17. bölüm · ALAZIN GÖLGESİNDE
14 KAYBETMEK VE TRAMVALAR
Odaya geçmiştik.
Gurur gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştı. Ben ise arabada kısa kısa uyuklayabilmiştim ama yine de gözlerim yanıyordu. İkimizin de gözlerinden resmen uyku akıyordu.
Henüz iki gün bile olmadan İstanbul’a gidip geri dönmemiz bana hâlâ tuhaf geliyordu.
Samet Bey birkaç kere aramıştı yol boyunca. Güvende olup olmadığımızı sürekli sormuştu. Dışarıdan sert bir adam gibi görünüyordu ama aslında içten içe merhametli ve korumacıydı.
Evdekilerin uyanma saati gelmişti.
Ama bizim gözaltlarımız mosmordu.
Uyumamız gerekiyordu.
Gurur pencerenin yanında ayakta duruyordu. Yanına doğru birkaç adım attım.
“Gurur…” dedim.
Başını hafifçe bana çevirdi. Gurur olduğunu onaylayan kısa bir mırıltı çıkardı.
“Çok teşekkür ederim.”
Bir an sustu.
“Rica ederim.” dedi.
Sesinde o eski soğukluk yoktu. Belki başkası fark etmezdi ama ben o küçük merhameti hissedebiliyordum.
“Uyu istersen.” dedim.
Başını iki yana salladı.
“Uyuyamam. Üç gündür kahvaltıya inmiyoruz… Bari bugün gidelim de çok batmayalım gözlerine.”
“Hıhı…” diye mırıldandım.
Evde hareketlenme başlamıştı. Henüz saat yedi bile olmamıştı ama aşağıdan tabak sesleri geliyordu.
Kahvaltıya inmeden önce aynaya baktım.
Gözaltlarım gerçekten morarmıştı. Kapatıcı sürmeyi düşündüm ama sonra vazgeçtim.
Burada yabancı yoktu.
Burası sanki… aile gibiydi.
Bu kadar hızlı alışmış olmamı garipsiyordum ama içimde garip bir huzur da vardı.
Gurur’a döndüm.
“Gidelim mi?” dedim.
Başını sallayıp ayağa kalktı.
Kapıya doğru yürürken ona baktım.
“Keşke ben sürseydim biraz da sen uyusaydın.” dedim.
Belli belirsiz gülümsedi.
“Kahvaltımızı yapalım. Bugün erken uyuruz.”
Geceyi beklemeye başlamıştım bile. Şu an biri izin verse olduğum yerde uyuyabilirdim.
Ama Gurur… iki dakika bile uyumadan nasıl ayakta duruyordu anlamıyordum.
Aşağı indik.
Yemek odasına girdiğimizde Samet Bey masanın başındaydı. Bizi görünce başını kaldırdı.
“Hoş geldiniz.” dedi.
Sonra bakışlarını yumuşatarak ekledi:
“Kızım… oğlum.”
Kızım…
Bu kelime içime dokundu.
Babamdan hiç duymamıştım.
Hep başkalarından duyanlara imrenirdim.
İçimi tuhaf bir sıcaklık kapladı.
“Günaydın.” dedim gülümseyerek.
Zeynep Hanım da odasından geliyodu. Bizi görünce kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Günaydın.”
Masaya oturduk.
İkimiz de ruhsuz gibi önümüzdeki tabaklarla uğraşıyorduk. Birkaç zeytin, biraz ekmek… ama ikimizin de aklı uykudaydı.
Zeynep Hanım dikkatlice bize baktı.
“Siz iyi misiniz? Hiç uyumadınız mı?”
Gurur cevap verdi.
“Pek uyuyamadık. Araba sürdük.”
Başımı çevirip birkaç saniye Gurur’a baktım.
Aslında sabaha kadar uyumayan oydu.
Ama “ben” dememişti.
“Biz” demişti.
Bu küçük detay nedense hoşuma gitmişti.
Samet Bey çayından bir yudum aldı.
“İstanbul işi halloldu mu?”
“Halloldu.” dedi Gurur.
“Suay’ın eşyalarını aldık.”
Zeynep Hanım bana dönüp gülümsedi.
“Yorulmuşsundur kızım.”
“Biraz.” dedim utangaçça.
Samet Bey hafifçe başını salladı.
“Bugün dinlenin. Konağın işi bitmez ama insanın uykusu bitince hiçbir şey yapamaz.”
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Herkes çayından içiyordu.
Ama ben bir şeyi fark etmiştim.
