30. bölüm / 30
ALAZIN GÖLGESİNDE27 SU
Bölümler 30Şu an: 27 SU
- 1 SUAY SELAS ALAZKIRAN29 kelime
- 2 GURUR DENİZ ALAZKIRAN18 kelime
- 3 1 TESLİM552 kelime
- 4 2 SİSLER VE HİSLER487 kelime
- 5 3 TANIŞMA320 kelime
- 6 4 SOĞUK374 kelime
- 7 5 ZORUNLULUK254 kelime
- 8 6 BİR YÜZÜK KADERİ DEĞİŞTİREBİLİRMİ?454 kelime
- 9 7 HENÜZ KAÇABİLİRDİM1.024 kelime
- 10 8 ARTIK ALAZKIRAN650 kelime
- 11 9 ROLMU YAPIYORUZ?815 kelime
- 12 10 GEÇMİŞ718 kelime
- 13 11 SADECE SORUMLULUK1.174 kelime
- 14 12 YANLIZ840 kelime
- 15 13 KENDİ YERİNE2.071 kelime
- 16 14 KAYBETMEK VE TRAMVALAR832 kelime
- 17 15 BİRLİKTE1.560 kelime
- 18 16 BIRAKSAYDIN DÜŞERDİM1.537 kelime
- 19 17 GİTME1.698 kelime
- 20 18 SESSİZCE YANIMDA3.883 kelime
- 21 19 BİR ÇİLEKLİ SÜT MESELESİ751 kelime
- 22 20 SENİN İÇİN754 kelime
- 23 21 O GÜN Kİ GÖRDÜM SENİ2.319 kelime
- 24 22 GİTMEKLE KALMAK ARASINDA822 kelime
- 25 23 TÜM KIVILCIMLAR ŞUAN YANIYORDU631 kelime
- 26 24 SIĞINDIĞIM YER2.614 kelime
- 27 25 BİR DAHA SÖYLE2.005 kelime
- 28 26 KARADENİZ GİBİ2.069 kelime
- 29 27 SU2.106 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 28 GÜLÜNCE KISILAN GÖZLERİN2.469 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Samet Bey elindeki gazetede göz gezdiriyordu.Günlerdir aklına takılan bir soru vardı.Bunun için Gurur'un Laptop'u lazımdı Gurur ve Suay evde değilken kimse görmeden odaya çıktı. Laptop genelde masanın üzerinde olurdu ama yoktu çekmecelere ve dolap içlerine baktı son olarak minik bir çekmeceli dolap vardı onu açtığında içinde haplar vardı "bune" diye eline aldığında anlam verememişti.
İnternetten ilacı arattığında bunun bir Doğum kontrol hapı olduğu yazıyordu.
Suayın olduğunu anlamıştı.Allahın vereceği bir mucizeye engel olmaya çalışması Sameti hayrete düşürmüştü.olmazdı engel olamazdı.o an aklındaki tüm düşünceler sustu.Kalan tek şey geç kalmadan bu hapları işe yaramaz haplarla değiştirmekti bunu kendi yapacaktı.
Hapı cebine atıp hızlı adımlarla aşağıya indi.Adamlarından Bora'yı aradağında konağın yakınlarında olduğunu mutfak için gerekli şeyleri aldığını söylemişti tam o sırada kapı çaldı gelen Bora'ydı.
"Gel Bora"
"-Şimdi sana birçey söyleyeceğim bunu kimseye söyleme sadece ikimiz arasında,bu hapları değiştir yerine işeyaramaz haplar koy."
"-Tamamdır Samet Ağam." diyerek Alazkıran eczanesinin yolunu tuttu.Oradaki kadının verdiği haplarla değiştirdi içindeki hapları neolur ne olmaz diye düşünerek atmadı kapıyı çaldığında açan Samet'ti.
"Yaptınmı? Kimse görmedi değilmi?"
"Görmedi Samet Ağam."dedi ve mont'unun öbür cebine uzandı.
"Bunlarda gerçek haplar Ağam"
"Sağol" dedi ve hızla çalışma odasına gitti.
