14. bölüm / 24
SÖZDE ABİSİ ;) Texting14.Bölüm
Bölümler 24Şu an: 14.Bölüm
- 1 1.Bölüm495 kelime
- 2 2.Bölüm649 kelime
- 3 3.Bölüm456 kelime
- 4 4.Bölüm891 kelime
- 5 5.Bölüm496 kelime
- 6 6.Bölüm1.735 kelime
- 7 7.Bölüm1.807 kelime
- 8 8.Bölüm710 kelime
- 9 9.Bölüm1.756 kelime
- 10 10.Bölüm659 kelime
- 11 11.Bölüm235 kelime
- 12 12.Bölüm1.340 kelime
- 13 13.Bölüm946 kelime
- 14 14.Bölüm1.379 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15.Bölüm1.007 kelime
- 16 16.Bölüm204 kelime
- 17 17.Bölüm562 kelime
- 18 18.Bölüm565 kelime
- 19 19.Bölüm310 kelime
- 20 20.Bölüm949 kelime
- 21 21.Bölüm744 kelime
- 22 22.Bölüm630 kelime
- 23 23.Bölüm1.021 kelime
- 24 24.Bölüm865 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
PELİN
Aslında o halı sahaya gitmeyi hiç ama hiç istemiyordum. Utançtan yerin dibine girmek üzereydim çünkü. Dün gece sarhoş kafayla gidip Yalın’ın odasında uyumuş, üstüne bir de salak gibi her şeyi unutmuştum.Yalın aslında benim çocukluk aşkımdı. Bunu Duru’ya hiç söylememiştim, benimle dalga geçer diye çekinmiştim. Aynı mahallede doğup büyümüştük. O zamanlar ben henüz 7 yaşında küçük bir kız çocuğuydum, Yalın ise 11 yaşındaydı. Çocukken çok asosyaldim, pek arkadaşım yoktu. Bir gün parkta tek başıma otururken, kendi yaşlarımda bir erkek çocuğu bana musallat olmuştu. Sırf gelişim sürecinde biraz toplu görünüyorum diye benimle "kilolu" ve "çirkin" diyerek acımasızca dalga geçiyordu. Aslında öyle değildim ama çocuk psikolojisi işte; o dönem o çocuk yüzünden yemek yemeyi bile azaltmıştım.Ben yine parkta o zorba çocuk yüzünden ağlamak üzereyken, Yalın bir anda ortaya çıkmıştı. Çocuktan daha iri ve uzundu. Çocuğun üzerine yürüyüp kavga etmiş ve ona bir daha bana bulaşmamasını söylemişti. Yalın'ın heybetinden korkan çocuk arkasına bakmadan kaçmıştı.O zamanlar Yalın’ın yüzünde ergenlikten kalma yoğun sivilceler vardı. Beni elimden tutup bir banka oturttu. Gözlerimin içine bakarak, "Sen çok güzelsin, o salağı takma," demişti. "Hem bak, benimle de okulda sivilceliyim diye alay ediyorlar. Çirkin diyorlar dış görünüşüme. Asıl kalbi kötü olanlar çirkin."Ona bakıp, "Sende çok güzelsin ki... Sana çirkin diyen çarpılır!" demiştim. Belki o zamanlar klasik anlamda yakışıklı değildi ama benim çocuk gözüme o sivilceli haliyle bile dünyanın en yakışıklı kahramanı gibi görünmüştü. O gün bir anlaşma yapmıştık; her cumartesi o parkta buluşacaktık. Birbirimizin sadece adını biliyorduk. Ama kader işte, bu anlaşmadan sadece dört hafta sonra bizim memlekete geri dönmemiz gerekti.Onu hiç unutmadım. Kim çocukluk aşkını, ilk kahramanını unutabilirdi ki? 10 yıl sonra tekraraynımşehre aynı mahalleye taşındık. O dönem Duru ile aynı okuldaydık ve onun vesilesiyle arkadaş olmuştuk. Onların çocukluktan bu yana aynı mahallede oturduğunu öğrenip üstüne bir de Yalın’ı karşımda görünce kalbimin nasıl duracak gibi olduğunu anlatamam. Onu saniyeler içinde tanımıştım gözleri bile yeterdi zaten tanımam için. Ama o beni hatırlamayınca hiç bozuntuya vermedim. Onu yıllar sonra, serpilmiş ve inanılmaz derecede yakışıklı bir adam olarak karşımda görünce, içimdeki o küllenmiş aşk kor gibi yeniden alevlendi.