ALAZIN GÖLGESİNDE kitap kapağı

28. bölüm / 30

ALAZIN GÖLGESİNDE

25 BİR DAHA SÖYLE

Vaveyla Yazarı: ✩‏𖦹♪ Rn

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 25 BİR DAHA SÖYLE

Ev tekrar sarsıldı hemde hiç olmadığı kadar.beton sesleri...
Bir erkek çocuk sesi ve çaresiz bir annenin çığlığı.
Ve geriye kalan kimsesiz 2 çocuk.Abisine sığınan küçük bir kız çocuğu...
Kurşun sesiyle abiside yok oldu.kim kalmıştıki geriye?
Tüm karanlığın ardından beliren minik bir umut o'ydu
Gururdu...
Bu bir rüya Suay.
Yine gerçeklerden oluşan bir rüya.
Rüyayla gerçek arasında sıkışıp kaldığım bi ara.
Sabah olduğunda evdeki herkes çoktan uyanmıştı bile. Ben ise uzun zaman sonra bu kadar rahat ve güvende uyuduğumu hatırlıyordum. Dün gece yaşadığım korkuya rağmen içimde garip bir huzur vardı. Belki de ilk kez yalnız olmadığımı gerçekten hissettiğim içindi.
Gurur’un kollarından dikkatlice sıyrılıp mutfağa doğru yürüdüm. İçeriden mis gibi kokular geliyordu. Yumurtanın, kızaran ekmeğin ve taze demlenmiş çayın kokusu tüm eve yayılmıştı.
Kapıdan içeri uzanıp gülümsedim.
“Günaydın.”
Zeynep Anne ile Deren aynı anda bana döndü.
“Günaydın kızım.”
“Günaydın Suay.”
İkisinin de sesi öyle sıcaktı ki istemsizce gülümsedim. Yardım etmek için yanlarına geçtim. Masaya tabakları dizerken telefonumu elime aldım. Gece boyunca birçok artçı olmuştu ama bu sefer hissetmemiştik. Çiftlik evinin tek katlı oluşu ve zeminin farklılığı buna sebep olmuş olmalıydı.
Ekranımda Alya’nın peş peşe attığı mesajları görünce içim burkuldu.
Hemen aradım.
Telefon ikinci çalışta açıldı.
“Suay?”
Sesi korkuyla titriyordu.
“İyiyiz balım, merak etme.”
Derin bir nefes verdi.
“Çok korktum. Günlerdir aklımdasın zaten… hiç gelmeyecek misin?”
Gülümsedim.
“İnşallah gelirim. Şimdilik yalnız çıkmam yasak ama Gurur’la konuşup bir fırsat yaratmak istiyorum.”
“Ay inşallah. Aylardır görüşmüyoruz.”
“Ben de çok özledim seni.”
Biraz daha konuştuk. Arda’dan, Mavi’den bahsetti. Eski günleri anınca içim ısındı.
Tam o sırada Deren seslendi.
“Suay?”
“Geldim!”
Alya’yla vedalaşıp telefonu kapattım.
Deren gülümseyerek bana baktı.
“Gurur’u uyandırabilir misin? Ben cesaret edemedim.”
Kıkırdadım.
“Tabii.”
Odaya döndüğümde Gurur hâlâ uyuyordu. Bir kolunu gözlerinin üzerine koymuştu, diğer kolu koltuktan aşağı sarkıyordu. Dağılmış saçları yüzüne düşmüştü.
Bir süre öylece baktım.
İlk defa bu kadar savunmasız görünüyordu.
Yavaşça yaklaşıp eğildim.
“Gurur… kahvaltı hazır.”
Kaşları hafifçe çatıldı. Sonra gözlerini araladı.
Beni görünce dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“Günaydın.”
İçim ısındı.
“Günaydın.”
Doğrulup oturdu. Saçları iyice dağılmıştı. Gülmemek için dudağımı ısırdım.
“Neye gülüyorsun?”
“Hiç.”
Şüpheyle baktı.
“Dalga geçiyorsun.”
“Biraz.”
Başını iki yana sallayıp hafifçe güldü.
Birlikte mutfağa geçtiğimizde herkes çoktan masaya oturmuştu. Samet Baba gazeteye göz gezdiriyor, Semih uykulu gözlerle çay içiyor, Zeyn ekmeğe reçel sürüyor, Deren ise kahvaltılıklara uzanıyordu.