Gerçek hapları çekmecesine koydu değiştirdiği haplarıda belli olmayacak şekilde Suayın çekmecesine yerlerştirdi niyeti kötü değildi ama bu Suay ve Gurur'a ihanet olacaktı.
Gurur’un çocukluğunu kendi sertliğiyle eksik bırakmıştı belki…
Ama torununun sevgisiz büyümesini istemiyordu.
Derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça odadan çıktı.
Koridor sessizdi. Konağın büyük camlarına vuran yağmur sesi her yere yayılıyordu.
“Affet kızım…” diye mırıldandı neredeyse duyulmayacak bir sesle.
“Belki bir gün bana teşekkür edersin.”
Ama bilmediği bir şey vardı.
Bazı kararlar iyi niyetle verilse bile insanların kaderini geri dönülmez şekilde değiştirirdi.
Samet Bey çekmeceyi kapattığında odadaki sessizlik daha da ağırlaşmıştı.
Dışarıda gökyüzü kararmaya devam ediyor, Karadeniz’in üzerine çöken gri bulutlar konağın camlarına gölge gibi vuruyordu.
Ve hiç kimse o küçücük ilaç kutusunun ileride başlayacak fırtınanın ilk adımı olduğunu bilmiyordu.
𖦹𓇼♪⭒
Gururla birlikte neredeyse saatlerce Denizi izlemiştik.üzerine birde yağmur yağınca manzara harika görünüyordu.
Yağmur hafiflemişti ama hava hâlâ griydi. Denizden ayrılırken içimde tuhaf bir huzur vardı. Sanki saatlerdir değil, günlerdir oradaymışız gibi hissediyordum.
Gurur arabanın kapısını benim için açtı. İçeri geçtiğimde üzerimde hâlâ denizin ve yağmurun kokusu vardı. O da sürücü koltuğuna geçti. Motor çalışırken bir süre ikimiz de konuşmadık.
Arabada sadece yağmur sesi vardı.
Yol boyunca bazen şarkılar çaldı bazen sessiz kaldık. Ama o sessizlik bile huzurluydu. Gurur’un yanında sessizlik bile yalnız hissettirmiyordu.
Konağın büyük demir kapıları göründüğünde hava iyice kararmaya başlamıştı. Yağmur tekrar hızlanıyordu. Arabadan indiğimiz anda soğuk rüzgâr yüzüme çarptı.
Kapıya doğru yürürken Gurur elini belime koydu. Konağın ışıkları uzaktan sıcak görünüyordu.
İçeri girdiğimizde salondan sohbet sesleri geliyordu. Semih bir şeylere yüksek sesle gülerken Deren ona kızıyordu. Mutfaktan yemek kokuları yükseliyordu.
Zeynep Anne bizi görünce gülümsedi.
“Geldiniz mi çocuklar?”
“Geldik anne,” dedi Gurur.
Üzerimdeki montu çıkarırken Zeynep Anne bana baktı.
“Yağmurda mı kaldınız siz?”
Gurur cevap verdi.
“Biraz.”
“Biraz mı?” dedim gülerek. “Sırılsıklam olduk.”
Semih kahkaha attı. “Abi romantiklik yapacağız diye hasta olmayın sonra.”
Gurur göz devirdi. “Kes sesini.”
Herkesin arasında istemsizce gülümsedim.üzerimizi değiltirmek için merdivenlerden çıktık.Odaya vardığımızda Gurur tek koluyla beni sımsıkı kendine çekti dudaklarını saçlarımda hissettim.Bana baktı ve ardından dolabıma yöneldi kalın birşeyler baktığını anlamıştım ama benim kışlık hiç sweatim yoktu.
Kendi dolabına yöneldi ve çıakrdığı kalın kapişonlu gri bir sweat vardı üzerimdeki tşörtü tek hamlede çıkarıp sweati giydirdi ama çok büyük olmuştu.
Bana baktı ve "Oysaki en küçüğünü vermiştim" dedi ve bana baktı.
Minikçe kıkırdayarak olsun buda güzel dedim altıma siyah bir tayt giyip beyaz çoraplarımı üzerine çektim ve hızla çekmeceye yöneldim hapı elime aldığımda Gurur masadaki bardağa şişeden su dolduruyordu hapı elime koydum bardağıda "sağol" diyerek Gururdan aldım ve yuttum.
