7. bölüm · BEŞİK KERTMESİ

" İSTEME Mİ ?"

ZEPHİRA ♣️♀️

Yemek sonrasında salona geçilmiş, kahveler yudumlanırken aileler arasındaki eski dostluk hikayeleri konuşulmaya başlandı daha sonra o koyu sohbet yerini yavaş yavaş daha ciddi ve beklenti dolu bir sessizliğe bırakmıştı.(Deniz elden gidiye)

Deniz, her zamanki zarif ve mesafeli duruşuyla koltuğunda dik bir şekilde oturuyor, Barış ise içindeki o duygusal karmaşayı gizlemek adına kahve fincanıyla oynuyordu.

Barış’ın annesi Leyla Hanım, derin bir nefes alıp neşeyle ellerini birleştirdi. Gözleri önce Deniz’in o narin ve göz alıcı güzelliğine, ardından kendi oğlunun bir süredir Deniz’den gözünü ayıramayan dalgın haline kaydı.

"Selmacım ," dedi Leyla Hanım, Deniz’in annesine dönerek. Sesindeki heyecan gizlenemez boyuttaydı.

"Çocuklar büyüdü, neredeyse ikiside mesleklerini ellerine aldı alacak . Bizim şu aileleri birleştirme konusunu , artık gerçeğe dönmek için gün sayıyor sanki. Diyoruz ki, madem ikisi de çarşı izninde izmirde'ler , hazır yüz yüze gelmişken şu işin adını koysak mı? Önümüzdeki ay güzel bir isteme ve söz merasimi mi yapsak?"

"İsteme mi?"(OMg Deniz bombası geliyorr)

Deniz, kelimeler annesinin ağzından dökülür dökülür dökülmez fincanı sehpaya biraz sertçe bıraktı.(Yavaş kız kahve dökülecek ) Yüzündeki o kibar ifade anında buz kesti.

Okulda Barış’ın çapkınlıklarıyla, yılışık adımlarıyla uğraşmak bir dereceye kadar katlanılabilirdi ama işin içine resmiyetin, üstelik bir "isteme" mevzusunun girmesi sabrını tamamen taşırmıştı. beli bir anda dikleşti ve, gözlerini doğrudan Leyla Hanım’a çevirdi. Saygısını korumaya çalışarak ama kelimelerine sarsılmaz bir netlik katarak konuştu.

"Leyla Teyze, ailelerimizin geçmişteki dostluğuna ve niyetine saygım sonsuz," dedi Deniz, sesi pürüzsüz ama odadaki herkesi susturacak kadar keskindi.

"Ama modern dünyada, hele ki askeri disiplinle yetişen iki insan olarak bu beşik kertmesi adetini körü körüne inanmak ... Benim için tamamen imkansız. Barış’ın nasıl bir kisilidi olduğunu, etrafındaki insanları sanırım tam olarak bilmiyorsunuz.

Benim ne karakter olarak ne de yapı olarak onun gibi... Yılışık ve çapkın biriyle bir yola çıkmam söz konusu dahi olamaz. Ben bu isteme konusunu kesinlikle kabul etmiyorum."

Deniz’in bu kadar açık ve net bir şekilde Barış’ın çapkınlığını ailelerin önünde yüzüne vurması, odada bomba etkisi yarattı. Deniz’in annesi Selma Hanım uyarıcı bir tonda "Denizciğim..." diyecek oldu ama Deniz bakışlarını çekmedi.

O sırada Barış, göğsüne saplanan ani bir sızıyla irkildi. Deniz’in onu ailelerinin önünde bu kadar kesin bir dille reddetmesi, üstelik "çapkın" diyerek mesafesini dahada arttırması gururunu fena halde incitmişti.

İçindeki Delta feromonları, reddedilmenin verdiği o ilkel öfkeyle kabardı ama tam karşısında duran saçları omuzlarına dökülmüş, o Omegaya baktığında, öfkeden çok daha derin bir şey hissetti: Kaybetme korkusu. (Sg barış )

Normalde "Ben de zaten bu saçmalığa bayılmıyorum, istemiyorum!" diyerek masayı yıkması, o bildik serseri gururunu koruması gerekirdi. Ama yapamadı.(Tabee) Dilinin ucuna gelen o sert kelimeleri yuttu. İçten içe yine o duyguyla savaştı; Deniz’in onu bu şekilde tamamen hayatından çıkarma düşüncesi, canını tahmin ettiğinden çok daha fazla yakmıştı.

Barış, boğazını temizleyip arkasına yaslandı. Yüzüne o her zamanki hiçbir şeyi umursamayan maskesini takınmaya çalıştı ama bu kez sesi o kadar da rahat çıkmıyordu.

"Annem sadece heyecanlanmış Deniz, hemen savunmaya geçmene gerek yok," dedi Barış, gözlerini Deniz’in gözlerine dikerek.

Sesinde hafif bir meydan okuma ama alt metninde garip bir ricayla devam etti. "Ayrıca okul dertlerimi buraya taşımayalım. Çapkınlık dediğin şey... belki de sadece doğru kişiyi bulamamaktır, kim bilir? İsteme işi şu an için aceleye gelmiş olabilir ama bu, gelecekte ne olacağını bildiğin anlamına gelmez."(Oha barış ne dion olm sen ben şok)

Deniz, Barış’ın bu laf cambazlığına ve hala durumu flörte çevirmeye çalışan tavrına karşı alaycı bir şekilde hafifçe gülümsedi. "Gelecekte ne olacağını çok iyi biliyorum Delta. Ve o gelecekte sen yoksun."(Büyük konuşma denizcim)

Leyla Hanım ve Selma Hanım aradaki bu yüksek gerilimi fark edip hemen araya girerek konuyu değiştirmeye çalışsalar da, ok yaydan çıkmıştı bir kere.

Gecenin geri kalanında Deniz, odadaki varlığını en aza indirerek sadece nezaketen oturdu. Barış ise hayatının en büyük iç savaşını yaşıyordu. Deniz’in bu asil, zoru oynayan değil, gerçekten kendisini istemeyen o dik duruşu onun sabrını da, gururunu da paramparça ediyordu.

Git gide bu omegaya daha çok çekildiğini hissediyor, hissettiği bu yoğun aşkı reddetmek için kendine bahaneler üretmeye çalışıyordu ama kalbi çoktan teslim bayrağını çekmek üzereydi.

Ohaaa bölüm olaydı sizce ?
Yorumlarınızı bekliyom ne kadar yapamayacağınızı bilsemde aman neyse
Sizi seviyoree biyyyy
🫶🫶🫶🫶💋