27. bölüm / 30
ALAZIN GÖLGESİNDE24 SIĞINDIĞIM YER
Bölümler 30Şu an: 24 SIĞINDIĞIM YER
- 1 SUAY SELAS ALAZKIRAN29 kelime
- 2 GURUR DENİZ ALAZKIRAN18 kelime
- 3 1 TESLİM552 kelime
- 4 2 SİSLER VE HİSLER487 kelime
- 5 3 TANIŞMA320 kelime
- 6 4 SOĞUK374 kelime
- 7 5 ZORUNLULUK254 kelime
- 8 6 BİR YÜZÜK KADERİ DEĞİŞTİREBİLİRMİ?454 kelime
- 9 7 HENÜZ KAÇABİLİRDİM1.024 kelime
- 10 8 ARTIK ALAZKIRAN650 kelime
- 11 9 ROLMU YAPIYORUZ?815 kelime
- 12 10 GEÇMİŞ718 kelime
- 13 11 SADECE SORUMLULUK1.174 kelime
- 14 12 YANLIZ840 kelime
- 15 13 KENDİ YERİNE2.071 kelime
- 16 14 KAYBETMEK VE TRAMVALAR832 kelime
- 17 15 BİRLİKTE1.560 kelime
- 18 16 BIRAKSAYDIN DÜŞERDİM1.537 kelime
- 19 17 GİTME1.698 kelime
- 20 18 SESSİZCE YANIMDA3.883 kelime
- 21 19 BİR ÇİLEKLİ SÜT MESELESİ751 kelime
- 22 20 SENİN İÇİN754 kelime
- 23 21 O GÜN Kİ GÖRDÜM SENİ2.319 kelime
- 24 22 GİTMEKLE KALMAK ARASINDA822 kelime
- 25 23 TÜM KIVILCIMLAR ŞUAN YANIYORDU631 kelime
- 26 24 SIĞINDIĞIM YER2.614 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 25 BİR DAHA SÖYLE2.005 kelime
- 28 26 KARADENİZ GİBİ2.069 kelime
- 29 27 SU2.106 kelime
- 30 28 GÜLÜNCE KISILAN GÖZLERİN2.469 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İkimizde sessizdik sabahki şeylerden sonra aynı zamanda utangaçtıkda ortamın sessizliğini bozan şey Gururun çalan telefonu oldu. Arayan Samet Beydi "Oğlum neredesiniz siz öğleye kadar burada olun Sevim teyzenler gelecek" dediğini duydum Gurur "Tamam baba" diyerek telefonu kapattı bana baktı "Öğle vaktinede yarım saatten az kalmış" diyerek elini bana uzattı "gidelim"
"Peki" diyerek onayladım karşılık olarak elini tuttum ve birlikte arabaya doğru yürümeye başladık ben açmafan önce elini uzatıp kapıyı açmıştı bile birlikte oturduk.
Yağmur damlalarının ritmine kapılmışken eve vardığımızı hissetmiştim.Samet Bey evin girişinde bizi bekliyordu arabadan indik ve eve doğru yöneldik.
"Gurur ve Suay şimdi Sevim teyze,Kocası ve iki oğlu ile bir kızı gelecek Gurur sen Sevim teyzeyi bilirsin dedikodu sever laflarınıza dikkat edin yanındayken"dedi sonra bana baktı ve"Kızım buralarda evlendikten sonra çocuğun olmazsa senin hakkında kötü dedikodular çıkar"donup kalmıştım çocuk yapınmı diyordu?asla olmazdı. Şaşkın gözlerimi görünce "Belirtiler varmış gibi davran ama asla birşey söyleme"deyince rahatladım "Çok saçma"dedim.
"Buralarda böyledir kızım alış" dedi. Sert değildi ama netti.
"Gurur biraz daha Alazkıran Erkeği gibi giyinsen olmuyormuydu?" Dedi Samet bey ne vardıki tipinde gayet normaldi her zaman gömlek ve pantolon giyecek değildi ya kendimi tutamadım ve "Ne varki halinde"dedim.
"O anladı beni"diyerek Gurura buz gibi bir ifadeyle baktı.
