4. bölüm · BEŞİK KERTMESİ
"DİKKATİMİ ÇEKİYORSUN"
Taktik uçuş brifinginin ardından okulun geniş iç avlusu, öğle arası veren askeri öğrencilerle dolup taşmıştı. Ancak avlunun bir köşesi, her zamanki gibi diğer yerlerden çok daha kalabalıktı.
Barış, arkasını bir çınar ağacına yaslamış, elindeki soğuk kahve kutusuyla oynarken etrafı adeta bir hayran kulübü tarafından sarılmıştı. Okulun kadın beta pilot adayları ve diğer bölümlerden birkaç kişi, onun etrafında adeta pervane oluyordu.
Barış, o flörtöz ve çapkın doğası gereği kendisine yöneltilen bu yoğun ilgiyi hiç geri çevirmiyor; birine göz kırpıyor, diğerinin esprisine kahkahayla karşılık veriyordu. Geniş omuzları, kaslı duruşu ve yüzündeki o serseri gülümsemeyle tam anlamıyla ilgi odağıydı.
Tam o sırada, avlunun diğer ucundan Deniz göründü. Elinde bir sonraki dersin aerodinamik notları vardı. Saçlarını bu kez biraz daha yukarıdan toplamıştı; uzun boynu ve o yürürken narin bir salınımla hareket eden ince beli, askeri üniformanın içinde bile anında dikkat çekiyordu.
Düşünceli ve ciddi bir ifadeyle notlarını inceleyerek yürüyordu.
Barış, etrafındaki kızların kahkahalarını ve sorularını anında kesti. Gözleri radara yakalanmış bir hedef gibi Deniz’e kilitlendi. Deniz’in etrafına yaydığı o sakin, temiz omega kokusu, Barış’ın içindeki deltayı anında harekete geçirmişti.
"Müsaadenizle bayanlar, benim ilgilenmem gereken çok önemli bir 'taktiksel' konu var," diyerek etrafındaki kalabalığa göz kırptı ve onları arkasında bırakarak Deniz’e doğru büyük adımlarla yürümeye başladı.
Deniz, önünde beliren o tanıdık devasa gölgeyi ve burnuna gelen yoğun odunsu delta feromonlarını hissedince adımlarını yavaşlattı ama durmadı. Kafasını notlardan kaldırıp buz gibi bir bakış attı.
"Yolumu kapatıyorsun, Barış," dedi Deniz, sesi her zamanki gibi pürüzsüz ama fazlasıyla mesafeliydi.
Barış, Deniz’in tam önünde durup bir adım geri atarak onunla birlikte yürümeye başladı. Yüzünde o az önce kızlara sergilediği çapkın gülüşün aynısı vardı. "Hava yollarında yol kapatmak benim işim, biliyorsun ."
Deniz durdu ve derin bir nefes alarak bakışlarını Barış’a çevirdi. "Az önce arkanda bıraktığın o kalabalık sana yetmedi herhalde? Git şu sıkıcı ve rahatsız edici tavırlarını onlara sergile. Onlar senin bu ucuz havacı repliklerine bayılıyor gibi görünüyordu."
Barış, Deniz’in bu kıskançlık kokmayan, tamamen tiksinti ve sıkılmışlık barındıran terslemesine karşı hafifçe bozulsa da bozuntuya vermedi. Deniz’e doğru bir adım yaklaştı, aralarındaki mesafeyi neredeyse sıfıra indirdi. "Onların neye bayıldığı umurumda değil deniz . Ben sadece senin neye bayılacağını merak ediyorum. Mesela, bu akşam simülatör odasında baş başa bir gece uçuşu antrenmanına ne dersin? Söz, uçuş kurallarını biraz esnetebilirim."
Deniz, Barış’ın bu pervasızca yaklaşmasına ve ulu orta sergilediği bu çapkınlığa karşı gözlerini kıstı. O narin vücudundan beklenmeyecek bir dik duruşla Barış’ın göğsüne elini koydu ve onu sertçe geriye itti. Bu tiplerden, hele ki etrafında sürekli bir kadın ordusuyla gezip sonra gelip kendisine hiçbir şey olmamış gibi yavşayan erkeklerden nefret ediyordu.
"Bana bak Delta," dedi Deniz, parmağını Barış’ın göğsüne bastırarak. Sesi kısık ama avludaki askeri disiplini aratmayacak kadar sert ve keskindi. "Senin o esneteceğin kuralları ben senin kafana yıkarım. Karşımdaki bir Delta ya da ailemin beşik kertmesi vasiyeti umrumda bile değil. O çapkın, flörtöz tavırların midemi bulandırıyor. Bir daha benimle simülatör, kahve ya da başka bir şey adı altında flört etmeye çalışırsan, seni üst komutanlığa kişisel alanı tacizden rapor ederim. Şimdi, çekil önümden." (Oha deniz yavaş gel hayatım)
Deniz, Barış’ın cevap vermesine fırsat bile tanımadan, omzuyla onun kaslı omzuna çarparak yanından hızla geçip gitti.
Yürürken arkasından savrulan o hafif uzun saçları ve o dik duruşu, avludaki birkaç kişinin bile dönüp bakmasına neden olmuştu.
Barış, göğsünde Deniz’in parmağının bıraktığı sıcaklıkla kalakaldı. Arkasını dönüp Deniz’in uzaklaşan narin siluetine baktı. Etrafındaki kızlar yeniden ona doğru yaklaşmaya çalışıyordu ama Barış’ın gözü hiçbirini görmüyordu.
Deniz onu yine, herkesin içinde acımasızca terslemişti. Normalde sabrı çoktan taşması, "Aman, bunun kasıntısıyla mı uğraşacağım?" deyip arkasını dönmesi gerekirdi. Ama hayır... Deniz’in , o asil ve taviz vermeyen duruşu Barış’ın içindeki deltayı pes ettirmek yerine daha da delirtiyordu bu aralar Deniz barışın dikkatini fazlasıyla çekiyodu bunun nedenini barış da bir türlü kavrayamıyordu. (aşıksın nınını nınını aşıksın sen aşıksın arkadaş hsbsbsbs) Ama içindeki o dürtüler ve kafasındaki anlamsız sesler onu denize itmekten başka birşey yapmıyordu.
Barış, elindeki kahve kutusunu sıkıp çöpe fırlatırken kendi kendine gülümsedi. Arkadaşlarının yanına geri döndü.
Wuhuuu bitti heheh valla uzatmicam okuyun yorum yapın aşklar sizi seviyoreeee
Biyyy 🩵🩵