Aksatmıyordum oldukça aksatmamaya çalışıyordum doktorum 1 ay boyunca içmemi söylemişti.Gururun uzattğı elini tuttum ve aşağıya indik yemekler hazırdı masaya oturduğumuzda yemekler çok güzel kokuyordu.hasta olacakmışım gibi hissediyordum çünkü öksürmeye başlamıştım.
Büyük masanın etrafı dolmuştu. Çaylar dolduruluyor, tabaklar uzatılıyordu.
Samet Baba çatalını tabağına bırakıp bize baktı.
"Neler yaptınız bakalım bütün gün?"
Gurur omuz silkti.
"Denize gittik orada oturduk felan"
Samet Bey"Başka bişey yaptınızmı"
Dediğinde sırıtıyordu gözlerimi büyütüp ona baktım ne yapacaktıkki?
"Hayır Baba sadece Denize gittik başka bişey yapmadık"dedi Gurur.
Sesi net'ti.
Bir süre daha sohbet ederek yemek yedik.Bir zamanlar bana yabancı gelen bu insanlar artık yabancı değildi.
Konağın büyük pencerelerine yağmur vurmaya devam ederken içimde garip bir sıcaklık hissettim.
Belki de insan bazen ailesini doğduğu yerde değil...
Kalbinin ait olduğu yerde buluyordu.
2 Hafta Sonra
Evde oturmuş telefonumda Alya'nın attığı mesajlara bakıyordum. Konağın içi bugün alışılmadık şekilde sakindi. Deren dışarı çıkmıştı, Semih ve Zeyn ise Samet Baba'nın verdiği bir işle uğraşıyorlardı. Gurur da şirketteydi.
Tam o sırada kapı çaldı.
Yerimden kalkıp kapıya yöneldim.
Kapıyı açtığımda karşımda daha önce birkaç kez gördüğüm komşularımızdan Nevin Abla duruyordu. Otuzlu yaşlarının sonlarında görünüyordu. Başındaki renkli yazması hafifçe kaymıştı. Kucağında ise tombul yanaklı, Ela gözlü bir bebek vardı.
Bebeğin üzerinde toz pembe bir tulum vardı. Minik elleri sürekli hareket ediyor, etrafı meraklı gözlerle inceliyordu.
"Hoş geldiniz Nevin Abla."
"Hoş bulduk kızım."
Yüzünde mahcup bir ifade vardı.
"Rahatsız etmiyorumdur inşallah."
"Olur mu hiç?" diyerek gülümsedim. "Buyurun içeri geçin."
Nevin Abla içeri girdikten sonra kucağındaki bebeğe baktım.
"Bu güzellik de kimmiş bakalım?"
Bebek sanki söylediğimi anlamış gibi bana döndü.
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra kocaman gülümsedi.
Kalbim eriyip gitti resmen.
"Ayyy..."
İstemsizce güldüm.
"Nevin Abla çok tatlı."
Nevin Abla da gülmeye başladı.
"Bu hanımefendinin adı Nehir."
"Nehir..."
İsmi bile kendisi kadar tatlıydı.
Tam o sırada Nehir iki kolunu bana doğru uzattı.
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım.
"Bana mı gelmek istiyor?"
"Genelde yabancılara gitmez aslında." dedi Nevin Abla.
Nehir ise kararını çoktan vermişti.
Minik parmaklarını bana doğru sallıyor, mızıldanıyordu.
Dayanamadım.
Kollarımı uzattım.
Nevin Abla dikkatlice onu bana verdi.
Nehir kucağıma geçtiği an minik ellerinden biri saçlarıma uzandı.
Sonra da kahkaha attı.
Ben de onunla birlikte gülmeye başladım.
"Sen çok tehlikelisin biliyor musun?"
Minik kız bana bakıp anlamsız bebek sesleri çıkardı.
Nevin Abla birkaç saniye bizi izledikten sonra mahcup bir şekilde konuştu.