Samet Bey uzaklaşınca Gururun ağzının içinden birşeyler homurdandığını duymuştum gözleryle yukarı çıkmamızı işaret etti odaya vardığımızda üzerinde giydiği dar tşört ve pantolonu vardı bende değiştirip çicekli bir etek ve dar beyaz bir tşört giymiştim
mecburdum
Gururun bakışlarını üzerimde hissettim "Etek yakışmış"dediğini duydum aslında benimde hoşuma gitmişti "Teşekkür ederim" diye karşılık verdim çalan kapıhı hizmetlilerden Nimet hanım açmıştı. İçeri 40lı yaşların ortalarında gibi görünen bir adam ve bir kafın girdi yanlarında ise 3 tane çocuk vardı kapıda herkes sarılıp selamlaşıyordu bende yaptıklarını yaptım"Hoşgeldiniz"dedim.
"Hoşbuldum kizum maşallah"
Karadeniz şivesiyle konuşuyordu. dikkat ettiğim şey ise bu evdekiler hiç şiveyle konuşmuyorlardı yıllardır burada olmalarına rağmen İstanbul Türkçesi ile konuşuyorlardı.
İçeri geçtik her birimiz koltuklarda ve sandalyedeyik bende Samet Beyin verdiği görevi yerne getirecektim gözleri hep üstümdeydi Sevim Teyze ise bana sorular soruyordu.
"Ailen nerededu kizum?"
"Ailem..."bir süre düşündüm "Babamı henüz küçükken kaybettik.Annem ve kardeşim ise depremde vefat ettiler.Abimde vuruldu"
Gözlerini büyüttüğünü gördüm "Allah rahmet eylesun sabur versun kizum benum."
"Sağol Teyze"diye karşılık verdim söylediklerime ben bile inanamıyordum benim gerçekten kimsem yoktu ama alışmıştım.
Samet beyim bakışları hala üzerimdeydi Gurur ise hemen yanımda bir anda elimi karnıma koydum sonra Samet beye baktım gülümsemesini görebiliyodum o sırada hizmetliler sofra kuruyordu ama yere kuruyorlardı bu ailenin ilk defa yerde yemek yediğini görüyordum.
Samet Bey "Buyurun sofraya geçelim" diyerek Sevim Teyze ve Eşi Murat amcaya baktı birlikte yerdeki büyük daire şeklindeki sofraya oturdum çay karıştırma sesleri ortamı dolduruyordu sohbet hızla akıyordu.
Elimle Gururun bacağına dokundun bir an başımı eğdim Gurur sanki teleşlanmış gibi bana bakarak "İyimisin canım"dedi
"İyiyim canım midem bulandı bir an"dedim
"Sevim teyze koluyla Murat amcayı dürtüyordu Murat amcada gülümseyerek bize bakıyordu
"Yüklü misun kizum" dedi ne dediğini anlamamıştım alık alık göz kırpmaya başladım durumu Gurur kurtardı "Değil amca"
"Hadi öyle olsin"
Herkes sohbet ederken arkadaki çocuklara takıldı gözüm erkek olanlar büyümüştü ama kız hala minikti "Çok tatlısın sen" dedim neşeyle "ismin ne senin minik"
"İsmim Elay Şuay abla"bana Şuay diyordu ismimi hitap etmekte zorlandığını anlamıştım "Ne güzel"dedim sonra annesinin yanına yaklaştığını gördüm "Anne ben çok sıkıldım" dedi
Sevim abla ise bana döndü "Kızım Elayı biraz oynatirmisun sağa zahmet"
"Tabiki" diyerek gülümsedim "Gele bakalım buraya" deyip elinden tuttum köşede çantasından çıkardığı minik oyuncaklarını bana gösteriyordu "Bak bu senin buda benim hadi oynayalım"dedi neşeyle.
Elime aldığım oyuncaklara bakıyordum çok tatlılardı belkide benim hiç olmadığı için bu kadar hoşuma gidiyorlardı biz oyuncaklarla oynarken Gururun bizi izlediğini farkettim.Elimdeki peluş oyuncak tavşanı ona doğru kaldırdım "Çok tatlı" der gibi baktım gülümsediğini gördüm.
