9.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sirius✨ Night🌠

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: 9.Bölüm

Gözlerimi telefonumun bildirim sesiyle araladım. Zar zor ekranı açıp baktığımda annemden mesaj geldiğini gördüm.
Annem: Kızım, biz babanla erkenden çıktık. Hülya doğum yapmış. Bizi evde göremeyince merak etmeyin.
Siz: Tamam anneciğim. ❤️
Telefonu kenara bırakıp doğruldum. Üzerime sinen ağır alkol kokusu burnuma geldikçe midem bulanıyordu.
“Bir daha bu kadar içmeyeceğim…” diye söylendim kendi kendime.
Hızlıca duş alıp üzerime askılı şortlu pijama takımımı geçirdim. Saçlarımı havluyla kurularken dün gece aklıma geldi.
Bir anda Pelin’in gece bana söylediği şey geldi aklıma.
“Yalın’ın odasına geçeceğim.”
Gözlerim kocaman açıldı.
“Yok artık…”
Merakıma engel olamayıp doğruca abimin odasına gittim.
Kapıyı iki kez tıklattım.
“Abi… Giriyorum.”
İçeriden ses gelmeyince kapıyı yavaşça açtım.
Ve gördüğüm manzara karşısında olduğum yerde kaldım.
Pelin ve abim aynı yatakta uyuyorlardı.
Abimin kolu Pelin’in boynunun altındaydı. Pelin başını onun göğsüne yaslamıştı. Abimin diğer kolu Pelin’e sarılıydı, Pelin de bacağını rahatça onun üzerine atmıştı.
İkisi de o kadar huzurlu görünüyordu ki…
Dayanamadım.
Telefonumu çıkarıp art arda fotoğraf çekmeye başladım.
Tam üçüncü fotoğrafı çekerken abimin uykulu sesi duyuldu.
“Duru… Yeter artık.”
“Kaçıncı fotoğrafı çekiyorsun?”
“Çık odadan, rahat ver.”
Kahkahamı zor tuttum.
Tam o sırada Pelin gözlerini araladı.
Henüz beni fark etmemişti.
Uyku sersemliğiyle elini Yalın’ın yüzüne götürdü.
“…Rüyanın içinde rüya mı görüyorum?” diye mırıldandı.
“Yoksa uyku felci mi geçiriyorum?”
Bu sefer kendimi tutamadım.
Kahkahayı bastım.
Pelin bir anda bana döndü.
Sonra bulunduğu pozisyonu fark edince bacağını hızla Yalın’ın üzerinden çekip ayağa fırladı.
“Benim burada ne işim var?!”
Yanakları kıpkırmızı olmuştu.
Yalın da gözlerini açıp doğruldu.
Ben hâlâ gülüyordum.
“Şükredin annemlerle babam bugün erkenden çıktı.”
“Yoksa annem sizi bu hâlde görseydi ikinizi de rahat bırakmazdı.”
Pelin utanarak gözlerini kaçırdı.
“Yalın… Kusura bakma.”
“Dün biraz fazla kaçırmışım.”
“Galiba burada uyuyakalmışım.”
Abim gülümseyerek omuz silkti.
“Ne var bunda?”
“Yabancı mısın?”
“Sorun yok.”
Pelin daha da utanıp odadan adeta kaçarcasına çıktı.
Kapı kapanınca gidip yatağın kenarına oturdum.
Abime sırıtarak baktım.
“Gözlerin gülüyor.”
“Demek rahat uyumuşsun.”
Yalın esneyerek saçını karıştırdı.
“Vallahi güzel uyudum.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Abi…”
“Pelin’den hoşlanıyor musun?”
Hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hoşlanmaktan biraz daha fazlası.”
Sırıtmam büyüdü.
“Eee?”
“Söylemeyecek misin?”
Başını iki yana salladı.
“Henüz değil.”
“Sen bu işlere karışma.”
“Bize bırak.”
İki elimi havaya kaldırdım.
“Tamam tamam.”
“O zaman ben hiçbir şey duymadım.”
Odadan çıkarken kendi kendime gülümsedim.
Şu iki salak birbirini seviyordu ama ikisi de duygularını saklamayı başarıyordu.
Odaya döndüm.
Saçımı toplamak için toka ararken dün gece yaptıklarım aklıma geldi.
Görüntülü aramayı…
Poyraz’ın bana kız çocuğu deyişini…
Görüntülü konuşmak için tutturup sütyenimle görüntülü konuşmayı açışım ve üstüne kız çocuğu gibimi görünüyorum diyişim …
İstemsizce gülümsedim.
Biraz rezil olmuştum belki…
Ama pişman değildim.
Hatta…
Aklım hâlâ yapamadıklarımdaydı.
“En iyisi hiçbir şey hatırlamıyormuş gibi davranmak.”
