18. bölüm · BEŞİK KERTMESİ

" İŞLER KARIŞIYOR "

ZEPHİRA ♣️♀️

Deniz, Begüm’le birlikte kalabalığın arasında gözden kaybolana kadar Barış olduğu yerde çivrilmiş gibi kaldı. Sahilde esen rüzgar saçlarını dağıtırken, içindeki Delta öfkesi yerini derin bir huzursuzluğa ve tuhaf bir boşluğa bırakmıştı.

Ellerini siyah deri ceketinin cebine sokup başını öne eğdi. Kendi kendine mırıldanmaya, içindeki o karmaşık fırtınayla hesaplaşmaya başladı.

"Normal değil lan ..." diye geçirdi içinden, sesi hafifçe hırıldayarak. "Kesinlikle normal değil. Alt tarafı inatçı,bir OMEGA ... Neden her an aklımda? Neden her sokakta karşıma çıkıyor, neden her defasında o lanet ellerim onu tutmak için kendiliğinden harekete geçiyor?"(Sen sor diye eheheh)

Sinirle başını iki yana salladı, kabul etmek istemiyordu. Aşktan, sevgiden ya da bu tarz teslimiyet içeren duygulardan hep uzak durmuştu; ona göre bunlar sadece birer zaaftı. Ve koskoca Barış, asla bir zaafa boyun eğmezdi.

"Sadece... Sadece sinirlerimi bozuyor," diye ısrar etti kendi kendine, zihnindeki o güçlü savunma duvarını ayakta tutmaya çalışarak. "Bana böyle karşı koyması, o dik başlı halleri gururuma dokunuyor. Hepsi bu! Başka bir şey olamaz. Ona karşı bir şey hissettiğimden değil, sadece... sadece meydan okunmasından nefret ediyorum."
(Yaw hehe)

Ama iç sesinin derinliklerinden gelen o acımasız gerçek, zihnini bir mengene gibi sıkıştırıyordu. Eğer mesele sadece meydan okumaksa, neden o her düşme tehlikesi geçirdiğinde yüreği ağzına geliyordu?

Neden o başka bir alfayla güldüğünde damarlarındaki kan zehir gibi kaynıyordu? Ve neden sabaha kadar gözünü kırpmadan sadece onun adını sayıkladığını kendine bile itiraf edemiyordu?

Aşık olduğunu... Ona karşı kalbinin ilk defa bu kadar gaddar ve engellenemez bir şekilde attığını hala fark edemiyor, sadece bu durumun yarattığı karmaşayla ve öfkeyle kafayı yemek üzereyken kendi içinde büyük bir savaş veriyordu.

"Lanet olsun," diye tısladı denize doğru, tekmelediği bir taş dalgaların arasına karışırken. "Beni delirtiyor... Tam bir baş belası."

Olduğu yerde daha fazla duramayacağını anlayıp arkasını döndü, öfkeyle arabasına doğru yürümeye başladı. İçindeki bu yangını nasıl söndüreceğini bilmeden, karanlık İzmir gecesinde kendi cehenneminde baş başa kalmıştı.
Keyifli okumalar canlar.