31. bölüm · ALAZIN GÖLGESİNDE

28 GÜLÜNCE KISILAN GÖZLERİN

✩‏𖦹♪ Rn

1 Hafta Sonra
Günler geçmişti. Gurur ile günlerimiz çok güzel ve anlamlı geçiyordu. Oysa her şey ne kadar da karanlık, ne kadar mecburiyetten ibaret başlamıştı bizim için...Bizi birbirimize bağlayan o görünmez, demir zincirler zamanla erimiş; yerini kalbimin her köşesine sızan kadife bir sıcaklığa bırakmıştı. Bana her "Su" deyişinde, içimdeki o dik başlı, incinmekten korkan kızın duvarları bir bir yıkılıyordu.
Başımı yastıktan kaldıramayacak kadar halsizdim.Bir güç toplayıp yataktan kalktığımda saatin bu kadar geciktiğini farkedememiştim.Aşağıya inmem gerekiyordu hızlıca bir makyaj yaptım,Saçlarımı iki yandan biraz tutam alarak arkadan bağladım.çok uykum var gibiydi ama gece boyunca aralıklı olarak sürekli uyanmıştım asla uyuyamıyordum.yüzüme düşen perçemleri ve kahkülleri geriye attım.Pantolonumu ve toz pembe bluz'umuda giyip aşağıya indim merdivenlerden indiğimde aşağıda tüm aile bireyleri yoktu tanımadığım üç kişi vardı bir adam,bir kadın ve kadının kucağındaki minik kız bebek.
"Günaydın canım"dedi Gurur.
Sonrasında adamı göstererek "Çok yakın bir arkadaşım arkadaşım demeye kalmaz kardeşim gibi ve eşi ile kızı"
Gülümsedim ilk önce kadına bakarak "Hoş geldiniz,ben Suay"
"Hoşbulduk canım ben Mihra."kucağındaki bebeği göstererek "Kızım Alin."
Yandaki adam ise "Bende Baturay Bilgin, yenge"
"-Memnun oldum"
Beni nerden tanıyorlardı ve Gurur'un çok yakın arkadaşıysa bu zamana kadar neden görmemiştim? Bütün bu soruları soracaktım.
Masada çok güzel bir kahvaltı vardı,normalde kahvaltıda iştahım olmaz ama nedensizce acıkmıştım. Gurur'un "Hadi masaya geçelim" demesiyle masaya doğru yürüdük.
Oturduğumuzda yaşımızdan vb. bahsettik.herşeyden haberleri olduğunu öğrendiğimde yine şok olmuştum ve ardından Baturay dediği adama baktım.
"Tüm bunları nereden biliyorsunuz ki?sizi daha önce görmemiştim."
"-Sen henüz bu konağa gelmeden aylar önce bende İstanbuldaydım,Bebeğimizin doğumuna çok az kala evlendik.Doğumu ve biraz büyümesinde ordaydık ve şimdide Rize'ye yerleştik.Bu süreçte Gurur'la iletişimimizi kesmedik bu yüzden herşeye hakimim yenge."
"Anladım,Ne güzel." Dediğimde Gurur'a ters ters baktım "Peki bana neden hiç bahsetmedin Gurur."dediğimde Gurur bana bakıyordu.
"-Gerçekten hiç vakit bulamadım Güzelim,en iyisi böyle birlikte tanışalım istedim."
Sohbet çok samimi bir şekilde ilerledi Mihra gerçekten kafadengi ve eğlenceli bir kadındı ayrıca çokta güzeldi,gözleri bal rengiydi saçlarıda kumralın en açık hali'ydi.Eşi Baturay'ın ise gözleri yemyeşildi kızları Alin'in gözleri babasına çekmişti onunkide çipil çipil yemyeşil gözlerdi.Çok tatlı bir çekirdek ailelerdi.
Bir süre sonra Alin sıkılmış olacak ki Mihra'nın kucağından bana doğru uzandı.
"Alır mısın?" diye gülümsedi Mihra.Seve seve kollarımı uzattım.Alin bana geçer geçmez minik parmaklarıyla yüzüme dokunmaya başladı.
"Ayy, sen ne tatlı şeysin böyle?"
Minik kız kahkaha attı.
Mihra gülmeye başladı.
"Normalde yabancılara gitmez."
Ben de şaşkınlıkla Alin'e baktım.
"Demek anlaştık."
Baturay çayından bir yudum aldı.