Ben tam çayı doldururken elim hafifçe bardağın sıcak kısmına değdi.
“Ah.”
Refleksle geri çekildim ama Gurur anında bileğimi tuttu.
“Dikkat etsene.”
Başparmağıyla kızaran yere hafifçe dokundu. Sesi telaşlıydı.
Bir anda herkes bize baktı.
Deren sırıttı.
“Vay vay.”
Semih ağzındaki lokmayla konuştu.
“Abi sen baya baya evli adam olmuşsun.”
Gurur kaşlarını kaldırdı.
“Karım sonuçta.”
Bir anda kulaklarımın yandığını hissettim. Başımı eğdim.
Zeynep Anne gülümseyerek Samet Baba’ya baktı. O da çayından bir yudum alıp bakışlarını gazeteye çevirdi ama dudaklarının kenarı hafifçe kıvrılmıştı.
Kahvaltı boyunca bol bol sohbet ettik. Depremin korkusu dağılmış, yerini sıcak bir aile telaşı almıştı.
Saatler ilerledikçe herkes toparlanmaya başladı. Konağa dönülecekti.
Ama Gurur bir bahane bulup biraz daha kalmamızı sağladı.
Herkes arabalarla giderken biz çiftlik evinin arkasındaki çimenlikte kaldık.
Hava açmıştı. Yağmur durmuş, toprak kokusu daha da keskinleşmişti. Gökyüzünde gri bulutların arasından ince bir ışık süzülüyordu.
Çimlerin üzerine uzandım. Birkaç saniye sonra Gurur da yanıma geldi.
Ama bu sefer farklıydı.
Sessizce başını göğsüme yasladı.
Nefesim tutuldu.
Kolunu belimle karnıma doladı. Sıcacık avucu ince kumaşın üzerinden tenimi yakıyordu.
Donup kalmıştım.
Hiç kıpırdamadı.
Sadece gözlerini kapattı.
Bir süre sonra mırıldandı.
“Rahat hissediyorum.”
Parmaklarım tereddütle saçlarına gitti.
Yavaşça okşamaya başladım.
Gülümsediğini hissettim.
“İyi geliyor.”
İçim titredi.
Rüzgâr hafifçe saçlarımızı savuruyordu. Kuş sesleri uzaktan geliyordu.
Ve biz, hiçbir şey söylemeden öylece kaldık.
O an anladım.
Bazen bir insanın sevgisini duymak için konuşmasına gerek yoktu.
Bazen sadece başını göğsüne yaslaması bile yetiyordu.
‏𖦹♪⭒۶୨ৎ
Sancaktar konağının karanlık tozlu bunaltan buğulu havası yine aynıydı.Tek dertleri intikam alacak kişi aramaktı.Hazar Sancaktarın ölümünün sebebinin Alazkıranlar olduğunu düşünüyorlardı ama değildi hemen yanlarındaki dost olarak bildikleri Yalçınlardı yıllardır Sancaktarların yanında olarak görünüyorlardı ama öyle değildi bir düşmanın ne yapacağını bilirsin,Dost sandığın hain seni hazırlıksız yakalar.
Alazkıranlarla tek dertleri Suayı ellerinden almaktı onuda öldürünce bir işleri kalmayacaktı. Bir intikam için koca savaş başlatmaya bile razılardı.
Lara ile ortak planları Suay konaktan uzaklaştığı an onu vurmaktı.Bir adam planlamışlardı cezası kadar hapiste kalacak çıkıncada tüm parası ona ödencekti onu çıkartmak için uğraşacaklardı.
Ama Suayı hemen vurmayacaklardı çünkü hem konaktan ayrılmıyordu hemde hemen vururlarsa Lara'dan şüpheleneceklerini biliyorlardı.Çünkü Lara geçen gün oradaydı.
Çok kolay bir plan olduğunu tek şeyin göğsünden vurmak olduğunuda biliyorlardı zamanı gelince yapacaklardı.
°❀♪⭒‏𖦹𓇼
Gurur’la bir süre daha uzandıktan sonra eve geri geçmiştik. Gurur işlerini halletmek için şirkete geçmişti. Ben ise odada tek başıma kalmış, tavana dalgın dalgın bakıyordum.
Az önceki huzurdan eser kalmamıştı.
Gözlerimi kapattığım anda o sesler yeniden zihnimin içine dolmaya başlamıştı. Betonların çatırdayışı… annemin o son çığlığı… kardeşimin korkuyla ağlayışı… sonra her şeyi delen o kurşun sesi.