Kendi kendime planımı kurarken mutfağa geçtim.
Pelin de duştan çıkıp yanıma geldi.
Birlikte kahvaltı hazırlamaya başladık.
Konuyu özellikle açmadım.
Daha yeni uyanmışken onu utandırmaya niyetim yoktu.
Ama biraz zaman geçsin…
Kesinlikle onunla dalga geçecektim.
Masa hazır olunca telefonumu elime aldım.
Poyraz genelde erkenden uyanırdı.
Muhtemelen ayaktaydı.
Onu aradım.
Telefon ikinci çalışta açıldı.
“Günaydın!” dedim olabildiğince neşeli bir sesle.
“Günaydın Duru.”
“Poyraz…”
“Dün attığım mesajları şimdi gördüm.”
“Kusura bakma.”
“Önemli değil.”
“Kaldı ki hatırlamıyorsun zaten.”
Dudaklarım hafifçe kıvrıldı.
“Hayır.”
“Dün biraz fazla kaçırmışım.”
“Hiçbir şey hatırlamıyorum.”
Yalan söylemek bazen çok işe yarıyordu.
“Poyraz…”
“Biz Pelin’le kahvaltı hazırladık.”
“Yalın da evde.”
“Bize gelsene.”
Hiç düşünmeden cevap verdi.
“Tamam.”
“Beş dakikaya oradayım.”
Telefon kapanınca Pelin’e döndüm.
“Hayatım, abimi çağırır mısın?”
“Ben de tabakları hazırlayayım.”
Pelin hemen itiraz etti.
“Sen çağır.”
“Ben hazırlarım.”
Başımı iki yana salladım.
“Olmaz.”
“Birazdan Poyraz gelir.”
“Kapıyı ben açacağım.”
Pelin gözlerini devirdi.
“Of…”
“Tamam.”
Mutfaktan çıkarken içimden kocaman bir gülümseme geçti.
Bundan sonra fırsat buldukça Pelin’le Yalın’ı yalnız bırakacaktım.
Çünkü Pelin kesinlikle yengem olmalıydı.
Onların işi daha kolaydı.
Aralarında hiçbir zaman “abi-kardeş” gibi bir bağ olmamıştı.
Sadece mesafeli iki insandılar.
Ama benimle Poyraz…
Her şey başından beri “abimin arkadaşı” olarak başlamıştı.
Hatta onu tanımamın tek sebebi bile Yalın’dı.
Poyraz’ın bu apartmana taşınmasının nedeni bile abimdi.
Belki de bu yüzden aramızdaki en büyük engel yine Yalın’dı.
Beş dakika bile dolmadan kapı çalmıştı. Kalbimin hızlanan atışlarıyla kapının önüne gittim. Antredeki aynada hızlıca kendimi kontrol ettim; saçımdaki tokayı aceleyle çözüp parmaklarımla saçlarımı düzelttim. İşte tam o an, aynadaki yansımamda bir şey fark ettim.Üzerimdeki askılı pijamanın ince kumaşı yüzünden göğüs uçlarım fazlasıyla belirgindi. İçeride harıl harıl çalışan klimanın azizliğiydi işte. "Neyse ya, ne olacak sanki?" diye geçirdim içimden. Umursamamaya çalışarak derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım."Hoş geldin," dedim, sesimin olabildiğince doğal çıkmasına gayret ederek.Poyraz’ın gözleri önce yüzüme, hemen ardından üzerimdeki askılıya kaydı. Bakışları orada takılı kaldığında sertçe yutkunduğunu gördüm. Boğazını temizler gibi bir ses çıkarıp gözlerini hızla gözlerime tırmandırdı."Sen neden içine bir şey giymedin?" diye sordu, sesi pürüzlü ve hesapsızca kısıktı.Hafifçe gülümsedim, sesime alaycı bir ton katarak, "Hava sıcak abisi," dedim."Abisi" lafını duymasıyla sinirle gözleri kısıldı. "Ya ben değil de kapıdaki başkası olsaydı?" diye çıkıştı, sesindeki sahiplenici öfke gizlenemeyecek kadar netti.Ona doğru yarım adım yaklaştım. "Ama sensin yani. Sorun yok sonuçta kardeşin gibi görüyorsun beni," dedim meydan okurcasına.Gözleri gözlerimde asılı kaldı. Uzun, sessiz ve nefes kesici bir saniyeydi. Sonunda pes eder gibi, "doğru söylüyosun kardeşim," dedi fısıldar gibi ve yanımdan geçip içeri girdi.Tam o sırada merdivenlerden Pelin ve Yalın iniyordu. Abim, Poyraz’ı görür görmez yüzünde kocaman bir gülümsemeyle seslendi:"Kardeşim! Hoş geldin.""Asıl ben senin kardeşinim! Beni hiç böyle karşılamadın abi," diyerek araya girdim, sahte bir kırgınlıkla dudak bükerek.Abim halime gülüp, "Oy, sen kıskandın mı?" dedi ve yanağımdan tatlı bir makas aldı. Ben de hemen fırsattan