"Yenge, dikkat et. Bu kız birine alışınca bırakmıyor."
Tam o sırada Alin benim omzumdan Gurur'u gördü.
Kocaman gözleriyle birkaç saniye baktı.
Sonra minik ellerini ona doğru uzattı.
Ben gülmeye başladım.
"Gurur."
"Efendim?"
"Birisi seni istiyor."
Kaşlarını kaldırdı.
"Beni mi?" Alin mızıldanınca istemsizce kollarını uzattı. Minik kız Gurur'un kucağına geçince önce saçlarını çekti.
"Ah."
Ben gülümsedim.Baturay da gülüyordu.
"Geçmiş olsun kardeşim."
Mihra ise telefonunu çıkarmıştı.
"Durun, bunu çekmem lazım."
Gurur ise şaşkın şaşkın bebeğe bakıyordu.
"Su."
"Efendim?"
"Niye saçımı çekiyor?"
Kahkahamı zor bastırdım.
"Seviyor seni."
Alin ise kahkaha atmaya başlamıştı.
Bir süre sonra Gurur'un omzuna başını yaslayıp esnemeye başladı.
Baturay şaşkınlıkla arkadaşına baktı.
"Hayatımda ilk kez seni böyle görüyorum."
"Nasıl?"
Baturay gülümsedi.
"Baba gibi."
Gurur bir an bana baktı.Ben ise gözlerimi Alin'den ayıramıyordum.Gururla göz göze geldiğimde yanakları bile kıpkırmızıydı gözleri bana öyle derin bakıyorduki anlam veremedim, sanki denilenden memnun değildi.Ardından gözleri Alin'e kaydı ve gülümsedi.
Alin, Gurur'un kucağında iyice rahatlamıştı. Bir eliyle tişörtünü tutuyor, diğer eliyle de dağılmış saçlarını çekiştiriyordu. Gurur ise sanki dünyanın en hassas şeyini taşıyormuş gibi kıpırdamadan oturuyordu.
Sonra Gurur gülümseyerek Alin'in minik burnuna dokundu.
"Ben bunun altını bile değiştiremem."
Mihra kahkaha attı.
"Değiştirirsin. Baturay da başta böyle diyordu."
Baturay hemen itiraz etti.
"Ben korkuyordum, beceremem diye. Sonra bir baktım, bu kız bir gülüyor bütün yorgunluk gidiyor."
Mihra gülümseyerek eşine baktı.
"İlk gece sabaha kadar başında beklediğini unutmadım."
"Uyumuyordu çünkü."
"Sen de uyumuyordun."
Ben onları izlerken yüzümde fark etmeden bir tebessüm oluşmuştu.
"Çok güzelsiniz."
Mihra bana bakıp gülümsedi.
"Allah herkese nasip etsin."
Baturay çayından bir yudum aldı.
"Bak kardeşim, çocuk sahibi olmak zor ama başka bir şey."
Gurur hafifçe başını kaldırdı.
"Bu kadar mı değiştiriyor insanı?"
Baturay gülerek Alin'i gösterdi.
"Şu kız ateşi çıksa ben de Mihra da mahvoluyoruz. Gülse dünyalar bizim oluyor. İnsan kendinden çok bir başkasını düşünmeyi öğreniyor."
Mihra gözlerini kızına çevirdi.
"Bir de anne baba olunca birbirini daha farklı sevmeye başlıyorsun."
Gurur merakla baktı.
"Nasıl yani?"
Mihra gülümsedi.
"Birlikte büyütüyorsunuz çünkü. Uykusuz geceler, telaşlar, korkular... İnsan sevdiği adamı elinde bebeğini tutarken görünce bir daha âşık oluyor."
Baturay gülmeye başladı.
"Ben ikinci kez evlendim resmen."
Tam o sırada Alin esneyip başını Gurur'un göğsüne yasladı.
Gurur refleksle minik sırtını okşamaya başladı.Mihra şaşkın şaşkın ona baktı.
"Sen bunu daha önce yaptın mı?"
"Hayır."
"Nasıl biliyorsun?"
Gurur omuz silkti.
"Bilmiyorum."
Baturay sırıtıyordu.Bir süre sessizce Alin'i izledik.
Sonra Baturay, Gurur'a hafifçe gülerek baktı.
"Bir gün senide böyle görecekmiyiz be oğlum."
Gurur başını kaldırıp önce ona, sonra bana baktı.