Şimdi ben 20 yaşındaydım, o ise 24. Ve ben ona hâlâ deliler gibi aşıktım. Ama beni hatırlamıyor oluşu içimde hep bir şeyleri yarım hissettiriyordu. Hele dün geceden sonra onunla yan yana gelmek en son isteyeceğim şeydi ama Duru’nun planları sayesinde kendimi yine onun dibinde bulmuştum.Halı sahaya geçip Duru ile tribünlere oturduk. Poyraz ve Yalın sahaya doğru yürüyorlardı. Yalın, adımlarını hızlandırıp doğrudan bana doğru yöneldi. Gözlerimin içine bakarak, "Bir gelir misin? Bir şey konuşmalıyız," dedi.Sesindeki o ciddi ton karşısında yutkunarak, "Tabii Yalın," dedim.Birlikte tenha olan kantinin önüne geçtik. Ensesini gergin bir şekilde kaşıyarak bana doğru eğildi. "Pelin... Dün gece olanları hatırlıyor musun?"Panikle kalbim hızlandı. "Hayır, neden ki? Bir şey mi oldu?""Bir şey olmadı ama... Hatırlasan iyi olurdu. Belki hatırlayınca bana kızarsın, ama ben her şeye razıyım.""Sana neden kızayım ki?" dedim fısıldar gibi. Ona kızmam imkansızdı. Karşımda öylece durup, o koyu gözleriyle bana bu kadar tatlı bakarken dünyayı yaksa gıkım çıkmazdı.O sırada kantinden çıkan süslü bir kız adımlarını doğrudan bizim tarafa yöneltti. Yalın’ın hemen yanında durup gözlerinin içine baktı. "Bugün de çok güzel goller atacağına eminim canım," diyerek bir anda Yalın'ın yanağına sulu bir öpücük kondurdu.Beynimden aşağı kaynar sular dökülmüştü. Lan, burası halı saha mıydı yoksa başka bir yer mi? Kızın bu rahat tavırları ve Yalın’ı öpüşü sinirlerimi altüst etmişti. Tam arkamı dönüp gidecekken, Yalın ani bir refleksle bileğimden kavradı. Beni kıza doğru göstererek sert bir sesle konuştu:"Benim kız arkadaşım var. Lütfen hareketlerinize dikkat edin."O an içimin yağları eridi, kalbim göğüs kafesimi zorlamaya başladı. Yalın'dan aldığım o cesaret dalgasıyla kıza tiksinerek baktım. "Canım, hadi şimdi yol al," dedim. Kız bozulduğunu gizlemeye çalışarak hızla yanımızdan uzaklaştı.Yalın’a döndüm, bileğimi hâlâ tutuyordu. "Neden böyle bir şey yaptın?" dedim."Kızdan rahatsız oldum. Sen olmadın mı?" dedi muzip bir gülüşle."Evet, garipti tavrı. Bence sen bir daha bu halı sahaya gelme," dedim kollarımı göğsümde birleştirerek.Gülümsemesi daha da genişledi. "Neden Pelin?""Rahatsızlık verirler sana da ondan.""Neden versinler ki?" diye sordu, gözlerinin içi parlıyordu.Anlık bir cesaretle, "Yakışıklısın çünkü!" diye itiraf ediverdim. Söyler söylemez yanaklarımın alev aldığını hissettim."Sevgilim isterse gelmem," dedi fısıldar gibi.O anlık korku ve kıskançlıkla hızla sordum: "Senin sevgilin mi var?"Daha da keyifle güldü. "Yok... Ama belki yakında olur."Neden bahsediyordu bu çocuk? Hoşlandığı biri mi vardı yoksa? Tam o sırada maç için anons yapıldı. Sinirlerimin bozulduğunu hissettirerek, "Hadi sen git, ben de gidiyorum. Hoşlandığın kızla da bir an önce konuş da kaçmasın fırsatın," dedim kıskançlığımı gizleyemeyen bir tonda."Tamam, tavsiyene uyacağım," dedi ve göz kırpıp sahaya doğru koştu.Çok kırılmıştım. Duru’nun yanına döndüğümde kafam darmadağındı. Maça asla odaklanamıyordum, etrafımdaki tezahüratlar kulağımda uğultudan ibaretti. Aşırı derecede moralim bozulmuştu.Nihayte maçın ilk yarısının düdüğü çaldı. Yalın ter damlaları alnından süzülürken doğrudan bizim yanımıza geldi. Duru’ya bir şeyler söyledi ama ben duyacak durumda değildim. Sonra bakışları beni buldu. "Pelin, biraz konuşabilir miyiz?""Olur," dedim ruhsuz bir ses tonuyla. Aklım hâlâ o "hoşlandığı" kızdaydı.Benimle yine kantin tarafına yürüdü ama bu sefer kimsenin olmadığı, kuytu arka tarafa götürdü beni. Burası tamamen ıssız ve gölgedeydi. Aramızdaki mesafeyi kapatıp gözlerimin içine derin derin baktı."Pelin, şimdi sana o gece odama geldiğinde ne olduğunu anlatacağım. Ama utanıp kaçmak ya da bana kızmak yok. Söz mü?" diyerek serçe parmağını uzattı.Daha anlatmadan yanaklarım yanmaya başlamıştı bile. "Söz," dedim ve küçük serçe parmağımı onun parmağına doladım.Yalın parmağını çekmedi, aksine elimi tamamen kavrayıp avucunun içine aldı. Kalbimin ritmi kontrolden çıkmıştı."Odama geldin, beni uyandırdın. Önce rüya gördüğümü sandım. Sonra sen canımı yakmayacak şekilde kolumu çimdikledin ve rüya olmadığını anladım. Sonra bana yaklaştın..." dedi ve aniden üzerime doğru adım atarak beni arkamdaki duvarla kendi gövdesi arasına sıkıştırdı.Nefesim boğazımda tıkandı. Dudaklarımızın arasında sadece birkaç santim kalmıştı. Bir eli usulca çenemi kavradı, diğer eli ise belime inip beni yavaşça kendine doğru çekti. Dokunduğu yer alev alıyor, tenim sarsılıyordu. Gözlerini dudaklarıma indirdi sonra beni dudaklarımdan öptü ve geri çekilde ne oldupunu bile idrak edememiştim konuşmaya devam stti."Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu... Ve sen beni bir anda öptün tıpkı benim az önce öptüğüm gini."Şaşkınlıkla gözlerim açılırken devam etti: "Sonra ben geri çekildim. Sen beni öptün diye çok şaşırmıştım. Ama ben çekilince sen ağlamaya başladın. Ensesini kaşıyıp 'Beni sevmiyorsun' diye mırıldandın. Ben sarhoşsun, sabah pişman olursun diye kendimi tutmaya çalışıyordum ama sen ağlamaya devam edince daha fazla dayanamadım. Seni öptüm ve biz... Öpüştük."O cümlesini tamamlar tamamlamaz beni öptü içimdeki tüm o kıskançlık, hasret ve heyecan patladı. Yalın’ın boynuna atıldım ve dudaklarımı onun sıcak dudaklarına bastırdım.Öpüşümüz ilk başta naif ve özlem doluydu, ancak saniyeler içinde aramızdaki o çekim bizi ele geçirdi ve her şey inanılmaz derecede tutkulu bir hal aldı. Yalın belimdeki elini sıkılaştırıp beni duvara daha çok yaslarken, dudaklarımı hafifçe ısırdı. Ağzımdan çok hafif, kısık bir inleme döküldü.Yalın dudaklarımı serbest bırakıp hafifçe geri çekildi. Nefes nefeseydi. "Ödeştik," diye fısıldadı ve hiç vakit kaybetmeden dudaklarımı tekrar esir aldı.O an, o geceye dair her şey zihnimde şimşek gibi çaktı. Hatırlamıştım! Ama onun kasten atladığı çok önemli bir detay vardı. Geri çekildim. Yüzünde aniden endişeli ve üzgün bir ifade belirdi. "Pişman mısın?" diye sordu korkuyla."Hayır, pişman değilim. Sadece her şeyi hatırladım," dedim gülümseyerek. Gözlerinin içine muzipçe baktım. "Ama senin atladığın çok önemli bir detay var Yalın.""'Dur.." diye fısıldadı. Bakışları yumuşadı, elleri yüzümü kavradı. "Çünkü bunu ilk benim söylemem gerekiyordu Pelin. Ben sana aşığım. Seni çok seviyorum."Duyduğum sözlerin güzelliğiyle gözlerim dolarken, ona kelimelerle değil, eylemimle cevap verdim ve dudaklarına tekrar kapandım.Öpüşmemiz giderek daha da tutkulu, daha da talepkar bir hal alıyordu. Onun alt dudağını dişlerimin arasına alıp emerken, o da benim üst dudağımı kavrayıp derin nefesler alıyordu. Dudaklarını hafifçe ısırışımla birlikte Yalın’ın boğazından erkeksi, boğuk bir inleme yükseldi. Dudaklarımı daha derin öpebilmek için dilini dudaklarımın arasına itti; ben de hiç tereddüt etmeden dudaklarımı aralayıp kendimi tamamen ona bıraktım. Birbirimizin nefesinde kaybolmuştuk.Tam o sırada sahadan yükselen keskin maç düdüğü sesiyle irkildik. Ama buna rağmen birbirimizden kopmamız birkaç saniye daha sürdü. Yalın yavaşça geri çekildi, alnını alnıma yaslayıp derin bir nefes aldı."Ben maça gidiyorum. Çıkışta uzun uzun konuşacağız güzelim. Seni çok seviyorum," diyerek saçlarımın üzerine sıcacık bir öpücük kondurdu.Ben utançtan kıpkırmızı olmuş bir şekilde Duru’nun yanına dönerken, o da adeta ayakları yerden kesilmiş gibi sahaya koştu. Tribüne oturduğumda Duru bana şüpheyle baktı ama ona hemen, "Hiçbir şey sorma," diyerek konuyu kapattım.Birkaç dakika sonra Yalın harika bir gol attı. Tribünler yıkılırken, o doğrudan bizim oturduğumuz tarafa doğru koştu. Gözlerimin içine bakarak bana sıcacık gülümsedi ve göz kırptı. Ben de ona gülümsedim ama kalbim hâlâ deli gibi çarpıyordu.Kesinlikle sevgili olduğumuzda ona bu halı sahayı yasaklamalıydım! Ya da en azından, buraya sadece benimle gelebilirdi.
Yorumlarınızı bekliyorum💖
Bölüm etkileşimi