"Şuay abla baak" derken sesi kendi gibi sevimliydi "Çok güzel canım"dedim bir süre daha oynadıktan sonra ayıp olmaması için yanlarına geri geçtim.
Sevim abla bana bakıyordu "çocukta pek yakiştu ha"demişti ne aşakaydı şuan gerçekten garipti buradaki insanlar ama bozulmaması için gülümseyerek karşılık verdim. Sonra erkek çocuklarına döndü gözlerim "Sizin isimleriniz ne canım" diye sordum.
Büyük olan "Benimki Sancar kardeşiminki ise Uraz" dedi
"Ne güzel.peki kaç yaşındasınız"
"-Ben 16" dedi Sancar.
Uraz ise "Bende 13 ablacım" dedi.
Gerçekten saygılı ve efendi çocuklardı.
Bende role devam etmem gerektiğini anlamışrım yüzümü ekşittim ve hızla sofradan kalkıp tuvalete girdim sanki midem bulanmış gibi rolleniyordum şuan yaptıklarım o kadar saçma geliyorduki ama kendimi role kaptırmıştım.kapının çalfığını duydum kıyılayıp baktığımda gelen Gururdu.Gülerek "Gel" dedim oda gülüyordu "canım rol yap dedikte bu kadarda değil"diyerek minik bir kahkaha attı.
Ona baktım ve "İlk sen git eğerki sorarlarsa "Birşey yok midesi bulanmış de canım"dedim.
Gülümsedi ve "Tamam" dieyip yanımdan ayrıldı konuşma seslerini duyabiliyordum Gurura sordukları soruyuda duymuştum Samet Bey "Ne oldu oğlum Suay iyimi?"diye sordu
Gurur ise "İyi baba bir an midesi bulanmış" dedi sonradında bende çıktım Zeynep Hanımın "İyimisin kızım" dediğini duyunca "İyiyim" deyip gülümsedim.Murat Amca ve Sevim Teyzenin kendi aralarında konuştuğunu gördüm bizim hakkımızda olduğu kesindi.
Bir süre daha oturup sohbet ettik sonrasında "Samet Ağam Bize müsade hayurlu günler sizlere"dedi Murat Amca ve evden ayrıldılar kapının önünde Elaya bakıp el salladım oda gülümseyip bana el salladı Gurur gülümseyerek bana bakıyordu bende "Çok şirin değilmii"dedim
"Çok şirin" diye karşılık verdi.
Onları yolculayıp içeri geçtiğimizde Samet Bey bana bakıyordu "İyiydin Suay kızım"dedi
Gülümsedim.
O sırada kapı çaldı gelen Semih ve Zeyn Ata'ydı Samet Bey sorgular gibi baktığında "Kusura bakma baba Ablamın birkaç işi vardı oma yardım için gittik biraz geciktik"dedi Semih
"Biriniz gitse ne oluyordu?"
İkisininde başı eğikti "Kaldırın başlarınızı"diye bağrınca irkildim masum masum Gurura baktım yanıma biraz daha yaklaştı ve "her zamanki halleri canım" dedi kısık bir sesle.
Semih ve Zeyn başlarını kaldırdığında ikisinin de yüzü gerilmişti. Samet Bey sert bakışlarını bir süre daha üzerlerinde gezdirdi. “Bir daha söylediğim saatte burada olacaksınız.” Sesi yüksek değildi ama öfkesini hissettiriyordu. “Tamam baba,” dedi Semih. Zeyn ise sadece başını salladı. İkisi de çocuk gibiydi o an. İçim sıkıştı. Gurur’un dediği gibi her zamanki halleri değildi bu. Bu… alışılmış bir korkuydu, belli oluyordu. Samet Bey birkaç saniye daha baktıktan sonra arkasını dönüp çalışma odasına geçti. Kapı kapanır kapanmaz salondaki hava değişti. Semih derin bir nefes verdi. “Allah’ım ya…” Zeyn koluna vurdu. “Sus salak.” Deren merdivenlerden iniyordu. “Ne oldu yine?” diye sordu. Semih omuz silkerek cevap verdi. “Babamız bize sevgisini gösterdi.” Deren göz devirdi. Ben istemsizce gülümsedim ama içimde bir burukluk vardı. Gurur bunu fark etmiş olacak ki omzuma hafifçe dokundu. “Çıkalım mı?” Başımı salladım ve birlikte yukarı çıktık.