"Nasip." Dedi ama öyle duygusuz söylediki aynı düşüncede olmamıza sevinmiştim. ikimizde asla istemiyorduk nereden çıkmıştı üstelik daha yeni evlenmiştik.Gurur'un bakışlarından belliydi ikimizde hazır değildik.
Bir süre daha sohbet ettik ve Baturay "Bize müsaade,Lütfen aramızı açmayalım ben bu kadroya bayıldım sık sık görşelim." Dedi.
Bende Mihra ve Baturay'a bakarak "Görüşelim Tabii" dedim. Ve vedalaşarak evden ayrıldılar.
Gurur'la başbaşa kalmıştık evdekiler gelmeden biraz salonda oturmaya karâr verdik.
Saatlerce oturduk hava kararmıştı.Gurur evdekilerin Trabzon'da olduklarını söylemişti ayrıca geç geleceklerdi bizde onları beklemeyip uyuyacaktık.Gurur yarın bir davetin olduğunu ve Alazkıran olarak ikimizin gideceğini söylemişti şık ve güzel giyinmeliydim.Bugün hiçbir şey yapmadığım halde aşırı yorgundum bu yüzden ne giyeceğime yarın karar verecektim.
Gurur Deniz Alazkıran
Sabah olduğunda Su'nun başı göğsümdeydi onu böyle huzurlu uyurken görmek öyle güzeldiki saatlerce onu izleyebilirdim...onu çok herşeyden çok seviyordum,Herşeyimdi canım,yaşama sebebim.O kadar şaşırıyordumki, evleneceğimiz gün ondan nefret etmiştim onun bu hikayenin en masumu olduğunu anlamam neyseki pek uzun sürmemişti belkide ilk günden etkilenmiştim ama kendime açıklayamamıştım.Mis gibi kokuyordu hangi çiçek gibiydi bilmiyorum ama Su'da bir çiçekti eşi benzeri bulunmayan bir çiçek en güzeli...
Tek kolumu Su'yun karnına doladım bir süre geçtikten sonra korkuyla gözlerini açtı.Bir an bocaladı doğrulmasına yardım ettim "Günaydın" dedim mayhoş bir sesle "Günaydın canım" canım... bu kelimenin bende ayrı bir anlamı yoktu aslında klasikti işte ama Su ilk "Canım" dediğinde gerçekten Can'ımıydım diye garip düşüncelere dalmıştım. O benim Can'ımdı bende onun.
Elini beline koyup başını eğdi yüzünü ekşitmişti "İyimisin canım?"
"-İyiyim canım sadece midem ağrıyor gibi haplardan dolayı olmalı."
"Hapları daha içmemen gerekiyor canım."
"Haklısın artık bırakacağım zaten görevini yeterince yaptı." Dedi.
Ona tekrar sımsıkı sarıldım."Hadi hazırlanalım canım."dediğimde şaşkın bakıyordu daveti unutmuş olmalıydı.
"Bu saattemi geç olacağını söylemiştin."
"-Evet ama Rize merkeze gitmemiz biraz uzun sürebilir ayrıca asıl davetten önce birkaç program daha var."
"programda geceyle aynı kişilermi olacak?"
"-Evet."
"Tamam o zaman hadi hazırlanalım."dediğinde sesinde birazda olsa heyecan var gibiydi.Dolabının yanına doğru ilerlerken bende onu izliyordum içinden siyah bir elbise çıkardı ama modelini ve boyunu göremiyordum.Bir anda karşımda üzerindeki pijamayı çıkarması beklenmedikti
Başka odaya geçip öyle çıkarır diye düşünmüştüm.
Aslında normaldi sadece alışık değildim.Elbiseyi giydi ama üstten çekse alttan açılıyor,alttan çekse üstten açılıyordu
bu elbise kısacıktı!
Kısaydı ama asla hevesini kıramazdım ayrıca giydiklerine karışmak asla haddime değildi.Mükemmel olmuştu bu kız bu kadar güzel olmak zorundamıydı? Ne giyse yakışıyordu.
Alt dudaklarımı ısırdım güzelliğinden sarhoş olmuş bir ifadeyle Su'ya bakıyordum."Çok güzel oldu." Dediğimde gülümsedi sonra arkasını dönüp dolaptan bir elbise daha çıkardı "Bekle" dedi.