"Aslında senden bir ricam olacaktı kızım."
Merakla ona baktım.
"Tabii, buyurun."
"İsmail'le birlikte tarlaya gitmemiz gerekiyor. İşimiz uzamaz ama Nehir'i götürürsek bütün gün yorulur. Birkaç saatliğine bakabilir misin?"
Kucağımdaki minik kıza baktım.
O sırada saçımın bir tutamını yakalamış çekiştiriyordu.
Gülmemek elde değildi.
"Tabii ki bakarım."
Nevin Abla rahat bir nefes verdi.
"Allah razı olsun kızım."
Bir süre daha konuştuktan sonra vedalaşıp ayrıldı.
Kapı kapanır kapanmaz Nehir'i kucağıma daha rahat yerleştirdim.
"Eee..."
Burnuna hafifçe dokundum.
"Şimdi ne yapacağız biz seninle?"
Nehir cevap vermek ister gibi birkaç anlamsız ses çıkardı.
Sonra da omzuma başını koydu.
Kalbim yumuşacık oldu.
Onu salona götürdüm.
Bir süre sonra kucağımdan inmek istediğini belli etti.
Yavaşça yere bıraktım.
Ve tam o anda emekleyerek kaçmaya başladı.
"Nehir!"
Arkasından gülerek yürüdüm.
O ise bunu oyun sanmış olacak ki daha hızlı emeklemeye başladı.
Konağın kocaman salonunda bir bebek peşinde koşuyordum.
Sonunda koltuğun yanında yakaladım.
Kahkahası tüm salona yayıldı.
"Sen bayağı yaramazsın."
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri giren Gurur'du.
Elindeki anahtarları masaya bırakırken önce bana sonra yerde oturan Nehir'e baktı.
Kaşları hafifçe kalktı.
"Bu kim?"
Nehir yeni birini fark etmenin heyecanıyla olduğu yerde durdu.
Ben gülümseyerek yanına çömeldim.
"Komşumuzun kızı."
Gurur birkaç saniye bebeğe baktı.
Nehir de ona.
İkisi birbirini süzüyordu resmen.
"Bak Nehir."
Gurur'u işaret ettim.
"Bu Gurur."
Nehir cevap vermedi.
Sadece bakmaya devam etti.
Sonra yavaşça bana döndü.
Ve gelip bacağıma sarıldı.
Kahkahayı bastım.
Gurur kaşını kaldırdı.
"Benden korktu galiba."
Tam o sırada Nehir cesaretini toplamış olacak ki emekleyerek Gurur'a doğru ilerlemeye başladı.
Gurur olduğu yerde kaldı.
Sanki karşısında bebek değil bomba vardı.
"Neden bana geliyor?"
"Seni sevdi."
Nehir gelip pantolonuna tutundu.
Sonra ayağa kalkmaya çalıştı.
Gurur bana baktı.
"Şimdi ne yapacağım?"
Kahkahamı zor tuttum.
"Kucağına al."
"Ya düşürürsem?"
"Çocuk değil porselen vazo sanki."
İstemeye istemeye eğildi.
Ve Nehir'i kucağına aldı.
O an ikisinin de yüzündeki ifade görülmeye değerdi.
Gurur sanki dünyanın en değerli şeyini taşıyormuş gibi dikkatliydi.
Nehir ise hiç çekinmeden elini uzatıp saçlarını çekti.
"Ah."
İlk kez Gurur'un yüzünde böyle bir ifade görüyordum.
Ben kahkahaya boğuldum.
Nehir de benim güldüğümü görünce kahkaha atmaya başladı.
Bir süre sonra salonda sadece ikimizin gülüşü ve minik bebeğin neşeli sesleri kalmıştı.
Gurur ise hâlâ saçlarını kurtarmaya çalışıyordu.
Nehir bana doğru dönüp kollarını uzattı o kadar şirindi ki kafayı yiyebilirdim.
Nehiri Gurur'un kucağından alıp kavaya kaldırdım.
"Çok tatlısın sen.yerim seni." gibi sevgi sözcüklerine boğarken Gururdaki derin gülümsemeyi görebiliyordum. Tekrar kucağıma yetleştirdim çipil çipil gözlerle Gurur'a bakıyordu bir anda ağzından çıkan kelimeyle gülmemek elde değildi.