Gurur…
Ara sıra bana bakıyordu.
Ve her baktığında sanki emin olmak ister gibi bakıyordu.
Burada olduğumdan.
Güvende olduğumdan.
Bırada olmaya alışmıştım sanki her ne kadar istemeden dursamda burada bir sıcaklık vardı en önemlisi bir aile vardı mutlulardı.ben o hissi tadamamıştım hep bir yanım eksikti önce babam sonra annem ve kardeşim sonrada abim... burası benim yaralarımı sarıyor gibiydi gururla aramızda sisli dağlar,fırtınalar,uçurumlarda olsa vardı bi güven ama geride bıraktıklarım Alya,Arda,Nesil, Barut Amcam ve Kedim Mavi Kedimi Alyanın evine bırakmıştım.
Mavi gözleri olan gri bir kediydi.Herşeyimdi geride kalan tek ailemdi onu bıraya getirmek istiyordum ama yapamadım Gururada söylemedim Alyada güvende.Nesil ise kuzenin amcam barutun kızı babam ve annem vefat edince o bakmıştı bize korumuştu kollamıştı bazen barut baba bile derim çok seviyorum onu pnum sayesşnde dik durduk abimle.sevdiklerimi hep kaybetme korkusu vardı içimde çocukluğumdan beri öyledir Anne,Kardeş,Abi ve Derin Abla
Şu andada deli gibi korkuyorum Herkez evinde güvende ama geceleri... geceleri kabus gibidir benim için özellikle bazıları.Kafamda kurma, halisinasyon görme, titreme ,korku hiçbir zaman geçmedi bunlar her bir ölümde dahada arttı sanki kimseye söyleyemiyodum Alya ve abim hariç.
O gece Gururda anlamıştı sanki Arabada uyurken ve onun kollarında uyurken... istemiyodum psikologlarada gittim olmadı sonrada bıraktım zaten.
Kafamda deli düşünceler, Sorular ,Ve Çaresizlik hepsi benimleydi sadece oturdum uykum vardı uyuyamadım ,Kalkmadımda sadece düşündüm. Neyi düşündüğümü bilmeden.
göz kapaklarım birbirine yapışıyordu. Uykusuzluk sonunda beni yakalamıştı.Başım dönüyor gibiydi.
“Ben gerçekten
"uyuyacağım…” diye mırıldandım.
Her zamanki tekli koltuğuma geçtim.Sadece birkaç dakika dinlenirim diye düşünmüştüm.
Başımı koltuğun kenarına yasladım.
Gözlerim kapanmaya başlamıştı ki kapı hafifçe tıklandı.
“Gir…” dedim uykulu bir sesle.
Kapı açıldı.
Gurur içeri girdi.
Kapıyı kapatıp birkaç adım bana doğru geldi. Onu net görmek için gözlerimi aralamaya çalıştım ama başaramadım.
“Yatağa geç.” dedi.
“Olmaz.” diye mırıldandım.
Sesim bile bana uzak geliyordu.
Gurur birkaç saniye sustu.
Sonra adımlarını yaklaştırdığını duydum.
“Burada uyuyamazsın.” dedi.
“Uyurum…” diye itiraz etmeye çalıştım ama kelimeler ağzımdan düzgün çıkmadı.
Bir anda koltuğun önünde durduğunu hissettim.
Sonra… beklemediğim bir şey oldu.
Kollarını altımdan geçirip beni yavaşça kaldırdı.
Bir an refleksle gözlerimi açtım.
“Gurur! Ne yapıyosun”
sakin bir sesle. “Gel buraya”dedi
Beni kucağında taşıyordu.
Başım istemsizce omzuna yaslandı. Üzerinden gelen o tanıdık, ferah koku yine burnuma doldu.
Bir iki adım attı.
Sonra beni yatağa yavaşça bıraktı.
Yastığı düzeltti.
Üzerimdeki ince battaniyeyi çekip omuzlarıma kadar örttü.
Ben yarı uykulu hâlde onu izliyordum.
“Gurur…” diye mırıldandım.
“Hmm?”
“Sen de uyu…”
Bir an sustu.
Sonra çok hafif bir nefes verdi.
“Uyurum.”
Gözlerim tekrar kapanmaya başlamıştı.
Gurur yatağın diğer tarafına oturdu. Ayakkabılarını çıkardığını, sonra yatağa uzandığını hissettim.
Yatak hafifçe çöktü.
O an nedense içim garip bir şekilde rahatladı.
İkimizde uykuya daldık.
