BEŞİK KERTMESİ kitap kapağı

15. bölüm / 26

" AŞK MI "

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: " AŞK MI "

Araba, Deniz’in oturduğu apartmanın önüne geldiğinde Barış freni sertçe sıktı ve motoru durdurdu. O ölümcül sessizlik, motorun susmasıyla daha da ağırlaştı.

Deniz, arabanın durduğu o ilk saniyede emniyet kemerini hızla açtı. Barış’ın yüzüne bakmadan, düz ve mesafeli bir ses tonuyla, "Bıraktığın için teşekkürler," dedi.

Kapıyı açıp kendini dışarı attı ve arkasına bile bakmadan apartman kapısına doğru yürüdü.

Barış, elleri direksiyonda çakılı kalmış bir şekilde, Deniz’in apartman kapısından içeri girişini dikiz aynasından izledi.

Kapı kapandığı an, içeride tuttuğu o nefesi öfkeyle dışarı üfledi ve direksiyonu sertçe yumrukladı. "Lanet olsun," diye mırıldandı sesi karanlık kabinde yankılanırken. Arabayı hemen hareket ettirip oradan uzaklaştı.

Deniz, anahtarla dairenin kapısını açıp içeri sızdı. Odasına geçip kapıyı kapattığında sırtını ahşaba yasladı ve derin bir nefes verdi. Üzerindeki o beyaz saten gömleği çıkarıp yatağın üzerine fırlatırken, aklına arabanın yanında Barış’ın ağzından kaçırdığı o kelime geldi: "Güzelim..."

Deniz’in kalbi o anı hatırlayınca yine tuhaf bir ritimle çarptı. Aynadaki yansımasına bakıp kaşlarını çattı. "Saçmalık," dedi kendi kendine. "Gönül eğlendirmek için söylenmiş bir laf işte. Klasik Barış taktikleri.

" Deniz, yapısı gereği bu tarz şeyleri çok fazla içinde büyüten biri değildi.

Birkaç dakika o anı düşünüp yanaklarının ısındığını hissetse de hemen kafasını sallayarak düşünceleri kovdu.

Yarın akşam Begümlere gidecekti, kafasını toparlaması gerekiyordu. Rahat kıyafetlerini giyip yatağına uzandı ve kısa süre sonra, günün yorgunluğuyla uykuya daldı.

Bu durumu o kadar da kafasına takmamıştı.

Ama şehrin diğer ucunda, Barış için gece daha yeni başlıyordu.

Barış kendi evine döndüğünde üzerindeki ceketi fırlatıp attı ama içindeki o Delta feromonlarının yarattığı huzursuzluğu ve öfkeyi bir türlü atamıyordu. Evin içinde bir aşağı bir yukarı yürümeye başladı.

Beyni adeta durmuştu ve tek bir merkez etrafında dönüyordu: Deniz.

O beyaz gömleğin içindeki zarafeti, omzunun açıklığı, dikbaşlı duruşu ve en önemlisi... o Alfanın karşısında gülüşü. Barış, o anı hatırladıkça dişlerini gıcırtatıyor, içindeki kıskançlık canavarı onu canlı canlı yiyordu.

"Neler oluyor bana?" (Mal ya ) diye bağırdı boş salona doğru. Kendine kızıyordu, çıldırmak üzereydi. O bugüne kadar kimsenin peşinden koşmamış, kimse için uykusuz kalmamış koskoca bir Deltaydı.

Şimdi ise bir Omega yüzünden aklını kaçırmak üzereydi. Ama gururu ve mantığı, bu hissettiği şeyin "duygusal bir bağ" olduğunu kabul etmesini kesinlikle engelliyordu.

"Sadece bir Omega... Ve diğerlerinden farklı olarak biraz inatçı olduğu için dikkatimi çekiyor. Başka bir şey değil,"

diyerek kendini ikna etmeye çalıştı. Yatağa yattı, gözlerini kapattı ama nereye baksa Deniz’in o hırçın bakışlarını görüyordu.

Yatakta sağa döndü, sola döndü; çarşaflar adeta ona batıyordu. Deniz’in kokusu sanki burnunun ucundaydı. Yastığı fırlattı, ayağa kalkıp balkona çıktı. İzmir'in hafif serin havasında derin nefesler alsa da içindeki o yangını söndüremedi.

Barış kendi duygularıyla, Delta gururuyla büyük bir savaşın içine girmişti ve bu savaşı kaybettikçe daha da çıldırıyordu. Deniz onun aklından çıkmıyordu.

Ertesi gün sabah oldu. Deniz uykusunu almış, gayet normal bir şekilde güne başlamıştı. Akşam Begümlere gideceği için içindekileri tamamen arkasında bırakmıştı. Ancak Barış, gözlerinin altı morarmış, sabaha kadar uyuyamamış ve kelimenin tam anlamıyla Deniz yüzünden kafayı yemiş bir halde yataktan kalktı.

Oh olsun barış ohhhhhh

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…