"Gugu"derken Gurura bakıyordu.bende neşeli bir kahkahayla"Gugu'mu" dedim.
Gurur alık alık bakıyordu "Bak ismini bile öğrendi" dediğimde yüzündeki gülümsemeyi görebiliyordum. Bebekle göz göze gelmişlerdi Nehir neşeli kahkahalar atmaya devam ediyordu.
Büyüsüne kapılmış gibi bana baktı "Suay bu çok tatlı"
Neşeyle "Evet" dedim.
Elime aldığım telefonla bir selfie çektim kucağımdaki bebekle Gurur bakışıyordu bende mutlu bir poz vermiştim.
"Gurur bebişi tut" diyerek Gurur'a verdim tutarken eskisi kadar çekinmiyordu.
Çantasından çıkardığım biberonu ve mamayı aldım mamayla süyü karıştırıp içirmemiz gerekiyordu.
"Mutfağa gidelim" dedim ve pradaki muslin battaniyeyi Gururun tek omzuna koydum.Elimdeki emziğide Gurur'a verdim Nehire takmaya çalıştı ama ters takmıştı.neşeli bir kahlahayla "Ters taktın Gurur" dediğimde eliyle çevirmişti.
Mutfağa indiğimizde sütü ısıtmaya başladım mamayı biberona koydum süt hâlâ ısınırken Nehire yöneldim ve emziğini çıkardım.Elime aldığım biberona ılık sür ve toz mamadan koyup güzelce çalkaladım sıkıca kapağınıda kapatınca Gurur'un eline verdim şaşkın şaşkın bana bakıyordu
"İçirebilirsin" dedim
"-Benmi?"
"Evet"
Biberonu nazikçe Nehir'in ağzına götürdü.Nehir biberonu kavrayıp iştahla sütünü içmeye başladı
Sütünüde içirip Gururla birlikte Nehirle bir süre daha oynadık.
Bir süre sonra kapı çaldı.Gelen Nevin abla'ydı.Gurur"un kucağındaki Nehiri görünce gülümsedi "Nehiri almaya geldim kızım çok sağolun Allah razı olsun"
"Rica ederiz abla çok tatlıydı istediğin zaman bırakabilirsin biz bakarız."dedim.
Gurur Nevin Ablaya bebeği verdi ve vedalaşıp kapıyı kapattık.
Minik bebek gittikten sonra içimde nedensiz bir boşluk oluşmuştu.Bir an Gurura baktım ve "Çok tatlı değilmiydi?" dedim.
Dalgın dalgın bakarken "hem de çok" dedi.
Gerçekten bu minikler bizi kendilerine çok hızlı bağlıyordu.
Tam o sırada kapı çaldı gelen Zeyn ve Semih'ti.Kapıyı açtım ve "Hoşgeldiniz" dedim.
-"Hoşbulduk Yenge"
Diyerek içeri girdiler.
Bir süre daha öbürlerini beklerken hizmetliler sofrayı kuruyordu benimse canım deli gibi mantı çekmişti ne alakaydı hiç bilmiyordum ama aşırı çekiyordu.hizmetliler yemekleri hazılamıştı bu saatten sonra mantı istediğimiz söyleyemezdim ama yarın için söyleyecektim. Bir ana aydınlanmış gibi yerimden kalkarak aşağıya indim Gurur'un "Su" demesiyle durdum.
Hızla kafamı çevirdim"Su mu?"
Bana daha önce kimse Su dememişti ama Gurur diyince aşırı hoşuma gitmişti.
"Nereye gidiyorsun Su?"
"Nereye gittiğimi boşver ama Su ne?"
"Herkes Suay diyor.Hayat kaynağıma Su demeyeyimmi?"
Gülümsedim "Çok güzel" diye mırıldandım. "Herkese Suay sana Su'yum ozaman"
Sımsıkı sarıldı "Bana özel" dediğini duydum.
