5. bölüm / 26
TALİHSİZ AYSELBÖLÜM 5
Bölümler 26Şu an: BÖLÜM 5
- 1 1. BÖLÜM475 kelime
- 2 BÖLÜM 2525 kelime
- 3 BÖLÜM 3318 kelime
- 4 BÖLÜM 4447 kelime
- 5 BÖLÜM 5587 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 BÖLÜM 6402 kelime
- 7 BÖLÜM 7566 kelime
- 8 BÖLÜM 8420 kelime
- 9 BÖLÜM 9438 kelime
- 10 BÖLÜM 10396 kelime
- 11 BÖLÜM 11403 kelime
- 12 BÖLÜM 12549 kelime
- 13 BÖLÜM 13564 kelime
- 14 BÖLÜM 14589 kelime
- 15 BÖLÜM 15473 kelime
- 16 BÖLÜM 16553 kelime
- 17 BÖLÜM 17605 kelime
- 18 BÖLÜM 18746 kelime
- 19 BÖLÜM 19481 kelime
- 20 BÖLÜM 20705 kelime
- 21 BÖLÜM 21491 kelime
- 22 BÖLÜM 22619 kelime
- 23 BÖLÜM 23810 kelime
- 24 BÖLÜM 24816 kelime
- 25 BÖLÜM 25814 kelime
- 26 BÖLÜM 26588 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duydukları karşısında iyice şaşıran Aysel:
‘Olmaz olsun öyle kardeş’ dedikten sonra ‘Ya oğlu, oğlu nasıl biriydi’ dedi utanarak.
‘Oğlu, anası gibi değildi. İyilik yapmayı severdi. Hatta zaman zaman gelip beni ziyaret etmiştir’ dedi annesi.
Annesini dinleyen Aysel:
‘Ben niye tanımıyorum onu?’ diye haklı bir soru sordu.
‘Teyzen olacak o kadın, bizim işlerimizi bozduktan sonra karşıma geçip ‘‘Sen ne kardeş olmayı ne de bizim servetimizi hak ediyorsun’’ dedi tıslarcasına. Ardından bana ‘Bundan sonra ne yüzümü göreceksin ne de oğlumu göreceksin’ dedikten sonra ondan bir daha haber alamadım. Oğlu ile bir süre görüştüm ama ondan da bir süre sonra haber alamadım. Oğlu, seni görmeyi çok istiyordu, ama annesinin sözünü çiğnemek istemediğinden seninle tanışmadı. İşte, onu tanıyamamanın sebebi bu’ dedi annesi.
O, annesi ile konuşup dertleşirken o sırada Galip, kapının önünde onları dinliyor, dinledikçe de gözyaşlarını tutamıyordu.
‘Kızım, bizim kaderimiz de böyleymiş’ dedi annesi o kızı ile konuşup teselli etmeye çalışıyordu, ama onunda içinde fırtınalar kopuyordu. Pencereler kırık olduğu için rüzgâr esiyor, bu durum onların üşümesine sebep oluyordu, yakacak odun bile bulamadıkları için ısınma imkânı bile bulamıyorlardı. Her yağmur yağışında çatı damlıyor ve içerisinin küf kokmasına sebep oluyordu. Bu durum sağlıkları açısından da tehlikeliydi. Üstelik bir de evlerinden atılma tehlikeleri bile vardı.
Annesi, ağzını açıp bir şeyler daha diyecekti ki kapı çaldı. Kapı çalınca her ikisi de kapıya doğru baktılar.
‘Bu da kim’ dedi annesi. Ardından Ayşe'ye ‘kızım hele bir bak komşular yardım getirmiştir. Gerçi, onların da yiyecek bir şeyler yok ama bizden daha iyi durumdalar’ dedi, hüzünlü bir ifade ile. Annesini dinleyen Aysel ‘Haklısın’ dedi, gözleri dolu bir şekilde. Ardından ayağa kalkarak kapıyı doğru yöneldi ve:
‘Kim o’ dedi ve bekledi. Kapıdan ses gelmeyince tekrar ‘kim o’ dedi yüksek bir sesle. Bu sefer kapıdan:
‘Kızım, komşunuz İrem’ dedi, komşusu ince bir sesle ‘size yiyecek getirdim’
‘İrem teyze sen misin?’ dedikten sonra kapıyı açtı. Karşısında ton ton, nurani bir teyze duruyordu. Onu gören Aysel:
‘İrem teyze, kapıda bekleme de içeriğe gel’ dedi tatlı bir dille.
‘Kızım, girmesem’ dedi komşuları çekingen bir sesle.
‘Olur, mu öyle şey, İrem Teyze’ dedi Aysel ‘hem annem seni gördüğüne sevinecektir’
Aralarında biraz daha konuştuktan komşuları sonunda ikna olmuş içeriğe girmişti.
‘Nuran, nasılsın?’ dedi komşuları.
‘Bu sıralar ayaklarım ağrıyor’ dedi Aysel'in annesi.
Komşuları, Aysel’in annesiyle konuştuktan sonra Aysel'e dönerek:
‘Kızım, biliyorum kızıyorsun ama...’ sözünü tamamlamadan Aysel, araya girerek:
‘Hayır, İrem Teyze, çocuklarımı hiçbir yere vermem’ dedi çocuklarına sarılarak:
‘Kızım, ben senin ve çocuklarının iyiliğini istiyorum’ dedi ve çocuklara gülümseyerek baktı. Çocuklar, onu sevmelerine rağmen, kendilerini annelerinden ayırmak istediğini anlıyorlardı. Bu yüzden de ona kızgın bir şekilde bakıyorlardı.
‘Kızım, hemen hayır deme, hem senin hem de onların hayatın kurtulur’ dedi kadın.
Onun son sözü Aysel’i öyle kızdırdı ki annesi ikaz etmese, komşularının üzerine yürüyüp onu bir güzel pataklardı.
‘Tamam, tamam sustum’ dedi komşuları. Ardından Aysel'e ‘ha bu arada sizin kapınızın önünde siyah lüks bir araba var. Neredeyse bir saattir de içindeki adam, sizin evi gözetliyor’ dedikten sonra getirdiği yemeği alarak çıkıp gitti.
O, gittikten beş dakika sonra kapıları tekrar çalındı. Kapının çalındığını duyan Aysel, komşuları İrem Hanımın tekrar geldiğini zannederek kapıyı açtı. Beklediği gibi komşuları İrem Hanımdı.
‘Kuzum' dedi İrem Hanım ‘Neyin nesidir bilemem, ama şu ilerideki siyah araba var ya bir saattir burada ve içindeki adam sizin eve gözlenmekte’ dedi nefes nefese ‘Ayrıca az önce de sizin konuşmalarınızı dinlemekteydi’
Aysel, İrem Hanımın ikazı üzerine o yöne baktı. Evet, evet içinde genç bir adam vardı ve kendilerine doğru bakıyordu.
‘Sende kimsin?’ dedi bağırarak. Ardından onun kim olduğunu anlayabilmek için oraya doğru yöneldi.
Galip, Aysel'in kendisine doğru geldiğini görünce kendi kendine ‘şimdi zamanı değil' diyerek hızlıca oradan uzaklaştı.
Bölüm etkileşimi