istifade ona yaklaşıp yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. Pelin ve Poyraz, yüzlerindeki o hafif, izleyici gülümsemesiyle bizi izliyorlardı."Hadi, kahvaltıya," dedim neşeyle.Hep birlikte masaya geçtik. Düzen her zamanki gibiydi: Pelin ve ben yan yana oturmuştuk; abim Pelin’in tam karşısında, Poyraz ise benim karşımdaydı.Poyraz, onun bana baktığını fark etmediğimi sanıyordu. Ama masanın altından, üstünden, her fırsatta bakışlarının göğsüme kayıp durduğunu çok iyi görüyordum. O her baktığında içimde tarif edemediğim, yakıcı ve garip bir his dalgalanıyordu. En sonunda bakışlarını doğrudan yakaladığımda, bir daha o tarafa bakmamaya yemin etmiş gibi yönünü tamamen abime çevirdi. Suratını öyle bir asmıştı ki... Salak ya, resmen utanmıştı.Bir yandan da abimle Pelin’i kesiyordum. İkisinin arasındaki o gizli, kaçamak bakışları yakalamak hiç de zor değildi. Pelin’in yanakları hafifçe pembeleşmişti.Herkesin çayı bitmek üzereyken, tazelemek için masadan kalktım. Önce abimin bardağına çayı doldurdum, ardından Poyraz’ın bardağına koymak için ona doğru eğildim. Aramızdaki mesafe o kadar azdı ki, kokusunu alabiliyordum.Tam o sırada başını kaldırıp bana baktı. Bakışları yine, sanki kendi iradesi dışındaymış gibi göğsüme kaydı. O an zaman durdu, dikkatim öyle bir dağıldı ki elimdeki demliği eğdiğimi fark etmedim bile.Kaynar çay, Poyraz’ın karnına dökülüverdi.Hassiktir.Poyraz ilk birkaç saniye ne olduğunu idrak edemedi sanırım. Hiçbir tepki vermedi, gözleri hâlâ bende asılı duruyordu. İçimden, "Salak Poyraz, evin yanıyor aq, tepki versene!" diye çığlık atasım geldi.Hemen ardından acıyı hissetmiş olacak ki ani bir refleksle ayağa fırladı. Telaşla demliği masaya bırakıp ona doğru atıldım."Poyraz! İyi misin?"Elim gayriihtiyari tişörtünün eteklerine gitti, kaldırıp bakmak istedim. Ama o hafifçe geri çekilerek, "Sorun yok, endişelenme. Ben bir banyoya gideyim," dedi ve hızlı adımlarla banyoya doğru yürüdü.Hemen koridordaki dolaba koşup yanık kremini aldım ve peşinden banyoya gittim. Kapıyı çalma gereği duymadan direkt açtım.Poyraz üzerindeki ıslak tişörtü çoktan çıkarmıştı. Kapının açılmasıyla bana döndü.Aman Tanrım...Gözlerim istemsizce vücudunda, o belirgin karın kaslarında takılı kaldı. Salak ben, resmen adamı banyoda dikilmiş inceliyordum! Kendimi toparlayıp aceleyle karnındaki yanık izine baktım. Tenindeki kızarıklık çok kötü görünüyordu. Onu öyle görünce içimde bir yerler cız etti, sanki benim canım acımıştı.Poyraz, yüzümdeki ifadeyi görünce hafifçe gülümsedi. "Doldurma gözlerini, acımıyor," dedi yumuşak bir sesle.Gözlerimin dolduğunu o söyleyene kadar fark etmemiştim bile. Ona doğru birkaç adım yaklaştım. "Bu kremi sürelim, hızlı iyileşir," dedim."Ben sürerim, sen çıkabilirsin kardeşim," dedi, sesindeki o mesafeli tınıyı geri getirmeye çalışarak."Ben yaktım, ben süreceğim abisi," dedim, yine o alaycı ses tonumu takınarak.Poyraz gözlerini devirdi. "'Abisi' ne ya kızım? Alaya alır gibi...""Alaya alıyorum zaten," diyerek kremin kapağını açtım.Parmaklarımın ucuna aldığım kremi, tenindeki o sıcak, kızarık bölgeye nazikçe sürmeye başladım. Canının yandığına emindim ama bana belli etmemek için dişlerini sıkıyordu."