Abim.
Nefesim boğazıma düğümlendi.
İki elimle başımı kavrayıp sıkıca bastırdım. Sanki yeterince bastırırsam düşünceler susacakmış gibi. Ama olmuyordu. Ne kadar kaçmaya çalışırsam çalışayım geçmiş peşimi bırakmıyordu.
Gözlerimi sımsıkı yumdum.
“Git…”
diye fısıldadım kendi kendime.
Ama gitmedi.
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladığında öfkeyle sildim. Ağlamamalıydım. Bunu artık kontrol edebilmeliydim.
Kulaklığımı alıp kulaklarıma taktım. Belki bir şarkı sustururdu hepsini diye düşündüm. Çalma listemi açtım ama neşeli tek bir şarkı bile yoktu. Rastgele birini seçip oynattım.
Olmadı.
Şarkının sesi bile kafamdaki uğultuyu bastıramıyordu.
Bir anda hıçkırığım koptu.
Kulaklığı çıkarıp koltuğun kenarına bıraktım. Avuç içlerimle gözlerimi silip derin bir nefes aldım. Böyle odada kalırsam daha kötü olacaktı.
Biraz insan sesi duymaya ihtiyacım vardı.
Ayağa kalkıp aşağı indim.
Merdivenlerden salona vardığımda Zeynep Anne ile Deren koltukta oturmuş bir şeyler konuşuyordu. Beni görünce ikisi de başını çevirdi.
“Gel kızım, hoş geldin,” dedi Zeynep Anne, her zamanki o sıcak sesiyle.
“Hoş geldin canım,” dedi Deren.
Sonra gözleri yüzümde takıldı.
Kaşları hafifçe çatıldı.
“İyi misin?.. Ağladın mı sen?”
İçimden derin bir of geçti. Gözlerimin ne kadar kızardığını unutmuştum.
Hızla gülümsedim.
“Hayır, gözüm sulandı biraz.”
Zeynep Anne dikkatlice baktı.
“Emin misin kızım?”
Başımı salladım.
“Hı hı.”
Ama ikisinin de inanmadığı belliydi.
Deren biraz kenara kayıp yanı başını gösterdi.
“Gel otur.”
Sessizce gidip yanlarına oturdum. Birkaç saniye kimse konuşmadı.
O sessizlikte boğazımdaki düğüm daha da büyüdü.
Sonunda derin bir nefes verdim.
“Bazen oluyor,” dedim kısık sesle.
İkisi de bana döndü.
“Öyle… durduk yere. Bir şey görüyorum ya da bir ses duyuyorum. Sonra eskiden olan her şey geri geliyor. Sanki tekrar yaşıyormuşum gibi.”
Sesim titremişti.
Deren’in yüzü yumuşadı. Elini elimin üzerine koydu.
Zeynep Anne ise saçlarımı kulağımın arkasına itti.
“İçinde tutma kızım,” dedi usulca. “Ağlamak kötü bir şey değil.”
Gözlerim yeniden doldu.
“Geçti sanıyordum,” dedim. “İnsan alışıyor sanıyordum ama geçmiyor galiba.”
Zeynep Anne burukça gülümsedi.
“Bazı acılar geçmez. Sadece taşımayı öğrenirsin.”
Sözleri öyle sakindi ki içime işledi.
Başımı eğdim.
“Ben bazen çok güçsüz hissediyorum.”
Deren hafifçe güldü.
“Saçmalama. Buraya ilk geldiğin günle şimdi arasında dağlar kadar fark var. Sen sandığından daha güçlüsün.”
O an boğazım yeniden düğümlendi ama bu sefer kötü değildi.
Birinin bunu söylemesine ihtiyacım varmış meğer.
Tam o sırada dış kapının açılma sesi duyuldu.
Kalbim istemsizce hızlandı.
Gurur.
Ayak sesleri salona yaklaştı. İçeri girdiğinde bakışları ilk beni buldu.
Sonra kızarmış gözlerimi gördü.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
Kaşları çatıldı.
“Ne oldu?”
Sesi sakindi ama içinde belli belirsiz bir telaş vardı.
Başımı kaldırıp ona baktım.
Küçük bir nefes verdim.
“Biraz kötü hissettim sadece.”
Hiçbir şey demeden yanıma geldi.
Ve herkesin içinde, çok doğal bir şeymiş gibi elini omzuma koydu.
Başparmağı hafifçe tenime dokundu.
