TALİHSİZ AYSEL kitap kapağı

17. bölüm / 26

TALİHSİZ AYSEL

BÖLÜM 17

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: BÖLÜM 17

‘Orhan Kaptan kurtarıldı' dedi polis memuru Metin.
‘O şimdi nerede?’ dedi Murat Komiser.
‘Komiserim, kurtarıldığı zaman bitkin durumdaydı. O yüzden genel kontrol için hastaneye kaldırıldı'
‘Yattığı odaya nöbetçi yerleştirildi mi?’
‘Evet, komiserim yerleştirildi'
‘Aman dikkat edin? Zira o bizim için çok önemli' dedikten sonra Emniyet müdürü Serdar Canpolat geldi mi?’ diye sordu.
‘Geldi efendim, odasında sizi bekliyor’
‘Tamam, sen git ben birazdan gelirim'
Komiser Murat, önündeki evrakları inceleyip imzaladıktan sonra Emniyet müdürü Serdar Canpolat’ın odasına gitti.
‘Orhan Kaptan konuştu mu?’ dedi Serdar Müdür.
‘Müdürüm, konuşamayacak kadar durumu kötüymüş. O yüzden hastaneye kaldırmışlar' dedi Murat Komiser. Ardından da ona ‘siz bir şeyler öğrenebildiniz mi?’ diye sordu.
‘Tefeci Mahir ile yine bir iş peşindeler, ama neyin peşinde olduklarını henüz daha öğrenemedim'
Onlar hararetli bir şekilde konuşurken kapı çalındı ve içeriye bir polis girdi.
‘Müdürüm’ dedi polis memuru ‘Aysel Hanımın evinin önünde hareketlilik gözlenmiş. Spor kıyafetli bir adam onların evi uzun süre gözetledikten sonra oradan ayrılmış’
‘Muhtemelen o adam yine gelecektir' dedi Emniyet müdürü Serdar Canpolat ‘O yüzden siz gözünüzü dört açın’
‘Emredersiniz müdürüm' dedi polis memuru. Ardından kapıyı kapatıp odadan çıktı'
‘Müdürüm, şimdi ne yapacaksınız?’ dedi Murat Komiser.
‘İlk önce Mahir ile Elif Çil'in ilişkisini öğrenmeye çalışacağım. Bu arada sizde Aysel ve çocuklarından gözünüzü ayırmayın'
Az önce gelen polis memuru tekrar gelerek:
‘Müdürüm, Orhan Kaptan kendine gelmiş ve bütün bildiklerini anlatmak istiyormuş'
Serdar Müdür, Murat Komisere dönerek:
‘Bakalım ne anlatacakmış' dedi ayağa kalkarak.
İkili konuşmayı burada sona erdirerek hastaneye gittiler.
******
‘Kâhya nerede?’ dedi Elif Hanım, bağırarak ‘zaten ne zaman yerinde oldu ki'
Onun bağırtılarını duyan hizmetçi Rana, talaşla onun yanına gelerek:
‘Efendim, o evin ihtiyaçlarını almak için dışarıya çıktı'
‘O geldiği zaman derhal yanıma gelsin' dedi Elif Hanım, sesli bir şekilde.
‘Baş üstüne efendim'
Yarım saat sonra Kâhya Remzi Efendi, alışverişten eli dolu bir şekilde geldi ve malikâneye adımını attı.
‘Neredesin sen?’ dedi hizmetçi Rana ‘Elif Hanım fellik fellik seni arıyor'
‘Görmüyor musun ellerim dolu, sende kalkmış beni tersliyorsun'
‘Benimle ne alakası var?’ dedi Rana ‘Elif Hanımın sinirini biliyorsun. Buna rağmen her seferinde geç kalıyorsun'
‘Keyfimden geç kalmıyorum her halde' dedi kâhya ‘Benden istenilenler zor bulunduğu için ancak işimi bitirebiliyorum'
Onlar aralarında atışırken sesleri duyan Elif Hanım, onların seslerini duymuş ve bir hışımla yanlarına gelmişti.
‘Ne oluyor, niye tartışıyorsunuz?’ dedi bağırarak. ‘Zaten sinirim tepemde, sinirimi ikinizden çıkarırım’
Rana susarken kâhya başı dik bir şekilde:
‘Hanımefendi istediklerinizi aldım, yalnız istediklerinizi bulmak zor oldu. O yüzden de geç kaldım'
‘Bana mazeret uydurma' dedi Elif Hanım ‘İstediğim zaman karşımda olman gerektiğini sana kaç sefer söyledim, ama buraya kadar. Şimdi pılını pırtını topla ve defol, yani anlayacağın kovuyorum seni'
‘Hanımefendi, siz beni kovamazsınız. Çünkü beni siz değil oğlunuz işe aldı ve ancak o kovabilir’ dedi kâhya, sertçe konuşarak.
‘Bana nasıl karşı gelirsin' dedi Elif Hanım ve elini kaldırıp ona vuracaktı ki eli havada kaldı.
‘Ne oluyor anne' dedi Galip
‘Verdiğim görevi zamanında yapmadı. O yüzden bende onu işten kovuyorum dedim ama bana karşı çıktı’
‘Bunu asla yapamazsın anne. Biliyorsun ki işe alma ve işten çıkarma yetkisi benim elimde. Benim yetkim olmadan nasıl işten çıkarmaya kalkarsın'
‘Ama oğlum' dedi annesi yalancıktan yüzüne masum ifadesi kondurarak.
‘Öyle bakıp beni kandıramazsın anne’ dedi Galip sesli bir şekilde.
Elif Hanım, baktı ki oğlunu kandıramayacak bu seferde ağlamaya başladı.
‘Oğlum, beni ne zaman anlayacaksın' dedi, gözyaşlarını silerek.
‘Böyle insanları ezmeye, üstten bakmaya devam edersen. Benden daha çok azar işitirsin' dedi Galip.
‘Mademki beni anlamıyorsun, öyleyse bütün yetkilerini elinden alıyorum'
‘İşte orada dur' dedi Galip ‘Elimde olan yetkileri sadece sen değil babam da vermişti hem de noter huzurunda. O yüzden öyle elimden aldım demeyle olmuyor bu işler'
‘Ben sana gösteririm’ dedi Elif Hanım, oğluna doğru el sallayarak. Ardından hiç bir şey olmamış gibi davranarak odasına çekildi’

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

57okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.