Özür dilerim," diye fısıldadım, gözlerimi yanık yerinden ayırmadan."Saçmalama, sorun değil. Küçücük bir şey zaten," dedi.Parmaklarım karnındaki o sert kaslara her dokunduğunda, vücudunun baştan aşağı gerildiğini hissediyordum. Dokunuşumu bitirmek istemiyordum; o pürüzsüz karın kaslarında parmaklarımı gezdirmek öyle cazip geliyordu ki, farkında olmadan kremi yanığın çok daha dışındaki bölgelere sürmeye başladım.Poyraz hafifçe güldü, sesi derinden geliyordu. "Yanık orada değil yalnız."Yanaklarımın yandığını hissederek elimi çektim. "Fark etmemişim," deyip şapşal bir şekilde gülümsedim. "Sana temiz bir tişört getireyim ben."Hızla banyodan çıkıp abimin odasına daldım. Dolabından ince kumaşlı, bol bir tişört seçip banyoya geri döndüm ve ona uzattım.Tişörtü aldı ama giymedi. Elinde tutarak bana baktı. "Sen niye çıkmıyorsun?"Banyonun ortasında, kapının önünde mal gibi dikiliyordum. İçimdeki o ani, nereden geldiğini bilmediğim cesaret dalgasıyla gözlerimi gözlerine diktim."Sen giy," dedim fısıldar gibi. "Manzaram güzel."Poyraz’ın dudaklarının kenarı kıvrıldı. "Boşuna spor yapmıyoruz abicim," diyerek güldü ve tişörtü kafasından geçirdi. Tişörtün yakasından çıkan saçlarımı her zamanki gibi eliyle hafifçe karıştırdı. Salak, hep bunu yapıyordu. Beni hâlâ küçük bir çocuk gibi mi görüyordu yani?Tişörtünü düzelttikten sonra üzerime doğru yürümeye başladı. Beni kapıya doğru geri geri gitmeye zorluyordu. Aramızdaki mesafe tamamen kapandığında, "Hadi kız çocuğu," dedi fısıldayarak."Ben kız çocuğu değilim," dedim, dik dik yüzüne bakarak."Öylesin," dedi, gözlerindeki o kışkırtıcı pırıltıyla. Sırf inadıma yapıyordu bunu.Daha fazla dayanamadım. Aramızdaki o görünmez duvarı yıkmak ister gibi, "Dün öğlen ve gece kız çocuğu olmadığımı söylemiştim ama..." dedim, kelimelerin üzerine basa basa ima yaparak.O an Poyraz’ın dudaklarından erkeksi bir kahkaha döküldü. İşte o an anladım; dün olanları hatırlayıp hatırlamadığımı test ediyordu ve ben salak gibi kendi ellerimle kendimi ele vermiştim. Ağzımdan kaçırmıştım işte!Hemen durumu kurtarmaya çalışarak, "Neyi?" dedim, şaşkın ayağına yatarak. Sonuna kadar inkar!"Bence buradan dönmez, hiç zorlama," dedi, yüzünde zafer kazanmış bir gülümsemeyle.Ben kendime verdiğim sözleri neden onun karşısında hep unutup duruyordum ki? Kararlıydım, artık o çabalayacaktı. Kendimi geri çektim."Tamam abi, çıkalım," dedim mesafeli bir sesle.Kapının kulbuna uzandım ama Poyraz kapıyı eliyle bastırarak açmama engel oldu. Bana doğru eğildi, sıcak nefesi boynuma çarptı."Tamam abicim, çıkalım," diye fısıldadı.Ve hemen ardından, dudaklarını boynuma bastırdı.Oraya uzun, sıcak ve derin bir öpücük bıraktı. O an nefesim kesildi. Sanki akciğerlerimdeki tüm hava çekilmişti, nasıl nefes alacağımı unutmuştum. Tam bu hissin içinde kaybolacakken, Poyraz tamamen duygusuz, dümdüz bir ifadeyle geri çekildi.Gözlerimin içine baktı ve fısıldadı:"Ödeştik. Şimdi çıkabiliriz."Şaşkınlıktan ve öfkeden dilim tutulmuştu. Kapının önünden çekilmesini beklemeden onu göğsünden sertçe ittim, kapıyı açıp hızla mutfağa geçtim.Mutfakta abim hâlâ Pelin’i izliyordu ama Pelin utanıyor olacak ki yüzüne bile bakmıyordu. İçeri girdim ama kafamın içi resmen bir savaş alanıydı. Kendimi çok garip hissediyordum.Ödeştik ne ya? Bir de karşımda duygusuz bir robot gibi duruyordu piç. Ben orada kalbimin ritmini kaybedip binbir türlü şey hissederken, onun mimik bile oynatmaması... Kafamı tamamen karıştırmıştı.Ama madem o böyle bir oyun başlatmıştı, benim için de kurallar değişmişti. Eski taktiği tamamen iptal ediyordum.Yeni taktiğim: Sonuna kadar üzerine gitmek.Bakalım ne zaman pes edecekti o aptal Poyraz.

Durunun ani ruh hali değişimleri hakkında ne düşünüyorusunuz?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

124okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18