Odaya girdiğimizde kapıyı kapattı. İçeride sessizlik vardı. Üzerimde garip bir ağırlık hissediyordum. Gurur ceketini çıkarıp koltuğa bıraktı, sonra bana döndü. “N’oldu?” dedi. “Bir şey yok.” Kaşını kaldırdı. “Suay.” Ses tonu sakindi ama ısrarcıydı. İç çektim. “Baban…” dedim. Bakışları değişti. Ne diyeceğimi bekliyordu. “Hep böyle mi?” Bir süre konuşmadı, sadece bana baktı. Sonra yüzünü hafifçe başka yana çevirdi. “Evet.” Tek kelimeydi ama ağırdı. Yavaşça yatağın kenarına oturdum. “Niye?” dedim. Gurur kısa bir kahkaha attı ama içinde neşe yoktu. “Alazkıran olmak böyle bir şey.” Kaşlarım çatıldı. “Saçma.” Bu sefer gerçekten hafifçe güldü. “Biliyorum.” Başını eğdi, sonra yavaşça konuşmaya başladı. “Çocukken converse giyerdim ya…” “Evet?” “Babam bir gün herkesin içinde kesti ve yırttı.” Gözlerim büyüdü. “Niye?” “Alazkıran erkeği öyle giyinmezmiş. Alazkıran’a başlayacağım şimdi…” Ses tonu dümdüzdü ama altındaki kırgınlığı duyuyordum. Kalbim sıkıştı. Bir süre sustum, sonra dayanamayıp tekrar ettim. “Bu çok saçma.”
Gurur bana baktı. Bu sefer gözlerinde yumuşak bir şey vardı. “Senin bunu söylemen iyi geliyor.” Neden bilmiyorum ama o cümle içimi ısıttı. Yavaşça ayağa kalktım. Ona doğru bir adım attım, sonra bir tane daha. Tam karşısında durdum. Bir an tereddüt ettim, sonra elimi kaldırıp saçlarını düzelttim. Çok doğal bir hareketti ama ikimizi de durdurdu. Gurur dondu. Ben de ne yaptığımı yeni fark ettim. Elimi geri çekecektim ki bileğimden hafifçe tuttu. Nefesim kesildi. Bana uzun uzun baktı. “Çekme,” dedi çok alçak bir sesle. Kalbim deli gibi atıyordu. Elimi bırakmadı, avucunun içine aldı. “İyi ki varsın, Suay.” Gülümsedim. “Sen de.”
Tam o sırada kapının tıklandığını duyduk. “Gel,” dedim. Kapı açıldı, gelen Semihti. “Abi… Lara gelmiş.” Gurur’un yüzü anında sertleşti. “Ne demek Lara gelmiş? Onun buraya girmesi yasak.” Semih omuz silkti. “Bilmiyorum abi ama aşağıya gelmeniz lazım.” Birlikte aşağı indik. Merdivenlerden inerken Gurur’un eli elimdeydi. Lara’yı gördüğü an elimi daha sıkı tuttu. Ona ters ters bakarak, “Ne oldu?” dedi. Lara alaycı bir gülümsemeyle baktı. “Hoş bulduk Gurur Bey. Yine çok mutlusunuz.” Gurur’un yüzünde tek bir ifade bile değişmedi. “Ne söyleyeceksen söyle. İşim var.” Lara küçümseyerek bana baktı. “Ne işin var Allah aşkına? Yanındaki çilliyle mi işin?” Yalandan bir kahkaha attı. Gurur’un çenesi gerildi. “Karımın çillerinden sana ne be?”
