8. bölüm · ALAZIN GÖLGESİNDE
5 ZORUNLULUK
Sabah olmuştu.
Yağmurlu bir Rize sabahıydı. Camlara vuran damlalar odanın içindeki sessizliği daha da belirginleştiriyordu.
Suay gözlerini yavaşça açtı.
Bir an nerede olduğunu anlayamadı. Sonra geceyi hatırladı.
Gri-yeşil tekli koltukta uyuyakalmıştı. Boynu tutulmuştu. Üzerindeki ince örtü yarıya kadar düşmüştü.
Suay doğrulup etrafa baktı. Gurur hâlâ uyuyor sandı.
Sonra dikkat etti. Koltuk boştu.
Gitmişti.
Battaniye toplanmıştı bile.
Demek ki o, Suay uyanmadan çıkmıştı.
Suay içinden bir şeylerin sıkıştığını hissetti ama belli etmedi. Yavaşça ayağa kalktı. Üzerini düzeltti. Getirdiği kıyafetlerden giydi. Aynanın karşısına geçti.
Hızlı ama özenli bir makyaj yaptı.
Göz altındaki yorgunluğu kapatmaya çalıştı.
“Belli etmeyeceksin.” diye fısıldadı kendi kendine.
Sonra aşağı indi.
Kahvaltı masası henüz hazırlanıyordu. Hizmetliler telaşla çay koyuyor, tabakları yerleştiriyordu. Suay kapının eşiğinde birkaç saniye durdu. Bu eve ait değilmiş gibi hissetti.
“Günaydın…” dedi ifadesizce.
Samet Bey başını kaldırdı.
“Günaydın kızım. Gel otur.”
Suay sandalyeye geçti. Elleri dizlerinde kenetlendi.
Birkaç dakika sonra Gurur içeri girdi. Üzerini değiştirmişti. Yüzü her zamanki gibi kontrollüydü.
Göz göze geldiler.
Sadece bir saniye.
“Günaydın.” dedi Gurur.
O da oturdu.
Masada bir süre sessizlik hâkimdi.
Sonra Samet Bey konuştu:
“Düğün için her şey tamam. Hazırlıklar bitti. Yarın sabah resmi işlemler hallolur.”
Suay’ın parmakları hafifçe sıkıldı.
“Bugün yüzükler takılacak.”
Bakışlarını sertleştirdi.
“Asla zorla evlendirildiğinizi belli etmeyeceksiniz. Kimseye Alazkıranlar zorla kız alıyor dedirtmem.”
Sözler ağırdı.
Suay başını hafifçe salladı.
Gurur da aynı şekilde onayladı.
Kahvaltı başladı.
Ama Suay hiçbir şeye dokunmadı.
Çatal eline gidip geri geliyordu.
Sadece tabağa bakıyordu.
Gurur bunu fark etti.
Yağmur sesi dışarıda artmıştı.
Masadaki herkes normalmiş gibi davranıyordu.
Ama iki kişi için hiçbir şey normal değildi.