"Sen nereye gittiğini söylermisin artık" dedi
"Şey ee" diyerek dağıtmaya çalıştım şuan canımın çektiğini söyleyemezdim hizmetlilere bir iş daha çıkaramazdım.Bir anda "Su" dedim."Su içecektim"
"-Eminmisin" dedi bocaladığımı anlamıştı.
"Gurur bişey diyicem ama ben canım aşırı mantı çekti.Bunu hizmetliöere söyleyecektim ama yarın için."
"Mantı sana feda olsun Su.Peki neden bana söylemeye çekindin"
"Çünkü şuan olmaz"
"Neden?"
"Şuan yemekleri yapmışlardır.Yarın yaparlar"
"Canın çekiyosa ve burada çalışıyorlarsa tabiki yaparlar yapmak zorundalar" dedi.
"Saçmalama Gurur yarın yeriz hadi gel"dedim ve elinden sımsıkı tutarak salona çıktık çıktışımızda herkes masadaydı.Bizde masaya oturduk ve yemeğimizi yedik.Samet Bey nedenini anlamadığım bir şekilde ara ara bana bakıyordu baktığını anlamıştım ama çaktırmıyordum.
Bir anda Gurur "Baba niye Su'ya bakıyorsun?"dedi.
"Hangi Su'ya"
"Suay"
"Bakmıyorum oğlum biraz halsiz gördümde gelinim iyimi diye bakıyorum" dedi.
"Sabahtan beri çocuk bakıyo o yüzdendir."
"Çocukmu"
"Nevin abla bebeğini bırakmıştı işi vardı ona baktık."
Bir anda "Evet çok şirindi" dedim.
"Çocuk bakabiliyosun dimi kızım" dedi samet baba.
"Bakabiliyorum tabiki"diyince belli belirsiz sırıtıyordu nedenini anlamamıştım.
Biraz daha sohbet ettik ve yemeği bitirdik.
Yemekten sonra herkes kendi işiyle uğraşmaya başlamıştı. Ben de Gurur'la birlikte yukarı çıkıyordum ki bir anda durdu.
"Su."
"Odaya geç birkaç dakika işim var."
"Tamam" diyerek arkamı döndüm odaya geçtim belkide saatlerce büyülü manzarayı en sevdiğim şarkılar eşliğinde izledim.
Tam o sırada kapı çaldı gelen Gururdu elinde bir tabak vardı biraz daha yaklaştığında ben tabağa bakıyordum oda bana
"Mantı yaptım yani yapmaya çalıştım senin için."dediği an gerçekten ağlayabilirdim.
Benim için mantımı yapmıştı
"Gurur" diyerek içli içli gözlerine baktım"benim içinmi?"
"Senin için Su."
Bir an yere baktım ve Gurura sımsıkı sarıldım gerçekten sımsıkı parmak uçlarımda yükselik tam olarak boynuna bir öpücük bıraktım gözlerim mantı'ya kaydığında "Çok teşekkür ederim mükemmel gözüküyo hadi hemen yiyelim"
Çatalı dağılmış mantıların birine sapladı ilk denemesi olduğı için biraz acemiydi ama ağzıma attığımda yediğim en iyi mantı olablirdi.Gurur yaptığı içinmi yoksa gerçekten bu kadar beğendiğim içinmi bilmiyorum ama o kadar lezzetli geliyorduki yedikten sonra rahatlamış gibiydim daha önce hiç böyle canım çekmemişti.
İştahla tabaktaki tüm mantıları yemeye başladım "Yavaş ol boğulacaksın" deyince gözlerine baktım "Ellerine sağlık" diyerek yemeye devam ettim.
"Afiyet olsun Su'yum. Malesef hamur bu kadarına yetti yine iste yine yaparım"
"Teşekkür ederim,tam yetti canım"
Mantıya pek benzemiyordu.
Kimisi büyük, kimisi küçük, kimisi ise mantı olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşmüştü.
"Su?"
"Çok güzel olmuş."
"Gerçekten mi?"
Başımı salladım.
"Dünyanın en güzel mantısı."
Çünkü bazen bir yemeği güzel yapan şey tadı değil.
Kimin yaptığıydı.
Bölüm etkileşimi