Lara göz devirdi. “Seni görmeye geldim.” Gurur bir adım öne çıktı. “Defol git. Senin Alazkıran topraklarına girmen yasak. Kim aldı seni içeri?” Lara umursamazca omuz silkti. “İzin alan yoktu zaten.” Sonra küçümseyerek tekrar bana baktı. “Bir de asla âşık olmayacağını söylemiştin. Ne bu el tutmalar falan?” “Sanane?” diye çıkıştı Gurur. “Bir an önce bu evden defolup gidiyorsun.” Sesi öyle sertti ki ben bile irkildim. Lara alayla güldü. “Hiç değişmemişsin. Sana inanamıyorum. Benim yerime bu sulugözü mü seçtin gerçekten?” Beni kastediyordu. Birkaç saniye ona baktım. Sonra sakince konuştum. “Bu kadar kudurmayın Lara Hanım. Emin olun, sulugöz dediğiniz biri bazen sizden kat kat daha iyi çıkabiliyor.” Lara göz devirdi. Tam o sırada arkadan Samet Bey’in sert sesi duyuldu. “Benim müsaadem olmadan bu topraklara kimse giremez.” Gurur gerildiğimi anlamış olmalıydı ki beni bir adım arkasına aldı. Samet Bey’in bakışları buz gibiydi. “Çık buradan. Ve bir daha gelme.” Lara hızla ayağa kalktı. “Size meraklı değilim zaten,” diyerek konağı terk etti. Bu meselenin burada bitmiş olmasını umuyordum.
Gurur bakışlarını bana çevirdi. “Boşver. Gel gidelim, geç oldu.” Birlikte yukarı çıktık. O siyah tişörtünü ve gri bol eşofmanını giymişti. Ben de beyaz tişörtümle gri eşofmanımı giymiştim. Saçlarım dağılmıştı ama umursamadım. Makyajımı silip koltuğa geçecektim ki Gurur bir anda ayağa kalktı. “Gel buraya.” Ne olduğunu anlamadan beni tek hamlede kucağına aldı. “Gurur, ne yapıyorsun?” diye hafifçe çırpındım. “Yatağa geç.” Sesi netti. İnatlaşmadım. Çünkü haklıydı. Yatak gerçekten daha rahattı. Başımı yastığa koyar koymaz gözlerim kapanmaya başladı. O kadar uykum vardı ki… daha ne olduğunu anlayamadan derin bir uykuya daldım.
Rüyada mıydım yoksa gerçek miydi, tam anlayamadığım o aradaydım. Kulaklarıma önce tıkır tıkır sesler geldi. Gözlerimi araladığımda yatağın hafifçe sallandığını hissettim. Birkaç saniye öylece kaldım. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sonra zemin yeniden sallandı. Bu sefer daha sertti. Dolabın kapağının sertçe çarpışını gördüm.
Gözlerim bir anda açıldı.
Nefesim boğazıma takıldı.
“Hayır… hayır, hayır…”
Mırıldandım.
Ve bir anda yıllar önceki o gece gözlerimin önüne geldi.
Karanlık.
Annemin son kez duyduğum sesi.
Kardeşimin acı dolu çığlıkları.
Beton sesleri.
Boğazım düğümlendi. Sanki bulunduğum oda bir o geceye, bir bugüne dönüşüyordu. Gözlerim korkuyla etrafta dolaşırken Gurur’un gözlerini araladığını gördüm.
“Suay?”
Sesi telaşlıydı.
Kor gibi yanıyordu içim. Kalkıp bir yere sığınmamız gerekiyordu ama bedenim kıpırdamıyordu. Sadece titriyordum.
“Deprem…”
dedi Gurur, sesi bu kez daha netti.
Hemen doğruldu. Bana doğru uzandı.
“Buraya gel Suay.”
Telaşla yanıma gelip belimden kavradı ve beni kendine çekti. Birlikte yatağın kenarına sığındık. Nefes alışverişim sertleşmişti, hızlanıyordu. Göğsüm sıkışıyordu.
Gurur bir şeyler mırıldanıyordu.
Dua ediyordu.
Ama ben onu tam seçemiyordum.
Silueti bir an Gurur’a, bir an abime dönüşüyordu. Kafam karmakarışıktı. Ne gerçekti bilmiyordum.
Beni büyük gövdesine daha çok çekti.
Arasında kaybolmuş gibiydim.
Başımı biraz daha koynuna soktum.
Boğazımdaki düğüm hıçkırığa dönüştü.
Gözlerim dolmuştu.