Elbiseyi giydiğinde büyülenmiştim. Siyah ve uzun bir elbiseydi ama bacağındaki derin yırtmaçtan bir bacağı görünüyordu üst kısmı dardı ve hafif bir dekoltesi vardı.Omuzları açıkta kalıyordu boynunda ona aldığım gümüş kolye vardı.
"Su"
"Efendim" dedi naif sesiyle.
"Sen şakamısın"
Bir anda bana döndü. Dudaklarını büzdü "Çokmu kötü oldu?"
"Mükemmel oldu Su bunu giymelisin"
Bunu söylediğimi duyunca gözleri ışıldadı gülümsedi ve "Gerçektenmi?peki bunu giyeyim."
Eline aldığı lacivert makyaj çantasını aldı içinden bir şey çıkardı ve fırçayla dağıtmaya başladı.
"Yapmadan daha güzelsin."
"-Ama bugün yapmalıyım"
Birkaç şey daha sürdükten sonra bir kalemle dudaklarının etrafından geçti ve üzerinede ismini bilmediğim renkli bişeyler sürdü. İsmini merak ettiğim için bir farklı rengini elime aldım ve "Bune?" Dedim.
"Oha Gurur mağaradanmı çıktın! Gloss o."
Şaşkın şaşkın ve alık alık "İsmini nerden bileyim." Dediğimde tatlı bir kıkırtı döküldü dudaklarından.
Dolabından çıkardığı topuklularıda giydi ve "Ben hazırım sende beni izlemek yerine giyinsen iyi olacak."
"-Pardon Su Hanım öyle güzelsinizki gözlerimi alamadım."
Gülümsedi ve "Böyle yakışıklı bir adamın bunları söylemesi beni deli ediyor canım.
Dudaklarımın kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı o an bana öyle bir baktı ki, sanki dünyadaki tek doğru şeyi yapmışım gibi hissettim. Elini yavaşça yanağıma doğru uzattı ama dokunmadı, sadece parmak uçları havada asılı kaldı.
"Gözlerin..." dedi fısıldar gibi. Sesi içimde bir yerleri titretmişti. "Gülümsediğinde öyle bir kısılıyorlar ki, sanki o küçük çizgilerin arasına koca bir dünyayı saklıyorsun. Seni hep böyle görebilmek için her şeyi yapardım."
Yutkundum. Göğsümün sıkıştığını, o kısılan gözlerimin arkasında sakladığım ne varsa onun önüne serildiğini hissettim.
Onunda gözleri gülünce kısılıyordu.
Onu fazla bekletmek istemediğim için hızlıca siyah keten pantolonumu ve siyah gömleğimi giydim. Oldukça dağınık, neredeyse siyah olan saçlarımada düzgün bir şekil vermeye çalıştım ardından yüzümü, dişlerimi... okyanus kokan parfümümüde sıkıp Su'nun yanına gittim.
"Hazırsan çıkalım."
"-Çıkalım canım." Merdivenlerden inerken Su bir anda durdu "İyimisin güzelim?"
"-İyiyim bir an başım döndü."
"Birşeyin varsa doktora görünebiliriz"
"Gerek yok canım topuklularla hızlı inmeye çalışınca oldu."
Ne olur ne olmaz diye tek kolumu omzuna doladım ve öyle indik arabaya geldipimizde ilk Su'nun kapısını açtım ardından kendim oturdum birkaç dakika gittikten sonra elim ekrana gitti şarkı açacaktım en iyi gönderme şarkı ile oluyordu dışarıda hafif yağmurda atalarken Yağmur yüreklim şarkısını açtım.
"Sarınıp yarama gitsem, çare değilki."
"Yüreğimde yangın çıkar, bu şehir yanar."
"Oy dilsizim, oy gülmezim yağmur yüreklim."
"Oy çiçek bakışlı yarim rüzgarım benim."
Gülümsediğini görebiliyordum şarkı bittikten sonra o'da ekrandan bir şarkı ismi aratttı açtığı şarkı Kaan Boşnak'tan Benimle Kayboldun'du
"Türkçe yazılmış bi'şiiri, sana çevirircesinden."
"Saçlarında kayboldum"
"Dudaklarında savruldum"
"Gel durdur istersen."
Sonunda Rize merkeze varmıştık öncelikle Alazkıran Holding olarak bir toplantıya katılacaktım ardından Su ile biraz gezip geceki davete gidecektik. Bu günümüz Rize Merkez'de geçecekti, Nerede geçtiğinin hiçbir önemi yoktu önemli olan kiminle geçtiğiydi.
