlanlarıyla," diye tısladı Barış, sesi resmen katran gibi zifiri ve tehlikeli çıkıyordu.
Hüzünden ve şoktan eser kalmamıştı artık; içini tamamen Deniz’i o Bodrum koylarında bulup hesap sorma, o yanındaki oğlanın da, kendisini cevapsız bırakan o tatlı dudakların da cezasını kesme hırsı kaplamıştı.
Telefonu cebine fırlattı, arabanın kapısını hışımla açıp bindi. Direksiyonu adeta parçalayacakmış gibi kavrayarak arabayı çalıştırdı. Rota belliydi; koskoca Delta, Bodruma belkide geri dönüşü olmayan kararlar almak için gidiyordu..
Barış, arabanın içinde derin derin nefes alarak içindeki o vahşi Delta öfkesini dizginlemeye, zihnini toplamaya çalıştı. Bodrum’a öylece körü körüne gidemezdi; planlı olmalı, o Omega’yı bulmalıydı
. Evine dönüp hızlıca birkaç parça eşyayı sırt çantasına fırlattı, arabasının deposunu fulledi ve İzmir çıkışından Bodrum otoyoluna doğru tekerlekleri adeta asfalta gömercesine yola koyuldu.
Yol boyunca, direksiyonu tek eliyle sıkarken diğer eliyle durmaksızın Deniz’i aramaya devam etti. Telefon her seferinde ya meşgule düşüyor ya da o çıldırtıcı telesekreter sesiyle yüzüne kapanıyordu. Barış hırsla direksiyonu yumrukladı.
Deniz’e ulaşamayacağını kesin olarak anladığında, bu sefer arabayı sağa çekip Instagram’a girdi. Deniz’in hesabından Begüm’ün profiline ulaştı ve Begüm’e doğrudan bir mesaj gönderdi: “Begüm, Deniz telefonlarımı açmıyor. Çıldırmak üzereyim. Bodrum’da neredeyseniz bana konum at, hemen.”
Bodrum’daki yazlığın verandasında oturan Begüm, telefonuna düşen mesajla irkildi. Günlerdir Deniz’in plajda, kulüpte ne kadar güler yüzlü görünmeye çalışsa da, yalnız kaldığı anlarda gözlerinin nasıl daldığını, içten içe nasıl acı çektiğini görüyordu. Aralarında çok büyük bir şeylerin ters gittiği belliydi.
Begüm, eğer müdahale etmezse bu iki inatçının birbirini tamamen mahvedeceğini düşündü. Deniz’in bu aşk acısıyla kıvranmasına daha fazla göz yumamazdı; aralarındaki sorun neyse yüz yüze çözmeliydiler. Bu yüzden, Deniz’e hiç çaktırmadan Barış’a yazlığın açık konumunu gönderdi.
Barış konumu aldığı an gaza bastı. Gece yarısını çoktan geçmişti ki, araba yazlığın önünde acı bir frenle durdu. Barış arabadan fırtına gibi indi, içindeki Delta feromonları öfkeden etrafa dehşet saçıyordu. Bahçe kapısını hızla geçip evin kapısına adeta baskın yapar gibi dayandı, kapıyı sertçe çalmaya başladı
Kapıyı şaşkınlıkla açan Begüm’ü omuzundan hafifçe ittirerek içeri daldı. Salonda, üzerinde rahat kıyafetleriyle oturan Deniz, karşısında gözleri dönmüş, nefes nefese kalmış Barış’ı gördüğü an donakaldı.
"Barış? Senin ne işin var burada?!" diye ayağa kalktı Deniz.
Barış, Deniz’e doğru dev adımlarla yürüyüp onun bileğini kavradı. Ses tonu evi sarsacak kadar gür ve öfkeliydi: "Bana hesap vereceksin deniz ! Günlerdir benden neden kaçıyorsun? Telefonlarımı açmayıp, beni burada bir ölü gibi bırakıp Bodrum’larda gününü gün etmek ne demek?! En önemlisi de... O storydeki adam kim di peki ?! Kiminle gününü gün ediyorsun arkamdan ?!"
Barış, içindeki kıskançlık krizinin etkisiyle Deniz hakkında ardı arkası kesilmeyen, ağır ve asılsız iddialarda bulunmaya başladı. "Demek bana yeşil ışık yakıp arkamdan başkalarıyla eğleniyordun, demek beni sadece parmağında oynatıyordun!" diye kükredi.
Aslında o fotoğraftaki kişi, Deniz’in uzun süredir yurt dışında yaşayan ve Türkiye’ye yeni dönen, Deniz’in canından çok sevdiği öz abisiydi.
Deniz, Barış’ın ağzından çıkan bu çirkin ithamları, bu asılsız iddiaları duyduğu an resmen beyninden vurulmuşa döndü. Yüzündeki o şaşkınlık ifadesi yerini derin bir kırgınlığa bıraktı. Barış’ın ona bu sıfatları yakıştırması, sadakatini sorgulaması ve kendisini böyle bir duruma düşürmesi kalbini bin parçaya böldü. Gözleri doldu ama ağlamamak için dişlerini sıktı.
Yazlığın salonunda çok büyük, geri dönüşü zor bir kavga başladı. Deniz, o akşam tatlıcının önünde gördüğü o öpüşme sahnesini, içindeki o haklı kırgınlığı ve aslında Barış’ı başka bir kızla gördüğü için kaçtığını o an Barış’ın yüzüne vuracaktı. Kelimeler dudaklarının ucuna kadar gelmişti.
Ama Barış’ın ona böyle körü körüne bağırıp çağırması, onu dinlemeden yargısız infaz yapması yüzünden vazgeçti. Deniz, hem gururundan hem de kalbinden vurulmuştu; Barış’a karşı öyle büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı ki, artık kendini savunma gereği bile duymuyordu.
"Sen..." dedi Deniz, sesi titreyerek ama buz gibi bir tonla. "Sen gerçekten tam bir canavarsın, Barış. Bana bu yakıştırmaları yapacak kadar benden iğrendiğini bilmiyordum , pislik ."
Barışa sövmek serbest hhiiihii
Bölüm etkileşimi