Sonra gözyaşlarım akmaya başladı.
Beni daha sıkı kavradı.
Ev iki katlıydı ama öyle sert sallanıyordu ki kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Hıçkırıklarım durmuyordu. Ona sımsıkı sarıldım.
Depremin yavaşladığını hissettiğimiz anda kulağıma eğildi.
“Gel.”
Kolunu omzuma doladı.
Beni neredeyse tamamen kendine yaslayarak hızlı adımlarla aşağı indirdi.
Ben hâlâ o eski gecedeydim.
Olanları tam idrak edemiyordum.
Merdivenlerden inerken ayaklarım titriyordu. Eğer beni tutmasa yere yığılırdım.
Evin diğer üyeleri çoktan dışarı çıkmıştı.
Zeynep Hanım bizi görünce telaşla yaklaştı.
“Kızım, oğlum… iyi misiniz?”
Sesi titriyordu.
Kızarmış gözlerimi görünce sustu.
Hepsi biliyordu.
Yıllar önce depremde yaşadıklarımı, annemi ve kardeşimi kaybettiğimi biliyorlardı.
Bakışları buruklaştı.
Samet Bey ciddi bir sesle konuştu.
“Bu gece eve girmiyoruz. Herkes arabalara. Çiftlik evine gidiyoruz.”
Nasıl oldu bilmiyorum ama hepimiz tek arabaya sığdık. Araba büyüktü; arka arkaya üç sıra koltuk vardı. En önde Samet Bey ve Zeynep Hanım oturuyordu. Onların arkasında Semih, Zeyn ve Deren vardı.
En arkadaysa ben ve Gurur.
Hava buz gibiydi.Tam da o geceki gibi.
Gurur bir kolunu omzuma dolamıştı. Korktuğumu belli etmek istemiyordum ama gözyaşlarımı bile silmemiştim.
Ellerimle gözlerimi kapatmıştım.
Sessizce ağlıyordum.
Gurur’un diğer eli belimle karnımın arasında biryerdeydi yerdeydi. Sahiplenici, koruyucu bir tutuşla beni kendine bastırıyordu. Parmaklarının sıcaklığı ince tişörtümün üzerinden bile hissediliyordu.
Hiç konuşmuyordu.
Ama ara ara başını saçlarıma yaslıyor, nefesini hissediyordum.
Sanki oradayım demek ister gibi.
Araba karanlık yolda ilerlerken bir ara hıçkırığım yeniden yükseldi.
Kendimi tutamadım.
O an Gurur kolunu biraz daha sıktı.
Başını kulağıma yaklaştırdı.
Ve çok alçak bir sesle fısıldadı:
“Geçti.”
Bir damla daha süzüldü yanağımdan.
Gözlerimi kapattım.
Titreyen dudaklarımdan farkında olmadan tek bir kelime döküldü.
“Gitme…”
Gurur hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
“Gitmem, Suay.”
Çiftlik evine vardığımızda saat gece üçe yaklaşıyordu. Hepimiz bitkin görünüyorduk. Uyku göz kapaklarımıza ağırlık yapıyordu ama yaşananların etkisiyle kimsenin yüzünde tam bir rahatlama yoktu.
Arabadan indiğimde gece ayazı tenime çarptı. Ürperdim.
Dışarıdan gördüğüm kadarıyla tek katlı, küçük bir evdi. Etrafı ağaçlarla çevriliydi. Yağmurdan sonra toprağa sinen o keskin koku her yere yayılmıştı. İçime çektim. Garip bir şekilde rahatlatıyordu. Sanki biraz önce yaşadığımız korkunun üstünü örtüyordu.
İçeri girdiğimizde evin tertemiz olduğunu fark ettim. Eşyalar yeniydi, belli ki sık sık kullanılmıyordu ama her şey düzenliydi. Loş sarı ışık duvarlara vuruyor, ortama sıcak bir hava katıyordu.
Fakat içeride sadece tek bir yatak odası vardı.
Gurur, Semih ve Zeyn arabadan kalan eşyaları taşımak için yeniden dışarı çıktılar. Deren ile Zeynep Hanım diğer odadan battaniyeler, yastıklar ve döşekler getiriyordu.