“Geçti mi?”
O küçücük temas bile içimde bir şeyi sakinleştirmişti.
Gözlerine baktım.
“geçti.” diyerek gülümsedim.
Gurur gözlerimin içine birkaç saniye daha baktı.
Sanki gerçekten iyi olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu.
Sonra başını hafifçe salladı.
“Gel.”
Kaşlarımı çattım.
“Nereye?”
“Elimi tut da gel işte.”
Deren sırıttı. Zeynep Anne de belli belirsiz gülümsedi ama ikisi de tek kelime etmedi.
Gurur avucunu bana doğru uzattı.
Tereddüt etmeden tuttum.
Parmaklarım parmaklarının arasına yerleştiğinde içimde tuhaf bir sıcaklık yayıldı. Hâlâ bu kadar doğal gelmesine şaşırıyordum.
Beni yukarı çıkardı.
Odaya girer girmez kapıyı kapattı. Sonra dönüp bana baktı.
“Buraya otur.”
Yatağın kenarını işaret ediyordu.
Sessizce oturdum.
Kendisi de karşıma geçti, dizlerinin üzerine çömeldi.
Bir an ne yaptığını anlayamadım.
Sonra iki elini dizlerimin üzerine koydu. Başını kaldırıp bana baktı.
“Anlat.”
Sesi sakindi.
Yumuşaktı.
“Ne oldu?”
Bakışları öyle ciddiydi ki yalan söyleyemedim.
Bir süre sustum.
Sonra fısıldadım.
“Abimi ve ailemi gördüm.”
Kaşları hafifçe çatıldı ama sözümü kesmedi.
“Rüyamda… böyle bazen oluyor. Sesini duyuyorum. O geceyi görüyorum. Sonra her şey birbirine giriyor”
Boğazım düğümlendi.
Gurur’un elleri dizlerimde hafifçe sıkıldı.
“Geçmişte kaldı biliyorum ama… bazen hâlâ oradaymışım gibi oluyor ama boşver ee sen neyaptı" derken sesimi neşeli tutmaya çalışmıştım.
Gurur ayağa kalktı.
Kalbim bir an boşluğa düştü.
Ama hemen ardından yanıma oturup beni kendine çekti.
Hiç zorlamadan.
Sadece izin verir gibi.
Başım göğsüne yaslandı.
Bir eli saçlarıma giderken diğer kolu belime dolandı.
“Bak bana.”
Başımı kaldırdım.
Gözleri gözlerime kilitlendi.
“Bir daha öyle hissettiğinde tek başına kalmayacaksın.”
Nefesim tutuldu.
“Beni ara. Gece, gündüz fark etmez.”
Bir an konuşamadım.
Çünkü sesindeki kararlılık rol değildi.
Gerçekti.
Parmaklarım istemsizce tişörtünü kavradı.
“Ya gelemezsen?”
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Gelirim.”
“Ya çok uzaktaysan?”
“Yine gelirim.”
İlk kez küçük bir kahkaha kaçtı dudaklarımdan.
“İnatçısın.”
“Sen daha inatçısın.”
Kıkırdadım.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra fark etmeden tekrar göğsüne yaslandım.Kalbinin ritmini duyabiliyordum.
Bazı insanlar seni büyük cümlelerle sevmezdi.
Bazıları sadece yanında dururdu.
Gitmezdi.
Gurur da tam olarak öyle seviyordu.
Tam o sırada kapı çaldı gelen Semihti "Abi Babam sizi çağrıyor" dedi
Gurur gözlerime baktı ve "Gidelim" dedi üçümüz birlikte aşağıya indik Samet Baba mutlu görünüyordu.
"Oğlum Nefer Yalçın bizimle birlikteymiş yıllardır Sancaktarlarla görüküyorlardı ama işin aslı başkaymış.Ceyhun Sancaktarı halledebilirsek ve Larayıda buradan gönderirsek hiçbir tehlike kalmıyor Suayın altında ama yinede bizimle olmalısın Suay hem ne olur ne olmaz. Artık bizim gelinimizsin.
Normalde olsa inatlaşabilirdim ama buraya gerçekten çok alışmıştım Gururu asla bırakamazdım burada yaşamak artık zorunluluk gibi gelmiyordu.
Gülümsedim
"Çok şükür ve tabiki,artık sizin gelininiz Gurur'unda karısıyım" bir süre düşündüm ve "gitmem" dedim.