Suay Selas Alazkıran
İçeri girdiğimizde herkes oldukça şık'tı dolaşıp ufak bir alışveriş yapmıştık. Saat çoktan sekiz buçuğu geçmişti. Sıradaki durağımız ise akşamın asıl davetiydi.
Araba, şehrin en göz alıcı yapılarından birinin önünde yavaşça durdu. Burası ilk bakışta büyük ve ihtişamlı bir villayı andırıyordu. Yüksek demir kapıları, taş duvarları ve bahçesini süsleyen ışıklar geceye ayrı bir ihtişam katıyordu.
İçimde anlam veremediğim hafif bir heyecan oluşmuştu.
Farkında olmadan Gurur'un elini biraz daha sıkı tuttum.
Gülümsedi.
"Hadi gidelim canım."
Başımı sallayıp onunla birlikte yürümeye başladım.
Kapının iki yanında takım elbiseli korumalar bekliyordu. Bizi görür görmez ceketlerinin düğmelerini ilikleyip saygıyla başlarını eğdiler.
"Hoş geldiniz Gurur Deniz Alazkıran."
Ardından gözlerini bana çevirdi.
"Hoş geldiniz Suay Alazkıran."
Birinin bana sadece bu soyadıyla hitap etmesi çok hoşuma gidiyordu.
İçimde tarif edemediğim tuhaf ama güzel bir his oluştu.
"Suay Alazkıran..."
Kulağıma yabancı gelmesi gerekirken...
Nedense ait hissettiriyordu.Gurur elimi usulca sıktı.Hazır olduğumu hissetmiş gibi birlikte içeri adım attık.
Daha ilk adımda gözlerim şaşkınlıkla etrafı dolaşmaya başladı.
Salon tahmin ettiğimden çok daha büyüktü.
Kristal avizeler tavandan yıldızlar gibi sarkıyor, duvarlardaki altın işlemeler salonun ihtişamını daha da belirginleştiriyordu. Canlı müzik yapan küçük bir orkestra salonun bir köşesinde zarif melodiler çalıyor, davetliler ise ellerindeki kadehlerle sohbet ediyorlardı.
Herkes oldukça şık giyinmişti.
Kadınların uzun elbiseleri salonun ışıklarıyla parlıyor, erkeklerin koyu renk takım elbiseleri ortama ayrı bir resmiyet katıyordu.
Ben ise bütün bu kalabalığın içinde biraz çekinerek Gurur'a daha da yaklaştım.
Bunu fark edince kolunu belime doladı.
"Eğer sıkılırsan ya da bunalırsan bana söylemen yeterli."
Başımı hafifçe salladım.
"Tamam."
O an bulunduğumuz kalabalığın içinden birçok kişinin bakışlarının üzerimizde olduğunu fark ettim.
Kimisi Gurur'u tanıyor, kimisi ise beni meraklı gözlerle süzüyordu.İçimde hafif bir tedirginlik oluşsa da Gurur'un belimdeki eli bana garip bir güven veriyordu.Kim olduğumu biliyordum. Kimsenin karşısında eğilecek ya da çekinecek değildim. Gurur'un eşi... Suay Alazkıran'dım
Biraz daha dikleşip bir masaya doğru yürüdük yüksek masada Ben,Gurur ve bir çift daha vardı elime masadaki şarap şişesini aldım Gurur'a ve bana doldurmaya başladım.
Uzun süredir içemiyordum aylar sonra ilk defa fırsat bulabilmiştim henüz fazla içmeme rağmen midemdeki ağrıyı ve bulantıyı hissedebiliyordum. Aslında dokunmazdı alışık olduğum bir şeydi ama aylardır içmeyince sanırım mideme ağır gelmişti.
Yinede içmek istiyordum şu bir kaç atın acısını çıkarmak istiyordum tam o sırada çalan şarkıyla Gurur elini uzattı "Benimle dans edermisiniz hanımefendi?"
Ben ise hafif sarhoş bir edâyla güldüm "Tabiiki Beyefendi" diyerek elini tuttum
Gurur ellerini belşme koymuştu. Giydiğim uzun topuklular sayesinde omuzlarını biraz geçiyordum yüzlerimiz oldukça yakındı çalan şarkıya uymaya çalışıyorduk.
"Elleri gider ellerime."
"Canımı yakar beni severek..."