Samet Beyin bakışlarını üzerimde hissettiğimde ayağa kalktım.
“Ben de yardım edeyim…”
Tam adım atacaktım ki Samet Bey’in sesi geldi.
“Otur kızım.”
Duraksadım.
Bakışlarımı ona çevirdim.
Yanıma doğru geldi ve koltuğa oturdu. Yüzünde her zamanki sert ifadeden eser yoktu. İlk kez bana gerçekten bir baba gibi bakıyordu.
O an gözlerimin yeniden dolduğunu hissettim.
Samet Bey derin bir nefes aldı, sonra yumuşak bir sesle konuştu.
“Seni çok iyi anlıyorum kızım.”
Bir anda boğazım düğümlendi.
“Utanma. İçini dökebilirsin. Belki ailen burada değil…”
Kısa bir duraksamadan sonra devam etti.
“Ama biz hep senin ailen olacağız.”
Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı.
Sesi öyle içtendi ki yıllardır içimde biriktirdiğim o eksiklik, o boşluk bir anda büyüyüp boğazıma oturdu.
Samet Bey gözlerimin içine bakarak hafifçe gülümsedi.
“Bir de Bey diye hitap etmene gerek yok. İstersen baba diyebilirsin.”
O cümleyi duyduğum an hıçkırığım koptu.
Gözyaşlarım hızla akmaya başladı.
Yıllardır ilk kez kendimi gerçekten yalnız hissetmiyordum.
Titreyen dudaklarımla zar zor konuştum.
“İyi ki varsınız…”
Samet Bey gözlerini kaçırdı. O da duygulanmış gibiydi. Sonra hiç tereddüt etmeden bana doğru eğilip koruyucu bir baba sarılışıyla sarıldı.
Bu sert, güçlü adamın sarılışı şaşırtıcı derecede koruyucuydu.
“Sende kızım,” dedi.
Sesi çatallanmıştı.
Bir süre öyle kaldık.
Sonra geri çekildi. Yüzüme baktı. Buruk ama sıcak bir gülümseme vardı yüzünde.
Ben de utangaçça gülümsedim.
Bir anda fazla duygulandığımı fark edip toparlanmaya çalıştım.
“Ben… Gurur’a bakayım o zaman.”
Başımı hafifçe eğip hızla yanından uzaklaştım.
Salona geçtiğimde herkes hazırlıkları bitirmişti.
Deren ve Zeynep Anne çoktan yatakları sermişti. Bir koltukta Samet Baba ile Zeynep Anne yatacaktı. Deren diğer koltuğa yerleşmişti. Yere serilen geniş döşekte Semih ile Zeyn uzanacaktı.
Kalan son koltuk ise Gurur’la banaydı.
Gurur beni görünce birkaç saniye yüzüme baktı.
Ağladığımı anlamış gibiydi ama bir şey sormadı.
Sadece bakışları yumuşadı.
Kısa bir sohbetten sonra herkes yerleşti. Zaten birkaç saate gün ağaracaktı.
Işıklar kapandığında oda karanlığa gömüldü.
Sessizlik çöktü.
Duvar kenarına uzandım. Gurur hemen arkamda yerini aldı ama rahatsız olmamam için mesafesini koruyordu. Bana değmemeye çalıştığını hissedebiliyordum.
İçimde tuhaf bir sıcaklık yayıldı.
Yavaşça ona doğru döndüm.
Başta şaşırdı.
Sonra tek kolumu üzerine attım.
Ay ışığının vurduğu yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
Hiç konuşmadan bana döndü.
Bir kolunu belime doladı.
Beni kendine çekti.
Başımı göğsüne yasladım.
Kalp atışlarını duyabiliyordum.
Düzenli, sakin, güven veren bir ritim.
Biraz daha koynuna sokuldum.
Parmakları saçlarımın arasında dolaştı.
Ve uzun zaman sonra ilk kez…
Gerçekten güvende hissettim.
Gözlerim kapanırken son hissettiğim şey, Gurur’un dudaklarının saçlarıma bıraktığı o küçücük öpücük oldu.
O an anladım.
Artık yalnız değildim.
Bölüm etkileşimi