Gururun gülümsediğini ve evdeki herkesin rahat nefes aldığını anlayabiliyordum.
"Suay kızım" dedi Samet Baba "Gurur olmadan bu çevreden ayrılmak yok yinede tamammı?" diyerek bana baktı sert değildi sadece uyarıydı
Kafamı salladım "Tamam Samet Bey" bir süre düşündüm alık gözlerle bakarken sesimin titreyerek çıktığını farketmedim bile. Bey kısmını " Samet Baba" diyerek düzelttiğimde gülümseyerek bana bakıyordu utandığımı ve mahçup gibi baktığımı görünce "Rahat ol kızım öz olmasamda babam sayılırım"
Zeynep annede bana bakıyordu "Banada Anne diyebilirsin kızım"dedi.
Kızarmış yanaklar ve dolu gözlerle Gurura baktım ellerini arkasında bağlamış gülümseyerek bana bakıyordu.
Sıcak bir ortam oluşmuştu evin içinde saatlerin nasıl geçtiğini anlamamıştım birlikte yemek yiyip sonrasında sohbet etmiştik ve sonrasındada Gururla odamıza geçtik.
Gururun bakışları bendeydi
"Suay" dediğini duyunca başımı kaldırdım "terasa gidelimmi?"
"Olur"diyerek cevap verdim.
"Hadi gel" diyerek elini uzattı uzattığı eli sımsıkı kavradım ve hemen bir üst kattaki terasa çıktık.
Daha önce hiç çıkmamıştım orada olduğunu biliyordum ama hiç gitmemiştim kapıyı açtığımızda karpostal gibi bir manzarayla karşılaştık gece olmuştu yağmur yeni durmuş toprağa kokusu sinmişti.
Büyülü manzarayı izlerken Gururun yanıma biraz daha yaklaştığını hissettim.biraz daha ve sonra biraz daha aramızda bir kaç adım vardı o birkaç adımdada ben yaklaştım.
Nefesim düzensizleşti.
"Suay." dedi
"-Efendim"
"Çillerin..." dedi ve bir süre düşündü.
“İnsan bu kadar güzel olmamalı.”
Dayanamayıp hafifçe güldüm.
“Abartıyorsun.”
Kaşlarını çattı.
“Hayır.”
Bir adım daha yaklaştı.
Artık nefesi yüzüme değiyordu.
“Suay, sen farkında değilsin.”
“Neyin?”
“Bana ne yaptığının.”
Kalbim göğsüme sığmıyordu.
“Ne yapıyorum?”
Bakışları dudaklarıma indi. Sonra yeniden gözlerime çıktı.
“Nefesimi çalıyorsun.”
Titreyen bir nefes verdim.
“Sen de benimkini.”
Bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
“Bir daha söyle.”
Utandım.
“Söylemem.”
“Suay.”
“Hayır.”
Belimden kavrayıp beni kendine çekti. Göğsüne çarpınca içimden küçük bir nefes kaçtı.
“Şimdi söyle.”
Başımı kaldırıp gözlerine baktım.
“Sen de benimkini çalıyorsun.”
Öyle bir baktı ki dizlerim güçsüzleşti.
“Benimsin her şeyinle.”
Sesindeki kararlılık içime işledi.
Parmaklarımı gömleğine geçirdim.
“Seninim… her şeyimle.”
Gözlerini kapatıp alnını alnıma yasladı.
“Bir daha.”
Gülümsedim.
“Seninim.”
Derin bir nefes verdi.
“Allah kahretmesin…”
Şaşkınca baktım.
“Neden?”
Gözlerini açtı.
“Çünkü bunu her söylediğinde sana yeniden âşık oluyorum.”
Kalbim duracak sandım.
“Gurur…”
Dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“Bir şey söyleyeceğim.”
“Ne?”
Bana biraz daha eğildi.
“Seni öpmeyi bırakmayı düşünmüyorum.”
Nefesim kesildi.
“Kim bırak dedi ki?”
Gözlerinde bir şaşkınlık parladı. Sonra gülümsedi.
“Demek öyle?”
Kollarımı boynuna doladım.Elini belimde hissettim.
“Demek öyle.”
Bir saniye bile beklemedi.
Dudakları dudaklarıma kapandı.
Bu kez daha derindi.
Daha gerçek.
Beni sanki yıllardır özlüyormuş gibi.
Ben de onu aynı özlemle karşılık verdim.
Ve o an, yıldızların altında, bütün dünya sustu.
Sadece ikimiz...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18