... ♪

"Ama bu sefer"
"Teni tenime teni tenime ah."
"Ten dokunur ruh denene."
"Beni bi öper hissederek."
"Aklımı yıkıp dans ederek."
"Belimi sarar hissederek."
...
Çalan şarkılarla bir süre dans ettik ama oldukça yorulmuştuk. İnsanlar dağılmaya başlamışlardı bile ben ise "Bu son Gurur..." diyerek içmeye devam ediyordum ama midemin daha fazla kaldıramayacağını anladığımda pes ettim.
Gerçekten çok az içmiştim.
Uzun zamandır alkol almamış olmamın etkisiyle yanaklarım hafifçe ısınmıştı. Kendimi garip hissediyordum. Tam anlamıyla sarhoş değildim.
Ama sanki üzerimde ince bir pamuk tabakası vardı.
Her şey biraz daha yavaş ve biraz daha güzel görünüyordu. Durduk yere gülümsüyor, Gurur'un söylediği en sıradan cümleye bile kahkaha atıyordum.
Gurur ise bunu eğlenerek izliyordu bir ara göz göze geldik.
"Neden öyle bakıyorsun?"diye sordum.
Gülmesini engelleyemedi.
"Hiç."
"Hayır, kesin bir şey var."
"Yok."
"Var."
Kollarımı göğsümde birleştirip dudaklarımı büztüm.
"Söylemezsen küserim."
Kahkahası biraz daha büyüdü.
"Çok tatlı oldun."
Kaşlarımı çattım.
"Normalde değil miyim yani?"
"Normalde de öylesin."
"Ee?"
"Ama şu an..."
Bir adım bana yaklaştı.
"...biraz kafan güzel."
Şaşkınlıkla gözlerimi açtım.
"Benim mi?"
"Evet."
"Yok canım."
"Hem de biraz."
Başımı iki yana salladım.
"Hiçbir şeyim yok."
Tam bunu söylediğim anda ayağım hafifçe takıldı.
Dengemi kaybedecekken Gurur belimden tutup kendine çekti.
Bir an göz göze geldik.
İkimiz de birkaç saniye konuşmadık.
Sonra istemsizce gülmeye başladım.
"Tamam..."
dedim gülerek. "Belki biraz olabilir."
"-Bence de."
Kolunu omzuma doladı.
"Artık yeter."
"Neden?"
"Çünkü eve gider gitmez başın ağrıyacak."
"Olsun"
Bir elim farkında olmadan mideme gitti.
Hafif bir sızı ve ardından kısa bir bulantı hissettim yüzüm istemsizce ekşidi.
Gurur bunu fark eder etmez eğildi.
"Ne oldu canım?"
Başımı hafifçe salladım.
"Hiç..."
"Daha doğrusu..."
"Midem biraz bulandı." Ardından minik bir kahkaha attım "Neden acaba neyse daha içmeyeceğim."
Bir süre daha sessizce bana baktı.
Sonra elimi avucunun içine aldı.
"Hadi,Artık eve gidelim."
"-Peki."
...
Eve varmıştık ben üzerime ince askılı bir bluz giydim altıma ise bol bir pijama.Gururda her zamanki gibi dar bir tşört altındada eşofmanı vardı.
Yatağa uzanmıştık. Gurur'un dediği gibi başım ağrıyor ayrıca midem çok bulanıyordu ama belli etmedim içimden bir ses bu kadar az kadehle bu hale gelmemin normal olmadığını fısıldıyordu.
Yatakta yavaşça Gurur'a döndüm ama bu hareket bile başımın dönmesini hızlandırdı. Dar tişörtünün altından belirginleşen omuzlarını esnetip bana doğru yaklaştı.
Elini alnıma koydu, ardından boynuma indirdi. İnce askılı bluzumun açıkta bıraktığı tenime değen sıcak avucu içimi ürpertti. "Ateşin de var gibi. Güzelim, ne içtin sen orada o kadar? Dokundu işte."
"Gerçekten çok az içtim uzun zamandır içmeyince ağır geldi" dedim ve üzerimdeki hafif mayhoşlukla güldüm ve beni sıkıca göğsüne çekti. Eli istemsizce, pijamamın üzerinden hafifçe ağrıyan karnımın üzerine yerleşti.
"Bir daha benden izinsiz o kadar içmek yok," diye mırıldandı.
"-Peki." Dedim tatlılıkla.
Ve onun kollarında huzurluca uykuya daldım...⭒